|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>>
Saltuklular
1. Saltuklular'in Kurulusu
Saltuklular, 1071-1202 tarihleri arasinda
Erzurum, Pasinler, Tercan, Ispir, Oltu, Tortum,
Micingerd, Bayburt ve civarinda hüküm sürmüs bir
Türk beyligidir.
Malazgirt zaferinden sonra
Anadolu'da kurulan ilk Türk beyligi olan
Saltuklular'in baskenti Erzurum idi. Islâm
kaynaklarinda Kalikala ve Erzenu'r-Rûm seklinde
geçen Erzurum, Hz. Osman zamaninda 653 yilinda
fethedilmistir. Fetihten sonra Erzurum'u bir üss
ve karargâh olarak kullanan müslümanlar, buradan
kuzey ve dogu istikâmetinde akinlar
düzenlediler. Sehir Abbâsîler'in ilk yillarinda
Bizans imparatorlugunun eline geçtiyse de daha
sonra geri alinmistir. Bizans ordulari XI.
yüzyilda Erzurum'u isgal ederek Azerbaycan'a
kadar uzandilar. Ayni yillarda baslayan Selçuklu
akinlari ve Türkmen muhacereti sebebiyle
Türkler'le Bizanslilar arasinda uzun yillar
devam edecek olan çatismalar basladi.
Çagri Bey'in 1015-1021 yillari
arasinda Dogu Anadolu'ya düzenledigi kesif
seferinden sonra Arslan Yabgu'ya bagli Oguzlar,
Gazneli kuvvetlerinin takibi sebebiyle
Anadolu'ya girmisler ve agir kayiplar
vermelerine ragmen Azerbaycan'a, Bizans
topraklarina ve Diyarbekir yöresine kadar
yayilmislardir. 1038 yilinda gerçeklestirilen
üçüncü bir akinla da Van Gölü havzasina kadar
gelmislerdir. Yeni iltihaklarla sayilari bir
hayli artan Türkmenler, 1044 yilinda büyük
kitleler hâlinde Dogu Anadolu'ya girdiler.
Süratle Vaspuragan civarina gelen bu
Türmenler'in hedefi Erzurum'u ele geçirmekti. Bu
gelismeler üzerine Bizans'in güçlü imparatoru II.
Basileios Dogu'daki sinirlarini emniyet altina
almak için seferber olmus ve imparatorlugun
sinirlarini Azerbaycan ve Kafkasya'ya kadar
genisletmistir.
Daha sonraki yillarda ayni
siyaseti takip eden Imparator Konstantinos IX.
Monomakhos, Oguzlar'a karsi harekete geçerek
1045 sonbaharinda Gürcü prensi Liparit
komutasinda gönderdigi orduyla Seddâdîler'in
elindeki Duvin sehrini ele geçirmek istemistir.
Bunun üzerine Büyük Selçuklu hükümdari Tugrul
Bey, Kutalmis komutasindaki bir orduyu Bizans
kuvvetlerine karsi gönderdi ve Selçuklular'la
Bizanslilar arasinda ilk ciddî çatisma vuku
buldu. Kutalmis, Musul ve Diyarbekir yöresinde
Türkmenler'i de yanina alarak 1045 yilinda Gürcü
ve Rumlar'dan olusan müttefik Bizans ordusunu
bozguna ugratti. Öte yandan Tugrul Bey'in yakin
adamlarindan Emîr Hasan da yirmibin kisiyle
Erzurum ve Pasinler ovalarini ele geçirdi. Fakat
Bizanslilar bu Selçuklu beyini tâkip ederek
Büyük Zap Suyu yakinlarinda pusuya düsürüp Hasan
Bey ile çok sayida arkadasini sehit ettiler.
Hasan Bey'in ölümü, Tugrul Bey'i
çok üzdü ve intikam almak için Ibrahim Yinal'i
Bizans'a karsi Anadolu seferine memur etti.
Ibrahim Yinal Türkistan'dan Nisapur'a gelen
yogun bir Türkmen kitlesini 1047 tarihinde
Anadolu'ya sevketti. Ertesi yil Türkmen
kitleleri, Erzurum ve Pasin ovalarinda
toplanmaya basladi. Insan dalgalari bir sel gibi
ülkenin her tarafini istila etti. Batida
Gümüshane ve Trabzon, kuzeyde Ispir, güneyde Mus
ve Agri taraflarina kadar yayildi. Türkler daha
sonra Siirt ile Meyyâfârikîn arasindaki Erzen
üzerine yürüdüler. Çok çetin geçen savaslardan
sonra halk Kalikala (Erzurum) sehrine sigindi.
Kalikala bu tarihten itibaren yakinindaki Erzen
sehrinin adini aldi ve Erzen'den tefrik etmek
için Erzenu'r-Rum, daha sonra Arz-i Rum ve
nihayet Erzurum olarak anilmaya baslandi.
Ibrahim Yinal, Bizans
kuvvetlerini takip ederek 18 Eylül 1048
tarihinde Hasankale'de cereyan eden savasta
onlari korkunç bir bozguna ugratti. Basta
Liparit olmak üzere pek çok kisi esir alindi.
Tugrul Bey, daha sonra bizzat Malazgirt ve
Erzurum üzerine sefer düzenledi. 1055 yilinda
Türkistan'dan gelen bir Türkmen kitlesi Erzurum
ve Bayburt civarini ele geçirdi. 1059 yilinda
Ibrahim Yinal'in isyaninin bastirilmasindan
sonra Türkler, tekrar büyük kitleler hâlinde
aralarinda muhtemelen Emîr Saltuk'un da
bulundugu bir grup komutanin emrinde Anadolu'ya
akinlara basladilar. Tugrul Bey'in ölümünden
sonra Selçuklu tahtina geçen Sultan Alparslan
zamaninda da Anadolu'ya yapilan akinlar devam
etti. Durumun giderek aleyhine gelistigini gören
Imparator Romanos Diogenes, 1070-1071 kisinda
büyük bir orduyla Anadolu seferine çikmayi
planladi. Maksadi Anadolu'yu Türkler'den
kurtarmak, Islâm topraklarini isgal ve Selçuklu
devletini ortadan kaldirmakti.
13 Mart 1071 tarihinde
Ayasofya'da yapilan büyük bir törenden sonra
yola çikan imparator, Erzurum'a varinca
kuvvetlerinin bir bölümünü Gürcistan'a
göndererek arkasini emniyet altina almayi
düsündü. Imparatorun Erzurum'a vardigini
Meyyafarikîn'de haber alan Sultan Alparslan
süratle Erzen ve Bitlis yoluyla Ahlat'a hareket
etti. Nihayet Bizans ve Selçuklu kuvvetleri
arasinda 26 Agustos 1071'de Malazgirt'te meydana
gelen savas bilindigi üzere Selçuklular'in kesin
zaferiyle sonuçlanmis ve imparator esir
düsmüstür. Fakat Romanos Diogenes'in tahttan
uzaklastirilarak gözlerine mil çekilmesi ve yeni
imparator Mihail Dukas'in Selçuklularla yapilan
anlasmayi tanimadigini ilân etmesi üzerine
Sultan Alpaslan, Saltuk, Artuk, Mengücük, Çavli,
Danismend ve Çavuldur gibi emirlerini Anadolu'ya
göndererek fetihlerde bulunmalarini istemis ve
fethedecekleri sehir ve kasabalari kendilerine
ikta edecegini bildirmistir.
a) Ebu'l-Kasim Saltuk:
Malazgirt zaferinin
kazanilmasinda önemli rol oynayan komutanlardan
biri de Emîr Saltuk idi. Zahireddin Nisâburî ile
Resîdüddin'in verdigi bilgilerden Saltuklu
hânedaninin kurucusu olan Ebu'l-Kasim Saltuk'un
Anadolu'nun fethinde çok önemli hizmetlerde
bulundugunu ve zaferden sonra Sultan
Alparslan'in Kars'tan Bayburt'a, Bingöller'den
Barkal daglarina kadar uzanan sahada yer alan
Kars, Pasinler, Oltu, Erzurum, Tortum, Ispir,
Bayburt ve yörelerini veraset yoluyla
çocuklarina da intikal etmek üzere ona ikta
ettigini anliyoruz.
Selçuklu topraklarinin
sinirlarinda yer alan Erzurum'un kendisine ikta
edilmis olmasi, onun diger beylerden daha önemli
mevkide bulundugunu göstermektedir. Gürcü
kaynaklarinda da Izzeddin Saltuk'un atalarinin
Oguzlar'a ve Selçuklu hükümdarlarina mensup
oldugu kayitlidir. Saltuklu hanedaninin 516
(1123) yilindan itibaren Saltukogullari (Beni
Saltuk) adiyla tanindigini görüyoruz. Abbasî
halifesi Müstersid Billah'in, Hille Arap emîri
Dübeys b. Sadaka'ya karsi yardim istemesi
üzerine Zengî b. Aksungur ve Togan Arslan ile
beraber Saltukogullari da Bagdat'a gitmisti.
b) Ali b. Ebu'l-Kasim:
Ebu'l-Kasim Saltuk'un ölümü
üzerine yerine oglu Ali geçti. Ibnü'l-Esîr, 496
(1102-1103) yili olaylarini anlatirken Ali b.
Ebu'l-Kasim Saltuk'un sözkonusu tarihte beyligin
basinda bulundugunu ifade eder. Büyük Selçuklu
sultani Berkyaruk ile kardesi Gence meliki
Muhammed Tapar arasinda 8 Cemaziyelâhir 496 (19
Subat 1103) tarihinde Hoy kapisinda cereyan eden
ve Muhammed Tapar'in maglubiyetiyle biten
savastan sonra Muhammed Tapar Ercis'e, oradan da
Sökmen el-Kutbî'nin hâkimiyetindeki Ahlat'a
çekilmisti. Yaninda Sökmen el-Kutbî, Muhammed b.
Yagisiyan ve Kizil Arslan gibi emirler vardi.
Erzenu'r-Rum hâkimi Ali de bu sirada Ahlat'a
gelerek onlara katildi ve hep birlikte Sultan
Alparslan tarafindan Menûçehr'e verilen Ani
üzerine yürüdüler.
Iki kardes arasinda 497 (1104)
yilinda yapilan anlasmaya göre Sepidrud (Kizilören)
sinir olacak, Azerbaycan, Kafkasya, Diyarbekir,
el-Cezîre, Musul ve Suriye ülkeleri Muhammed
Tapar'a verilecekti. Bu anlasmaya göre sinir
boylarindaki beyler, bu arada Saltuklu Ali de
Sultan Muhammed Tapar'a tâbi olacakti. Sultan
Muhammed Tapar, 1105 Subat'inda Meyyafarikîn'e
giderken Dogu Anadolu'daki sehirlere hâkim olan
Erzenu'r-Rum emîri Ali, Diyarbekir beyi Ibrahim
b. Yinal, Siirt emîri Kizil Arslan, Artukoglu
Sökmen, Erzen-Bitlis beyi Hüsameddin Togan
Arslan ve Harput emîri Sahruh da ona refakat
ediyordu.
Büyük Selçuklular, aralarindaki
dâhilî çekismeler ve Haçli istilâsiyla mesgul
iken Gürcü krali David Türkler'e karsi saldiriya
hazirlaniyordu. 1115 tarihinde Rostof'u aldiktan
sonra Çoruh nehri vadisinde ileri harekâta
geçti. Ertesi yil Saltuklular'in hâkimiyetindeki
topraklara girip Pasinler'e kadar geldi ve çok
sayida Türk'ü öldürdü. 1118 yilinda da
Azerbaycan taraflarina hücuma geçti. Bunun
üzerine Artukoglu Ilgazi, Gürcüler'le cihada
memur edildi ve 1121 yilinda Erzen beyi Togan
Arslan ile Erzurum'a geldi.
Saltuklu Emîr Ali de burada
onlara katildi ve birlikte Tiflis'e hareket
ettiler. Fakat Gürcüler karsisinda maglup
oldular, Kral David de Tiflis'i zaptetti. Bu
arada Menûçehr'in oglu Ebu'l-Esvar, Ani'yi
Gürcüler'e karsi müdafaa edemeyecegini anlayarak
altmisbin dinar karsiliginda Saltuklular'a satti.
Fakat sehirdeki hristiyan ahali daha erken
davranip Kral David'i durumdan haberdar ederek
sehri ona teslim ettiler. Ani'deki cami,
kiliseye çevrildi ve daha önce Ahlat'tan
götürülerek kubbeye konulmus olan hilâlin yerine
haç dikildi. Böylece Sultan Alparslan'in 1064'de
aldigi Ani, altmis yil sonra hristiyanlarin
eline geçmis oldu (1123-1124).
c) Ziyaeddin Gazi:
Ali'nin ölümünden (muhtemelen
1124) sonra Saltuklu tahtina kardesi Ziyaeddin
Gazi geçti. Kitabelerden anlasiligina göre
Erzurum'daki Kale Camii ve Tepsi Minare (Saat
Kulesi)'yi yaptiran Saltuklu emîri Ziyaeddin
Gazi'dir. Fakat hakkinda fazla bilgi yoktur. I
Hakki Konyali tarafindan okunmus olan Tepsi
Minare kitabesinde onun ünvan ve lâkaplari söyle
siralanmaktadir: "Mevlâna Ziyaeddin Kutbu'l-Islâm,
Nasîruddevle, Zahîru'l-mille, Semsü'l- (Mülûk)
ve'l-Ümerâ Inanç Beygu (Yabgu) Alp Tugrul Bey
Ebu'l-Muzaffer Gazi b. Ebi'l-Kasîm".
Ziyâeddin Gazi, 1126'da
Gürcüler'e karsi düzenlenen sefere katildigi
gibi 1131 yilinda da Ivani'yi büyük bir bozguna
ugratti. Gürcüler onun zamaninda Ispir ve
Pasinler'i geçerek Oltu'ya kadar gelmislerdi.
Artuklu Temürtas, Ziyâeddin Gazi'nin kiziyla
evlendi ve böylece iki hanedan arasinda
akrabalik kuruldu.
Ziyâeddin Gazi, Azîmî'ye göre 526
(1131-1132) yilinda ölmüstür.
d) II. Izzeddin Saltuk:
Gazi'den sonra beyligin basinda
yegeni II. Izzeddin Saltuk'u görüyoruz
(1132-1168). Onun devrinde Ahlatsahlar ve Erzen
beyleriyle ittifak yapilmis ve evlilik yoluyla
kurulan akrabaliklarla bu ittifaklar takviye
edilmistir. Izzeddin Saltuk kizlarindan
Sahbânû'yu Ahlat sahi II. Sökmen ile, diger
kizini da Erzen beyi Togan Arslan'in oglu Kurti
veya Yakup Arslan ile evlendirmistir.
Ani emîri Fahreddin de onun
kizlarindan birine talip olmus, fakat
reddedilmisti. Buna içerleyen Fahreddin, ondan
intikam almaya karar verdi ve Saltuk'a elçi
gönderip: "Ben zayifladim; Gürcüler'e karsi
Ani'yi müdafaa edecek gücüm yoktur. Bu sehri
sana teslim edip hizmetine girmek istiyorum"
dedi.
Aslinda kizini vermedigi için
ondan intikam almak istiyordu. Bu sebeple Kral
Dimitri'ye gizlice haber gönderip onu da
ülkesine davet etti. Bu komplo sebebiyle Ani'den
baskina ugrayan Saltuklular maglup ve perisan
oldular. Basta Izzeddin Saltuk olmak üzere çok
sayida Türk askeri esir düstü. Ahlat sahi Sökmen
ile Artuklu hükümdari Necmeddin Alpi krala
elçiyle yüzbin dinar fidye gönderip Saltuk'u
kurtardilar. Bu paranin toplanmasinda kizi
Sahbânû da önemli rol oynadi. Ülkesine dönen
Izzeddin Saltuk da diger Türk esirlerini
kurtarmak için büyük meblaglar ödemek zorunda
kaldi.
Bu basariya ragmen Ani'yi isgal
edemeyen Gürcüler, 550 (1155) yilinda
Fahreddin'i yakalayip sehri kardesi Fazlûn'a
verdiler. Fakat papazlar, 556 (1161) yilinda
Fazlûn'u bozguna ugrattilar. Gürcü krali Giorgi,
Seddadîler'in topraklarini yagmaladiktan sonra
Ani'yi ele geçirdi. Bu sehirde dogup büyümüs
olan Kadi Burhaneddin Anevî bu olayi söyle
anlatir:
"Ben 18 yasinda iken birden bire
Gürcü askeri gelip Ani'yi kusatti ve aldi.
Birçok müslüman, kadin-erkek, genç-ihtiyar
kiliçtan geçirildi. O zaman ben ve ailem Gürcü
Yuvan'a (Ivani) esir olduk. Ben onlarin dilini
ve Incil'ini bildigim için kurtuldum ve hemen o
memleketten uzaklasarak Anadolu'ya (Rûm'a)
geldim".
Gürcüler 556 (1161) yilinda
Ani'yi isgal edince Ahlat sahi II. Sökmen,
Izzeddin Saltuk, Erzen ve Bitlis beyi Devletsah,
Mardin ve Artuklu emîri Necmeddin Alpi ve diger
bazi Türk emîrleri Temmuz ayinda sefere çikmaya
karar verdiler. Müttefik Türk kuvvetleri,
Agustos 1161 tarihinde Ani'yi kusattilar. Gürcü
krali Giorgi, bunu haber alinca süratle Ani'ye
hareket etti. Savas baslamak üzereyken Izzeddin
Saltuk ordugâhtan ayrildi.
Rivayete göre Izzeddin Saltuk
daha önce Gürcüler'e esir düstügü zaman bir daha
Kral Dimitri ve çocuklarina saldirmayacagina
yemin ettigi için ordudan ayrilmistir. Onun
diger beylerle istisare etmeden gizlice
ayrilmasi yüzünden müslümanlar maglup ve perisan
olmustur. Pek çok müslüman öldürüldügü gibi
dokuz bin kisi esir düsmüs ve Ahlatsah'i Sökmen
de ancak dört yüz askeriyle geri dönebilmisti.
Bu sirada henüz Malazgirt'te bulunan Necmeddin
Alpi da maglubiyeti haber alinca Meyyafarikîn'e
hareket etmistir. Daha sonra o devrin meshur ve
nüfuzlu âlimlerinden Ebû Cafer Muhammed
Cemaleddin'i Gürcü kralina gönderip Sökmen'in
esir düsen komutan ve askerlerini kurtardi.
Kimsesiz fakir esirleri kurtarmak için de bes
bin dinar fidye ödedi. Kral, Cemaleddin'in
hatiri için bazi esirleri fidyesiz serbest
birakti.
Gürcüler 557 (1162) yilinda da
Kars'i alip Duvin'i istilâ ettiler. Çok sayida
müslümani öldürüp cami ve evleri yaktiktan sonra
Tiflis'e döndüler. Bir süre sonra da Gence'yi
kusatarak müslümanlari kiliçtan geçirdiler.
Duvin (Dovin)'deki hilâli indirip bir mollanin
sirtinda Tiflis'e gönderdiler. Otuzbin müslümani
esir aldilar. Ibnü'l-Esîr bu olayi söyle
anlatiyor:
"Gürcüler bu yil (557) Saban
ayinda (Temmuz-Agustos 1162) sayilari otuzbini
bulan büyük bir ordu toplayarak Islâm ülkelerine
girdiler. Azerbaycan'a bagli Duvin üzerine
yürüyerek sehri zapt ve yagma ettiler. Duvin ve
köylerinde onbin kisiyi öldürdüler. Kadin-erkek
pek çok kisiyi esir aldilar. Kadinlari soyup
çirilçiplak ve yalin ayak vaziyette götürdüler.
Bu arada cami ve mescitleri de yaktilar.
Gürcüler kendi ülkelerine varinca Gürcü
kadinlari bile müslüman kadinlara yapilanlari
yadirgadilar ve: "Müslümanlari, sizin onlarin
kadinlarina yaptiginiz seylerin aynisini bize
yapmaya mecbur ettiniz" dediler ve müslüman
kadinlari giydirdiler".
Bu olay, Islâm dünyasinda büyük
yanki uyandirdi. Azerbaycan, el-Cibal ve
Isfahan'a hâkim olan Atabeg Ildeniz, Ahlat sahi
Sökmen, Izzeddin Saltuk (Ibnü'l-Esîr Saltuk'dan
bahsetmez), Meraga emîri Ibn Aksungur ve Irak
Selçuklu sultani Arslansah ile diger Dogu
Anadolu beyleri Nahcivan'dan Gence'ye geldiler.
Ellibini askin mücahit dogruca Gürcü
topraklarina saldirdilar. 558 yili Safer ayinda
(Ocak-Subat 1163) Gürcü ülkesini yagma edip
kadin, erkek ve çocuklari esir aldilar.
Müslümanlarla Gürcüler arasindaki savas bir
aydan fazla sürdü. Sonunda müslümanlar galip
geldi ve çok sayida Gürcü öldürülüp esir alindi.
Kralin ordugâhi ve agirliklari yagmalandi.
Ibnü'l-Esîr'e göre bu olay söyle
gelismistir: "Gürcüler'den biri müslüman olmus
ve Ildeniz'e: "Bana asker ver, bildigim bir yolu
takip ederek Gürcüler hiç farkinda olmadan
arkadan üzerlerine saldirayim" demisti. Ildeniz
teminat aldiktan sonra onunla beraber bir askerî
birlik gönderdi. Gürcüler'in yanina varacagi
günü de tespit edip sözlestiler. O gün
müslümanlar Gürcüler'le savasa girdiler. Tam
savastiklari sirada, müslüman olan o Gürcü de
Ildeniz'in askerleriyle varip tekbir sesleriyle
arkadan Gürcüler'e saldirdi. Bunun üzerine
Gürcüler maglup oldular... Gürcüler sayica
fazlaliklarina güvenerek zaferden emindiler.
Fakat Allah onlarin umutlarini bosa çikardi.
Müslümanlar onlari takip edip üç gün üç gece
boyunca esir almaya ve öldürmeye devam ettiler.
Nihayet galip ve muzaffer olarak döndüler".
Türk beylerinin muzaffer bir
sekilde döndükleri o günü bizzat yasayan tarihçi
Ibnü'l-Ezrak el-Farikî de bu hâdiseyi söyle
tasvir eder: "Ben bu vak'a günü Bitlis'teydim.
Zafer müjdesi gelince Ahlat'a varmistim. Bu
büyük günün serefine üçyüz sigir kesilerek
fakirlere dagitildi ve bir müddet sonra da
Sökmen Ahlat'a döndü. Kendisine görülmemis bir
karsilama töreni yapildi. Sehir donatildi".
Anadolu Selçuklu sultani II.
Kiliç Arslan da Izzeddin Saltuk'un kizina talip
olmus ve gelin nikâhlari kiyildiktan sonra
esyalariyla birlikte Erzurum'dan Konya'ya gitmek
üzere yola çikarilmisti. Selçuklular'in düsmani
olan Danismendli beyi Yagibasan bunu haber
alinca, gelin alayina saldirmis, gelini yegeni
ve Kayseri meliki olan Zünnun'a götürmüstü.
Gelin, II. Kiliç Arslan'la nikâhli oldugu için
Islâm hukukuna göre baskasiyla evlenmesi caiz
degildi. Bundan dolayi Islâmiyetten irtidad
ettikten ve yeniden müslüman olduktan sonra
Zünnun ile evlendirildi. Bu agir tecavüz
karsisinda öfkelenen II. Kiliç Arslan, Yagibasan
üzerine yürüdüyse de maglup oldu
(560/1164-1165). Bu olayin 1160 veya 1162
yillarinda vuku bulduguna dair muhtelif
rivayetler vardir.
Izzeddin Saltuk, Receb 563 (Nisan
1168) tarihinde ölmüstür. Izzeddin, âdil ve
merhametli bir hükümdardi. Hristiyanlara da iyi
muamele ederdi. Bu sebeple onlarin da sevgi ve
saygisini kazanmisti. Onun devrinde Erzurum'dan
baska Bayburt, Micingerd, Avnik, Ispir ve Oltu
gibi sehir ve kasabalar Saltuklu hâkimiyeti
altina girmisti. Hattâ Kars bile bir müddet
Saltuklu hâkimiyetine girmis ve Vezir Firûz,
Kars kalesini tamir ettirmisti, Izzeddin
Saltuk'a ait tarihsiz bir sikkeden onun Irak
Selçuklu Sultani Mesud b. Muhammed Tapar'i metbû
tanidigi anlasilmaktadir.
e) Nâsireddin Muhammed:
Izzeddin Saltuk'un 563 (1168)
yilinda ölümünden sonra yerine geçen oglu
Nâsireddin Muhammed hakkinda kaynaklarda yeterli
bilgi yoktur. 585 (1189) tarihli bir sikkede
Atabeg Ildeniz'in oglu Kizil Arslan ile Irak
Selçuklu sultani Tugrul'u metbû tanidigi
görülmektedir.
Nâsireddin Muhammed devrinde de
Gürcüler Saltuklu iline saldirmaya devam
ettiler. Kraliçe Tamara'nin kocasi David; Kars,
Sürmeli ve Ispir'den sonra Erzurum üzerine
yürüdü. Nâsireddin iki ogluyla beraber
Gürcüler'le savasa girdi fakat, maglup olarak
sehre kapanmak zorunda kaldi. Ertesi gün bütün
sehir halki birlesip Erzurum'u canla basla
savunmak için seferber oldular. David türk
halkinin cesaretini ve ülkelerini savunma
hususundaki azim ve kararliligini görünce,
çevreyi yagmaladiktan sonra geri çekildi
(1183-1184).
Erzurum Ulu Camii'ni yaptirmis
olan Nâsireddin Muhammed, muhtemelen 587 (1191)
tarihinden bir müddet önce ölmüstür.
Nâsireddin Muhammed'in oglu
Muzaffereddin, rivayete göre Gürcü kraliçesi
Tamara'ya âsik olmus ve onunla evlenebilmek için
asker, köle ve hizmetçilerinden meydana gelen
önemli bir maiyetiyle mücevherat, degerli
kumaslar ve daha bir çok hediye ile Erzurum'dan
Gürcistan'a gitmis ve orada muhtesem bir törenle
karsilanarak sarayda misafir edilmistir. Sarayda
Kraliçe Tamara ile ask hayati yasayan
Muzaffereddin bir süre sonra ülkesine
ugurlanmistir. Rivayete göre sik sik koca
degistirmekle meshur olan Tamara David ile
evlendikten sonra bu Saltuklu sehzadesini de
kizi veya cariyelerinden biriyle evlendirmisti.
f) Mama Hatun:
Nâsireddin'den sonra Saltuklu
tahtinda kizkardesi Mama Hatun'u görüyoruz.
Kaynaklar 587 (1191) tarihinde Erzurum'a Mama
Hatun'un hâkim oldugunu ifade ederler.
Selahaddin Eyyubî'nin yegeni Takiyyüddin,
Ahlatsah'i Begtimur'a ait olan Malazgirt
kalesini kusatinca Selçuklu hükümdarlari gibi
azametli ve ihtisamli olan Saltuklu melikesi
Mama Hatun, Ahlat askeriyle akrabalari olan
Saltuklular'in yardimina gitmisti. Muhasara uzun
müddet devam etmis, fakat Takiyyüddin'in ölümü
üzerine Eyyubîler hiçbir netice elde edemeden
ayrilmislardir (587/1191).
Mama Hatun'un 597 (1200-1201)
yilina kadar Erzurum'u yönettigi anlasilmaktadir.
Çünkü söz konusu tarihte Eyyubî hükümdari Melik
Adil'e haber gönderip meshur bir sahisla
evlenmek istedigini bildirmisti. Melik Âdil de
Nablus valisi Fâriseddin Meymûnü'l-Kasrî'ye
haber gönderip Mama Hatun ile evlenmesini
tavsiye etti. Fâriseddin Mama Hatun ile evlenmek
için hazirlik yaptigi sirada onun Saltuklu
tahtindan uzaklastirilip nezaret altina
alindigini ögrendi ve dolayisiyla bu evlilik
gerçeklesmedi. Güçlü ve ihtirasli bir kadin olan
Mama Hatun, Tercan'da bir kervansaray ve türbe
yaptirmistir.
g) Alaeddin Meliksah:
Mama Hatun'un Saltuklu tahtindan
uzaklastirilmasi üzerine yerine yegeni Alaeddin
Meliksah geçti (597/1200-1201). Bu dönemde
Anadolu'daki diger beylikler gibi Saltuklular da
Anadolu Selçuklu devletinin tehdidine maruz
kalmislardi. Anadolu'nun fethinde, Rumlar ve
Gürcüler'le yapilan savaslarda, Azerbaycan ve
Türkistan'dan gelen göç ve ticaret yollarinin
açik tutulmasinda önemli rol oynayan Saltuklu
hanedani, son zamanlarinda Gürcü saldirilarina
karsi mukavemet edemez olmustu. Azerbaycan
atabegi Kizil Arslan (1191) ve Ahlat sahi
Begtimur'un (1193) ölümlerinden sonra Gürcüler
Kafkaslar'dan inerek Türk topraklarini isgal ve
yagma etmeye, masum halki öldürmeye
baslamislardi. Nitekim yukarida ifade ettigimiz
gibi Nâsireddin Muhammed devrinde Erzurum'a
kadar gelerek surlar disindaki halki esir
etmeleri üzerine sehirlerini canla basla savunan
Erzurumlular karsisinda geri çekilmislerdi. Daha
sonra Kars üzerine yürüyerek sehri istilâ
etmeleri, Türkler için çok büyük bir felâket
oldu.
Bu sebeplerden dolayi Anadolu
Selçuklu sultani Rükneddin Süleymansah, 598
(1202) tarihinde Gürcistan seferine çikti ve
Dogu Anadolu'daki tâbi hükümdar ve beylere haber
gönderip kendisine katilmalarini istedi. Bu
arada Saltuklu hükümdari Alaeddin Meliksah'i da
huzuruna çagirdi. O da sultani Erzurum
yakinlarinda törenle ve tevazu ile karsiladi.
Ibn Bîbî onun sultani karsilamada kusurlu
davrandigini, geç kaldigini ve bu yüzden tevkif
edildigini söylerken, diger kaynaklar baris
müzakereleri sirasinda tevkif ve hapsedildigini
ifade ederler. 2 Sevval 598 (25 Mayis 1202)
tarihinde Erzurum'a varan Sultan Rükneddin, son
Saltuklu hükümdarini hapsetti. Topraklarini da
kardesi ve Elbistan meliki Mugiseddin
Tugrulsah'a teslim ederek Saltuklu hanedanina
son verdi.
2. Saltuklular'in Yikilisi
Erzurum'un Asagi Micingerd
köyünde bulunan ve muhtemelen 630 tarihli bir
kitabeden anlasildigina göre, Ebû Mansur adli
Saltuklu beyi Selçuklular Saltuk ilini kendi
topraklarina kattiktan sonra da Pasinler'i
hâkimiyeti altinda tutmaya devam etmistir.
Rivayete göre Meliksah'in ahfâdi Yavuz Sultan
Selim devrine kadar Çemiskezek'de hüküm
sürmüslerdir.
Saltuklu topraklari 1225 yilina
kadar Mugîseddin Tugrulsah'in elinde kaldi. Onun
ölümünden sonra yerine Rükneddin Cihansah geçti
(1225-1230). Selçuklular 1243'de Kösedag
savasinda agir bir maglubiyete ugramislarsa da
Alaeddin Keykubad zamaninda Erzurum dahil
Gürcistan'a kadar uzanan topraklar Türkiye
Selçuklu Devleti'nin sinirlari içinde kabul
edilmistir.
Saltuklu hanedani baslangiçta
Büyük Selçuklu sultanlarina, sonra da sirasiyla
Azerbaycan atabeglerine, Irak Selçuklulari'na ve
nihayet Anadolu Selçuklulari'na tâbi olmuslardir.
Saltuklular zamaninda Erzurum da
diger Anadolu sehirleri gibi iktisadî ve ticarî
açidan oldukça müreffeh bir sehir idi. Bölge
Akdeniz limanlarindan ve Suriye'den hareket edip
Konya, Kayseri, Sivas ve Erzincan yoluyla
Azerbaycan'a, Iran'a giden veya Türkistan'dan
Erzurum'a gelip ayni yoldan Akdeniz veya Trabzon
limanlarina giden büyük bir kervan yolunun
güzergâhinda bulundugu için ticarî hayat çok
canliydi. Ayrica sahip oldugu genis otlaklariyla
zengin bir hayvancilik potansiyeline sahipti.
Saltuklular'dan zamanimiza
intikal eden baslica mimarî eserler sunlardir:
Kale Camii, Tepsi Minare, Ulu Cami. Bunlardan
ilk ikisi Melik Gazi tarafindan; Ulu Cami de 575
(1179) yilinda Izzeddin Saltuk'un oglu
Nâsireddin Muhammed tarafindan yaptirilmistir.
Üç Kümbetler denilen türbelerden biri Izzeddin
Saltuk'a ait olup türbenin yaninda bir de zaviye
vardir. Ayrica Tercan'da Mama Hatun tarafindan
yaptirilmis olan bir kervansaray ile bir de
türbe mevcuttur. 630 (1232-1233) yilinda Ebû
Mansur tarafindan yaptirilmis olan Micingerd
kalesi de Saltuklular'a ait önemli eserlerden
biridir.
Kaynak: Osmanli tarihi
|