|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>>
Süleyman Şah
SÜLEYMAN SAH
(1075-1086)
Anadolu'da kurulan ilk
müslüman Türk devleti olan Anadolu
Selçuklulari'nin kurulus tarihi hakkinda
tarihçiler degisik görüsler ileri sürerler.
Anadolu Fatihi Süleymansah ve kardeslerinin ne
sekilde ve hangi sifatlarla Anadolu'ya
geldikleri konusu üzerinde yerli ve yabanci
tarihçiler arasinda sonu gelmeyen münakasalar
halâ devam etmektedir.
M. Altay Köymen bu konuda
farkli üç görüs belirtir ve devletin 1073, 1077
ve 1092 olmak üzere üç defa kuruldugunu iddia
ederek özetle söyle der. "Sultan Meliksah Abbasi
halifesinin tavassutu ve hatta israriyla
Anadolu'yu 1073'te Kutalmis'in ogullarina tevcih
etmistir. Burada dikkati çeken husus devlet
kurma yetkisi kardeslerden sadece birine degil
dördüne (Bizans kaynaklarina göre 5) birden
verilmis ve kollektif bir hakimiyet sürme
yetkisi kardeslere birakilmistir. Bunda Selçuklu
hanedaninin iki kolu arasindaki rekabetin önemli
rol oynadigi söylenebilir. Zira Meliksah tek bir
hükümdarin idaresi altindaki güçlü bir devlet
yerine 4 kardesin (Mansur, Süleymansah, Alp Ilig,
Devlet) ortaklasa hüküm sürecekleri daha zayif
bir devleti tercih etmis olabilir. Ayni
tarihlerde Anadolu'da Danismendliler,
Mengücüklüler ve Saltuklular gibi vassal
devletlerin hakimiyetlerine müsaade edilmesi de
Türkiye Selçuklulari'ndan gelecek tehlikeye
karsi bir tedbir olarak düsünülebilir. Bu
Anadolu Selçuklu Devleti'nin birinci
kurulusudur.
Sultan Meliksah kendisine
bagliligi ile dikkat çeken Süleymansah ile
agabeyi Mansur arasinda çikan anlasmazlik
üzerine emir Porsuk kumandasindaki bir orduyu
Anadolu'ya göndererek Mansur'u bertaraf etmis,
diger kardeslerini de merkeze alarak
Süleymansah'in Anadolu'ya tek basina hakim
olmasini saglamis ve yeni bir mensûr ile onu
hükümdar ilân etmistir (1077).
Süleymansah'in
1086'da öldürülmesi üzerine devletin basina bir
hükümdar tayin edilmemesi yüzünden ikinci
kurulus devri de sona ermis ve Devlet 1092'de
Sultan Meliksah'in ölümünden sonra I. Kiliç
Arslan tarafindan üçüncü ve son defa olarak
kurulmustur.
Mükrimin Halil Yinanç da
Türkiye Selçuklulari'nin 1077'de kuruldugunu ve
devletin ilk baskentinin Konya oldugunu iddia
ederek özetle söyle der:
Bizans imparatoru Botaniates
kendisine isyan ederek tahti ele geçirmek
isteyen Bryennios'a karsi Anadolu'daki Türk
beylerinden Süleymansah ile Mansur'dan yardim
istedi. O sirada Kütahya yakinlarinda karargâh
kurmus olan Süleyman ile Mansur Istanbul'un
karsisina kadar geldiler. Bu sirada iki kardes
arasinda anlasmazlik çikti ve Süleymansah
kardesini Sultan Meliksah'a sikayet etti. Sultan
Bizans imparatoruna elçi göndererek Mansur'un
öldürülmesini istedi. Fakat bundan bir netice
alamadi. Daha sonra Anadolu'ya dönen iki kardes
tekrar birbirleriyle mücadeleye basladilar.
Süleymansah da ikinci defa Sultan Meliksah'a
elçi gönderip yardim istedi. Bunun üzerine
Sultan Meliksah Emir Porsuk kumandasinda
Anadolu'ya bir ordu gönderdi ve yapilan mübareze
veya savasta Mansur öldürüldü. Böylece
Anadolu'daki hükümdarlik mensûru Meliksah'a
sadik kalan Süleymansah'a tevcih edildi. Abbasi
halifesi de Süleymansah'a hilatlerle birlikte
saltanat mensuru da göndermistir (1077).
Zeki Velidi Togan ise Türkmen
beyleriyle birlikte bütün Anadolu'ya hakim olan
Süleymansah'in 1080'de Iznik'i baskent yaparak
Türkiye Selçuklu devletini kurdugunu söyler.
Fransiz
müstesrik I. Laurent de Süleymansah'in
Anadolu'ya yayilmis olan bütün Türk kuvvetleri
üzerinde nüfuz ve otorite sagladiktan sonra
artik Meliksah'i metbu tanimadigini ve Abbasi
halifesinin de muvafakatini almadan kendini
sultan ilân ettigini ve 1081'de baskenti Iznik
olan bir devlet kurdugunu söylemektedir.
Osman Turan ayni konuyla
ilgili olarak özetle söyle der:
"Bazi kaynaklar Süleymansah'in
Alp Arslan tarafindan Anadolu'nun fethine memur
edildigini ve kendisine ikta edilen bu ülkede
hükümdarlik hakkinin verildigini de yazarlar.
Fakat bunun tarihi gerçeklerle hiçbir ilgisi
yoktur. Süryani Mikhail daha da ileri giderek
Süleymansah'in Malazgirt savasina katilarak
büyük kahramanliklar gösterdigini ve bundan
dolayi ona Anadolu'da saltanat hakkinin tevcih
edildigini savunur. Halbuki Alp Arslan'in rakibi
olan Kutalmisogullarina saltanat bahsetmesi
mümkün olmadigi gibi kaynaklar o dönemde
Anadolu'da faaliyette bulunan pek çok Türkmen
beyi hakkinda bilgi verdikleri halde Kutalmis
ogullarindan hiç bir sekilde bahsetmezler.
Bunlarin Alp Arslan zamaninda Anadolu ve
Suriye'de bulunmadiklarina dair en kuvvetli
delillerden biri de Kutalmis'in isyanindan sonra
Filistin'de bir Türk beyligi kurmak için çaba
sarfeden Atsiz Bey'in kuracagi beyligin basina
geçirecegi bir Selçuklu sehzadesi bulamamis
olmasidir. Zaten kaynaklarin büyük bir bölümü de
Kutalmis ogullarinin Anadolu'ya ancak Meliksah
zamaninda geldigini ifade ederler. Bununla
beraber Meliksah'in Süleyman ile kardeslerini
Anadolu'da bassiz dolasan Türkmenleri idareye
memur ettigine dair kayitlar da hakikate
aykiridir. O halde en makul görüs Süleymansah
ile kardeslerinin Alp Arslan'in ölümü üzerine
baslayan taht kavgalari sirasinda Anadolu'ya
geldikleridir.
Ibnü'l-Ezrak
el-Farikî Süleymansah'in Malatya, Kayseri,
Aksaray, Konya, Sivas ve bütün Anadolu'yu
fethedip bölgeye hakim oldugunu söylerken
herhangi bir tayin veya tevcihten bahsetmez.
Buna karsilik Bizans ve Süryani kaynaklari
Süleymansah ile kardeslerinin isyan halinde
Anadolu'ya sigindiklarini söyler ki bu gerçegi
daha açik bir sekilde yansitmaktadir.
Sibt
Ibnü'l-Cevzî de 1073'de Filistin'de bir beylik
kuran Atsiz'in baska bir Türkmen beyi olan Sökli
ile bozustugunu ve Sökli'nin 1074'te
Kutalmisogullarindan birine mektup yazarak onu
Filistin'e davet ettigini ve hükümdar (Selçuklu)
soyundan oldugu için kendisine itaat etmeyi
seref kabul edecegini bildirmistir. Bu davet
üzerine Kutalmisoglu ile Sökli birleserek
Taberiye'ye gittiler ve Fatimî halifesine itaat
arzettiler. Fakat Atsiz Meliksah'in yardimiyla
onlari maglup etti. Sökli öldürüldü,
Kutalmisoglu da esir alindi. Ayni kaynaga göre
bu olaylarin cereyan ettigi tarihte Kutalmis'in
diger oglu Süleymansah da Mirdâsî Emîri
Mahmûd'un ölümü üzerine Haleb'i muhasara
ediyordu.
Mir'atü'z-zaman'daki
bu bilgiler Süleymansah ile kardeslerinin Alp
Arslan veya Meliksah tarafindan Anadolu'nun
fethi ve idaresiyle görevlendirildigine ve
kendilerine Anadolu'da hakimiyet mensûru
gönderildigine dair görüslerini çürütmektedir.
Suriyeli tarihçiler Anonim
Selçuknâme'deki bilgilere uygun olarak
Süleymansah'in 467 (1075)'de Iznik ve havalisini
fethedip burayi kendine baskent yaptigini ve
Türkiye Selçuklu devletini kurdugunu söylerler
ki dogrusu budur. Konya'nin ilk baskent olduguna
dair bilgiler sadece tahminden ibarettir".
Ibrahim
Kafesoglu ise bu konuda söyle der: "Anadolu
Selçuklu devleti fiilen ve hukuken
Süleymansah'tan sonra ve Sultan Meliksah'in
1092'de vuku bulan ölümünden sonra meydana gelen
iktidar boslugundan yararlanan Süleymansah'in
oglu I. Kiliç Arslan tarafindan kurulmustur.
Yani Anadolu Selçuklu melikligi Kiliç Arslan'in
idaresinde bir devlet hüviyetini kazanmistir.
Zira Bizansli tarihçi Anna Komnena bunu hiç bir
tereddüde yer birakmayacak sekilde Büyük
Süleymansah'in iki oglunun Horasan'dan süratle
Iznik'e geldigini ve Kiliç Arslan'in sultan ilan
edildigini söyler. O zamana kadar bir askeri üs
olan Iznik de bu devletin bassehri oldu."
Bu konudaki görüsleri iki
grupta toplamak mümkündür. Bunlardan birincisine
göre Kutalmis'in ölümünden sonra esir düsen
kardesi Resul Tekin ve ogullari Süleyman ile
Mansur Alp Arslan tarafindan öldürülmek istenmis
ancak vezir Nizamü'l-Mülk hanedan azasini
öldürmenin ugursuzluk getirecegini ve devletin
bekasina tesir edecegini söyleyerek Sultan'i
bundan vazgeçirmistir. Bu arada yeniden isyan
etmelerini önlemek gayesi ile de onlari
fetihlerle mesgul olmalari için Anadolu'ya
göndermistir. Bu suretle ya cihad ederek devlete
hizmet etmeleri veya din ve devlet ugrunda sehid
olmalari hedef alinmistir.
Ikinci
görüse göre ise Süleymansah ile agabeyi Mansur
Malazgirt savasina katilmis ve bu savasta büyük
yararliklar göstererek Sultan Alp Arslan'in
güven ve sevgisini kazanmislardir. Bundan dolayi
da Alp Arslan Anadolu'yu onlara tahsis etmistir.
Süleymansah'in Alp Arslan'in ölümünden sonra
sultan Meliksah tarafindan Anadolu'yu idare
etmek, burada basibos dolasan Türkmenleri ve
birbirleriyle mücadele halinde olan emîrleri
(bey) disiplin altina almak için gönderildigini
iddia eden bazi tarihçileri de bu grup içinde
mütalâa etmek mümkündür. Bu son iki görüsle
Süleymansah ve kardeslerinin Anadolu'ya
gelislerine bir nevi mesrûiyet taninmaktadir.
Anadolu Selçuklu hanedani ile
Büyük Selçuklu ailesi arasinda daha ilk yillarda
ortaya çikan gerginlik birinci gruptaki
rivayetin daha dogru oldugu kanaatini
uyandirmaktadir. Bu da Büyük Selçuklu
sultanlarinin sünnî Islâm âleminin hâmîsi sifati
ile müslüman tebeayi rahatsiz eden Türkmen
gruplarini sinir boylarina sürmek seklinde
beliren siyasetlerine uygun düsmektedir. Bizans
kaynaklarinin Süleymansah ve kardeslerinin
Sultan Alp Arslan'a isyan ederek kaçtiklarini
belirten rivayetleri de mübalâgali olsa
gerektir. Böyle bir hususun kabulü onlarin
sikinti içinde yasadiklari Urfa bölgesinin
Meliksah devrinde bile hâlâ Selçuklu
hakimiyetine girmedigini düsünmeye sevkeder ki
bu da dogru degildir.
En güvenilir rivayetlere göre
Süleymansah, agabeyi Mansur, kardesleri Alp Ilig
(Yülüg) ve Devlet 1072 yilinda veya ertesi yil
Urfa ve Birecik yakinlarina kaçmislar, yahut da
sürülmüslerdir. Bunlar o yörede basibos dolasan
Yâvekiyye türkmenleri ile onlar tarafindan
basbug olarak taninmislardir. Dört kardesten
ikisi Alp Ilig ve Devlet daha sonra Suriye
olaylarina karismislar ve burada kendi adina
fetihlerde bulunan Türkmen emri Uvak oglu
Atsiz'a baskaldiran Sökli (Söklü) adindaki baska
bir Türkmen beyini desteklemislerdir. Ayrica
Misir'daki sii Fatimî halifesi ile anlasip Büyük
Selçuklularin bastan beri takip ettikleri sünnî
siyasete yüz çevirmisler, fakat Atsiz tarafindan
maglub edilerek Sultan Meliksah'in yanina
gönderilmislerdir (1074).
Sultan Alp Arslan ile maglup
imparator Romanos Diogenes arasinda
kararlastirilan barisin Bizans hükümeti
tarafindan taninmamasi üzerine muhtelif Türkmen
kitleleri Sultan Alp Arslan'in emiri ile
Anadolu'ya girmislerdir. Bu Türkmen beyleri
arasinda Saltuk, Danismend, Mengücük, Çavuldur
ve Artuk beyleri sayabiliriz. Bu beylerin kendi
adlari ile anilan küçük devletler kurduklari ve
bazilarinin uzun yillar hakimiyetlerini
sürdürdükleri tarihen sabittir. Ancak
dikkatimizi çeken nokta Anadolu'nun ilk
fâtihleri sayilan bu Türkmen reisleri arasinda
Artuk Bey'den baskasinin faaliyetlerini tesbit
etmenin mümkün olmayisidir.
Artuk
Bey disindakilerin sadece ogul ve torunlarinin
faaliyetleri hakkinda az da olsa bir miktar
bilgiye sahibiz. Artuk Bey'in Anadolu'nun fethi
ile ilgili icraatina gelince Romanos Diogenes'in
yerine Bizans tahtina geçen Mikhail Dukas Isaak
Komnenos ile kardesi Alexios Komnenos ve
Malazgirt'te Romanos Diogenes'e ihanet etmis
olan norman kumandani Urselius (Russel)'u
Anadolu içlerine kadar ilerlemis olan Türklere
karsi gönderdi. Bizans tahtina göz dikmis olan
Urselius Kayseri'de onlardan ayrilarak Sivas'a
gitti. Kamnenos kardesler Kayseri yakinlarinda
Artuk Bey tarafindan maglûp edildiler. Urselius
da Artuk Bey'in önünden batiya dogru çekildi.
Imparator Mikhail Dukas onun üzerine Johannes'i
gönderdi ise de maglub oldu ve Urselius
tarafindan zorla hükümdar ilan edildi. Mikhail
Dukas bunun üzerine Artuk Bey ile görüsmelere
basladi. Yapilan anlasma uyarinca Urselius ve
Johannes üzerine yürüyen Artuk Bey Sapanca
yakinlarinda her ikisini de maglub ve esir etti.
Ancak daha sonra karisinin gönderdigi fidye
mukabilinde Urselius'u serbest birakti ve sadece
Johannes'i imparatora teslim etti. Imparator
Mikhail Dukas Urselius gailesinden kesin olarak
kurtulmak için onun üzerine müstakbel imparator
Alexios Komnenos'u gönderdi. Alexios Artuk Bey
ile görüserek onu Urselius'u tevkif ve teslim
etmeye ikna etti.
Anadolu'nun bir plân dahilinde
fethi bu olaylardan sonra baslamistir.
Yesilirmak ve Kelkit havzasi 1074 yilindan
itibaren emîr Danismend Gazi tarafindan ele
geçirildi. Daha doguda yer alan Sebinkarahisar,
Erzincan ve Divrigi bölgesinin bu sirada Emir
Mengücük Gazi tarafindan zaptedilmeye
baslandigini görüyoruz. Anadolu'da vuku bulan bu
olaylar sirasinda Kutalmisogullarinin herhangi
bir icraatina rastlanmamaktadir. Onlar bu sirada
Anadolu'nun güneyinde Birecik ve Urfa
taraflarinda kendilerine yasama imkâni saglamaya
çalisiyorlardi.
Kutalmis'in
ogullari Devlet ve Alp Ilig Suriye'de bazi
olaylara karismis ve Atsiz tarafindan esir
alinarak Meliksah'in yanina gönderilmislerdir.
Kutalmis'in diger iki oglu Mansur ve Süleymansah
ise Anadolu'da faaliyet göstermeyi daha uygun
bulmuslardir. Artuk Bey'in de Sultan Meliksah
tarafindan Anadolu'dan geri çagrilmis olmasi
soylarinin yüceligi bakimindan onlara
Anadolu'daki Türkmen gruplari üzerinde mutlak
bir hakimiyet kurma fikrini vermistir.
Anadolu'da çok müsait bir
ortam bulan Selçuklu ailesinin bu kolunun gayesi
amcazedeleri gibi müstakil bir devlet kurmakti.
Bizans imparatorlugunun 1025 tarihinden beri
devamli bir bocalama devresi içinde olmasi ve
Bizans asillerinin devletlerinin istikbalini
düsünmeden sürekli isyan etmeleri
Kutalmisogullarina Anadolu'da büyük bir ümit
kapisi açmakta idi.
Süleymansah'in
Anadolu'ya girdikten sonra nerelerde faaliyette
bulundugu kesin olarak belli degildir. Bazi
kaynaklara göre Konya ve civarinda harekâtta
bulunmus, Konya ile yakininda bulunan Gâvele
kalesini almistir. Onlarin bu basarilarini hangi
tarihlerde gerçeklestirdikleri de
bilinmemektedir. Fakat Konya'nin yaklasik 1075
yilinda Selçuklularin eline geçtigini
söyleyebiliriz. Kutalmisogullarinin eline geçen
bu önemli sehrin onlar tarafindan karargâh ve
merkez olarak kullanildigi kabul edilebilir.
Kaynak:
Osmanli tarihi
|