| Sosyoloji:
AnaSayfa |
Poliste Çatışma ve Stres
Yönetimi
Cüneyt Birkök
Adapazarı Polis Teşkilatına verilen konferans
metni
ASM (Abasıyanık Sanat Merkezi)
29 Şubat 2000
Adapazarı
Giriş
Polis memuru olmaya karar verirken bu mesleğin ne
kadar tehlikeli olduğunu biliyordunuz. Söz konusu
tehlike üstesinden gelebilmek için eğitimini
aldığınız ve günlük hayatta karşılaşabileceğiniz
fiziki bir tehlikedir. Fakat karşılaşacağınız çok
önemli bir başka tehlike türünden pek kimse
bahsetmemişti. Bu, polislik mesleğinin neden
olduğu stres tehlikesidir. Hiçbir şekilde mesleki
stresin eğitimini almadınız. Hiç kimse boşanma
oranlarından, alkolizmden, fiziki hastalıklardan
veya intihar oranlarından bahsetmemişti. Halen de
mesleğin getirmiş olduğu bu tür problemlere karşı
mücadele etmek için ne bir eğitim verilmektedir,
ne de destek sağlanmaktadır. Problemin büyüklüğünü
anlamak için sadece İngiltere’de yıllık olarak 8
milyar sterlin maliyetindeki 360 milyon işgücünün
stres nedeniyle kaybedildiğini hatırlamak
yeterlidir.[1] Böylesine büyük bir kayba rağmen
gelişmiş ülkelerde bile konuyla ilgili kanuni bir
düzenleme yoktur. Kontrol edilmeyen stresin
sonuçları ise son derece iç karartıcıdır. İnsan
kaynaklarıyla ilgili raporlardan çıkarılan
sonuçlara göre çalışanların %60’ı işten ayrılma,
iletişim bozukluğu, verimlilik kaybı gibi stres
kaynaklı problemlere mahzar olmaktadırlar.[2] Öte
yandan kısa dönemli rahatsızlıkların neden olduğu
stresle ilgili vakaların son on yılda on misli
arttığı gözlenmektedir. Nihai olarak stresin Kuzey
Amerika ekonomisine maliyeti, yıllık olarak
150-300 milyar dolar arasında olduğu tahmin
edilmektedir. Bu rakamların da ötesinde hayat
şartlarında büyük düşüşler, bozulan sosyal
ilişkiler, alkol ve uyuşturucu müptelalığı, ağır
hastalıklar ve çeşitli depresyon türleri
görülmektedir.[3] Stresin, migren, uykusuzluk,
ülser ve yüksek tansiyona sebep olması veya
artırmasının yanı sıra vücuttaki bağışıklık
sistemini bozduğu da bilinmektedir. Bu durum ise
soğuk algınlığına, çeşitli enfeksiyonlara ve bazı
kanser türlerine karşı mücadeleyi engellemektedir.
Amerikan Tıp Birliği, tüm sağlık problemlerinin
%75’inin stresle ilgili olduğunu hesaplamıştır.
Bir başka kaynağa göre yetişkinlerdeki
hastalıkların %43’ü doğrudan stres kaynaklıdır.
Doktora gidenlerin şikayetleri %75-90 stresle
ilgilidir. Polislerdeki altı yaygın ölüm sebebinin
kaynağı olarak stres gösterilmektedir.[4] Bunlar
kalp krizi, kanser, ciğer hastalıkları, kazalar,
siroz ve intihardır. Öte yandan kalp krizi,
psikolojik hastalıklar, uykusuzluk, vücudun
dirençsizliği, alerjiler gibi değişik guruplarda
veya türlerde hastalıklara da sebep olmaktadır.
Görevde şehit olan polis memuru sayısının iki
misli kadarı intihar etmektedir[5]. Yine polis
memurlarındaki en yüksek ölüm sebepleri kanser,
intihar ve kalp krizidir. Bütün bunların sebebi de
yüksek seviyeli strestir.
Stres Nedir?
Stres, yorgunluk, bitkinlik, baş ağrısı veya
yüksek tansiyon gibi bir takım belirtilerin
ötesinde bir problemdir. Bundan dolayı, mücadele
için sadece gevşeme teknikleri gibi tedbirlerin
alınması yetmemektedir. Stres, kendi yapısı
itibariyle kötü veya yıkıcı değildir. Yalın bir
ifadeyle durumlara, olaylara veya insanlara karşı
tabii bir reaksiyondur. Başka bir deyişle insanın
günlük hayatında başka insanlarla veya olaylarla
etkileşimidir. Esasen hayatı ve mutluluğu tam
olarak yaşamak veya hissetmek için pozitif ve
tabii olan insan iradesini yansıtmaktadır. Bir
problemle karşı karşıya kalındığında insan
düşüncesini ve enerjisini bu konuyu çözmeye sevk
etmektedir. Daha sonra zihin ve vücut bu amaç için
harekete geçmekte ve gereken faaliyeti yerine
getirmektedir. İşte zihnin ve vücudun bu tür bir
hal içinde bulunmasına stres denmektedir. Kısaca
stres zihin ve vücudun canlılığına ilişkin bir
haldir ve eğer hayat varsa, faaliyet varsa ve
canlılık varsa, stres de vardır ve
hissedilecektir. Bu durumda stresi bir oran olarak
ölçümlendirmek gerekmekte ve çok az veya çok fazla
olması negatif bir özellik olarak ortaya
çıkmaktadır. Çok az stres, gayretin ve güdünün
olmamasını ifade etmektedir. Çok az bir stres
seviyesinde insan sabah yataktan kalkması için
bile herhangi bir sebep bulamaz. Böyle bir durumda
hayattaki hiçbir şey mücadele etmeye
değmemektedir. Çok fazla miktardaki stres ise
aşırı bir çabayı ve az bir tatminin olduğunu
göstermektedir. Çok fazla ve çok az gerilimlerin
ortasındaki bir stres seviyesi ise sağlığın,
motivasyonun ve hareketin dengeli olduğunu ifade
etmektedir.
Dövüş veya Kaç Tepkisi
Stresin, karşılaşılan durumlara vücudun ve zihnin
gösterdiği bir tepki olması dolayısıyla yaşayan
her insanda tabii olarak bulunduğunu ve böylece
ilk insanla birlikte ortaya çıktığını kabul etmek
yanlış olmayacaktır. İlkel insan, bir sonraki
yiyeceğini nereden bulacağı veya bir başka canlıya
gıda olup olmayacağı gibi bir sorun karşısında
bulunmaktadır. Hayatını tehdit eden böyle bir
durum karşısında iki seçeneği vardır; ya hayatını
korumak için dövüşecektir ya da alt edemeyeceği
bir güç karşısında kaçacaktır. Her iki alternatif
için de, hayatı koruma temel güdüsü, insan
vücudunun biyolojik unsurlarını karşılaşılan
problemle mücadele etmeye ve üstesinden gelmeye
hazırlamak için bir takım değişiklikler
yapmaktadır. Vücut kaçmaya veya dövüşmeye
hazırlanmaktadır. Hayatta kalmak için tüm
sistemler alarma geçirilmekte ve maksimum
hareketliliğe çıkarılmaktadır. Kan dolaşımı
hızlanmakta, kaslar gerilmektedir. Dövüş veya kaç
tepkisi beyni, tüm vücudu ve duyguları
etkilemektedir. Böylece bir stres hissedildiğinde,
aslında, vücudun hayatı tehdit eden bir duruma
karşı mücadele için yapmış olduğu hazırlığı
hissedilmektedir.
İlk insandan günümüze doğru ilerledikçe,
karşılaşılan tehditlerin değiştiği, çeşitlendiği
ve arttığı görülmektedir. Bugün artık vahşi bir
hayvana yem olma ihtimali çok nadir şartlara bağlı
iken, kurallara uymayan bir sürücünün trafikte
aniden yolu kapatarak tehdit etmesi modern insanda
dövüş veya kaç tepkisinin ortaya çıkmasına, yani
adrenalin seviyesinin yükselmesine, kan basıncının
artmasına ve kasların gerilmesine, kısaca strese
sebep olmaktadır.
Tehlikeye karşı koyma tepkisi, bilinçli bir
şekilde kontrol edilmediği takdirde hayatın
kendisine karşı tehdit edici bir şekle
dönüşmektedir. Bu nedenle dövüş veya kaç tepkisini
yönlendirmek ve üstesinden gelmek gerekmektedir.
Yükselen adrenalin, olumlu fiillerin enerjisi
olarak kullanılmalıdır. Duyguları birer uyarı
sinyali olarak kabul edip, yanlışlıklar bulunup
düzeltilmelidir.
Stres hakkındaki yanlış düşünceler
Bu nokta son derece önemlidir. Stres yönetiminde
konuyla ilgili yanlış bilgiler problemin çözümünü
zorlaştırmaktadır. Bilinçsiz bir çabanın yarardan
çok zararı olacağı, hatta sorunu bir kısır döngüye
sokacağı açıktır. Öte yandan bu yanlış kanaatlerin
giderilmesi, doğru yaklaşımların oluşturulmasını
da sağlayacaktır. Stresle ilgili yaygın olan bazı
yanlış düşünceler aşağıdaki gibi özetlenebilir[6]:
1. Stresin herkes için aynı olduğu zannı
tamamen yanlıştır. Bir insan için çok stresli olan
bir olay başka biri için hiç bir şekilde strese
neden olmayabilir. Her insanın olaylar
karşısındaki tavrı farklılık göstermektedir.
2. Stresin daima kötü bir şey olduğu
kanaati de doğru değildir. Böyle bir durumda
hiçbir stresin, yani gerginliğin olmamasının,
insanı tamamen mutlu ve sağlıklı yapacağı var
sayılmaktadır. Oysa uygun bir miktardaki gerilim
yaşamak için asgari şarttır. Mesela bir müzik
aletinin tellerinin belli bir sesi çıkaracak
miktarda gerilmediği takdirde herhangi bir müziğin
çalınmasının mümkün olmaması gibi, insanın da
sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşayabilmesi için
motivasyonunu sağlayacak oranda bir gerilime
ihtiyacı vardır. Sıfır gerilimdeki bir telin
hiçbir sesi çıkaramayacağı gibi sıfır gerilimdeki
insanın da hareket edebilmesi mümkün değildir.
Akortlu bir sazın mükemmel bir müzik sesi
sağlaması gibi uygun bir şekilde motive edilen
insan tüm sorunlarının üstesinden gelebilecektir.
3. Her olayda stresle karşılaşıldığı ve
dolayısıyla yapılacak bir şeyin olmadığı düşüncesi
de hatalıdır. Bu sorun aslında bir planlama
meselesidir. Faaliyetler uygun bir şekilde
planlandığı takdirde olaylar herhangi bir stres
yaratmayacaktır. Olaylardaki öncelikleri
belirlemek, önce basit problemleri çözerek daha
sonra zor ve karmaşık olanlara yönelmek gibi
tedbirlerle stres yönetilmediği takdirde bir
çaresizlik içine düşmek mümkündür.
4. Stresle en iyi mücadele şeklinin en
yaygın teknik olduğu düşüncesi de yanlıştır.
İnsanların nitelikleri, yaşadıkları olaylar ve
tepkilerinin birbirinden farklı olduğu gibi
mücadele şekillerinin de farklı olacağı göz önüne
alınmalıdır.
5. herhangi bir belirtinin görülmediği
durumlarda stresin de olmadığını zannetmek hem
yanlış hem de tehlikelidir. Çeşitli özellikler
veya ilaçlar gibi sebeplerle stresin belirtileri
ve uyarı sinyalleri gizlenmiş veya engellenmiş
olabilir.
6. Sadece büyük belirtilerin dikkate
alınarak harekete geçilmesi, küçük sinyallerin
ihmal edilmesi ise son derece hatalıdır. Baş
ağrısı, mide asidinin yükselmesi gibi küçük
belirtiler halihazırda mevcut olan bir bozukluğun
ilk habercileridir. Dikkate alınmadığı taktirde
büyük sorunlara yol açmaları kaçınılmazdır.
Stresin Yararlı Etkileri
1. Motivasyonu, sevk ve idareyi
artırmaktadır
2. Uyanıklığı ve canlılığı sağlamaktadır
3. Yüksek bir enerji hissi vermektedir
4. Detaylara dikkat edilmesini
sağlamaktadır
5. Heyecan ve umut hisleri vermektedir
6. Kendine güveni artırmaktadır
7. Amaç ve hedef duyusu sağlamaktadır
Stresin Zararlı Etkileri[7]
Vücutta:
1. Yüksek kan basıncı, hızlı kalp atışı
2. Kaslarda gerilim ve titreme
3. Uykusuzluk
4. Midede kramp ve bulantı
5. Baş ağrısı, baş dönmesi
6. Aşırı yorgunluk, bitkinlik
7. Mide bulantısı
8. Göğüs ağrısı
9. Göz seğirmesi
10. Ağız kuruması
11. Zayıflık
12. Zor nefes almak
13. Dişlerin sıkılması
14. Aşırı terleme
15. Bağırsakların bozulması
Düşünmede:
1. Konsantrasyonda zorluk
2. Kendine güven kaybı
3. Hafıza kaybı
4. Karar vermede zorluk
5. Baskı altında olduğu hissi
Duygularda:
1. Kızgınlık, öfke
2. Umutsuzluk, endişe, kaygı, tasa
3. Huysuzluk
4. Suçluluk
5. Korku
6. Yadsıma
7. Sinirlilik
8. Panik
9. Belirsizlik
10. Depresyon
11. Ajitasyon
12. Evham
Davranışlarda:
1. İçki ve sigara tüketiminde artış
2. İnsanlardan kaçınma
3. Sürekli konuşma
4. Yerinde duramamak
5. Devamsızlık
6. İçe kapanıklık
7. Durgunluk
8. Duygusal patlamalar
9. Sosyal olmayan hareketler
10. Şüphecilik
11. Gevşeyememe
12. Faaliyetlerde değişme
Poliste Stresin Kaynakları
Poliste stres kaynaklarını çeşitli şekillerde
tasnif etmek mümkündür. Konunun daha rahat bir
şekilde açıklanması ve gerekli tedbirlerin
alınabilmesi için kaynağı itibariyle bir
sınıflandırma yapmak gerekecektir. İlk akla gelen
genel ve mesleki stres kaynakları şeklinde bir
ayrım yapmaktır. Ayrıca fiziki ve sosyal stres
kaynakları şeklinde bir başka ayrım daha
yapılabilir. Ne tür bir tasnif yapılırsa yapılsın
sonuç itibariyle her bir kaynağın hayati tehlike
arz ettiği ortadadır. Davranış biçimleri, kişilik,
kendine güven, rol çatışmaları, çoklu roller,
rollerdeki belirsizlikler, siyasi ve iktisadi
kültürel özellikler, ergenlik, doğum, ölüm
emeklilik gibi hayattaki büyük değişiklikler gibi
olayları sosyal ve psikolojik kaynaklar olarak;
çevre şartları, alınan gıdalar, ilaçlar ve
kimyasal maddeler, fiziki hastalıklar, doğumdan
gelen bozukluklar gibi faktörleri ise fiziki
kaynaklar olarak ele almak mümkündür.[8] Tüm
bunların yanı sıra son derece önemli olan mesleki
faktörler de vardır. Polisin farklılığı ve bu
farkın onların streslerine etkileri aşağıdaki gibi
özetlenebilir[9]:
1. Polis memurları devlet gücünün sembolü
olarak görülürler. Bu sebeple insanlar da onlara
görevde olmadıkları zamanlar bile farklı bir
şekilde davranırlar. Bir problem ortaya çıktığı
zaman herkes polis memurunun “görevini yapmasının”
ve “problemi çözmesini” bekler. Görev dışındayken
bile polisin kendisi de bu eğilimdedir. Bir
problemin sorumluluğunu veya görevi yüklenmekle
bir miktar pasif durum izlemeyi birbirinden
ayırmak polis için oldukça zordur ve stres
kaynağıdır.
2. Polis memuru bazı bakımlardan toplumdan
izole bir haldedir. Bir polis rozeti taşımak,
üniforma giymek ve silah taşımak onu toplumdan
ayırmaktadır. Araştırmalara göre bu ayırım olumsuz
kişilik özellikleri şeklinde bir takım psikolojik
etkilere sebep olmaktadır. Mesela psikolojik
araştırmalar göstermektedir ki bir üniforma giymek
üniforma giymeyenleri kendisi dışında saymaya
sebep olmaktadır. Bir polis rozeti veya silah
taşımak daha agresif davranmasına sebep
olmaktadır. Üniforma, rozet veya silah genel
olarak bunlara sebep olmaktadır ve dolayısıyla
poliste de bu etkileri söz konusudur. Bazı
memurlar aslında üniformayla bir “rol”
oynadıklarını veya üniformanın bir “maske”
olduğunu düşünmektedirler. Bu roller arasındaki
fark veya çatışma onun özel hayatını olumsuz
olarak değiştirmektedir.
3. Polis memurları yarı askeri yarı
kurumsal özelliklere sahip bir örgütte
çalışmaktadırlar. Böylece hem “yarı askeri” hem de
“kurumsal” yapıların sebep olduğu psikolojik
problemler görülmektedir. Askeri organizasyonlar
ferdin toplum uğruna feda olmasını gerektirir.
“Fert” önemli değildir, gurubun “amacı” esastır,
veya yücedir. Askeri organizasyonlar ferdin
standartlara uymadığı takdirde cezalandırılmasına
yoğunlaşırlar. Bu durum insanın sadece bir
makinenin parçası olarak değer taşıması şeklinde
ortaya çıkmaktadır. Kurumda ise durum benzeri
olmakla birlikte bir adım ileridir ve görevli kişi
kurumun amacından ve ferdiyetten daha önemli olan
bir düzenin veya sistemin içinde hapsedilmiştir.
Mesela bir memur çok önemli bir iş yapmış (mesela
bir hayat kurtarmış) olduğu halde dosyalama işini
eksik yapmışsa, raporu hatalı yazmışsa kınanır.
Bir kurum için bürokratik şeyler meydana gelen
olayın kendisinden daha önemlidir. Polis örgütünün
hem yarı askeri hem de bir kurum özelliğini bir
araya getirmesi ruh sağlığı açısından ağır strese
neden olmaktadır.
4. Vardiya usulü çalışma hayatı son derece
anormaldir. Çalışma saatlerinin değişmesi insan
biyolojisindeki düzeni devamlı alt üst etmektedir.
Yemek, uyku, uyanıklık zamanı sabit bir düzende
olmadığı takdirde ruhsal ve fiziki denge
bozulmaktadır. Çalışma programının sürekli
değişmesi aynı zamanda özel hayatı da alt üst
etmektedir. Mesela sağlam bir aile hayatı sağlamak
zamanında ve yerinde yapılan bir takım ritüellere
bağlıdır. Bunlar olamadığı takdirde boşanmalar,
çocuk yetiştirmede problemler ortaya çıkmaktadır.
5. Dostluk, polis için iki ucu keskin bir
kılıçtır. Kanunu koruma işi, tabiatı icabı gurup
çalışmasını, tim çalışmasını ve diğer iş
arkadaşlarıyla bütünleşmesini gerektirir. Bu
şekilde guruplaşmak bir polise işiyle ilgili
tehlikeli durumlarda ihtiyaç duyduğu desteği
sağlayabileceği bir emniyet duygusu verir. Ayrıca
aidiyet duygusu üreterek “biz ve onlar” şeklinde
insanları ikiye ayıracağı bir bakış açısı yaratır.
Bu durum kanun uygulayıcılarını bir klik haline
sokmakta ve böylece gelişmelerini önlemektedir.
Gurup üyelerinin içine düştükleri kötü durumları
kabullenmek de zorlaşmaktadır. Böyle bir durum
büyük bir stres kaynağıdır.
6. “Ani stres” polisin sıkça karşılaştığı
bir durumdur. Her şey normal seyrederken aniden
çok tehlikeli bir durum ortaya çıkabilmektedir. Bu
tehlikeye veya strese karşı hazırlıklı olmak şansı
bulunmayabilir. Bu tür stresle mücadele etmek son
derece zordur.
7. Duyguları kontrol etme mecburiyeti
vardır. Son derece heyecanlansalar bile tamamen
sakin olarak hareket etmek zorundadırlar. Gerçek
duygularını ifade etmeyerek bastırmaları büyük bir
ruhsal güç harcamalarına sebep olmaktadır. Böyle
bir güç kaybı kendilerini zayıf, enerjisiz
hissetmelerine sosyal, mesleki ve özel
hayatlarında isteksiz olmalarına sebep olmaktadır.
8. Polis işinde her şey yazılı kanunlara
dayalıdır. Doğru ve yanlış standartlar tarafından
belirlenmiştir. Kanun bir şeye doğru demişse
doğru, yanlış demişse ise yanlıştır. Oysa gerçek
dünyada gerçek doğrular ve yanlışlar göründükleri
gibi değildir veya insan kendi görüşüne dayalı
olarak farklı bir hüküm verebilir. Gerçekte siyah
ile beyaz arasındaki gri tonunun varlığı strese
neden olmaktadır.
9. Polisiye işler son derece negatif
olaylardır. Kanunların ihlali, suç gibi toplumun
kötü yüzünü görmektedirler. Böyle bir görüntü
polisin insan hakkındaki düşüncelerini
oluşturmaktadır. Sahtekar, birbirini yiyen
insanlarla uzun süre uğraştıktan sonra insanlara
güvenmek ve olumlu davranış beklemek son derece
zordur. Bu güvensizlik daha sonra sosyal
ilişkilere ve aileye yansımaktadır.
Stresle mücadelenin genel ve polislik mesleğine
özgü şartları
Polislik mesleğinde başarılı olmak arzusu hem
stres yaratan hem de stres önleyen bir olgu olarak
karşımıza çıkmaktadır. Genel kurallara dikkat
edildiği ve mesleğin kendine has özel kurallarına
uyulduğu takdirde mücadelede başarı
kazanılmaktadır. Başarı için bir işin doğru
yapılması gerekmektedir. Doğru yapıldığı ve
dolayısıyla başarı sağlandığı takdirde
başarısızlığın getireceği stres önlenecektir. O
halde bir işi doğru yapmak için prensipler,
ölçütler neler olmalıdır? Ben doğru olanı yaptım
diyebilmek için veya doğru olanı yaptığından emin
olmak için nelere uyulmalıdır? Doğru davranışın
bazı anahtarları şunlardır[10]:
1. Dürüstlük ve güvenilirlik. Prensip sahibi
olunmalı ve daima korumalıdır. Duruma göre
değiştirilmemelidir.
2. Sebat etmek. Düşünceler mutlaka başarı sonuçlar
alınacağı şeklinde yapılandırılmalıdır. Hiçbir
şeyin engel olmasına izin verilmemelidir. Engel
çıktığı takdirde durum yeniden değerlendirilmeli
problem çözülmeli ve kararlı bir şekilde yola
devam edilmelidir.
3. Açık olmak. Düşünceler, bakış açısı, görüş ufku
diğer insanlara, başka fikirlere, yeni durumlara
açık olmalıdır.
4. Planlı olmak. Herhangi bir olay için program
yapılmalı ihtiyaç duyulduğu takdirde
değiştirilebilmekle birlikte ve sadık bir şekilde
uyulmalıdır.
5. Zaman yönetimi. Bir işi şimdi yapmak prensibi
uygulanmalıdır. Disiplinli bir zaman kullanımı bir
şeyin tamamlanması için en önemli unsurdur.
6. Fedakar olmak. Diğer insanları anlamak ve
yardım etmek aynı zamanda insanın bilgisini
artırır, potansiyelini geliştirir ve böylece
başarı için gereken gücü sağlar.
Öte yandan polislik mesleğiyle ilgili olarak
dikkat edilmesi gereken bir takım tehlikeli
hatalar da mevcuttur:
1. Kişisel problemlerin etkilerini görevdeyken de
sürdürmek davranışlarda bozukluklara ve telafi
edilemez sonuçlara neden olabilir.
2. Tedbirsiz ve gereksiz cesaret hemen her zaman
zor durumlara düşülmesine neden olur.
3. Yeterince dinlenmeden görev yapmak herkesi
tehlikeye atmaktadır.
4. Görevin gerektirdiği kurallara uymamak veya
gevşek davranmak
Sonuç ve Stresle mücadelede pratik uygulamalar
Gerek mesleki gerekse diğer türden stresle
mücadele için bir takım pratik prensiplerin yararı
vardır. Bunların uygulanması günlük hayatta ve
görevdeki pek çok sorunun üstesinden gelmeyi
sağlayacak ve uzun vadede büyük problemlere
dönüşmesini engelleyecektir. Ancak hiçbir zaman
unutulmamalıdır ki bir depresyon söz konusu
olduğunda mutlaka profesyonel bir müdahale
gereklidir. Mesleki, kültürel ve ahlaki kurallara
uymak, gevşeme, nefes teknikleri, hipnoz gibi
stresle mücadele metotlarını uygulamak son derece
yararlı olacaktır. Ayrıca kurumların da bu büyük
tehlikeye karşı en kısa zamanda ciddi tedbirler
alması gerekmektedir. Tekrar dikkatlerin çekilmesi
gereken bir noktayı ifade etmekte yarar vardır.
Mesleğin yarattığı stres nedeniyle görev başında
şehit olanların iki katı sayısında polis memuru
intihar etmektedir.
Kaynakça
[1]Jennıfer Smıth, “Stress At Work '99”
Internatıonal Stress Management Assocıatıon UK,
Report from a conference organised by Industrial
Services in association with Occupational Health
Review, London, May 1999 http://www.isma.org.uk/ ,
(16 Ocak 2000)
[2] “Police Officers and Post Trauma Stress
Disorder”, http://pw1.netcom.com/~jpmock/ptsd.htm,
(16 Ocak 2000)
[3]“Alcohol and Stress”, National Institute on
Alcohol Abuse and Alcoholism No. 32 PH 363 April
1996, http://silk.nih.gov/silk/niaaa1/publication/aa32.htm,
(16 Ocak 2000).
[4] Daniel A. Goldfarb ve Gary S. Aumiller, “The
Heavy Badge”, http://www.heavybadge.com/index.htm#t4,
(16 Ocak 2000).
[5] Dan Goldfarb,” The Effects Of Stress On Polıce
Offıcers”, http://www.heavybadge.com/efstress.htm,
(16 Ocak 2000).
[6] Wesley Sıme, “New Concepts In Stress
Management”, Internatıonal Stress Management
Assocıatıon, http://www.isma.org.uk/newconcepts.htm
, Stress News April 1998 Vol.10 No.2, (16 Ocak
2000)
[7] John Petrozıello, “Stress: Knowıng The Enemy
Wıthın”, Internatıonal Stress Management
Assocıatıon http://www.isma.org.uk/enemywithin.htm
, Charny,OC, Canada, Stress News January 2000 Vol.12
No.1, (16 Ocak 2000).
[8] “Living With PTSD Police Officers and
Posttraumatic Stress Disorder”, http://expage.com/page/livingwithptsd/
, (16 Ocak 2000).
[9] “10 Reasons Cops Are Dıfferent And How These
Differences İmpact On Their Stress!”, The Thin
Blue Line, http://www.thethinblueline.org/10res.htm,
(18 Ocak 2000).
[10] Timothy J. O™Brien , “the Institute for
Stress Management “, http://www.hyperstress.com ,.
Copyright 1999, (18 Ocak 2000).
|