|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>>
Saruhanoğulları Beyliği
SARUHAN OGULLARI
BEYLIGI
Bati Anadolu'da, merkezi Manisa olmak
üzere Menemen, Gördes, Demirci, Kemal Pasa,
Turgutlu, Ilica ve Akhisar gibi kent ve
kasabalari içine alan bölgede kurulmus bir
Türkmen beyligidir.
I- SIYASÎ TARIH
a- Saruhan Bey
Beyligin kurucusu olan Saruhan Bey'in
Harezm Türkmenlerinden oldugu sanilmaktadir.
Nitekim Celâleddin Harezmsah'in ölümünden (1231)
sonra Saruhan adli bir beyin Selçuklu Devleti
hizmetine girdigi ve Saruhanogullari Beyligi'ni
kuran Saruhan Bey'in de bu Harezmli emir
Saruhan'in torunu oldugu bilinmektedir. Saruhan
Bey'in babasinin adi Alpagi olup Çuga ve Ali
Pasa adlarinda iki kardesi daha vardi.
Anadolu Selçuklu Sultani Alâaddin
Keykubad, maiyyetindeki Türkmen emirlerini
çesitli bölgelerin fethi için görevlendirmisti.
Bu uc beyleri arasinda bulunan Saruhan Bey o
zaman bir Bizans sehri olan Manisa ve çevresinde
faaliyetlerde bulunuyordu. Bu sirada Mogol
istîlâsi sayisiz Türkmen gruplarinin Bati
Anadolu bölgesine gelmesine sebep olmus,
dolayisiyla bu bölgelerdeki Bizans sehir ve
kasabalari Türkmenlerin eline geçmeye baslamisti.
Anadolu Selçuklu Sultani II. Mesud'un
ümerâsindan olan Saruhan Bey, Manisa
bölgesindeki faaliyetlerini artirarak sehri
tehdit etmeye basladi (1303). Bizans Imparatoru
II. Andronikos (1282-1328), Bati Anadolu'daki
Türkmenlerin faaliyetlerinin artmasi üzerine
oglu ve saltanat ortagi IX. Mihail'i bu bölgeye
gönderdi. IX. Mihail Katalon kuvvetlerinin de
destegi ile Manisa'ya kadar geldi ise de
Türkmenler karsisinda bir sonuç alamadan geri
çekilmek zorunda kaldi. Saruhan Bey bu olaydan
sonra Katalon kuvvetlerinin bulundugu Danya
kalesini muhasara etti ancak basarili olamadi.
Saruhan Bey, Katalonlarin bölgeyi terketmesinden
sonra Manisa sehri üzerindeki baskisini
artirarak sehrin civarindaki kasaba ve köyleri
ele geçirdi. Bu hareket sonucunda Türklerin
Leskeri-ili (Laskaris ili) dedikleri Manisa'yi
da fethetti (1313).
Saruhan Bey, Manisa'nin fethinden sonra
burasini beyliginin baskenti yapti. Sinirlarini
kisa sürede Alasehir'den Izmir ve diger Ege
kiyilarina kadar genisleten Saruhan Bey, eski
Türk adeti geregince topraklarini kardesleri
arasinda paylastirdi. Kendisi Ulu Bey sifati ile
Manisa'da otururken, Demirci ve yöresini kardesi
Çuga Bey'e, Nif (Kemalpasa)'in idaresini de
diger kardesi Ali Pasa'ya verdi. Saruhan Bey
kardesi Çuga Bey'in ölümünden sonra Demirci'nin
idaresini oglu Devlethan'a, onun ölümü ile de
Yakup Çelebi'ye birakti.
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nde
Demirci'nin Saruhan beylerinden Kara Mustafa Bey
tarafindan fethedildigini kaydeder. Bundan baska
Nif'i de Saruhan Bey devrinin ileri
gelenlerinden Haci Emet Bey'in ele geçirdigini
belirtir. Ancak Evliya Çelebi'nin bu kayitlarini
ihtiyatla karsilamak gerekir.
Saruhanogullari Beyligi'nin dogusunda
Germiyan, kuzeyinde Karasi (Karesi) ve güneyinde
de Aydinogullari Beyligi'nin topraklari vardi.
Böylece Saruhanogullari'nin üç tarafi yeni
kurulmus olan Türk beylikleri ile çevrilmis
oldugundan yalniz Ege denizi cihetinden
genislemeye, gazâ ve seferler yapmaya elverisli
idi. Bu sebeple Saruhan Bey kurmus oldugu
donanma ile deniz seferleri yapmaya basladi.
Foça, Sakiz ve Naksos'daki Cenevizliler ile
Midilli'yi vergiye bagladi. Meshur seyyah Ibn
Battuta, 1332 yilinda Manisa'ya geldigi zaman
Foçalilarin her sene Saruhan Bey'e 15.000 gümüs
para vergi verdigini kaydetmistir.
Türk tarihi için önemli bir kaynak eser
olan Câmiü'd-Düvel'de Foça'nin da
Saruhanogullari beyligi sinirlari içinde
bulundugu kaydedilmistir. Ancak bu tarihte
Foça'nin Ceneviz Cumhuriyeti'ne bagli bir koloni
oldugu bilinmektedir. Yukarida da ifade edildigi
gibi burada yasayan Rumlar ve Lâtinler,
Saruhanogullari'na vergi vermekteydiler. Yine
Câmiü'd-Düvel'de Saruhanogullari'na ait oldugu
belirtilen topraklar arasinda Menemen, Gördes,
Adola, Akhisar, Turgutlu, Nif, Ilica, Kayacik,
Demirci, Urganli, Manisa, Gördes, Güzelhisar ve
Mendelorya sehir ve kasabalari sayilmistir. Öte
taraftan yine kaynaklardan Mesâlikü'l-Ebrâr'daki
kayitlara göre XIV. yüzyil ortalarina dogru
Saruhan Beyligi'nin onbes sehri, yirmi kalesi,
onbin askeri ve Saruhan'in kardesi olan Ali
Pasa'nin da sekiz sehri, otuz kalesi, okçulukta
mâhir bir çok yaya askeri ve sekiz bin de atli
askeri ile büyük bir donanmasi vardi.
Saruhan Bey devrinde, Osman-oglu Orhan
Bey Bizans Imparatorlugu aleyhinde durmadan
topraklarini genisletiyordu. Orhan Bey'in 1329
yilinda Sakiz adasini fethetmesi üzerine Bizans
Imparatoru II. Andronikos Palaiologos
Osmanlilara karsi Saruhan ve Aydinogullari'ndan
yardim istemek zorunda kaldi. Imparatorun bu
istegini olumlu karsilayan Saruhan Bey,
Osmanlilara karsi Bizans ve Aydinogullari ile
beraber hareket etmeye basladi.
1334 yilinda Aydin ve Saruhanogullari
270 gemilik bir filo ile Yunanistan sahilleri ve
Trakya'ya bir sefer düzenlediler. Bu sefer
sirasinda Saruhan Beyligi gemilerine Saruhan
Bey'in oglu Süleyman Bey kumanda etmekteydi.
Ancak bu sirada Midilli'yi zabt eden Foça valisi
Dominik, Saruhan-oglu Süleyman Bey ile bir çok
adamini bir hile ile esir aldi.
Bizans Imparatoru III. Andronikos, asi
valiyi cezalandirmak için derhal bir donanma ile
Foça önlerine gelerek sehri denizden kusatti ise
de bir netice elde edemedi. Bunun üzerine dostu
ve müttefiki olan Saruhan Bey'den yardim istedi.
Saruhan Bey, esir olan oglu Süleyman ve
arkadaslarinin kendisine teslim edilmesi sarti
ile yardim edebilecegini bildirdi. Imparator
Andronikos Saruhan Bey'in bu sartini kabul
edince Saruhanogullari'na ait süvari ve piyade
kuvvetleri Foça'yi karadan kusattilar. Muhasara
bes ay kadar sürmesine ragmen kale bir türlü
düsürülemedi. Bu durum üzerine imparator
Anadolu'daki diger müttefiki Aydin-oglu Umur
Bey'den de yardim istedi. Aydinoglu Umur Bey
donanmasini yardima gönderdi. Bizans, Saruhan ve
Aydinogullari'nin gemilerinden meydana gelen
müttefik donanma Foça Valisi Dominik ile bir
deniz savasi yapmak istediyse de o buna
yanasmadi. Bu sebeple kusatma daha da uzadi.
Neticede Imparator Andronikos, Dominik ile
anlasarak Saruhan-oglu Süleyman Bey ve
adamlarini serbest biraktirdi (1336).
III. Andonikos'un 1341 yilinda ölümünden
sonra Bizans'da iktidar mücadelesinin baslamasi
Saruhan Bey'in Bizans topraklari üzerine fetih
yapmasi için iyi bir firsat oldu. Nitekim O,
Gelibolu taraflarina bir akin düzenledi ise de
basarili olamadi. Hatta Bizans donanmasi karsi
hücuma geçerek Saruhan kiyilarinda yagma ve
tahrip hareketlerinde bulundu. Bu olaylar
sirasinda Saruhan Bey'in müttefiki ve dostu olan
Aydin-oglu Umur Bey de Haçlilarin saldirisina
ugramisti. Lâtinler bu saldiri sonucunda Izmir'i
ele geçirdiler (1344). Izmir'in Lâtinler eline
geçmesi Saruhanli denizciler için bir felaket
oldu. Bati Anadolu'da bu olaylarin gelistigi
esnada Bizans'in baskenti Istanbul'da taht için
mücadeleler devam ediyordu. Istanbul'u ele
geçirmek isteyen Kontakuzenos, dostu Aydin-oglu
Umur Bey'e haber göndererek ondan yardim istedi.
Umur Bey bu teklifi kabul edince Saruhan Bey de
oglu Süleyman Bey komutasinda bir miktar askeri
onun yanina gönderdi. Saruhan kuvvetleri Umur
Bey'le beraber Trakya'ya geçip Kontakuzenos'un
kuvvetleriyle birlestiler. Ancak müttefik
kuvvetler Istanbul üzerine yürüdügü bir sirada
Süleyman Bey, siddetli bir humma hastaligi
sonucunda vefat etti (1345).
Aydin-oglu Umur Bey, Süleyman Bey'in
ölümünden sonra onun cesedini alarak Manisa'da
bulunan babasinin yanina getirdi. Oglunun
ölümüne çok üzülen Saruhan Bey, bu tarihten
sonra fazla yasamadi. O da bir yil sonra vefat
eti (1346). Manisa'da Körhane adi verilen
türbeye defnedildi.
Saruhanogullari Beyligi'nin kurucusu
olan Saruhan Bey devrinde beylik en parlak
dönemini yasamistir. Onun zamaninda Manisa bir
Türk-Islam sehri olarak gelisti ve büyüdü.
Anadolu'yu gezmis olan seyyah Ibn Battuta,
Manisa'da Saruhan Bey ile görüstügünü ve Saruhan
Bey'in son yillarinda sehrin tamaminin bir Türk
sehri hüviyetine büründügünü yazmaktadir.
Saruhan Bey'in Timur Han, Orhan,
Süleyman, Ilyas, Devlethan ve Budak Pasa
isimlerinde alti oglu oldugu bilinmektedir.
Ölümünden sonra beyligin basina bu ogullari
arasindan Fahreddin Ilyas Bey geçti. Saruhan
Bey'in ogullarindan Devlethan Demirci'yi, Budak
Pasa da Gördes'i idare etmekteydi.
b- Ilyas Bey
Saruhan Bey'den sonra beyligin basina
geçen Ilyas Bey, ilk is olarak Bizans
Imparatoriçesi Anna ile bir dostluk antlasmasi
yapti. Daha önce de belirtildigi üzere Saruhan
Bey ile Aydin-oglu Umur Bey Imparator Anna'ya
karsi Kantakuzenos ile isbirligi yapmislardi.
Ancak Kantakuzenos Anna'ya karsi bir basari elde
edemeyince bu kez Osmanli hükümdari Orhan ile
anlasma yapmak zorunda kaldi. Hatta kizini Orhan
Bey'e vererek onunla tam bir dostluk kurdu.
Imparatoriçe Anna ise Kantatuzenos'un
Osmanlilarla anlasmasi üzerine Saruhanogullari
ile ittifak kurmaya çalisti. Bu amaçla devlet
ileri gelenlerinden Tagaris'i Manisa'ya Saruhan
Bey ile anlasmaya gönderdi. Ancak Tagaris
Manisa'ya geldiginde Saruhan Bey'in ölümü ile
karsilasti. Bu duruma ragmen Tagaris, Saruhan
Bey'in yerine geçen Ilyas Bey ile bir anlasma
yapmaya muvaffak oldu.
Ilyas Bey, yapilan anlasmadan sonra
imparatoriçeye yardim için bir miktar kuvvet
gönderdi. Bu sirada Umur Bey de iki bin kisilik
bir birlik gönderdi. Ancak imparatoriçeye
yardima giden Saruhan ve Aydin kumandanlari
yolda Anna aleyhine bir anlasma yaptilar. Bu
emirler ilk olarak Istanbul'a gelerek
imparatoriçeden para ve hediye aldilar. Ancak
Trakya'ya geçtikten sonra eski dostlari
Kantakuzenos'un tarafina geçtiler. Kantakuzenos
ile birlikte Bulgaristan topraklarina saldiran
Saruhan ve Aydin birlikleri pek çok ganimet ve
esir elde ederek yurtlarina döndüler.
Öyle anlasiliyor ki Saruhanogullari bu
akindan sonra bir daha Rumeli'ye geçemediler.
Çünkü Osmanlilar Karasi topraklarini alip
Gelibolu yarimadasina yerlestikten sonra
Saruhanogullari'nin bu bölgelere geçmeleri
zorlasti. Yine bu tarihlerde Izmir'i Lâtinlerden
almak iseteyen Gazi Umur Bey Lâtinler karsisinda
sehit düstü (1348). Böylece Izmir ve çevresi
Lâtinler elinde kalinca Marmara kiyilari gibi
Ege sahilleri de Saruhanogullari'na kapanmis
oldu. Izmir'in Lâtinler eline geçmesi Saruhan
deniz ticaretine de önemli ölçüde darbe vurdu.
Saruhanli hükümdari Ilyas Bey'in 1356
yilinda Imparator Ioannes V. Palaiologos'a
yardim ettigi bilinmektedir. Bu yil içerisinde
Osmanli Sultani Orhan Bey'in oglu Halil Gemlik
sahilinde gezerken Foçalilar tarafindan esir
edildi. Halil'i kurtarmak için Foça'yi abluka
altina alan Imparator Ioannes Palaiologos
Cenevizlilerin israrla karsi koymalari üzerine
dostu olan Saruhan-oglu Ilyas Bey'den yadim
istedi. Ilyas Bey bu öneriyi kabul ederek
karadan Foça'yi kusatti. Ancak Ilyas Bey'in
Foçalilarla dostulugunu bilen ve onun kendisine
bir tuzak hazirladigindan süphelenen Imparator
Ioannes, Ilyas Bey'i gemisine davet etti ve onu
rehin alarak denize açildi. Ilyas Bey bu
durumdan karisinin verdigi büyük miktardaki
fidye-i necat karsiliginda kurtuldu. Ayrica
ogullarini da imparatorun yanina rehin olarak
birakti.
Ilyas Bey'in ne zaman öldügü kesin
olarak bilinmemekle beraber 1357 yilinda
beyligin basinda Ishak Çelebi'nin bulundugu
anlasilmaktadir. Bu sebeple Ilyas Bey'in 1356
veya 1357 yilinda vefat etmis oldugu tahmin
olunabilir.
c- Ishak Bey
Ilyas Bey'in ölümünden sonra beyligin
basina oglu Ishak Bey geçti. Babasinin
sagliginda Menemen'i idare eden Ishak Bey
beyligin en zayif bir zamaninda basa geçmesine
ragmen onun zamaninda Saruhanogullari en parlak
devrini yasadi. Onun Misir Memlûklu sultani ile
mektuplastigi bilinmektedir. Nitekim Rodos
adasinin sövalyelerden alinmasi için yapilacak
sefere diger Anadolu beyleri gibi Ishak Bey de
davet edilmis ve kendisine Memlûk sultaninin
nâmesi verilmistir (1366).
Saruhanogullari, Ishak Bey zamaninda
yeni komsulari Osmanlilar ile dostane bir
siyaset takip ettiler. Ishak Bey, I. Murad'in
oglu Yakup Çelebi ile Bayezid'in sünnet
dügünlerine ve Yildirim Bâyezid'in Germiyan
beyinin kizi ile evlenme törenlerine katildi.
Bundan baska I. Kosova savasina diger beylikler
gibi yardimci kuvvetler gönderdi.
Ishak Bey zamaninda Manisa'da
Mevlevîligin itibari bir hayli artmistir. Ishak
Bey'in Mevlevî-hâne'yi yaptirmasi ile bu aileden
bir kaç kisinin Çelebi ünvanini almasi bu
sevginin bir delili olarak görülmektedir. Ishak
Çelebi için kitabeler ve vesikalarda "Sultan,
emir, beldeler fatihi ve Sultanü'l-azam” gibi
ünvanlar kullanilmistir.
Ishak Çelebi hakkinda 1378 yilindan
sonraki yillarda hiçbir bilgi yoktur. Ancak onun
1378 veya 1379 yilinda öldügü bilinmektedir.
Sagliginda yaptirmis oldugu türbe kitabesinde
ölüm tarihi belli degildir.
d- Hizir Sah
Ishak Bey'in ölümü üzerine oglu Hizir
Sah Saruhanogullari'nin basina geçti. Ancak
kardesi Orhan Bey onun beyligini tanimayarak
saltanat mücâdelesine giristi. Kaynaklarda bu
mücâdele hakkinda fazla bilgi yoktur. Bununla
beraber Orhan Bey'in bu mücâdeleyi kaybettigi ve
Hizir Sah'in Manisa'ya hakim oldugu
anlasilmaktadir.
Hizir Sah'in gümüs ve bakir paralari
bulunmus olup bu paralar üzerinde tarih yoktur.
Ancak 1389 tarihli bir vesika bu tarihte Hizir
Sah'in Bey oldugunu göstermektedir.
Hizir Sah Bey oldugu sirada Osmanli
hükümdari I. Murad sehit düsmüs, yerine Yildirim
Bâyezid geçmisti. Osmanli tahtindaki bu
degisikligi firsat bilen Karaman-oglu Alâaddin
Ali Bey Osmanlilar aleyhinde faaliyetlere
baslamisti. Onun bu faaliyetlerine Saruhan-oglu
Orhan Bey de katildi. Bunun üzerine Yildirim
Bâyezid hizla Anadolu'ya geçti, Alasehir'den
sonra Manisa'ya geldi. Hizir Sah ise Yildirim
Bâyezid'in bu harekâti esnasinda onu
karsilayarak tabiiyetini arzetti ve ülkesini
sulh yolu ile Osmanlilara birakti.
Yildirim Bâyezid, Hizir Sah'in bu
davranisi üzerine Demirci, Adala, Gördes,
Kayacik ve Kemaliye taraflarindan olusan
beyligin dogu topraklarini ona birakti. Bâyezid
Manisa'yi aldiktan sonra (1390) Karasi ile
Manisa birlestirilerek Bey-sancagi yapildi.
Bâyezid buraya önce Ertugrul'u, onun ölümü ile
de Emir Süleyman'i tayin etti (1392).
Saruhan-oglu Hizir Sah Bey ise kendisine
verilmis olan küçük bir bölgede bir süre daha
beylik yapti. Bu sirada Emir Süleyman'la çok iyi
bir dostluk kurdu. Kardesi Orhan Bey ise
Bâyezid'in Anadolu harekâti sirasinda
yakalanarak Bursa veya Iznik'e götürüldü. Ancak
o buradan kaçarak önce Isfendiyar-oglu'nun ve
arkasindan da Timur'un yanina gitti.
Ankara Savasi'na Emir Süleyman'in
idaresinde Yildirim Bâyezid'in saflarinda
katilan Saruhanli askerler, Iznik'ten kaçarak
Timur'a siginmis olan Orhan'i karsi tarafta
görünce o tarafa geçtiler. Savasi kazanan Timur,
Anadolu beylerine eski yurtlarini verirken,
Orhan Bey'e de Saruhan beyligini verdi. Nitekim
17 Agustos 1402 tarihinde Manisa'ya gelen Orhan
Bey beyliginin basina geçti. Orhan Bey beyligini
mesru göstermek için hemen para bastirdi (1403).
Ancak Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra
Denizli taraflarinda hüküm sürmekte olan Hizir
Sah ile Orhan Bey arasinda saltanat mücadelesi
yeniden basladi. Neticede Hizir Sah, idareyi
eline aldi.
Bâyezid'in Ankara Savasi'nda
yenilmesinden sonra Osmanli sehzâdeleri arasinda
saltanat mücadelesinin basladigi Fetret devrinde
Hizir Sah önce eski dostu Emir Süleyman'in
tarafini tuttu. Ancak Emir Süleyman'in
mücadeleyi kaybetmesi üzerine Aydinoglu Cüneyd
ve Mentese-oglu Ilyas Bey'le beraber Isa
Çelebi'yi destekledi. Isa Çelebi'nin Çelebi
Mehmed'e yenilmesi üzerine ise Hizir Sah
Manisa'ya kaçti. Bunun üzerine Çelebi Mehmed'in
kuvvetleri Manisa'ya yürüyerek hamamda
eglenmekte olan Hizir Sah'i yakaladilar ve
Çelebi Mehmed'in huzuruna getirdiler. Çelebi
Mehmed Hizir Sah'i idam ettirdi (1410).
Hizir Sah'in öldürülmesi ile birlikte
Saruhanogullari'nin Manisa kolu sona ermis oldu.
Ancak Demirci kolu fazla etkili olmamakla
beraber bir süre daha devam etti. Hizir Sah'in
ölümünden sonra Devlethan'in oglu Yakup Bey
Demirci'de hüküm sürmeye devam etti. Yakup Han
1407 yilinda Demirci'de bir cami yaptirmis olup
oradaki bir hamami da bu camiye vakfetmistir.
Bundan baska Budak Pasa-oglu Beyce Bey de
Gördes'te bir cami ve hamam yaptirmistir. Öte
taraftan Hizir Sah'in kardesi olan Orhan Bey,
agabeyinin ortadan kaldirilmasindan ve Çelebi
Mehmed'in bu bölgelerden çekilmesinden sonra
Manisa'ya gelerek burayi ele geçirdi ve
istiklâlini ilan etti. Orhan Bey'in 1411 tarihli
bir parasinin bulunmasi onun bu tarihte
Manisa'da Bey oldugunu göstermektedir. Orhan
Bey'in bu hareketi üzerine Çelebi Mehmed 1412
yilinda bu bölgeleri yeniden itaat altina almis
ve Orhan Bey'i de bertaraf etmistir. Orhan
Bey'in ayni yil içerisinde vefat etmesi ile
Saruhanli Beyligi tamamen son buldu.
2- IMAR FAALIYETLERI
Saruhanogullari hüküm sürdükleri
topraklar üzerinde bir çok imar faaliyetlerinde
bulunmuslardir. Özellikle cami, medrese ve köprü
yapan Saruhanogullari zamaninda beyligin merkezi
Manisa Türklesmis ve sehrin çehresi degismistir.
Beyligin kurucusu Saruhan Bey'in Manisa Çarsi
Mahallesi'nde bir mescit, Gediz üzerinde bir
köprü ve Çaprazlar Mahallesi'nde bir çesme
yaptirdigina dair kayitlar vardir.
Saruhan Bey'in oglu Ilyas Bey de
Manisa'da bir mescit (1362) ile bir çesme
yaptirmistir. Ilyas Bey'in oglu Ishak Bey,
beyligin zayif oldugu bir sirada basa geçmesine
ragmen büyük ölçüde bayindirlik faaliyetlerinde
bulunmus, ülkesinin her tarafinda cami, çesme,
medrese, hamam ve köprü gibi bir çok eser
yaptirmistir.
Saruhanlilar, merkezleri Manisa'da belki
bütün beylikler devrinin en önemli ve ilgi
çekici cami örnegini meydana getirmislerdir.
Ishak Bey'in 1376'da medrese ve türbe ile
birlikte külliye olarak yaptirdigi Manisa Ulu
Camii, Bati Anadolu'da görülen en önemli mimarî
eserdir. Ishak Bey Manisa Ulu Camiinden baska
Mevlevî-hâne (1369), Karaoglanlar civarinda
Koyun Köprüsü, Çaprazlar Mahallesi'nde bir çesme,
Manisa'da Yedi Kizlar Türbesi ve Karahisar ile
Karaköy'de birer çesme yaptirdigi bilinmektedir.
Saruhanli Beyi Hizir Sah'a gelince, o da
babasi gibi bir çok hayir kurumlari yaptirmis ve
vakiflar ihdas etmistir. Hizir Sah'in Adola'da
camii, medrese, imaret ve hamami, Alasehir'in
Kemaliye köyünde Hizir Pasa Camii ile bir hamami
ve Manisa'da Çinar Zaviyesi yaptirdigi
bilinmektedir. Hizir Sah'in ölümünden sonra
Demirci'de hüküm süren Devlet-sah oglu Yakup Bey
de burada bir cami yaptirmis (1407) ve daha
sonra bir hamami da bu camiye vakfetmistir
(1413).
Saruhanlilardan Budak Pasa-oglu Begce
Bey de Gördes'te bir cami ve hamam yaptirmistir.
Saruhanogullari, Lâtinlerle ticarî
iliskileri dolayisiyla Lâtin harfleri ile gümüs
sikke kestirmislerdir. Ancak simdiye kadar Ishak,
Hizirsah ve Orhan beylerin Islâmî sikkeleri ele
geçmistir.
Kaynak:
Osmanli tarihi
|