|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>> II.
Gıyaseddin Keyhüsrev
II. GIYASEDDIN
KEYHÜSREV (1237-1246)
I. Alâeddin Keykubad'in büyük
oglu olan II. Giyaseddin Keyhüsrev'in annesi
Mah-peri Hatun Alaiye (Kalonoros) hakimi
Kirfard'in kizidir. I. Alâeddin Keykubad onunla
evlenirken dinine karismayacagina söz vermisti.
Bununla beraber müslüman Selçuklu sarayinda
yasayan bu hristiyan hatun daha sonra kendi
istegi ile Islâmiyeti seçmis, dindarligi ve
hayirseverligi ile ün yapmistir. II. Giyaseddin
Keyhüsrev yaklasik 6 yaslarinda iken atabeg
Mübarizeddin Ertokus'un himayesinde Erzincan
melikligine tayin edilmistir. Mübarizeddin
Ertokus'un ölümü üzerine Sultan Alaeddin
Keykubad Semseddin Altun-aba'yi ogluna atabeg
tayin etti. Sultan Alâed-din 1237 yilinda ölünce
yerine sagliginda veliahd olarak seçtigi oglu
Kiliç Arslan'in hükümdar olmasi beklenirken
basta Sa'deddin Köpek olmak üzere bazi
kumandanlarin baskisi ile II. Giyaseddin
Selçuklu tahtina çikarildi (1237). Sultan önce
matem elbiseleriyle tahta çikip taziyeleri kabul
etti. Daha sonra sarayda serefine cülus
senlikleri düzenlendi, hapishanedekilere genel
af ilan edildi ve saltanati bir fermanla ülkenin
her tarafina duyuruldu.
Giyaseddin rahat bir sekilde
tahta çikmakla beraber küçük kardesi Kiliç
Arslan'i destekleyen Harezmli beyler ile
digerleri arasindaki çekisme bazi
huzursuzluklara yol açti. Harezmli beylerin
basinda oldugu bilinen Kayir Han ani bir
baskinla yakalanip hapsedildi. Bunun üzerine
Harizmli diger beyler kendilerini güven içinde
hissetmeyerek Malatya istikametinde yola
çiktilar. Kemaleddin Kâmyâr bunlari geri
çevirmek istediyse de basarili olamadi.
Bu arada Sa'deddin Köpek
islerini daha rahat bir sekilde yürütebilmek
için bazi emîrleri öldürttü. II. Giyaseddin ile
üvey annesi olan Eyyubi melikesini ve ondan
dogan iki kardesini Uluborlu'da bir süre
hapsetti. Sultan'in zayif kisiliginden
yararlanan ve çikar pesinde kosan Sa'deddin
Köpek rakiplerini ortadan kaldirmaya devam
ediyordu. 1238 Temmuz'unda Sumeysat (Samsat)'a
karsi kazandigi bir zaferden sonra sultanin
aczinden, eglence ve içkiye düskünlügünden
yararlanarak adeta devleti ele geçirme sevdasina
kapildi. Halkin Selçuklu soyundan gelmeyen
birini hükümdar olarak tanimayacagini gayet iyi
bilen Sa'deddin Köpek bu amaçla kendisinin I.
Giyaseddin Keyhüsrev'in gayri mesru çocugu
oldugunu yaymaya basladi. Fakat taraftar bulmadi
ve Beysehir gölü yakinindaki Kubâd-âbâd
sarayinda sultanin huzurunda öldürüldü(1239).
Sadeddin Köpek'in isledigi cinayetlere yer veren
Ibn Bîbî onun meziyetlerini anlatmayi da ihmal
etmez ve onun halka iyi davrandigini, mazlumlara
yardim edip zalimleri siddetle cezalandirdigini,
herkese adaletle muamele ettigini, zengin-fakir,
yabanci-yakin arasinda fark gözetmedigini
söyler. Toplum içinde çok sert ve hasin oldugu
için herkes ondan korkardi. Çok cömert ve hos
sohbet idi. Özellikle ikta sahiplerinin
çiftçilerden haksiz vergi almalarini önledigi
için onlar tarafindan çok sevilirdi. Bütün bu
meziyetlerine ragmen Harizmliler'e karsi takip
ettigi politika ile degerli insanlari öldürterek
devleti sarsintiya ugratmistir. Bu bakimdan da
Selçuklu tarihinde kötü bir söhret ve ugursuz
bir sima olarak taninmistir. Konya-Aksaray
arasinda 634'te (1237) yaptirdigi bir
kervansarayin (Zazadin Hani) kitabesinde de
kendisinden "Köpek" lâkabiyla bahsedilmesi bu
kelimenin bir hakaret maksadi tasimadigini
göstermektedir.
Sa'deddin Köpek'in
öldürülmesinden sonra Mühezzebüddin Ali,
Semseddin Isfahanî ve Celaleddin Karatay gibi
degerli devlet adamlari samimi olarak devlete
hizmet etmeye basladilar. Sultanin
liyakatsizligine ve beyler arasindaki
çekismelere ragmen Eyyubiler, Artuklular, Küçük
Ermeni kralliklari ve Trabzon Komnenleri
Selçuklulara tabi olmaya ve gerektiginde asker
göndermeye devam ettiler.
BABAÎLER ISYANI
Babaîler isyani, II.
Giyaseddin devrinin en önemli olaylarindan
birini teskil eder. Seyh Ebu'l-Beka Baba Ilyâs-i
Horasanî Mogol istilâsi sirasinda
Harezmsahlar'in hakimiyetindeki topraklardan
Anadolu'ya gelmis bir Türkmen seyhi idi. Torunu
Elvan Çelebi Menâkibü'l-Kudsiyye adli eserinde
onun Anadolu'ya geldikten sonra Amasya
yakinlarindaki Ilyas köyüne (Çat köyü)
yerlestigini ve burada etrafina çok sayida mürid
topladigini kaydeder. Baba Resul diye de taninan
Baba Ilyas 637'de (1240) Anadolu Selçuklu
Sultani II. Giyaseddin Keyhüsrev'e karsi
iktidari ele geçirmek amaciyla bir isyan
hareketi baslatti. Isyanin sevk ve idaresini de
halifesi Baba Ishak'a birakti. Ilk zamanlarinda
büyük bir basari elde eden Babaîler daha sonra
Amasya'da bozguna ugratildilar. Mübarizüddin
Armagan Sah emrindeki Selçuklu ordusu tarafindan
Amasya Kalesi'nde muhasara edilen Baba Ilyas
yakalanip idam edildi. Baba Ishak Adiyaman
yakinlarindaki Kefersüd bölgesindeki Türkmenleri
silahlandirdiktan sonra Adiyaman, Kâhta ve
Gerger'i ele geçirdi. Seyhi Baba Ilyas'in
öldürülmesine mani olamayip intikam duygulariyla
Konya üzerine yürüdü. Baba Ishak müridleriyle
beraber Kirsehir'in kuzeydogusundaki Malya
ovasina geldigi sirada Emîr Necmeddin
kumandasindaki Selçuklu ordusuyla karsilasti.
Çok çetin geçen savasta Selçuklu ordusu ücretli
ve zirhli Frank askerleri sayesinde Babaîleri
bozguna ugratti. Çocuk ve kadinlar hariç hepsi
kiliçtan geçirildiler (637/1240).
Babaî isyaninin sebepleri
üzerinde duran bazi arastirmacilar olaylarin
iktisadî, sosyal ve psikolojik faktörlerden
kaynaklandigini, halkin ekonomik açidan çok kötü
sartlar içinde yasadigini, toprak rejiminin XIII.
yüzyilin ilk çeyreginden itibaren bozulmaya
basladigini ve sonunda toprak agalarinin
köylüleri irgat olarak çalistirdiklarini, ikta
arazilerin vakif araziye dönüstürülmesi
sebebiyle de Türkmenlerin yasadigi topraklarin
azaldigini ve bu yüzden sikintilara maruz
kaldiklarini, böylesine hayatî bir tehlike
karsisinda Türkmenlerin hayvanlarini otlatacak
mera dahi bulamadiklarini ve büyük bir krizle
karsi karsiya kaldiklarini ifade ederler.
Bunun yaninda yerlesik bir
hayat süren Türklerin köylerde yasamakta olan
Türkmenleri asagiladiklarini hatta onlari
kendilerine bir hasim gördüklerini, Türkmenlerin
de onlari tembellikle suçlayarak onlara kin
besledikleri, ayrica devletin idari
kadrolarindaki Iranli unsurun da Türkmenleri
tahkir ettikleri ve sonunda Türkmenlerin bu
asagilamaya dayanamayarak onlarla asagi yukari
ayni görüsü benimseyen merkezi hükümete karsi
isyan baslattiklarini 1237'de Selçuklu tahtina
geçen II. Giyaseddin Keyhüsrev'in av partileri
ve içki meclislerinde vakit geçirerek devleti
ihtirasli fakat liyakatsiz kisilerin eline
birakmasini ve bunlarin sikinti içinde yasayan
halktan agir vergiler almalarinin da bu isyanin
çikisinda etkili oldugunu ileri sürerler.
Babaî ayaklanmasi Selçuklu
devletini iyice sarsmisti. Bu durumdan
yararlanmak isteyen Mogollar Mugan ve Arran'da
karargâh kurarak Dogu Anadolu'ya birkaç kez
yagma akinlarinda bulundular. Babaî
ayaklanmasindan birkaç ay önce Ani ve Kars'i
isgal eden Mogollarin Erzurum'u da kusatma
niyetinde olduklari gözden kaçmiyordu. Bu
sebeple Selçuklular Erzurum'a önemli kuvvetler
yigdilar. Ancak Mogollar 1242 kisinda Erzurum'u
kusattilar ve sehir halkinin kahramanca
savunmasina ragmen içeri girmeyi basardilar ve
binlerce kisiyi öldürdüler. Sehrin subasisi,
Sinaneddin Yakut da öldürülenler arasindaydi.
Mogollar bu katliam ve yagmalardan sonra sehri
yaktilar ve surlari yiktilar. Ele geçirdikleri
esir ve ganimetlerle Mugan'a döndüler.
Erzurum'un isgali Mogol
tehlikesine karsi Selçuklularin daha aktif
olarak harekete geçmesini gerektirdi. Çesitli
müslüman devletlerin asker göndererek
destekledigi Selçuklu ordusu 1243 yili Temmuz
baslarinda Sivas'a 80 km. uzakliktaki Kösedag'da
meydana gelen savasi kaybederek perisan bir
sekilde dagildilar. Sultan II. Giyaseddin
korkusundan geceleyin Tokat yoluyla Konya'ya
kaçti. Baycu Noyan Kösedag'da bozguna ugrayan
Selçuklu ordusunu izlemek amaciyla yola çikti,
Selçuklu ordusuna rastlamayinca da Sivas'a dogru
ilerledi. Sivas kadisi Necmeddin zamanin büyük
bilginlerinden biriydi. Mogol istilâsi sirasinda
Harizm'de bulunmustu. Kadi sehrin ileri
gelenleriyle Baycu'yu karsiladi, birçok mal ve
hediye sunarak halkin canina dokunulmamasini
istedi. Baycu bunun üzerine askerlerine üç gün
boyunca sehri yagmalama izni verdi.
Selçuklularin bir askeri üssü olan Sivas'ta
bulunan bütün savas araç ve gereçleri yakildi ve
tahrib edildi. Kösedag felâketi Anadolu
Türklerinin hafizasinda uzun yillar aci
hatiralarla yasadi. Bozgundan sonra vezir
Mühezzebüddin Ali degerli hediyelerle birlikte
Baycu'nun yanina gitti ve baris yapti. Kösedag
buhranindan yararlanan Ermenilerin Türk
topraklarina saldirmalari üzerine yeni vezir
Semseddin Isfahanî büyük bir orduyla Ermeni
topraklarina girdi. Tarsus'u kusatti. Sehir tam
düsmek üzereyken Sultan II. Giyaseddin'in ölüm
haberi geldi (1246). Vezir bu haber yayilmadan
Ermeni kraliyla bir anlasma yaparak Konya'ya
geri döndü. Yaklasik 25 yaslarinda ölen II.
Giyaseddin içki ve eglence düskünü bir
hükümdardi. Av hayvanlariyla ugrasmaktan ve
onlari insanlar üzerine saldirtmaktan büyük zevk
duyardi. Yeteneksiz bir hükümdar olmakla beraber
I. Alâeddin Keykubad'in attigi saglam temeller
nedeniyle ekonomik ve toplumsal ilerleme 1277'ye
Muineddin Süleyman Pervâne'nin idamina kadar
hizini yitirmedi. Dini ve ilmi birçok
müesseseler kuruldu, camiler, medreseler,
hastahane ve kervansaraylar yapildi.
Giyaseddin Keyhüsrev aklî ve
ahlâkî zaaflari yaninda korkakligi ile de
devleti adeta sahipsiz birakmisti. Babaî
isyaninda Konya'da kalmaya cesaret edememis
Kubad-âbâd'a, Mogol istilâsi karsisinda da
Antalya'ya çekilmis, Kösedag'da devleti
Mübarizeddin Çavli'ya birakip kaçmisti. Sadeddin
Köpek'in önemli devlet adamlarini öldürtmesi,
Sultanin da ciddi beyleri bir kenara itip ayak
takimiyla düsüp kalkmasi devlet islerinin
bozulmasina yetmisti. Sahsiyetsiz devlet
adamlarinin siyasî ihtiras ve entrikalari
sebebiyle Selçuklu Devleti Mogollarin elinde bir
oyuncak haline gelmisti.
Kaynak: Osmanli tarihi
|