|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>> III.
Gıyaseddin Keyhüsrev
III.
GIYÂSEDDIN KEYHÜSREV (1266-1284)
Kiliç Arslan'in bu feci
akibeti üzerine 6-10 yaslarinda bulunan oglu
Giyaseddin Keyhüsrev tahta çikarildi. Kadi
Nureddin ile Üstadü'd-Dâr Eminüddin Isfahanî
onun egitimiyle görevlendirildi. Muineddin
Pervâne emîr olarak devletin önemli makamlarina
kendi adamlarini getirmisti. Ancak vezir
Fahreddin Ali (Sahib Ata) makamini muhafaza
ediyordu. Bir müddet sonra Pervâne'nin adamlari
onu da gözden düsürmek için çalismaya basladlar.
Kirim'da yasayan Izzeddin Keykâvus'un Fahreddin
Ali'ye yazdigi mektup vezirin aleyhine bir koz
olarak kullanildi. Izzeddin Keykâvus Sugdak'tan
gönderdigi mektubunda gurbet hayatinin
sikintilarindan ve vatan hasretinden bahsediyor
ve yardim istiyordu. Fahreddin Ali de bu mektubu
Muineddin'e göstererek fikrini sormus, Muineddin,
Irak Selçuklu sultani Tugrul'un da son
günlerinde Ahlat Sah'a bir mektup gönderip
yardim istedigini ancak onun cimrilik edip
göndermedigini, kendisine yazilmis olsa böyle
bir yardimda bulunmaktan çekinmeyecegini ifade
etmisti. Fahreddin Ali de bu görüsmeden sonra
Izzeddin Keykâvus'a bir miktar yardim
göndermisti (1271).
Muîneddin Pervane vezirin bu
iyi niyetli davranisini onun aleyhinde çalismak
için bir firsat kabul etti. Önce oglu Taceddin
Hüseyin'i bir ziyafette tevkif ettirdi. Daha
sonra da vezir Fahreddin Ali'yi eski sultan
Izzeddin Keykavus ile isbirligi yapmakla
suçlayarak onu da Emîr-i dâd Eminüddin'in evinde
tutuklatdi. Vezir, Muineddin Pervane'ye "Izzeddin
Keykâvus bütün ülkenin hükümdari ve ikimizin de
efendisiydi. Bana bir mektup yazarak durumunu
bildirdi. Ben de seni haberdar ederek ona bir
miktar yardimda bulundum. Bütün suçum bundan
ibarettir" dediyse de hapsedilmekten kurtulamadi.
Vezirin küçük oglu bir firsatini bulup Tebriz'e
kaçti ve durumu Abaka Han'a anlatti ve getirdigi
yarlig ile babasini kurtardi.
Muineddin Pervane damadi
Erzincanli Mecdeddin Mehmed'i vezir tayin ettigi
gibi diger makamlara da atamalar yapti. Eski
vezir Fahreddin Ali 1274'te hapishaneden çikinca
bazi hayir müesseseleri ve vakiflarla mesgul
oldu. Fakat aleyhindeki dedikodularin ardi
arkasi kesilmeyince Tebriz'e gidip durumu Abaka
Han'a arzetmek zorunda kaldi. Izzeddin Keykâvus
ile iliskilerinin sadece insanî düsüncelerden
ileri geldigini ve siyasî hiçbir maksadi
olmadigini ispat etti. Neticede kendisi vezirlik
makamina iade edildigi gibi ogullarini da subasi
olarak çesitli vilayetlere tayin ettirdi. Bunun
karsiliginda Abaka Han'a her yil 2000 balis (bir
bâlis gümüs 75 dinar karsiligindaydi) para,
Anadolu'dan Mogollara gönderilecekti. Vergi ve
hediyeleri tasimak için de 700 at tahsisi
kararlastirilmisti.
Fahreddin Ali Anadolu Selçuklu
Devleti'ne büyük hizmetlerde bulunmus bir devlet
adami idi. Yaptirdigi hayir müesseseseleriyle o
sadece Türkiye'de degil bütün Islâm dünyasinda
da hakli bir söhrete kavusmustu. Özellikle,
Konya, kayseri ve Sivas'ta olmak üzere insa
ettirdigi ve vakfeyledigi cami, medrese,
kervansaray ve zaviyeler birer sanat eseri
olarak günümüze kadar gelebilmistir. Bundan
dolayi Ebu'l-Hayrat lâkabiyla taninmis ve Sahib
Ata olarak meshur olmustur. Evladlari ve ahfadi
Sahib Ata ogullari adiyla Afyon Karahisar'da
hüküm sürmüslerdir.
Fahreddin Ali'nin Abaka Han
nezdinde kazandigi itibar Muineddin Pervane'ye
duyulan itimadin sarsilmasina sebep oldu.
Pervane devlet içinde mutlak otorite tesis etmek
maksadiyle Mogollara yaranmaya çalisirken rakip
gördügü ve ortadan kaldirmak istedigi devlet
adamlarini çogu zaman Memlûk sultani Baybars ve
eski Selçuklu hükümdari Izzeddin Keykâvus ile
isbirligi yapmakla suçlardi. Ancak, Mogollar
artik kendisi hakkinda tereddütler beslemeye
baslayinca bu defa Baybars'a gizlice mektup
gönderip Mogollari Anadolu'dan çikarmak için
onunla isbirligine hazir oldugunu bildiriyordu.
Fakat Abaka Han, Pervane'nin istegine uyarak
Acay ve Samagar Noyan'lari Anadolu'dan geri
çekince Baybars ile giristigi temaslari kesti.
Abaka Han bu anlasmazliklari
görüsmek üzere Muineddin Pervane ile birlikte
Mogol kumandanlarini da huzuruna çagirdi. Ayrica
ogluyla evlendirmek üzere Kiliç Arslan'in kizi
Selçukî Hatun'u da getirmelerini istedi. Bu emir
üzerine gelin alayiyla beraber Tebriz'e giden
Pervane Abaka Han'in huzuruna çikarak ona
sadakatini arzetti ve bazi noyanlarin
zulümlerinden halkin sikayetçi oldugunu söyledi.
Abaka eski noyanlari çekip Toku Noyan
baskanliginda bir grubu Anadolu'ya gönderdi ve
bütün Selçuklu beylerinin Toku Noyan'in emrinde
oldugunu söyledi.
Muineddin Pervane'nin Tebriz'e
gittigi tarihlerde vuku bulan en önemli olay
Hatirogullarinin Mogollara karsi cihad bayragini
açmalari ve Memlûk sultani Baybars'a haber
gönderip onu Anadolu'ya davet etmeleriydi.
Hatiroglu Serefeddin 1276'da Kayseri'ye vardi,
orada ileri gelen Türk beyleriyle görüsüp onlari
Mogollara karsi harekete geçmeye zorladi ve
Baybars'in yetismekte oldugunu haber verdi.
Sultan Giyaseddin Keyhüsrev ile bazi Selçuklu
emirlerini de Nigde'ye götürdü. Bütün
vilâyetlere fetihnâmeler gönderen Hatiroglu
Serefeddin, Sultan Giyaseddin ile birlikte Islâm
mücahidi Baybars'i karsilamak için yola
koyulduklarini, Memlûk askerlerinin Elbistan'da
karsilastiklari Tatarlari bozguna ugrattiklarini
bildiriyordu.
Öte yandan Muineddin Pervane
ile Toku Noyan yanindaki beylerle 1276 güz
mevsiminde Anadolu'ya döndüler. Sivas'tan
Kayseri-Haleb kervan yolu üzerindeki Yabanlu
pazarina oradan da Elbistan ve Nigde'ye
geçtiler. Hatiroglu Serefeddin 4000 kisilik bir
kuvvetle bunlarin üzerine yürümek istediyse de
arkadaslari onu vazgeçirdiler. Ulukisla kalesine
siginan Serefeddin yakalanip Pervane'ye
gönderildi. Mogol beyleri tarafindan
yargilanarak idam edildi.
Seyfeddin Toruntay ise Mogol
beylerine pek çok hediye takdim ederek
öldürülmekten kurtuldu. Fakat isyanda önemli rol
oynayan Emîr-i Sikâs kilavuzoglu Seyfeddin,
Alemüddin Sencer ve daha birçok Türkmen beyi
idama mahkûm edildi. Bu isyandan sonra
Mogollarin artik Selçuklu Türklerine güveni
kalmadi. Onlarin kendilerine karsi müslüman
Memlûklerle isbirligi yapacaklarina kesin olarak
inaniyorlardi. Bundan dolayi noyanlar Selçuklu
kumandan ve devlet adamlarini kontrol altinda
tutmak için 1276-1277 kis aylarini Anadolu'da
geçirdiler.
BAYBARS'IN KAYSERI SEFERI
Memlûk sultani Baybars
Mogollarin giderek artan zulüm ve baskilarindan
rahatsiz olan Selçuklu kumandan ve devlet
adamlarindan özellikle Pervane'den aldigi davet
mektubu üzerine Mogollara karsi bir sefer
tertiplemek ihtiyacini hissetti. Çünkü müslüman
Anadolu halkindan gelen yardim istekleri onun
adeta bir kurtarici gibi beklendigini açikça
ortaya koyuyordu. Bu davet Mogollar karsisinda
kazandigi zaferlerle bir Islâm müceddidi olarak
kabul edilen Baybars ile cihan hakimiyeti
pesinde kosan Ilhanli hükümdari Abaka Han'i
karsi karsiya getiriyordu. Abaka Han 1269 (667)
tarihli mektubunda "Sen Sivas'ta satin alinmis
bir kölesin. Nasil benim gibi bir dünya
hükümdarina karsi çikabilirsin" diye hakaretler
yagdirdigi Memlûk sultani Baybars'in
Aynicâlut'ta Mogollari ilk defa bozguna ugratan
kumandan oldugunu unutmus görünüyordu. Sultan
Baybars Mogollarla Anadolu'da tekrar hesaplasmak
istiyordu. Ancak ülkesinden çok uzak bir
mesafede onlarla savasa girebilmesi için
Selçuklularin destek ve yardimina muhtaçti. Bu
bakimdan ancak Muîneddin Pervâne ile gizlice
anlastiktan sonra yola çikti ve Haleb'de
ordusunu topladi. 1277 yili Nisan ayinda (675
Zilkade) Antep'e ulasti. Buradan tarihi kervan
yolunu takip ederek Göynük ve Göksu üzerinden
Akça Derbend'e kadar geldi. Bölgedeki Ermeniler
Memlûk ordusunun yaklasmakta oldugunu Toku ve
Tudavun adli noyanlara bildirdi. Bunun üzerine
Muineddin Pervane'nin emrindeki Selçuklu
ordusuyla Mogol askerleri Kayseri'de toplanarak
yola çiktilar. Nigde'de beklemekte olan Mogol
birlikleri de onlarla ayni istikamette harekete
geçti. Memlûk öncü kuvvetleri kumandani Sungur,
3000 kisilik Mogol öncü birligini maglup edip
esir aldi. Daha sonra taraflar Elbistan ovasinda
karsi karsiya geldiler. Mogollar Anadolu
askerlerinin Memlûklere iltihak etmesinden
endise ettigi için onlari kenarda tutup Ermeni
ve Gürcüleri ileri hatta sevkediyorlardi. Çok
çetin geçen savas Mogol ordusunun yenilgisiyle
sonuçlandi. Yaklasik 700 Mogol askeri öldürüldü.
Selçuklu ordusuna mensup bazi askerler Memlûk
saflarina geçtiler. Pervane'nin oglu
Muhezebüddin Ali, damadi Mecdeddin Muhammed'in
kardesi Kutbeddin Mahmud, Sivas subasisi
Sungurca, Emir-i dâd Seyfeddin, Ârizu'l-Ceys
Kemaleddin, Müsrif Zahireddin, baskadi
Hüsameddin, Malatya hekimi Residüddin'in
ogullari ve daha birçok devlet adami ve kumandan
Mogollara karsi duyduklari nefretle müslüman Mem-lûk
ordusuna katilmislardi. Memlûk kuvvetlerinin
zafer kazanmasi üzerine Muineddin Pervâne
Kayseri'ye kaçti (12 Zilhicce 675/12 Temmuz
1277). Burada Mogollar'in kendilerinden intikam
alacaklari endisesiyle Giyaseddin Keyhüsrev,
vezir Fahreddin Ali, Atabeg Mecdeddin Muhammed,
Müstevfi Celâleddin Mahmud ve diger devlet
adamlarini Tokat'a götürdü.
Memlûk sultani Baybars
kazanilan zaferden sonra öncü birlikleri
kumandani olan Sungur el-Eskar'i Mogol
askerlerini takip etmekle görevlendirdi. Kayseri
halkina eman verdigini bildirdi ve askerlerin
para karsiliginda alis veris yapabilmeleri için
çarsi ve pazar yerlerinin açik bulundurulmasini
istedi. Baybars yol boyunca halkin coskun sevinç
gösterileriyle karsilandi. Kayseri sehrinin
ileri gelenleri, âlimleri, tüccarlari ve halki
da onu tekbir sesleriyle karsladilar. Sultan
cuma günü, basinda çetr oldugu halde sehre girdi
ve Selçuklu tahtina oturdu. Kadilar, sûfiler ve
beyler huzura çikip tahti öptüler. Sultan burada
cuma namazini kildi. Adina hutbe okundu ve para
basildi.
Sultan Baybars Kayseri'de
bulundugu sirada Karamanoglu Mehmed Bey de itaat
arzetti. Sultan da Ermenek ve Larende
(Karaman)'den sahile kadar uzanan topraklari
Karamanogullarina verdi. Muineddin Pervane de
Sultana elçi gönderip itaatini bildirdi. Bunun
üzerine Baybars da onu Kayseri'ye davet ederek
makaminin basina geçmesini istedi. Fakat Pervane
durumdan emin olmadigi için hem Abaka Han'a hem
de Sultan Baybars'a baglilik göstermeye
çalisiyordu. Sultan Selçuklu devlet adamlarinda
Mogollarla ugrasacak cesaret göremedigi için
Kayseri'de uzun süre kalmanin halk ve askerleri
açisindan doguracagi tehlikeleri düsünerek
yaklasik 10 gün sonra sehri terketmeye karar
verdi. Seyfeddin Çalis'i Kayseri valisi tayin
ettikten sonra da buradan ayrildi. Bu sirada
Giyaseddin Keyhüsrev ile Pervane kendisine elçi
göndererek bir süre daha kalmasini istediler,
ancak sultan samimiyetsizliklerini gördügü için
elçiyi azarladi ve Pervane'ye "Anadolu'yu ve
yollarini ögrendik. Biz buraya Selçuklu tahtini
ele geçirmek niyetiyle gelmedik. Tahtimiz ve
Kudüs'ün fethi bize yeter" diye haber gönderip
üzüntü ve öfkesini ifade ettikten sonra savasa
katilan Selçuklu beylerini de yanina alarak
Kizilsu, Karacahisar, Yabanlu pazari, Elbistan,
Akçaderbend, Göksu, Göynük ve Maras yoluyla
Haleb'e gitti. Sultan Baybars'in Anadolu
halkinin Mogol zulmünden kurtulmasi için büyük
bir firsat olan bu seferinden de Muineddin
Pervane'nin kararsiz tutumu yüzünden netice
alinamamis ve Mogol zulüm ve tahakkümü devam
etmistir.
ABAKA HAN'IN ANADOLU
SEFERI
Sultan Baybars'in Mogollar
karsisinda kazanmis oldugu basari Anadolu
halkini büyük bir sevince bogmustu. Ancak
Mogollarin ugradigi bozgundan Muineddin
Pervane'nin gönderdigi Seyfeddin Erbegi adli
elçi vasitasiyla haberdar olan Abaka Han derhal
büyük bir orduyla harekete geçti ve Erzincan-Divrigi
yoluyla Elbistan'a ulasti. Muineddin Pervane de
III. Giyaseddin Keyhüsrev ve vezir Fahreddin Ali
ile birlikte Abaka Han'in yanina gitti. Savas
meydanini gezen ve Mogol kumandan ve
askerlerinin cesetlerini gören Abaka Han çok
üzüldü. Ölüler arasinda Selçuklu kumandan ve
askerlerinin olmadigini farkedince öfkelendi ve
Memlûk sultaniyla isbirligi yaptigini söyleyerek
Muineddin Pervane'yi azarladi. O her ne kadar
Mem-lûk sultaninin gelisinden kesinlikle haberi
olmadigini söyledi ise de o sirada orada bulunan
Emir Izzeddin Aybeg onu yalanlayarak Sultan
Baybars ile sürekli haberlestigini ve Anadolu'ya
gelmesi için tesvik ettigini söyledi.
Abaka Han bütün öfke ve
gazabina ragmen Suriye'de bulunan Sultan
Baybars'a karsi bir sefere çikmaya cesaret
edemedi ve bir mektup göndererek hakaretlerde
bulundu. Daha sonra Elbistan'dan Kayseri'ye
hareket etti ve sehrin yagmalanmasini ve halkin
kiliçtan geçirilmesini emretti. Bunun üzerine
sehrin âlim ve büyükleri Abaka Han'i ziyaret
ederek halkin itaatkâr oldugunu ve bu olayda hiç
bir günahi bulunmadigini söylediler ve ancak bu
yalvarip yakarmalar sayesinde onu umumî bir
katliamdan vazgeçirdiler. Fakat yine de sehir
yagmalandi ve Kadi Celâleddin Habib ve diger
bazi ileri gelen kisiler sehit edildiler.
Abaka Han Kongurtay Noyan'i
Anadolu'nun idaresiyle görevlendirip
Azerbaycan'a döndü. Muineddin Pervane ile vezir
Fahreddin Ali'yi de yaninda götürdü. Yol boyunca
ugradigi bütün sehir ve kasabalarin yagma
edilmesini ve Türkmenlerin öldürülmesini
emretti. Veziri Semseddin Cüveynî ona halkin
günahsiz oldugunu söyleyip sefaatte bulunduysa
da binlerce müslümanin öldürülmesine mani
olamadi. Binlerce esirle beraber Bayburt'a
vardigi sirada yasli bir zat "Ey yeryüzünün
sultani! Düsman senin ülkene girdi fakat tebeana
dokunmadi. Sen ise düsmanina karsi harekete
geçtigin halde tebeayi esir aldin ve öldürdün.
Acaba senden önce hangi hükümdar böyle bir
harekette bulunmustur?" diyerek Abaka Han'i zor
durumda birakmis, neticede yüzbinlerce esirin
serbest birakilmasina vesile olmustur.
Abaka Han dönüste Muineddin
Pervane'nin mallarinin müsadere edilmesini ve
Sebinkarahisar gibi iktalarinin da geri
alinmasini istedi. Ilhanli hükümdarlarinin
yazlik merkezi olan Aladag'a varinca Pervane
yargilandi. Öldürülen Toku ile Todavun
noyanlarin karilarinin feryad ederek
aglamalarindan etkilenen han bazi Mogol
kumandanlarinin israri karsisinda idam
edilmesine karar verdi. Gökçe Noyan adli Mogol
kumandani Muineddin Pervane'yi yakinlariyla
birlikte götürüp idam etti (676/1277).
Muineddin Pervane taht
kavgalarinin devam ettigi ve Mogol baski ve
zulmünün arttigi, devlet nüfuz ve otoritesinin
sarsildigi bir dönemde mahirane siyasetiyle
ülkeyi 15 yil boyunca idare etmeyi basarmistir.
Pervane'nin öldürülmesinden sonra ülkede huzur
kalmamis, Mogollar malî baskilarini daha da
siddetlendirmislerdir. Bu yüzden Anadolu halki
Pervane dönemini daima büyük bir özlemle yad
etmistir. Bununla beraber surasi da
unutulmamalidir ki, o Mogollarla iyi iliskiler
kurma konusunda ne kadar basarili olmus ise
Sultan Baybars'in Anadolu seferiyle ilgili
tereddüt ve cesaretsizlikleriyle hatalari
yüzünden de o derece basarisizliga ugramistir.
Bu hatalari hem kendisi hem de devlet için
pahaliya mal oldu. O, sahsî ihtiraslari aklina
galip geldiginden kendisine rakip saydigi
degerli devlet adamlari, kumandanlar ve
sultanlari tasfiye etmekten de çekinmedi.
Hulasa, Muineddin Pervâne, meziyet ve
kusurlariyla bir devrin kurulusuna ve çöküsüne
sebep olan meshur bir sima olarak tarihteki
yerini almistir.
Bazi kaynaklar o dönemdeki
meshur âlim ve seyhlerin birbiri ardindan
ahirete intikaliyle Anadolu'nun sahipsiz
kaldigini ve basa gelen felâketlerin bunun
sonucu oldugunu kaydederler. Anadolu'nun manevî
koruyuculari arasinda ilk sirayi isgal eden
büyük mutasavvif Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî'nin
17 Aralik 1273'te ölümünden birkaç ay sonra
büyük bilgin Sadreddin-i Konevî de vefat etmis
ve bu iki büyük feyiz kaynagindan mahrum kalan
halk çektikleri sikintiyi buna baglamistir.
KARAMANOGULLARI'NIN
KONYA'YI ELE GEÇIRMELERI VE SIYAVUS'UN SULTAN
ILÂN EDILMESI
Anadolu'da Mogollarla mücadele
eden beyliklerin basinda Karamanogullari
yeraliyordu. Her ne kadar onlar da Selçuklu-Mogol
müsterek kuvvetleri karsisinda birkaç defa
bozguna ugratilmis ise de Mehmed Bey zamaninda
tekrar güçlenmislerdi. Hatiroglu Serefeddin'in
isyani sirasinda onunla isbirligi yapan Mehmed
Bey sinirlari dahilinde ve sahil boylarindaki
Mogollari uzaklastirmis, Selçuklular'a vergi
ödemeyi reddederek bagimsizligini ilân etmisti.
Hatiroglu'nun isyani bastirilinca Muineddin
Pervane Mogol kumandanlarinin iznini alarak
Karamanogullari'na karsi sefere çikti.
Karamanogullari baris talebinde bulundu ise de
Kadi Hutenî'nin oglu Bedreddin Ibrahim buna
yanasmadi. Meydana gelen savasta Selçuklu ordusu
bozguna ugradi ve pek çok kayip verdi. Zor
durumda kalan Bedreddin Ibrahim gönderilen Mogol
takviye kuvvetleriyle muhasaradan kurtarildi ise
de onlar da Karamanogullari karsisinda
tutunamayarak Konya'ya geri çekildi. Muineddin
Pervane Konya'da Selçuklu kumandanlariyla
görüsüp yeni bir sefere hazirlanmaya karar verdi
ise de Memlûk sultani Baybars'in Anadolu seferi
yüzünden bu da gerçeklestirilemedi.
Karmanoglu Mehmet Bey kardesi
Ali Bey'i Kayseri'ye gönderip Sultan Baybars'a
itaat arzetti. O da sancak ve mensûr gönderip
Ermenek'ten sahillere kadar uzanan sahada
Karamanogullari'nin hakimiyetini tanidi. Mehmet
Bey Esref ve Menteseogullari'nin destegiyle
Konya üzerine yürüdü. Sahibata Fahreddin'in
ogullari iç karisikliklar yüzünden Karahisar'a
çekilmis olduklari için Konya'da ciddi bir
mukavemet gücü kalmamisti. Naib Eminüddin Mikâil
sehrin kapilarini kapatarak müdafaaya çekildi.
Mehmet Bey Konya'yi Sultan Baybars adina teslim
almak için geldigini ve yaninda bir Selçuklu
sehzadesi bulundugunu söyleyerek sehri teslim
etmelerini istedi. Fakat Eminüddin bu sözlere
aldiris etmeden sehri savunuyordu. Neticede
sehrin kapilari odunlar yigilarak atese
verilince Eminüddin tebdil-i kiyafetle kaçmaya
karar verdi. Fakat yolda yakalanip Melikü's-Sevâhil
Bahaeddin ile birlikte öldürüldü.
Karamanogullari 9 Zilhicce 675 (15 Mayis 1277)
tarihinde Konya'ya girdiler ve sehri yagma ve
talan ettiler. Sonra da II. Izzeddin Keykâvus'un
oglu oldugunu iddia ettikleri Alaeddin Siyavus'u
Selçuklu sancagi altinda sehre getirip sultan
ilân ettiler. Basta Mehmet Bey olmak üzere Ahi
Ahmet Sah ve sehrin ileri gelenleri ona biat
ettiler. Kale muhafizlari da bu gelismelerden
haberdar olup bagliliklarini bildirdiler.
Alaeddin Siyavus tahta çikinca
kapisinda bes nevbet çalindi, adina hutbe okundu
ve para basildi. Merasimden sonra toplanan
divanda etrafa fermanlar gönderilip vali ve
kumandanlar itaata çagrildi.
Karamanoglu Mehmet Bey divanda
"bundan sonra, divanda, dergâh, bargâh, meclis
ve meydanda Türkçe'den baska bir dil
kullanilmayacaktir" diye bir karar aldi. Onun
Türkçe'nin devlet dili olmasi için aldigi bu
önemli karar Farsça yazilan belgelerin Türkçe'ye
çevrilmesinin zorlugu ve Karamanogullarinin
kültür seviyelerinin yeterli düzeyde olmamasi
yüzünden uygulanamamistir.
SELÇUKLULARLA KARAMANLILAR
ARASINDAKI MÜCADELELER
Konya'nin Karamanlilar'in
eline geçmesi ve Alaeddin Siyavus'un sultan ilân
edilmesi üzerine Sahib Ata'nin iki oglu Taceddin
Hüseyin ile Nusretüddin Hasan Afyon
Karahisar'dan asker toplayarak bassehir Konya'ya
hareket ettiler. Karamanoglu Mehmet Bey ile
Siyavus da Aksehir istikametinde yola
koyuldular. Taceddin Hüseyin, Degirmençayi'ni
geçerken öldürüldü. Böylece baslayan savas
sirasinda Germiyanogullarina mensup birlikler
geri çekilince Sahibataogullari'nin askerleri
dagildi. Savas sirasinda Nusretüddin Hasan,
Beylerbeyi Semseddin Yavtas'in oglu Celaleddin
Hüsrev gibi Selçuklularin önde gelen kumandan ve
devlet adamlari öldürüldü. Daha sonra
Afyonkarahisar üzerine yürüyüp kaleyi
kusattilarsa da netice alamayip 1277 Haziraninda
ele geçirdikleri ganimetlerle Konya'ya döndüler.
Bu zaferden sonra Karamanogullari ve onlarin
destegindeki Alaeddin Siyavus hakimiyet
sahalarini Ankara'dan Akdeniz kiyilarina kadar
yaymislardi.
Ancak bu sirada III.
Giyaseddin Keyhüsrev'in büyük bir Mogol
ordusuyla harekete geçtigi haber alindi.
Karamanoglu Mehmet Bey bu haberleri gizli
tutuyor, Konya'daki hazineyi baska bir yere
naklettiriyordu. Selçuklular Mogol birliklerinin
himayesinde harekete geçerek Karamanogullari'nin
Aksehir ve Ilgin gibi bazi yerlerdeki
askerlerini öldürdüler, kadin ve çocuklarini
esir aldilar. Mehmet Bey ile Siyavus Filâbâd'da
ordugâh kurmuslardi. Buradan sehre gidip halka
askerlerin alisveris yapmalari için kapilari
açmalarini söylediler. Fakat onlar Ahmedek
kapisi hariç bütün kapilari kapattilar ve
hendekler üzerindeki köprüleri yiktilar. Konya
kadisi Siraceddin Mahmûd Urmevî bir fetva
çikararak halki sehirlerini savunmaya tesvik
ettigi gibi kendisi de ok atarak bilfiil
müdafaaya katildi. Karamanogullari Konya'yi bir
süre daha muhasara ettikten sonra kale ve
baglari tahrib ederek Ermenek'e dogru çekildiler
ve Siyavus'u da yanlarinda götürdüler. Böylece
Selçuklu kaynaklarinda tahkir maksadiyla Cimri
adi verilen Alaeddin Siyavus'un 37 günlük
saltanati da sona ermis oluyordu .
Selçuklular Karamanogullari'ni
Akdeniz'e kadar takip ederek çok sayida Türkmeni
esir aldilar. Kis yaklasinca Karamanogullari
müstahkem mevkilere çekilip derbentleri
kapattilar. III. Giyaseddin Keyhüsrev ile vezir
Fahreddin Ali Sahib Ata Konya'ya, Mogollar da
Tokat'in Kazova kislagina döndüler. Bir süre
Konya'da kalan III. Giyaseddin ile Sahib Ata
Karamanogullari'na toparlanma imkâni vermeden
tekrar harekete geçti ve Mut ovasina (Içel)
girdiler. Mehmet Bey, Siyavus'u müstahkem bir
kaleye yerlestirip emniyetini sagladiktan sonra
gelismeleri takip etmek üzere yola koyuldu.
Kurbaga Hisari'nda dar bir geçitten geçerken iki
kardesiyle birlikte öldürüldü. Böylece bassiz
kalan Türkmenler muhtelif istikametlere
dagildilar. Selçuklu-Mogol müsterek kuvvetleri
onlari takip ederek yakaladiklarini kiliçtan
geçirdiler. Sultan III. Giyaseddin ile Sahib Ata
da Mogol hakimiyeti altinda Selçuklu saltanatini
sürdürmek üzere Konya'ya döndüler.
Mehmet Bey'in ölümünden sonra
Alaeddin Siyavus saklandigi kaleden kaçarak
Anadolu'nun batisindaki Türkmenleri etrafinda
toplamis ve mücadeleyi bizzat yürütmüstür. III.
Giyaseddin Keyhüsrev ile Sahib Ata Fahreddin Ali
Kazova, Ankara ve Diyarbekir yöresinden
topladigi askerlerle Ammuriye'ye kadar geldiler.
Alaeddin Siyavus ise bu sirada Pinarbasi'nda
bulunuyordu. Selçuklu-Mogol ordusu Sakarya suyu
köprüsünü geçip Bolvadin istikametinde
ilerlediler. Taraflarin öncü kuvvetleri arasinda
baslayan savas sirasinda Subasi Alemüddin
Kayser, Siyavus'un kümbedhaneden götürdügü
Sultan I. Alaeddin Keykubad'a ait sancagi alip
III. Giyaseddin Keyhüsrev'e teslim etti.
Siyavus'un kumandanlarindan olup Sahib Ata'nin
ogullarini öldüren Saru Ala da esir alinip
öldürüldü. Türkmenler gece karanligindan
istifadeyle kaçip kurtuldular. Siyavus da
kaçarken Germiyanli Türkmenler tarafindan
kirmizi çizmeleri ve etrafindaki askerlerin
davranislarindan süphelenilerek yakalandi.
Ertesi gün III. Giyaseddin'in emriyle öldürüldü
ve derisi yüzülerek saman doldurulduktan sonra
Konya ve diger bazi sehirlerde teshir edildi.
17 Muharrem 678 (30 Mayis
1279) günü kazanilan bu zafer Anadolu'da çok
büyük bir sevince vesile oldu. Hatta o devrin
sairlerinden biri bu müjde haberini ihtiva eden
mektubu aziz bir kâgit olarak tavsif etmekte,
onlarin halki birbirine düsürüp akittiklari kan
sonunda kazanilan bu zaferden dolayi sultani
tebrik etmektedir.
Sultan III. Giyaseddin
Pinarbasi'ndan Borgulu kalesine inip ordugâh
kurdu. Burada iken Ladik ve Honas'a hakim olan
Ali Bey yakalanip Karahisar kalesine hapsedildi.
Türkmenleri affeden Sultan, Vezir Sahib Ata ile
Konya'ya döndü.
Selçuklu sultani Kadi
Celaleddin Mahmud'u Abaka Han'a gönderip zaferi
bildirince o da bu basarilarindan dolayi Sahib
Ata'ya hil'at gönderdi ve Kivâmü'l-mülk lâkabini
verdi. Celâleddin Mahmud da saltanat naibi oldu.
Kaynak: Osmanli tarihi
|