| Sosyoloji:
AnaSayfa |
ETNİK KİMLİK ve ETNİKLİK
KAVRAMLARI
Etnik kimlik, ferdîn içinde yaşadığı
toplumdaki yaygın kültür unsurlarından farklı
olarak, orijinal bir kültürel sistemin yapı
özelliklerini nitelik itibariyle taşımasıyla
ortaya çıkan bir kimlik türüdür. Millî kimliğe
olan bağlılık azaldıkça başka kimlik arayışları
artmakta, etniklik önem kazanmaktadır. Etnik
özellikler, kültürel entegrasyonun sağlanamadığı,
kültürle arası mesafenin[1] (inner cultural
distance) olduğu toplum yapılarında görülebilecek
potansiyel bir sosyal tabakalaşma unsurudur.
Tümüyle homojen bir toplumsal yapıya rastlamak
oldukça zordur. Sosyal yapı çeşitli türlerde
sosyal tabakalaşmadan, veya onu meydana getiren,
birbirinden farklı niteliklere sahip alt
guruplardan oluşmaktadır. Zaten aksi takdirde de
toplumsal tabakalaşmayı fark etmek mümkün
olamazdı. Ancak, sosyal gurupların hepsinde de,
toplumun tümünde görülebilecek, ortak sosyal
değerler, ortak amaçlar, ortak bir geçmiş,
halihazırda da devam etmekte olan tarihî süreç
içinde mevcuttur. Toplumsal bütünlüğü meydana
getiren bu gibi temel unsurlardan uzaklaştıkça,
etnik farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
1. Etniklik
Genel anlamda bir sosyal gurubun ırk, dil veya
millî kimliğidir. Kolektif kimliğin dini, millî,
kültürel ve alt-kültürel gibi çeşitli formlarını
bünyesinde toplayabilir. Terimin orijinal Yunanca
anlamı ethnos, kabile veya ırktır. Sosyal
bilimlerde bu kavram, kültürel mecranın biyolojik
ve genetik belirleyiciliği dışına çıkarak, "ethos"
(bir kavmin veya toplumsal bir kurumun
özellikleri) ve "âdet" (sosyal öğrenme ve sosyal
miras) anlamlarında kullanılmaktadır. Irk ve
kültür unsurlarının mümkün bileşimleri, sosyal
analizlerde bağımsız değişken olarak
alınmaktadır[2]. Etnik farklılıklar sosyal olarak
üretilmekte ve korunmaktadır.[3]
Millî ve etnik kimlikler bir ölçüde ırk faktörünün
belirleyiciliğine dayanırlar. Ancak, diğer
unsurlardan tecrit edilmiş yalnızca bir faktöre
dayalı bir kimlik yapısı düşünülemez. Meselâ,
Kıbrıs’ta yaşayan Türk ve Rum kesimi ırk, kültür,
din, sosyal, ve linguistik kimliklerinin tümüyle
ele alınmaktadır.[4] Bundan dolayı salt Müslüman
veya Türk kimliği yoktur. Mutlaka bu unsurların ve
değerlerinin tarihî süreç içinde bir yorumu ve
kombinasyonu gereklidir. Böylece millî kültürden
bağımsız millî bir kimlik düşünülemez.
Etniklik, diğer bir yaklaşımla, siyasî etniklik ve
kültürel etniklik olarak iki değişik mânâda ele
alınabilir. Bunlardan ilki, etnik çerçevedeki bir
gurubun siyasî hareketliliğini veya şuurunu, öbürü
ise, başka kültürel değerlere olan bağlılığını
veya uygulamalarını işaret eder.[5] Her iki türde
de ortak özellik, gurubun sahip olduğu farklılık
bilincidir.
Siyasî ve kültürel etniklik, ırk gurupları, etnik
azınlık statüsü, alt guruplar gibi birbirinden
farklı anlamlarda analiz edilebilmektedir. Yaygın
kullanımı son derece genel bir mânâ ifade etmekte,
ve bu yüzden de büyük bir kavram kargaşası meydana
gelmektedir[6]. Bu durum, belli bir gurubun sosyal
yapı içinde, ne tür bir yer işgal ettiğini de
belirlemekte güçlük çıkarır. Nitekim, Amerikan
kültürü içindeki Yahudi nüfusun durumu, bazen
etnik gurup, bazen ırk gurubu, bazen de alt gurup
olarak adlandırılmaktadır. Bu örneklerden en
dikkat çekeni zencilerin durumudur. Amerika'daki
zenci nüfusu tümüyle yaygın kültür içinde
eritilmiş olmasına ve ırk farklılığından başka bir
özellikleri kalmamış olmasına rağmen "ırk gurubu"
olarak değil, etnik gurup olarak
adlandırılmaktadırlar[7].
Batı ülkelerinde, kavramın işlenme süreci ve ifade
ettiği anlam, toplum yapısı ve iktisadi gelişme
farklarından dolayı, bazı değişiklikler arz
etmektedir[8]. Bunların en önemlilerinden biri, bu
ülkelerin gelişme süreçleri boyunca, sömürge
memleketlerden aldıkları göçtür. Böyle bir sosyal
hareketliliğin belli başlı saiklerinden birisi,
göç eden insanların bu yeni ülkenin bazı
özelliklerini tercih etmeleridir. Tercih unsurunun
oynadığı rol, bir süre sonra söz konusu gurubun,
yaygın toplumsal yapı içinde erimesine ve neticede
orijinal kültürel unsurlara katkıda bulunucu bir
çeşni haline dönüşmesine sebep olmaktadır. Kısaca,
yeni bir kimlik edinilmektedir.
Göç niteliğindeki toplumsal hareketlilikler
etniklik bilincini artırır. Sanayileşme ve
şehirleşme sürecinde, büyük nüfus kitleleri daha
önceden belli bir dengeye oturmuş olan mevcut
sosyal yapılarını bozmak zorunda kalarak göç
etmekte, ve şehirlerdeki yeni iktisadi ve sosyal
düzen içinde kendilerine bir yer bulmaya, kimlik
edinmeye, çalışmaktadırlar. Böyle bir değişim
süreci neticesinde, ferdî tutum ve davranışlarda
iki değişik seçenek müşahede edilebilir; ya
karşılaşılan yeni düzenin kültürel özelliklerini
özümseyerek yaygın kimlik tipi benimsenecek , ya
da sahip olunan geleneksel niteliklerin
varlığından bir toplumsal güç elde etmek amacıyla
bir araya gelinerek etnik gurup oluşturulacaktır.
Genel olarak etnik farklılıkların korunmasının ve
zaman zaman ön plâna çıkarılmasının, bu anlamda,
fert veya gurubun tümü hakkında aslında bir
avantaj teşkil ettiğini vurgulamak gerekir.
Bir yandan etnik kimlik hâkim kültür içinde
eritilirken, öte yandan devam eden göç etnik
kimlikte meydana gelen erozyonu gidermektedir.
Önceden göç etmiş olanlar bir süre sonra hâkim
kültüre uyum sağlamakta ve kültürel mesafeyi
daraltmaktadırlar. Yaşayan etnik farklılıklar
giderek azalmaktadır. Ancak, göçün devam etmesi
halinde, yeni gelenlerle birlikte bu kesime etnik
kültür akışı sürmektedir.[9] Böylece devam eden
göç, aslında etnikliği besleyen bir hayat kaynağı
olmaktadır.
2. Gurup Şuûru
Bilgi sosyolojisi açısından etnik gurubun meydana
gelmesinde en önemli faktörlerden biri farklılık
bilincidir. Bu bilinç, ırk, renk, din veya genel
olarak kültür gibi değişik şekillerde var olduktan
sonra, bir sosyal mesafe yaratmakta, böylece
mevcut farklılıkları korumakta ve
geliştirmektedir. Meselâ, Amerikan zencilerindeki
renk faktörü, beyaz Anglo-Saxonlarla kültürel bir
ayrılık olmamasına rağmen, farklılık bilincini
korumaktadır.
Etnik gurup üyeliğinde anahtar element olarak,
gurubun ayırt edici kültürel özelliklerinin
farkında oluşu ve paylaşılan kültürel değerlerin
önemini vurgulamak gerekir.[10] Yalnız başına
gurup şuuru, etnik gurubun belirleyici bir
özelliği değildir. Dikkat edilirse bu "farkında
oluş" kavramında "gurup bilinci"'ne nazaran daha
köklü bir sosyal süreç yatmaktadır. Bu aynı
zamanda etniklikteki gurup bilinciyle sosyal
yapıdaki diğer gurup bilinci arasındaki farkları
da ortaya koymaktadır. Nitekim Amerika’daki etnik
guruplar arasında yapılan araştırmalarda bu husus
ortaya konmuştur. Bu ülkeye gelen gurupların
kültürel elementleri (din, ırk, dil, vs..)
yerleşik olan başka bir kültürle karşılaşınca
farklılığını hissetmekte ve çoğunluk gurupla
birlikte yaygın bir kültür üretmektedir. Bundan
dolayı yeni bir etnik gurup bilinci
gelişmektedir.[11]
Farklılık bilinci, gerçek bir farkın müşahedesine
dayanabildiği gibi, sunî olarak da üretilebilir.
Bu konuda ülkemizde etnik bir gurup olarak
yaratılmaya çalışılan Kürt kesimini örnek olarak
almak mümkündür. Bu gurubun tek belirleyici
özelliği Türkçe'den ve bölgedeki öbür dillerden
derlenmiş kelimelerden oluşan bozulmuş bir
lisandır.[12] Din, tarih, sosyal âdetler gibi
kültürün diğer tüm özellikleri itibariyle hiç bir
farklılık bulunmamasına rağmen siyasî tutumlarla
sunî olarak sosyal bütünlük parçalanmaya
çalışılmaktadır.
Görüldüğü gibi gurup bilinci herhangi bir veya
birkaç değişebilir ve yüzeysel faktörün, suni de
olsa mevcudiyeti sonucu oluşturulabilmektedir.
Çabucak meydana getirilebilir ve yine aynı
çabuklukta kendiliğinden, veya söz konusu
faktörlerin değişmesiyle, ortadan kalkabilir.
Meselâ, çalışma şartlarının iyileştirilmesini gaye
edinen bir gurup insan bir araya gelebilir. Bu
amaç, aynı zamanda var olduğu sürece gurubu
oluşturan bilinçtir, ve onların belli tarzda
hareket etmelerini öngörür. Çalışma şartları
iyileştirildikten sonra gurup ortadan kalkar.
Gurubun yaşadığı bu süreci sosyal hayattaki güçler
sağlamaktadır. Sosyal hayattaki oluşumlardan
meydana gelen bu güçler sürekli değiştiklerinden,
gurupların mevcudiyeti ve nitelikleri üzerindeki
etkileri de buna bağlı olarak farklılık arz
etmektedir. Kültürel özelliklerin farkında oluş
ise, esasında süreklilik arz eden toplumsal bir
prosestir ve temel kültürel öğelere bağlıdır. Bunu
sağlayan faktörlerin devamlı veya çok uzun süreli
var olması sonucu ancak bu kavramdan söz etmek,
gurup farkındalığını belirlemek mümkündür.
Herhangi bir iktisadî, sosyal veya siyasî menfaat,
ilgili insanları bir araya getirerek gurup bilinci
oluşturabilir. Gurubun, kültürel öğelerinin de
müşterek olması şart değildir. Dikkat edilirse bu
noktadaki bilinç, amaç etrafında teşekkül etmiş ve
ona bağlıdır. Amacın sağlanması, veya gurup
üyelerinin herhangi diğer bir yolla tatmin
olmaları sonucu, gurup bilinci kendiliğinden
ortadan kalkar.
Etnik gurubun kültürel özellikleri, sosyal
ilişkiler ve davranışların oluşturduğu kompleks
sınırlar ve organizasyonların bir sonucu olarak
uzun sürede meydana gelmektedir. Bu ayrıca,
kapsayıcı ve dışlayıcı fonksiyonları olan sosyal
bir süreçtir de. Gurup üyeleri hem kendilerini
etnik sınıflandırmanın terimleriyle
kimliklendirirler, hem de gurubun dışındakiler
tarafından bunlarla tanınırlar[13]. Farklılıkların
net sınırlarla tanınması ve kültürün temel
seviyelerinde yerleşik olması gerekmektedir. Etnik
birimlerin devamlılığı, sosyal sınırların
korunmasına bağlıdır.
Kısaca gurup bilinci, şuurunda olunan öğelerin
neler olduğuna bağlıdır. Eğer gurubun şuurunda
olduğu öğeler ayrı bir ırk, din, lisan, coğrafya,
kültür gibi toplum yapısını belirleyici temel
unsurlardan kaynaklanıyorsa etnik guruptan, aksi
takdirde, herhangi bir sosyal guruptan söz etmek
mümkündür. Bu noktada özellikle vurgulanacak bir
husus, bu unsurlardan herhangi birinin veya
birkaçının tek başına -farklı bir kültüre sebep
olmadan- toplum içinde mevcudiyeti bir anlam ifade
etmemektedir. Bir toplumda ırk olarak farklı
olmasına rağmen sosyal yapı içinde tamamen aynı
kültürel özelliklere sahip olunabilmektedir.
Esasen kültür, toplumu meydana getiren insanların
top yekun katkılarıyla oluşturdukları bir
süreçtir. Yukarıdaki faktörler farklı birer kaynak
olarak alındığında bile, kültür akışının tabii
mecrası içinde toplumsal kültüre katkıda
bulunmakta, zenginleştirmekte, kısaca onu
üretmektedirler. Bu bakımdan herhangi bir unsurun,
sosyal zeminde mevcudiyeti veya bu zemindeki
yaygın kültüre zıt, çatışmacı bir özelliği
olmadıkça etnik olduğundan bahsetmek mümkün
değildir.
3. Etnik İşaret
Ayrı bir gurup kimliğini sürdürmek amacıyla
kullanılan ve korunan, etnikler arasındaki
sınırları işaret eden özelliklerdir. Bunlar, etnik
guruplar arası farklılığı vurgulayan bölge, tarih,
lisan, sembol, gibi unsurlar olabilirler. Hatta,
dini yasaklamalar veya guruplar arası evlilik bile
etnik işaretlerden sayılabilir[14].
4. Etnik Gurup ve Irk Gurubu
Farklı bir tarihî kolektif şuurdan kaynaklanan
kimliğin oluşturduğu bir tür sosyal guruptur.
Etnik guruplar kendi kültür, âdet, norm, inanç ve
geleneklerine sahiptirler[15]. Ancak, ırk
farklılıkları bu tür gurupların belirleyici bir
özelliği olmakla beraber, gurup üyelikleri evlenme
veya sosyal olarak kabul edilmiş diğer yollarla
değişebildiğinden, "etnik gurup" kavramı "ırk
gurubu" kavramıyla eş anlama gelmemektedir[16].
Etniklik kavram olarak "ırk gurubu"'ndan farklı
bir anlam ifade eder[17]. Etniklik belli bir ırk
özelliğine dayanabileceği gibi kültürel veya
siyasî faktörlerden de oluşabilir. Ancak ırk
özellikleri ağırlık kazandıkça, etnik gurup
yerine, ırk gurubu terimini kullanmak daha
doğrudur. Bu durumda ırk gurubu kavramının eş
anlamlısı etnik azınlık gurubu olmaktadır.
Bazı kereler ırk özellikleri belirleyici veya
güçlü bir faktör değildir. Meselâ, Amerikan
zencileri beyaz Anglo-Saxon ırkından olmamalarına
rağmen toplumda, bu kültürden ayrı kendilerine has
farklı bir sosyal hayatları yoktur. Bu bakımdan,
sosyoloji açısından kullanılabilir genel bir ölçü
ancak, gurubun kültürel faktörlerle yansıttığı
görünümü, başka bir deyişle kültürel
uygulamalarıdır. Bir ırk, toplum hayatında
birdenbire var olmaz. Yüzlerce, hatta binlerce
yıllık orijinal geçmişin meydana getirdiği bir
bünyenin (ve kültürün) mevcut olması gereklidir.
5. Etnik Milliyetçilik
Yirminci yüzyılda önem kazanan milliyetçilik
çerçevesinde etnik milliyetçiğin ayrı bir
karakteristiği vardır. Genel olarak milliyetçilik,
millet kavramına ve ortak millî kültür temeline
dayanmasına rağmen etniklik çerçevesinde sadece
gurubun ayırt edici özelliklerine
dayandırılmaktadır. Esasen millet kavramı bazı
yazarlara göre genişletilmiş aile yapılarına
benzetilerek katılımlarla oluşan bir form olarak
tasvir edilmektedir.[18]
Kellas'a göre, müşahede edilen milliyetçilik
tipleri şöyle özetlenebilir:[19]
Etnik milliyetçilik; milletlerini zümre
terimleriyle adlandırmakta ve doğuştan bu
özelliklere sahip olmayanı dışlamaktadırlar.
Genellikle ortak ırk özelliklerine dayalıdır. Bu
tür milliyetçilikte dışarıdan bir kimse ne gurubun
kültürüne adapte olabilir, ne de guruba üye
olabilir. Yahudi milliyetçiliği bir örnektir.
Sosyal milliyetçilik; Kendini sosyal bağlarla ve
ortak kültürle tarif eden bir milletin
milliyetçiliğidir. Ortak millî kimlik, topluluk ve
kültür vurgulanır; dışarıdan herhangi bir fert her
zaman bu unsurları kabul ettiğinde milletle
bütünleşebilir. Irk ayniyeti şart değildir. Etnik
milliyetçiliğin dışlayıcı özellikler arz etmesine
karşılık sosyal milliyetçilik kapsayıcıdır.
Resmî milliyetçilik; etniklik, millî kimlik ve
kültür özelliklerine bakmaksızın vatandaşlık
hukuku çerçevesinde kapsayıcı olan devlet
milliyetçiliğidir. Temelde vatanseverliğe
dayalıdır; kültürel ve etnik temeller gerektirmez.
6. Bağımsız Değişkenler ve Etniklik
Din, dil, ırk gibi esas kültürel öğelerin daha
bağımsız ve belirleyici rolleri vardır. Özellikle
dinî unsurlar, her tür toplumda siyasî ve sosyal
bir sorumluluk yüklenerek farklı bir kimliğin
teşekkül etmesini sağlayabilmektedir.[20] Bu tür
öğelere bağlı olarak ortaya çıkan gurup bilinci
sürekli, yaygın toplumsal temellere dayalı, ve
gurup sınırları dışına taşmaktadır.
Bu normlar çerçevesinde ortak bir toplumsal payda
söz konusu olmaktadır. Bir kere şekillendikten
sonra, artık gurubun farklılığını ortaya koyan
orijinal bir unsur olarak gurup bilincindeki
varlığını sürdürmeye devam eder. Meselâ,
"...Yugoslavya'da yaşayan Boşnaklar, Slav kökenli,
Sırpça ve Hırvatça konuşan, fakat Müslüman kültüre
sahip kimselerdir. Kosava'daki Arnavutlar gibi
Bosnalılar da Hırvat ve Sırplarla ortak dili
konuşmalarına rağmen kendilerini ne Yugoslav ne
Sırp ve ne de Hırvat olarak kabul etmiyorlar,
sadece Müslüman olarak algılıyorlardı. Bu
insanlar, linguistik açıdan Sırplardan ve
Hırvatlardan ayırt edilmemelerine ve onları farklı
kılan inancın artık etkisini kaybetmiş
bulunmalarına rağmen kendilerini bir etnik gurup
olarak gören Bosnalı, Slav eski Müslümanlardı;
kendilerini "Müslüman diye tanımlamayı seçtiler en
azından sonunda buna resmen izin verildi."[21] Bu
hadisede din unsuru, bağımsız bir değişken olarak
ortak paydayı sağlamış ve ayrı bir toplum
yaratmıştır.
Etniklik konusundaki mevcut literatür bu fenomenin
ne yakında tamamen ortadan kalkacak ve ne de
gittikçe güçleneceğini ifade etmektedirler. Bu
konudaki ilk görüş, genellikle önceki dönemlerde
araştırmalar yapmış liberal akademisyenler
arasında yaygındır. Eşitlikçi ve açık toplumda
etnik farklılıkların gereksiz görülerek öneminin
giderek azalacağı, kısa süre sonra ortadan
kalkacağı beklentisi şeklinde özetlenebilir.
Muhafazakar akademisyenler ise, etnikliğin
sessizce varlığını devam ettirdiğini, daha sonraki
dönemlerdeki çeşitli ampirik bulgulara dayanarak
öne sürdüler.[22] Etniklik sosyal yapıdaki
faktörlere ve değişmelere bağlı olarak toplum
içindeki mevcudiyetini aktif veya pasif bir
şekilde sürdürmektedir. Zaman içinde etnik
özellikler şiddetlenmekte veya silikleşmektedir.
Etnikliğin zaman içinde artmasını veya azalmasına
sebep olan faktörler başlıca sosyal, siyasî,
ekonomik, ve kültürel nitelikli olabilmektedir.
Bazı ekonomik çalkantılar ve dar boğazlar etnik
dayanışmanın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
Etnikliğin konjonktürel olarak alevlendiği
konusunda henüz belirgin bulgular yoktur.
Ancak, ekonomik zorluklara bağlı olarak
şiddetlendiği Yancey ve diğerleri tarafından 1976
yılında yapılmış olan bir araştırmada ortaya
konulmaktadır.[23] Araştırmacılar, belirli
karakteristikleri olan bir kültürel mirasın
aktarımı şeklindeki klasik etniklik yaklaşımına
karşı çıkmaktadırlar. Onlara göre, etnikliğin
sürekliliği ve gelişmesi, şehirlerde, özellikle
sosyal yapıdaki gurupların pozisyonlarını
karakterize eden yapısal şartlara bağlıdır.
Araştırma, genel olarak hangi şartlar altında
etnik kültürün ortaya çıktığı, özellikle de hangi
sosyal güçlerin etnik kimliklenmeyi ve dayanışmayı
geliştirmekte ve artırmakta olduğu sorusu üzerinde
yoğunlaşmıştır. Elde edilen sonuca göre etniklik,
zaman zaman ortaya çıkan bir fenomen olarak
toplumdaki gurupların ve fertlerin değişen
pozisyonları ile birlikte varlığını sürdürmeye ve
gelişmeye devam etmektedir. Ancak, toplum
değiştikçe etnik kültürün eski formları yok olup
gitmekte, fakat yeni formlar üretilmektedir.
Yalnız başına biyolojik faktörün etnik bir özellik
doğurduğunu söylemek doğru değildir. Başka bir
deyişle kültürel nitelik taşımayan sadece
biyolojik farklılık etnik bir gurup yaratmaya
yetmemektedir. Bu durumun aksi gibi gözüken
Amerikan zencilerinin sahip oldukları şartlar
aslında beyazlar tarafından renk faktörüne
atfedilmiş olan ırkçı normlardır.
Diğer taraftan hiçbir farklılığın olmadığı siyah
beyaz karışımı bir toplumda ortak kültürel
bütünlük içinde her ırktan insan bir arada
yaşayabilmektedir. Esasen sosyal olaylarda ortak
bir tek özellik belli yapıda -özellikle etnik
gurup boyutlarında - bir sosyal netice üretmeye
muktedir değildir. Ferdîn bütün özelliklerinin
toplumun geri kalan insanlarıyla aynı olduğu fakat
sadece bir tek özelliğinin -(meselâ, coğrafî
şartlardan kaynaklanan)- farklı olduğu durumunda
onu toplumun bütünlüğünden ayırmak mümkün
değildir. Ortak sosyal özellikler toplumu meydana
getiren son derece güçlü bağlardır. Bir tek
farklılığın bu güçlü bağı kırması sosyal realitede
mümkün değildir. Bizce toplum içinde bu tür (etnik
özellikli) alt gurupların meydana gelmesi, bu
insanların ortak özelliklerinin
birleştiriciliğinin yanı sıra, toplumun onların
farklı normlarını görerek dışlamasıdır. Her alt
gurup için bu durum geçerli olmayabilir. Bazı
menfaat gurupları belli bir çıkara yönelik olarak
teşekkül etmişlerdir. Kısaca, birden fazla
kültürel farklılığın bulunması ve bunların da
yaygın sosyal fonksiyonları yerine getiriyor
olması gerekmektedir. Böylece bu sistematik
özellik, gurubu toplumun geri kalan üyelerinden
ayıran bir özellik olma vasfına sahip olabilir.
[1]A. Gonzalez, "'participation' at WMEX-FM:
Interventional Rhetoric of Ohio Mexican Americans."
Western Journal of Speech Communucation, v.53,
n.4, Fall 1989, s.398-410.
[2]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A
Dictionary of The Social Sciences, J. Gould ve W.
L. Kolb (ed.), The Free Press, New York, 1964, s.
244.
[3]H. Eidheim, "When Ethnic Identity is a Social
Stigma." in Ethnic Groups and Boundaries: The
Social Organization of Culture Differance, F.
Barth (ed.), Brown and Company, Boston, 1969, s.
39.
[4]UN Chronicle. "I Set of ideas endorsed as 'appropriate
basis' for overall agreement on Cyprus." v. 29,
Sept. 1992, s. 32-3.
[5]D. Jary ve J. Jary, 'ethnicity' maddesi, The
Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.151.
[6]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A
Dictionary of The Social Sciences, J. Gould ve W.
L. Kolb (ed.), The Free Press, New York, 1964,
s.243-4.
[7]bkz. (M. F. Ashley Montagu, Man's Most
Dangerous Myth, Colombia University Press, New
York, 1942), zikreden: M. M. Tumin, 'Ethnic Group'
maddesi, A Dictionary of The Social Sciences, J.
Gould ve W. L. Kolb (ed.), The Free Press, New
York, 1964, s.244.
[8]bkz. (R. Peach, Ethnic Segregation in Cities,
Croom Helm, London, 1981), zikreden: D. Jary ve J.
Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper Collins
Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper
Perennial, New York, 1991, s.151.
[9]A. B. Anderson; D. K. Stasiulis, "Canadian
Multiculturalism: A Critique." Paper presented at
the Conference on "Ethnicity, Power and Politics
in Canada," the Biennial Conference of the
Canadian Ethnic Studies Association, (Vancouver,
Canada, October 11-13, 1979), s.1-54.
[10]bkz. (R. Narroll, "Ethnic Unit Classification",
Current Anthropology, 5, 1964.), zikreden: D. Jary
ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper
Collins Dictionary of Sociology. E. Ehrlich (ed.),
Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[11]A. M. Greeley, Ethnicity in the United States.
John Willey and Sons, N.Y. 1974, s.309.
[12]E. Öksüz, "Körfez Savaşı Sonrasında Kuzey Irak
Meselesi ve Dış Politika Girdaplarımız." Türk Dili
ve Millî Bütünlüğümüz, Açık Oturumlar Dizisi:12,
Aydinlar Ocağı Yayını, İstanbul, 1991, s. 16-8.
[13]bkz. (F. Barth, Ethnic Groups and Boundaries -
The Social Organization of Cultural Difference,
Allen and Unwin, London, 1970.), zikreden: D. Jary
ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper
Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.),
Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[14]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic marker' maddesi,
The Harper Collins Dictionary of Sociology.E.
Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York, 1991,
s.152.
[15]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi,
The Harper Collins Dictionary of Sociology.E.
Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York, 1991,
s.150.
[16]D. Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi,
The Harper Collins Dictionary of Sociology.E.
Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York, 1991,
s.150.
[17]D. Jary ve J. Jary, 'ethnicity' maddesi, The
Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.151.
[18]J. G. Kellas, The Politics of Nationalism and
Ethnicity. MacMillan, Hong Kong, 1991, s.20.
[19]J. G. Kellas, The Politics of Nationalism and
Ethnicity. MacMillan, Hong Kong, 1991, s.51-2.
[20]R. N. Bellah, "Elite failure." The Christian
Century. v. 109, July 15-22 1992, s. 672-3.
[21]E. Gellner, Uluslar ve Ulusculuk, 1992, s.
129-130. zikreden: O. Türkdoğan, "Türkiye'de Etnik
Guruplar", Türk dünyası Tarih Dergisi, s.78,
Haziran 1993.
[22]M. Gordon, Human Nature, Class and Ethnicity.
Oxford University Press, N.Y., 1978, s. 202-3.
[23]W. Yancey, E. P. Ericksen, R. N. Juliani, "Emergent
Ethnicity: A Review and Reformulation." American
Sociological Review, Vol. 41, (June 1976), s.
391-403.
|