| Sosyoloji:
AnaSayfa |
Sosyalleştirme Araçları
Sanat, eğitim ve teknoloji, sosyalleştirme
araçlarının başında yer alır. Bu unsurlar aynı
zamanda bilgi üretmeyi ve sosyal yapının
şekillendirilmesini de sağlamaktadırlar.
Çoğu yazarlar günümüzde en etkili ve yaygın
sosyalleştirme araçlarından biri olan televizyonu,
toplumsal normları aktaran sosyalleştirme
araçlarından biri olarak işlemektedirler.
Gerçekten de televizyon eğlence, çeşitli törenler
ve birbirinden farklı büyük dinleyici kitleleriyle
toplumumuzda en yaygın ve güçlü sosyalleştirme
araçlarından biridir. Fert, bu görünüm tarafından
sunulan telkinden kaçamamaktadır, hatta televizyon
seyretmeyenler bile bu insanların bulunduğu
çevrede yaşamak zorundadırlar.[1]
Televizyon veya genel olarak iletişim, özellikle
bilgisayar iletişiminin yaygınlık kazandığı ikinci
enformasyon devriminden sonra, yabancı
kaynaklardan gelen yayınlarla veya kültürel
olmayan enformasyonla millî kimlik erozyonuna
sebep olmaktadır.[2] Ancak, diğer yandan, yerli
kaynak kullanıldığı takdirde millî kültür
bütünlüğünü sağlayabilecek bir araçtır da. Yabancı
kültür unsurları, yabancı yayınlar vasıtasıyla
millî kültür bütünlüğünü bozmaktadır.
Araçların zaman içinde şekil veya niteliklerinde
değişmeler olabilmekte, fakat fonksiyonları devam
etmektedir. Bir aracın önemi onu elinde bulunduran
insan tipine bağlıdır. Bu bakımdan genel olarak
insanların, söz konusu örnek itibariyle de
yazarlar veya yapımcıların kimlik unsurları,
toplumu etkiledikleri bilgi bakımından son derece
önemlidir .[3]
Sanatın her dalı, sosyalleştirmede çok güçlü birer
araçtır. Burada sadece edebiyat ve onunla ilgili
bir örnek ele alınmıştır. Hikâyeler ve masallar
sosyal değerlerin mükemmel bir şekilde ifâde
edilerek aktarılması için organize edilmiş edebî
eserlerdir. Fert, birbiriyle ilişkili olaylar
zincirinde işlenmiş olan iyi ve kötü tipleri,
bunların sosyal hayat açısından konumlarını, fayda
ve zararlarını kolaylıkla değerlendirerek işaret
edilmiş olan sosyal kimliğini edinir. Dede Korkut
hikâyelerinden Tepegöz buna açık bir örnektir.[4]
Bu eserde, bir çoban tarafından işlenen ahlâk
suçu, neticede toplum dışı bir kişiliğin (Tepegöz)
meydana gelmesine ve tüm topluma zarar vermesine
sebep olmaktadır. Cemiyetin dışındaki bilinmeyen
öğelerle kurulan bu meşru olmayan ilişkinin
maliyetini oba halkı ödeyememektedir. Toplumsal
işleyiş altüst olmuştur. Sonuçta örnek kişilik
tipine müracaat edilerek problem ortadan
kaldırılır. Eserde birtakım sosyal davranışlar
toplum hayatı için önemli olan boyutlarıyla işaret
edilmektedir.
Göç olayının çocukların sosyalleşmesi üzerinde
olumsuz bir etkisi vardır. İş bulmak amacıyla
ailenin erkeklerinin şehre göçmesi, kadınların
aile içindeki yükümlülüklerini artırarak onları
karşı karşıya kaldıkları problemleri çözmede
yetersiz bırakmakta ve doğan boşluk yeni
nesillerin eksik sosyalleşmelerine sebep
olmaktadır. Araştırmalar göçün aile gelirini ve
hayat standartlarını yükseltirken ailenin kadın
üyelerinin sorumluluklarını da artırdığını
göstermektedir.[5] Ancak, kadının yeni çalışma
alanlarına katılması ve yeni tecrübeler edinmesine
rağmen ataerkil aile yapısına ait ahlakî değer
sistemi devam ettirilmektedir. Bu da
göstermektedir ki, bu tür aile yapısı ve değerleri
kırsal alana mahsus eski tarz bir sosyal yapının
sonucu değildir. Göçün esas amacı çocukların
geleceklerini geliştirmektir .
Etnik unsurların bulunduğu sosyal yapılarda
sosyalleşme ayrı bir önem taşımaktadır. Bu tür
toplumlarda ırk çatışmalarını giderici unsurların
esas alınması gerekmektedir. Irk ayrımının
olmadığı bir çevrede, eğitim kurumlarından mezun
olan öğrenciler daha yüksek eğitim kurumlarına
-ayırımcılığın yapıldığı bölgelerdekine nispeten-
daha fazla miktarlarda girmekte, eğitimlerini
tamamlamakta ve iş bulabilmektedirler .[6]
Fertlerin sosyal orijinleri kariyer seçimini
yönlendirmekle birlikte eğitilmiş üyelerin
genellikle seçkin toplumsal değerlere
yönelmektedirler .[7]
Fertlerin etnik kökenleri bir dereceye kadar
kariyer seçimini etkilemektedir. Ancak, bu durum
genellikle düşük eğitim seviyesindeki kesimlerde
göze çarpmaktadır. Mensup olunan etnik guruba ait
sosyal ve meslekî çevrenin sunduğu imkânlar daha
kolay değerlendirilebilmektedir. Ayrıca,
geleneksel olarak sürdürülen bazı meslekler de,
etnik yapı çerçevesinde belirleyici olmaktadır.
Fakat eğitim seviyesi yükseldikçe, etnik kökenin
kariyer seçimindeki belirleyiciliği azalmakta,
eğitilmiş üyeler genellikle seçkin toplumsal
değerlere yönelmektedirler.
Eğitim oranının yükselmesiyle birlikte etnik gurup
bilinci düşmektedir. Bu konuda yapılmış bir
araştırmada, yüksek sosyo-ekonomik statülü kesimde
ırk bilincinin düşük olduğu ortaya konulmuştur.[8]
Ancak eğitimin her zaman ferdin kendisi veya
toplumun yararlarına kullanıp kullanmadığı şüpheli
bir sorudur. Aynı araştırmaya göre, 1960 ve
70'lerde zenci kolej öğrencilerinin kariyer
amaçları ve politik aktiviteleri zenci
topluluğunun hayat şartlarının yükseldiğini
göstermektedir. Buna ters olarak çağdaş
gözlemciler düşük seviyede bir siyasi aktiviteyi
işaret etmekte ve ferdî çıkarların hâkimiyetinin
bir göstergesi olarak günümüzdeki zenci
öğrencilerin maddi şeylere olan düşkünlüğü
vurgulamaktadırlar. Yüksek sosyo-ekonomik statü,
düşük ırk bilincinin en önemli işaretidir. Daha
açık fırsatlar yapısının algılanması bu fertlerin
sistemi sorgulamasını ve böylece statükoya meydan
okumasını önlemektedir.
Araştırmanın sonuçları kısaca, refahı artan
kesimin etnik tutumlardan uzaklaştığını
söylemektedir. Bunun sonucu olarak da siyasî
aktiviteler düşmüştür. Ancak, zencilerde refah
arttığı için mi siyasî aktivite azalmaktadır,
yoksa sosyal haklar kazanıldığından dolayı artık
bu tür hareketlere gerek kalmamış mıdır? Bu
sorunun cevabı verilmemektedir.
[1]G. Gerbner, "Society's storyteller: how
television creates the myths by which we live.",
Media & Values. no. 59-60, Fall, 1992, s. 8-9.
[2]B. Ostry, "The Information "Revolution":
Information, Communications and
Culture." Paper presented at the Annual Meeting of
the International Institute of Communications. (London,
England, September 9-13, 1979), s.1-12
[3]Center for Social Organization Studies. "The
Sociology of Black American Literature: The
Changing Social Role of Black Writers.", Working
Paper Number:171. Chicago Univ. 1973, s.31.
[4]O. ª. Gökyay, "Basatın Tepegözü Öldürdüğü
Boyu", Dede Korkut Hikâyeleri, Tercüman 1001 Temel
Eser No. 149, İstanbul 1980, s.169-182.
[5]Y. Atal, "City Lights: the Impact of Rural-Urban
Migration.", The Courier (Unesco). v. 38, Sept.
1985, s. 10-11.
[6]J. H. Braddock; R. L.Crain; J. M. McPartland,
"A long-term view of school desegregation: some
recent studies of graduates as adults.", Phi Delta
Kappan. v. 66, Dec. 1984, s. 259-64.
[7]J. J. Frenk, Social Origin Prefessional
Socialization And Labor Market Dynamics: The
Determinants of Career Preferences Among Medical
Interns in Mecsico. Dissertation (Ph.D.). The
University of Michigan, 1983. s. 334.
[8] M. Lorrai, The 'Talented Tenth' Reconsidered:
Race Consciousness. Dissertation (Ph.D). The
University of Michigan, 1988, s. 3-11.
|