|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>>
Dulkadiroğulları Beyliği
DULKADIROGULLARI BEYLIGI
Elbistan ve Maras civarinda
1337-1522 yillari arasinda hüküm sürmüs olan bir
Türkmen beyligidir. Beylige adini vermis olan
Dulkadirli Türkmenleri Oguzlar'in Bozok koluna
mensupturlar. Dulkadirli halkini teskil eden
Bozok Türkmenleri Oguzlarin Bayat, Avsar ve
Beydilli boylarindan idiler.
a- Beyligin Kurulusu
1- Zeyneddin Karaca
(1337-1353)
XIII. yüzyil sonlarinda Halep
ve Antep arasindaki bölgelere yerlesen Bozok
Türkmenleri, burada bazan Memlûklular'la
birlikte kuzeye dogru yayilan seferlere
katiliyorlar, bazan da yalniz baslarina
Çukurova'daki Ermeniler üzerine akinlar
yapiyorlardi. Mogol hakimiyeti altinda bulunan
Anadolu içlerine kadar gelen bu Türkmenlerin
baslarinda Zeyneddin Karaca adli bir bey
bulunuyordu. Zeyneddin Karaca Bey'in etrafinda
toplanan Türkmenler Antep'ten Elbistan'a kadar
uzanan bölgeleri ellerine geçirmislerdi.
Bunlarin, Memlûklular'in devamli saldirilari ile
sarsilmis olan Ermeni Prensligi'nin zayif
düsmesinden de faydalanarak besbin atli ile
Çukurova'ya girdikleri ve bu prensligin dogu
bölgelerini tahrip ederek zengin ganimetlerle
Maras'a geri döndükleri görülmektedir(1335).
Ayni tarihte Ilhanli hükümdari
Ebu Said Bahadir Han ölmüs ve Anadolu'daki
Türkmen beyleri için bir otorite boslugu meydana
gelmisti. Bu firsattan faydalanan ve Karaca Bey
gibi bir Türkmen beyi olan Tarakli Halil Bey
Emir Eretna'nin elinden Elbistan yöresini almaya
muvaffak oldu. O, ayni zamanda Memlûklular'in
Halep valisine hediye olarak yüz at gönderip
onun vasitasiyla Sultan Muhammed Nasir'dan
sehrin hakimiyet mensurunu (beratini) da elde
etti. Kendisine rakip olarak diger bir Türkmen
beyinin ortaya çikisi, bölgedeki bütün
Türkmenleri idaresi altina toplamak isteyen
Karaca'yi endiselendirmeye basladi. Dulkadiroglu
Karaca Bey, ertesi sene oglu Halil Bey'i
göndererek Tarakli Halil'i bozguna ugratti ve
Elbistan'i ele geçirdi (1337). Savasta
yaralanmis olan Tarakli Halil ise Memlûklularin
Halep valisi Altun Boga'nin yanina giderek ona
iltica etti ve yardimini istedi. Halep valisi
Karaca Bey'e karsi Tarakli Halil'i
destekliyordu. Bunun üzerine Karaca Bey
Kahire'ye giderek Sultan Melik Nasir
Muhammed'den Elbistan naipliginin mensurunu aldi
ve bölgedeki Türkmenlerin reisi olarak kabul
edildi. Böylece 1337 yilinda Memlûklular'in
himayesi altinda Maras ve Elbistan bölgelerinde
yaklasik iki asir kadar devam edecek olan bir
beyligin temeli atilmis oluyordu. Karaca Bey
ülkesine dönerken Kahire'de muhtesem bir tören
yapildi ve zamanin adetine göre maiyetini teskil
eden Türkmenlerin her birine kiymetli
hediyelerle birer hil'at verildi.
Karaca Bey Elbistan merkez
olmak üzere beyligini kurduktan sonra,
Anadolu'da Mogol hakimiyetinin yikilmasindan da
istifade ederek civardaki diger sehirlerin
fethine basladi. Derhal kuzeye dogru gönderilen
Dulkadirli Türkmenleri Eratna Bey'in elindeki
yerlere akinlara basladi. Ancak Memlûk
Sultaninin ikazi üzerine bu akinlar durduruldu.
Bununla beraber Karaca Bey, emirlerinden bir
kismini, Eratna'nin kuvvetleri tarafindan
muhafaza edilmekte olan Darende kalesi üzerine
gönderdi. Karaca Bey'e bagli Türkmen kuvvetleri
Darende kalesi muhafizlarini kiliçtan geçirerek
kaleyi zapt ettiler. Böylece Darende
Dulkadirlilar'in eline geçti (1338). Karaca Bey
Darende'yi derhal Sam valisinin adamlarina
teslim etti ve bu hareketi ile Memlûk sultaninin
takdir ve sevgisini kazandi.
Darende'nin fethinden sonra
Karaca Bey'in Emir Eratna ile arasi iyice açildi.
Eratna Bey, kalabalik bir ordu ile
Dulkadirlilerin arazisine saldirdi. Zeyneddin
Karaca Bey topraklarina saldiran Eratna ordusunu
bozguna ugratarak bölgeden uzaklastirdi. 1339
yilinda yapilan muharebede Karaca Bey hem
rakibinin oglunu esir aldi, hem de zengin
ganimet ele geçirdi. Bu savastan bir süre sonra
Sultan Nasir'in araciligi ile iki taraf arasinda
bir baris yapildi.
Dulkadirogullari Beyligi ile
Eratnalilar arasinda yapilan bu antlasmaya
ragmen Karaca Bey emrindeki Türkmenler Orta
Anadolu'ya akinlar düzenlemekten geri
durmuyorlardi. Karaca Bey Eratna ülkesine
akinlar yaparken Türkmen emirlerinden biri olan
Tasgun (Danusgu)oglu da onun beyligini
tanimayarak devamli surette Dulkadirli
kabilelerini rahatsiz ediyordu. Bu durum üzerine
Karaca Bey Tasgunoglu'nu ve kendisine itaat
etmeyen diger Türkmen beylerini maglûp etti.
Karaca Bey dostu ve hamisi olan Sam Valisi
Tengiz'in, Misir'a çagirilarak önce
Iskenderiye'de hapis ve sonra öldürülmesi
üzerine Memlûk Devleti ile münâsebetini kesti ve
bu olayin hemen ardindan Memlûk sultani Melik
Nasir'in ölümünü müteakip Misir'da çikan
karisikliktan da faydalanarak bagimsizligini
ilân etti(1341).
Karaca Bey, Memlûk
sultanligina karsi bagimsizligini ilân ettikten
sonra Eratnaogullari ile ittifak yaparak Halep'i
ele geçirmek üzere hazirliklara basladi. Bu
sirada Memlûk sultanligi içerisinde taht
kavgalari baslamisti. Misir atabegi olan Emir
Kosun, Melik Mansur'u öldürerek bes yasindaki
Melik Esref'i tahta çikarmis, böylece kendisi
devlete hakim olmustu. Ancak bu duruma karsi
çikan Halep Valisi Tastimur isyan ederek
Elbistan'a gelmis ve Dulkadir-oglu Karaca Bey
ile birlesmisti. Öte taraftan Misir'da
isyancilar çok geçmeden Emir Kosun'u katlederek
Melik Ahmed Nâsir'i sultan ilân ettiler.
Hükümdara naip tayin edilen Tastimur ile beraber
Karaca Bey de Kahire'ye gitti. Ancak az sonra
dostu Tastimur tutuklaninca ayni akibete düçar
olmamak için derhal Maras'a dönen Karaca Bey
Memlûklulara isyan ederek Halep'i tehdit etmeye
basladi.
Memlûklularla Dulkadirlilar
arasindaki mücâdele 1343 yilinda karsilikli
çatismaya dönüstü. Bu yil içerisinde Eratna,
Karabük mevkiinde Çobanli Seyh Hasan'i maglup
ederek elde ettigi ganimetin bir kismini zafer
nisanesi olarak Halep valisi Yilboga'ya
göndermisti. Ganimet Dulkadirli ülkesinden
geçerken esyalarin büyük bir kismi Türkmenler
tarafindan soyuldu. Bu duruma çok kizan Halep
Valisi Yelboga 1344 yilinda büyük bir ordu ile
Dulkadirogullari arazisine girdi. Memlûk ve
Dulkadirli kuvvetleri arasinda meydana gelen
muharebeyi Karaca Bey büyük bir muvaffakiyetle
kazandi. Halep kuvvetleri 1343 Mart'inda maglûp
olarak geri döndü. Bu yenilgiye çok kizan
Yelboga emrindeki birliklerin tamamini
hazirlayarak Dulkadir beyine karsi yeni bir
sefere giristi. Bu kadar büyük bir kuvvete karsi
koyamayacagini anlayan Karaca Bey Düldül dagina
çekildi. Dagin eteklerinde yapilan ikinci
Memlûk-Dulkadirli savasini da Karaca Bey
kuvvetleri kazandi. Bu zafer Karaca Bey'in nüfûz
ve kuvvetini bir kat daha arttirdi.
Karaca Bey bu zaferi müteakip
Memlûklular'in üzerine daha büyük kuvvetler
göndermesinden endise ederek almis oldugu
ganimetlere el sürmemis ve onlari tamamen
Kahire'ye göndermistir. Ayrica savasin
sorumlulugunu Halep valisine yükleyerek
kendisinin masum oldugunu bildirdi. Memlûk
sultani Melik Salih Ismail kendisine karsi güçlü
bir hasim haline gelmis olan Dulkadiroglu Karaca
Bey'in özürünü kabul etmeye mecbur kalmis ve ona
beylik mensurunu göndermistir.
Karaca Bey 1345 yilinda
Ermeniler arasinda meydana gelen karisikliktan
faydalanarak Çukurova'nin kuzeyinde bulunan
Geben kalesini ele geçirdi. Bu sirada Bizans
Imparatoru olan II. Konstantin Ermeniler'e
yardima geldi ise de Karaca Bey onu da agir bir
hezimete ugratti ve agirliklarini yagmaladi.
Karaca Bey ile Halep valisinin
arasi Geben kalesinin fethi yüzünden yeniden
bozuldu. Halep valisi Ariktay Geben kalesine
kendi muhafizlarini yerlestirmek istedi. Halep
valisi ile Karaca Bey arasindaki bu karisik
durumdan faydalanan Ermeniler Geben kalesini
geri aldilar (Ekim 1346).
Görüldügü gibi Dulkadirli-Memlûk
münâsebetleri Dulkadir beyi ile Halep valileri
arasindaki dostluk iliskilerine bagli idi. Halep
valiligine Argun Sah'in tayin edilmesi,
Ariktay'in bozulmasina sebep oldugu iliskileri
yeniden düzeltti. Böylece Karaca Bey'in
Memlûklular'la münasebetleri yeniden düzeldi.
Ancak Karaca Bey Memlûklular ile bir yil sonra
tekrar bozustu. Kahire'de Melik Nasir Hasan 1347
yili sonlarinda tahta çikinca Halep valiliginde
yapilan yersiz ve zamansiz degisiklik iliskileri
alt üst etti. Dulkadirlilarin arzu etmedigi
Ariktay 1348 Mart'inda ikinci kez Halep
valiligine tayin edildi. Zeyneddin Karaca,
düsmani olan bu beyin Halep valiligine
getirilmesini aleyhinde bir hareket olarak
gördügünden Memlûk Devleti'ne olan tabiiyetini
kesti. Melikü'z-Zahir ünvanini alarak kendini
müstakil bir hükümdar addeden Zeyneddin Karaca,
Halep ve civarina karsi akinlara basladi. Ayrica
Kilikya Ermeni prensligine de haber göndererek
Memlûk Sultanligi'na ödemekte oldugu vergiyi
bundan böyle kendisine göndermesini istedi.
Karaca Bey özellikle
Argunsah'in öldürülmesinden sonra Memlûk-lular'a
karsi olan düsmanligini daha da arttirdi (1349).
Bu tarihten sonra Halep üzerine daha fazla
akinlar yapmaya basladi. Onun amaci tamamen
bagimsiz hale gelmekti. Bu tarihten sonra Memlûk
Devleti'ne karsi Suriye'de patlak veren bütün
isyanlara katilmaktan geri kalmayan Karaca Bey,
Memlûk Sultanligina karsi ayaklanmis olan Halep
valisi Bayboga ile birleserek Dimask (Sam)
üzerine yürüdü. Kendisine karsi baslatilan
isyanin büyüdügünü gören Memlûk sultani büyük
bir orduyu âsî kuvvetler üzerine gönderdi. Emir
Bayboga'nin bu kuvvetler karsisinda maglup olup
öldürülmesi üzerine Karaca ve diger âsî emirler
Elbistan'a çekildiler. Karaca Bey Misir sultani
ve ümerâsinin israr ve teminâtlarina ragmen
mültecileri teslime yanasmadi. Bunun üzerine
Sultan Melik Salih, atabegi Emir Argun
komutasindaki kalabalik bir orduyu Elbistan
üzerine gönderdi. Ayrica Dulkadir Beyi'nin bu
davranisina çok kizan Memlûk sultani, bu
tarihten sonra Dulkadir Beyligi'nin hakimiyet
mensurunu Üçok Türkmenleri'nin reisi Ramazan
Bey'e verdi.
Durumun tehlikeli bir hal
aldigini gören Zeyneddin Karaca Bey, âsî
emirleri derhal tutuklatarak Kahire'ye gönderdi.
Bu emirler Kahire'ye gelir gelmez öldürüldüler.
Memlûklu Sultani Melik Salih, Karaca Bey'in de
cezalandirilmasi gerektigini düsünerek,
Argunsah'a onu hile ile yakalamasi için talimat
verip tuzak olarak kendisine takdim edilmek
üzere bir mensurla bir hil'at gönderdiler. Vali
Argunsah, Karaca Beyi, Memlûk kumandaninin
huzurunda mensurunu almak ve hil'atini giymek
üzere Halep'e davet etti. Ancak Karaca Bey,
kendisine karsi düzenlenen bu hileyi sezerek
Halep'e gitmedi. Bunun üzerine Memlûk Sultani,
Atabegi Argunsah'tan Dulkadirlilar üzerine
hareket etmesini istedi. Ramazanogullari'ndan ve
Suriye emirlerinden aldigi yardimci kuvvetlerle
Elbistan'a yürüyen Argun, kendisine yardim
etmesi için Sivas valisi Haci Kutlu Sah'a da
mektup gönderdi. Haberi alan Kutlu Sah, ordusu
ile Elbistan'a gelerek Emir Argun kuvvetlerine
katildi.
Bu katilmalarla birlikte
25.000 kisiyi bulan müttefik kuvvetler,
Zeyneddin Karaca'nin ülkesini yakip yikarak
Elbistan'i tahrip ettikten sonra Düldül dagina
kaçan Karaca Beyi burada kistirdilar. Argunsah
ve müttefiklerine karsi 20 gün kadar mücadele
eden Karaca Bey neticede bozguna ugradi. Bütün
agirliklari ve maiyyeti Emir Argun'un eline
geçti. Kendisi ise zorlukla kaçmayi basararak
Eretna-oglu Giyaseddin Mehmed Bey'e sigindi.
Bu durum üzerine Misir Memlûk
Sultani, Mehmed Bey'e haber göndererek Karaca
Bey'in kendisine teslim edilmesini istedi.
Mehmed Bey ise onu teslim etmek istemiyordu. Bu
sebeple Karaca Bey'e iyi davranarak ona izzet ve
ikramlarda bulundu. Ancak Emir Argun'un
kendisini tehdit etmesi üzerine Karaca Bey'i
Haleb'e göndermeye mecbur oldu (22 Eylül 1353).
Karaca Bey bir süre burada hapis kaldiktan sonra
Kahire'ye götürüldü. Burada Melik Sah ile
görüsen Karaca Bey 11 Aralik 1353 tarihinde
iskence ile öldürüldü ve cesedi üç gün Züveyle
kapisinda teshir edildi.
2- Halil (1353-1386)
Karaca Bey'in öldürülmesinden
sonra Dulkadir Beyliginin basina oglu Halil Bey
geçti. Ancak Memlûklu sultani Melik Salih ise
Halil Bey'in elindeki bölgelerin idaresini,
Karaca Bey'in yerini almak için zengin
hediyelerle Kahire'ye gitmis olan Ramazanoglu'na
verdi (10 Haziran 1354). Fakat Üçok
Türkmenlerinin reisi olan Ramazan-oglu, Dulkadir
beylerine bagli kalan Bozok Türkmenleri üzerinde
hakimiyet kuramadi. Ramazanogullari ile
Dulkadirogullari arasindaki mücadeleden dolayi
Memlûk Devleti'nin kuzeyinde çikan karisiklik
Sultan Melik Salih'i, Dulkadir ailesinin Bozok
Türkmen boylari üzerindeki nüfuzunu kabul etmeye
zorladi. Nihayet Misir hükûmeti kuzey sinirlari
ötesindeki düzeni saglamak için Karaca Bey'in
oglu Halil'i Dulkadirli beyi olarak tanimaya
razi oldu(1355).
Cesur ve kahraman bir kisi
olan Halil Bey, beyligin basina geçtikten sonra
ilk is olarak babasini Memlûklulara teslim etmis
olan Eretna-oglu Mahmud Bey'den intikam almaya
kalkarak ülkesine akinlar yapmaya, sehir ve
kasabalarini yagma etmeye basladi. 1360 yilinda
diger bir Türkmen reisi Ömer Bey, Eretnalilardan
Malatya'yi alirken Halil Bey de ülkesini
Zamanti'ya kadar genisletti.
Öte taraftan, Malatya'ya
sahiplenen Ömer Bey ayni yil içinde ölünce,
Dulkadir Beyi bu sehri de ele geçirmek istedi.
Ancak Malatya halki sehri Memlûklulara teslim
etti. Bu olay Halil Bey ile Memlûklularin
arasini açti. Bundan sonra Eretnalilara tabi
olan Harput üzerine yürüyen Halil Bey,
Eratnalilardan da bir yardim gelmeyince kaleyi
kolayca ele geçirdi. Böylece Harput'a yerlesen
Halil Bey bu defa Memlûklular'a tabi Halep ve
Malatya kalelerini sikistirmaya basladi. 1361
yilinda Halep valisi büyük bir ordu ile üzerine
yürüdü ise de bozguna ugrayarak geri çekildi.
Halil Bey'in Memlûk arazisine akinlarini devam
ettirmesi üzerine Misir sultani Melik el-Esref
Saban, Halep valisi Seyfeddin'i Halil Bey'in
üzerine gönderdi. Dulkadirli Türkmenlerini
Harput kalesinde kusatan Emir Seyfeddin, bir
netice alamadan geri döndü (1367).
Halil Bey, Memlûklular'a karsi
dururken, bir yandan da onlarin düsmanligini
daha fazla üzerine çekmek istemiyordu. Bu amaçla
Misir'a giderek Sultan Melik Esref Saban'dan
bagislanmasini istedi. Harput'u iade edecegine
söz vererek, ülkesinde hakimiyetini garanti eden
bir mensûr aldi. Fakat Halil Bey, ülkesine
dönünce Memlûk sultanina verdigi sözü yerine
getirmedi. Bu durum üzerine, Memlûklular, onu
cezalandirmak için yeni bir sefer hazirligina
basladilar. Nihayet Memlûk kuvvetleri 1366 yili
sonlarinda ikinci kez Harput üzerine yürüdüler.
Halil Bey, kalabalik Memlûk ordusuna karsi
koyamayacagini anlayarak sehri teslim etmek
zorunda kaldi. Halep'e kadar götürülen Halil Bey
sultanin emri ile serbest birakildi.
Halil Bey on yil aradan sonra
Harput ve çevresini yeniden ele geçirdi. Harput,
Maras, Behisni ve Amik kalelerine sahip olan
Halil Bey bu bölgelerde Memlûklular aleyhine
faaliyetlerine devam ediyordu. Onun bu hareketi,
1377'de Melik Mansur Ali'nin tahta çikisindan
sonra Misir'da gerçek iktidari elinde tutan
Emirü'l-asâkir Berkuk'u çok kizdirdi. Güçlü
kumandan, sultanliktan çikardigi bir kararnâme
ile Halil Bey'i azlederek yerine Memlûk
kumandani Mübarek Sah Tazî'yi Elbistan'a
yerlestirmek istedi. Bu durum Dulkadirlilar ile
Memlûklularin arasinin yeniden açilmasina sebep
oldu. Mübarek Sah 1378 yilinda Halep ordusu ile
Dulkadir Beyini Elbistan'dan atmak üzere hareket
etti. Halil Bey, Dulkadirli topraklarina giren
Mübarek Sah karsisinda baslangiçta maglup duruma
düstü ise de sonra ani bir saldiriya geçerek
Memlûklular'i bozguna ugratti ve Mübarek Sah'i
da yakalayarak öldürdü (Eylül 1378).
Memlûk Devleti bu haber
üzerine Elbistan'i, Malatya valisi Yelboga'ya
tevcih ederek onu Halil Bey ile mücadele etmek
için görevlendirdi. Ancak Memlûklu kuvvetleri bu
sefer de yenildiler. Ramazanogullari'nin da
yardimini alan Dulkadirlilar Ayas (Yumurtalik)
mevkiinde yapilan çarpismada Memluk kuvetlerinin
bir çogunu imha etti (Subat 1379).
Öte taraftan Eratnali
Mehmed'in ölümünden sonra çikan karisikliktan
istifade eden Halil Bey bu ülkenin topraklarina
göz dikmeye basladi. O, Eratnali valilerin
isyanini ve Eratnalilara karsi mücadele eden
herkesi desteklemeye basladi. Bu sirada
Eratnalilar Erzincan'i ele geçirmek istiyorlardi.
Halil Bey oglu Ibrahim'i Mutahharten'in
yardimina gönderdi. Erzincan emiri Mutahharten,
Dulkadirlilerin yardimi sayesinde Eratnalilari
püskürttü.
Memlûklular, son maglubiyetten
sonra Dulkadirli meselesini kesin olarak
halletmek için büyük hazirliklara basladilar. Bu
amaçla Suriye'deki bütün valilerden,
kuvvetlerini toplayarak Dulkadirlilar üzerine
yürümeleri istendi. Bu emir üzerine Sam valisi
Isik Temur, Halep valisi Inal Yusuf, Trablus
valisi Gümüs-boga ve Hama valisi Tas Temur
kuvvetleri ile gelerek Halep'te birlestiler.
Çesitli Arap kabileleri de onlara katildi. Bu
kalabalik Memlûk ordusu 3 Temmuz 1381 tarihinde
Maras'a ulasti. Halil Bey'in kardesi Süli Bey
emrindeki Dulkadirli kuvvetleri ile Memlûklular
arasinda meydana gelen çarpismayi bu kez
Memlûklular kazandi. Savasin sonucunda Maras
sehri Memlûklular'in eline geçti (6 Temmuz
1381). Süli Bey önce Elbistan'a çekildiyse de
Memlûklular'in kendisini takip etmesi üzerine
Halil Bey'in tahkim ettigi Harput'a gitmek
zorunda kaldi. Memlûklular Elbistan'i da alarak
Malatya üzerine yürüdüler, ancak Firat nehrini
geçmek mümkün olmayinca Halep'e geri döndüler.
Böylece Dulkadirlilar, hakimiyetlerini
sürdürdükleri baslica iki büyük sehir olan Maras
ve Elbistan'i kaybettiler. Ellerinde yalnizca
Harput kaldi.
Halil Bey bu zor durumdan
kurtulmak için Memlûk ümerasina haberler
göndererek kendilerine itaat edecegini bildirdi.
Böylece Memlûk ordusu bölgeyi terketti. Ancak
Halil Bey, Memlûklular'in bölgeden çekilmesinden
sonra yaptigi antlasmadan vazgeçerek tekrar
Memlûk arazisi üzerine akinlar yapmaya basladi.
Halep valisi Yilboga, Halil Bey'in bu davranisi
yüzünden yeniden Dulkadirli topraklarina girmek
zorunda kaldi (1392) Halil Bey, Yilboga'nin
karsisinda duramayarak sarp daglara çekildi.
Onun kaçtigini gören Yilboga, Maras üzerinden
Haleb'e döndü.
Halep valisi Yilboga ile
Dulkadirli Halil Bey'in mücadele ettigi bu
sirada Misir'da karisikliklar çikmis ve Atabeg
Berkuk kendisini sultan ilân ettirmisti. Ancak
onun sultanligini kabul etmeyen bazi Türk
emirleri ve Memlûklular'in Elbistan naibi tayin
edilen Alaaddin Altin Boga isyan ettiler. Altin
Boga Dulkadirlilarla anlasarak Darende'yi
kusatti ise de basarili olamadi. Bu sirada Halep
Valisi Yilboga'nin müttefik kuvvetler üzerine
gelmesi ile Altin Boga, Kadi Burhaneddin
Ahmed'in yanina giderek ona sigindi.
Bu sirada Kadi Burhaneddin
Ahmed, Eretna hanedanligina son vererek Orta
Anadolu'nun en güçlü devletini kurdu. Halil Bey,
Memlûklular'la olan düsmanligindan dolayi bu
güçlü devlet adami ile dostluk münasebeti
kurmaya basladi. Nitekim O, Kadi Burhaneddin'e
isyan eden valileri bastirmak için kardesi
Osman'i bir kisim kuvvetle Kadi'nin yanina
gönderdi. Böylece Kadi Burhaneddin Ahmed ile
Dulkadirlilar arasinda uzun bir süre devam
edecek olan dostluk basladi.
Dulkadir-oglu Halil Bey 1384
yili baslarinda Memlûklular üzerine tekrar
akinlara baslayarak Elbistan ve Maras'i geri
aldi. Halep valisi Yilboga, Elbistan ve Maras'in
Dulkadirlilar eline geçtigini haber alir almaz
derhal Maras'a giderek buradaki Dulkadirlilar'i
bozguna ugratti. Bunun üzerine Halil Bey kuzeye
dogru çekilerek Kadi Burhaneddin'in destegi ile
Memlûk hakimiyetinde olan Darende ve Divrigi
bölgelerini yagmalamaya basladi. Maras'ta
bulunan Yilboga bu haber üzerine Elbistan'a
gelerek müttefik kuvvetleri önce Darende
yakininda, sonra da Sivas yakinlarinda olmak
üzere iki kez bozguna ugratti.
Memlûklular karsisindaki
devamli yenilgiler Halil Bey ile kardesi Süli (Sevli)
Bey'in arasinin açilmasina sebep oldu. Bir süre
sonra Süli Bey, hayatina da dukunulmayacagina
dair söz aldiktan sonra Halep valisi Yelboga'nin
yanina giderek ona itaatini arzetti. Ancak
Sultan Berkuk, onun derhal tutuklanarak
Kahire'ye gönderilemesini istedi. Yilboga ise
verdigi sözü tutarak Süli Bey'i sultana
göndermedi ve kaçmasina göz yumdu. Bunun üzerine
Halep valisi Misir'a çagirilarak hapsedildi.
Halil Bey'in diger kardesleri Ibrahim, Osman ve
Isa Beyler de agabeyleri Halil Bey ile bozusarak
Sultan Berkuk'un himayesine sigindilar.
Memlûk Sultani Berkuk, sürekli
akinlarindan usandigi Halil Beyden kurtulmak
için faaliyete geçmis ve Halep'te bulunan
Türkmen boylarindan Umur-oglu Ibrahim'i bu is
için görevlendirdi. Bu emir üzerine harekete
geçen Ibrahim Bey, bir hile ile o sirada yaylada
bulunan Halil Bey'i öldürdü (Nisan 1386).
Babasi gibi Memlûklular'in
cinayetine kurban giden Halil Bey, cesur ve
kahraman bir bey olup, kuvvetli bir sahsiyete
sahipti. Kibarligi ve alicenapligi ile halki
üzerinde daima saygi gören bir kisi idi.
Öldürüldügü zaman altmis yaslarinda bulunuyordu.
Türbesi Zamanti kalesi eteklerinde bulunan Melik
Gazi Türbesi yakinlarindadir
3- Sevli (Sülü) Bey
(1386-1398)
Halil Beyin öldürülmesinden
sonra beyligin basina en küçük kardesi Sevli Bey
geçti. Bu sirada Misir'da bulunan Osman ve
Ibrahim Bey'ler Sultan Berkuk tarafindan
tutuklandilar. Dulkadirlilarin toparlanmasini
istemeyen Sultan Berkuk, Sülü Bey'in basa
geçtigini haber alir almaz Hama Ôdaki
kuvvetlerine Sülü Bey üzerine yürümelerini
emretti. Sülü Bey Maras üzerinden Elbistan'a
gelen bu kuvvetler ile Göksun yaylasinda
karsilasti. Yapilan çarpismada Memlûk kuvvetleri
yenildiler. Bu savasta Hama ve Besni valileri de
öldürüldü. Bu haber üzerine Sevli Bey'in
karsisina rakip olarak çikarilmak üzere
Kahire'de tutuklu bulunan kardesleri Ibrahim ve
Osman Beyler serbest birakildi. Bu kardeslerden
Osman Sevli Bey'e itaat etti. Ibrahim ise bir
süre mücadele etti ise de basarili olamadi.
Bunun üzerine Sultan Berkuk, Sevli Bey'in
karsisina bu kez Halil Bey'in katili Yagmur-oglu
Ibrahim'i çikardi. Ancak Ibrahim de Maras
önlerinde yapilan savasta Dulkadirlilara yenildi
(1387).
Sultan Berkuk, Sevli Bey'i
maglûp edemeyince onun beylik mensurunu tasdik
etmek zorunda kaldi.
Sevli Bey'in saltanatinin ilk
yillarinda karsisina bir rakip daha çikti. Bu
kez yegeni Nasireddin Mehmed b. Halil Bey,
Memlûklular'dan da yardim alarak amcasina karsi
çikti. Memlûklu umerâsindan Sis naibi Sungur Bey
ile birlesen Mehmed 1388 yilinda amcasi Sülü
Bey'i maglubiyete ugratti. Bu savasta Memlûklu
sultanina cephe almis olan Malatya naibi Mintas,
Sülü Bey'in yaninda yer aldi. Aldigi bu
yenilgiden sonra Develi kalasine çekilen Sülü
Bey; Yilboga, Mintas ve diger Türk-Memlûklu
umerâsinin Sultan Berkuk'a karsi giristigi
isyanda etkili oldu. Sülü Bey'in isyanci beylere
verdigi Dulkadirli kuvvetleri Kayseri üzerine
yürürken yegeni Mehmed Bey ve emrindekiler ise
Berkuk'un yaninda savasiyorlardi.
Neticede Yilboga ve Mintas
emrindeki isyanci kuvvetler Sultan Berkuk'u
tahttan indirdiler. Ancak bu sefer kendileri
mücadeleye basladi ve Yilboga'yi maglûp eden
Mintas kendisini Atabeg olarak ilan ettirdi.
Fakat çok geçmeden Berkuk, Mintas'a karsi tekrar
üstünlük kurarak saltanatini yeniden elde etti.
Sülü Bey ve Mintas tekrar bir araya gelerek
Memlûklu arazisinde yagma ve tahribatta
bulunmaya devam ettiler. Bunlar Ayntab sehrini
ele geçirdiler.
Bu tarihlerde Timur Dogu
Anadolu seferine çikmisti. Sülü Bey ona elçiler
göndererek itaatini arzetti. Sülü Bey ayrica
Timur'u Suriye üzerine bir sefer yapmaya
sevketti (1394). Dulkadir-oglu Sülü Bey'in bu
hareketinden haberdar olan Memlûklu sultani
Berkuk büyük bir ordu hazirlayarak
Dulkadirlilarin üzerine gönderdi (1395). Halep
valisi emrindeki bu Memlûklu kuvvetleri Sülü
Bey'i agir bir yenilgiye ugratti. Canini
güçlükle kurtaran Sülü Bey, hemen hemen bütün
maiyetini kaybetti. Bu zaferle de yetinmeyen
Berkuk, daha önceleri Karaca ve Halil Beylere
yaptigi gibi Sülü Bey'e de bir suikast
hazirlatarak onu da öldürttü (Mart 1398).
Secaat ve söhret sahibi bir
kimse olan Sülü Bey, ayni zamanda adil ve cömert
idi. Bilhassa Osmanlilar ve Kadi Burhaneddin
Ahmed ile dost olmaya özel bir ilgi göstermistir.
Nitekim O, gerek Kadi Burhaneddin Ahmed ve
gerekse Sehzâde Çelebi Mehmed'e kizlarindan
birer tanesini vererek dostluk ve akrabalik
baglarini kuvvetlendirmisti.
4- Sadaka (1398-1399)
Sevli Bey'in yerine oglu
Sadaka Bey geçti. Ancak amcazâdesi Mehmed buna
karsi çikti. Beyliginin mensurunu almak üzere
Kahire'ye giden Sadaka Bey, Elbistan'a dönüsünde
Mehmed ile mücadeleye giristi. Bu siralarda Kadi
Burhaneddin'in ölümü ile ona ait topraklari
ülkesine katmis olan Osmanli padisahi Yildirim
Bâyezid ise müdahale ederek Sadaka'yi
Elbistan'dan sürüp beyligin basina Nasireddin
Mehmed Bey'i getirdi (2 Agustos 1399).
5- Nasireddin Mehmed
(1399-1442)
Yukarida da belirtildigi gibi
Osmanli Padisahi Yildirim Bayezid'in himayesi
ile Dulkadirli beyi olan Mehmed Bey Memlûklu
sultanligi ile de iyi iliskiler içerisinde
bulunuyordu. Mehmed Bey, Yildirim Bayezid'in
taraftari olarak, Sevli Bey'in tam aksine
Timur'a düsmanca tavir takindi. Timur 1400
yilinda Sivas'i kusattigi zaman Elbistan
Türkmenleri Timur'un ordusuna baskinlar
yapiyordu. Türkmenlerin bu hareketleri Dulkadir
ülkesinin Timur ordusu tarafindan yagmalanmasina
sebep oldu. Nitekim Timur, Sivas muhasarasindan
sonra Elbistan ve Dulkadirli topraklarini isgal
ederek bütün memleketi yakip yikti. O, Malatya
ve Behisni'yi de zapt etti. 1401'de Suriye'den
dönüsünde bir kez daha Dulkadirli topraklarina
giren Timur yagma ve tahriplerde bulundu.
Mehmed Bey Timur'un Anadolu'yu
terketmesinden sonra Osmanli Devleti'nde bas
gösteren kardesler mücadelesinde, kizlarindan
biri ile evli olan Çelebi Mehmed'in tarafini
tutarak, ona oglu Süleyman emrinde yardimci
kuvvetler gönderdi.
Mehmed Bey, Memlûklular ve
Osmanlilarla dost geçinirken diger komsulari
Karamanogullari ve Ramazanogullari beylikleri
ile daima mücâdele etti. Memlûklu Sultani melik
Müeyyed Seyh, Karamanlilar'in elindeki Kayseri
kalesini ele geçirdikten sonra burasini mükâfat
olarak Nasireddin Mehmed Bey'e verdi (1419).
Böylece Dulkadirlilar ile komsulari arasinda
düsmanlik baslamis oldu. Karaman-oglu Mehmed
Bey, Memlûklu ordusunun Suriye'ye dönüsünden
sonra Ramazan-oglu Ibrahim Bey ile birleserek
Kayseri üzerine yürüdü. Ancak Dulkadir-oglu
Mehmed Bey bu müttefik orduyu bozguna ugratarak
Karaman-oglu Mehmed Bey'i esir aldi ve onu oglu
Davud'un muhafazasinda Memlûklu sultanina
gönderdi.
Dulkadir-oglu Mehmed Bey bir
yandan Memlûklular'la mücadele ederken, diger
yandan Karamanlilarla da Kayseri sehri yüzünden
savasiyordu. Kayseri'de vali olarak Mehmed
Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Bu sirada
Karaman-oglu Ibrahim Bey Kayseri önlerine
gelerek sehri ele geçirdi (1438). Bu durum
üzerine Dulkadir-oglu Mehmed Bey Kayseri'yi
yeniden ele geçirebilmek için oglu Süleyman'i
Osmanli Sultani II. Murad'in yanina göndererek
yardimini saglamayi basardi. Kayseri'nin
Karamanlilar tarafindan geri alinmasi
Dulkadirlilar kadar Osmanlilar'in da menfaatine
dokunmustu. Osmanlilar Savas halinde olduklari
bir beyligin genisleyip güçlenmesine seyirci
kalamazlardi. Bu sebeple Osmanli Sultani II.
Murad Kayseri üzerine yürüyerek burasini
Karamanlilar'in elinden aldi ve sehrin idaresini
tekrar Dulkadirli Nasireddin Mehmed Bey'e verdi
(1439).
Dulkadir-oglu Mehmed Bey'in
Osmanlilarla yakinlasmasi Memlûklu sultani
Çakmak'in bu beylige karsi olan düsmanligini
daha da arttirdi. Ancak, Dulkadirlilarin
Osmanlilar ile daha fazla isbirligi
yapmalarindan çekinen Sultan Çakmak, bu
düsmanligini fazla devam ettirmedi. Nasireddin
Mehmed Bey de Memlûklulara sadakatini göstermek
üzere Kahire'ye kadar giderek orada bir süre
kaldi. Kirk alti yil kadar Dulkadirli beyliginin
basinda kalan Nasireddin Mehmed Bey Ekim 1442'de
seksen yasinin üzerinde iken vefat etti.
6- Süleyman (1442-1454)
Nasireddin Mehmed Bey'in
ölümünden sonra yerine, Maras beyi olan oglu
Süleyman Bey geçti. Süleyman Bey de babasi gibi,
Osmanlilar'la dost geçinmeye özen gösterdi. Bu
amaçla kizlarindan birisi olan Sitti Hatun'u
Osmanli tahtinin varisi, gelecegin Fatih'i, II.
Murad'in oglu sehzâde Mehmed'e verdi. Bu sekilde
Osmanlilarla dostlugunu kuvvetlendiren Süleyman
Bey, Memlûklularla da babasi zamanindaki
dostlugu devam ettirdi. Bir kizini da Memlûklu
sultani Çakmak ile evlendirdi. On iki yil kadar
beylik yapan Süleyman Bey Agustos 1454 tarihinde
vefat etti.
7- Melik Arslan (1454-1465)
Süleyman Bey'in ölümü üzerine
yerine oglu Melik Arslan Bey Dulkadirli beyi
oldu. Onun zamaninda beylik üzerindeki dis
baskilar daha da artti ve Dulkadir beyligi
zayiflamaya basladi. Bu devirde Akkoyunlu
Devleti Uzun Hasan'in hakimiyetinde çok güçlü
bir durumda idi. Akkoyunlu Uzun Hasan, Dulkadir
topraklarina saldirarak Harput'u ele geçirdi
(1465). Melik Arslan'in beyligi sirasinda
kardesi Sah Budak ona karsi ayaklandi. Sah Budak
Kahire'ye giderek Memlûklu sultaninin da
destegini aldi. Memlûklu sultani Hos Kadem, Sah
Budak'in tesvikiyle, Osmanlilara taraftar olan
Melik Arslan'dan kurtulmak için bir suikast
hazirladi. Bu amaçla Kahire'den gönderilen bir
fedai Melik Arslan'i Elbistan'da bir camide
namaz kilarken biçaklayarak öldürdü (Ekim 1465).
8- Sah Budak (1465-1467)
Melik Arslan'in
öldürülmesinden sonra Dulkadirli Beyligi'nin
basina Memlûklular'ca desteklenen Sah Budak
getirildi. Ancak Sah Budak Bey Kahire'den Maras
ve Elbistan'a geldigi zaman bölgedeki Türkmen
beyleri bunun emirligini kabul etmeyerek,
Osmanlilarin yaninda bulunan diger kardes
Sehsuvar Bey'in basa geçmesini Sah Budak'tan
istediler. Bunun üzerine Dulkadir Beyligi'nin
isine müdahale eden Fatih, yaninda bulunan
Sehsuvar'i Dulkadirli beyi tayin ederek bir
miktar kuvvetle Elbistan'a gönderdi. Bu durumu
haber alan Memlûk Sultani Hos Kadem, Halep
valisi Berdi Bey'e, Sah Budak'in yardimina
gitmesini emretti. Ancak Sehsuvar Bey, Memlûk
kuvvetlerinin yetismesine firsat vermeden
Zamanti kalesi önlerinde kardesini agir bir
yenilgiye ugratti. Sah Budak bu yenilgiden sonra
Misir'a kaçmak zorunda kaldi (1467).
9- Sehsuvar (1467-1472)
Sehsuvar Bey, Fatih Sultan
Mehmed'in yardim ve destegi ile Dulkadirli
tahtini ele geçirdikten sonra Osmanlilar'la
Memlûklular arasindaki dostluk daha da bozuldu.
Bu dönemde Dulkadirli beyligi üzerindeki Osmanli-Memlûk
nüfuz mücadelesi daha da artti. Nitekim Memlûk
sultani Hoskadem, Dulkadirli tahti için yeni bir
aday buldu. Sehsuvar Bey'in karsisina bir rakip
çikarmak için amcasi Rustem Bey'i tahti ele
geçirmeye tesvik etti ise de bir netice elde
edemedi. Memlûklu Sultani daha sonra Sah Budak'a
kuvvetler vererek onu Maras ve Elbistan üzerine
gönderdi. Kardesler arasindaki bu mücadeleyi de
Sehsuvar Bey kazandi. Memlûk Sultani
Dulkadirlilar üzerine Sam Valisi Berdi Bey
kumandasinda bir ordu daha gönderdi. Osmanli
padisahinin tesvik ve yardimlarini gören
Sehsuvar Bey bu Memlûk ordusunu da bozguna
ugratti (1467). Bir yil sonra Sultan Kayitbay'in
Emir Kulaksiz idaresinde göndermis oldugu
kalabalik bir orduyu da yenilgiye ugratan
Sehsuvar Bey bu mücadele sonucunda Darende'yi
Memlûklular'in elinden aldi.
Bu basaridan sonra cesareti
artan Sehsuvar Bey, Memlûk ordusuna yardim etmis
olan Ramazanogullari'ni cezalandirmak için
onlara karsi saldiriya geçti. Bu harekât
sonucunda Ramazanogullari elindeki Payas ve Sis
(Kozan) sehirleri Dulkadirlilar'in eline geçti.
Memlûk sultani Kayitbay bu
defa Atabegi Emir Özbek kumandasinda bir ordu
daha gönderdi. Bu Memlûk ordusunu da yenilgiye
ugratan Sehsuvar Bey ÒMelikü'l-MuzafferÓ
ünvanini aldi.
Sehsuvar Bey'in Memlûk
ordularini devamli surette bozguna ugratmasi
Sultan Kayitbay'in, Fatih Sultan Mehmed'e mektup
yazarak Dulkadirlilar'in bu saldirilarini
durdurmalari için ricada bulunmasina sebep oldu.
Bunun üzerine Sultan Fatih, Sehsuvar Bey'e,
Memlûklular'a karsi yaptigi akinlarini kesmesini
istediyse de o, padisahi dinlemeyerek
faaliyetlerine devam etti. Sultan Kayitbay bu
sefer Emir Yasbek komutasinda yeni bir ordu
gönderdi. Ceyhun nehri kenarinda meydana gelen
savasta Dulkadirlilar yenilgiye ugradi. Sehsuvar
Bey Zamanti kalesine çekildi ise de uzun bir
muhasaradan sonra yakalanarak Kahire'ye
götürüldü. Burada üç kardesi ile birlikte
öldürüldü (1472).
10- Sah Budak (Ikinci kez)
(1472-1480)
Osmanli taraftari olan
Sehsuvar Bey'in Memlûklular'ca öldürülmesinden
sonra Sah Budak Bey ikinci kez Dulkadir
beyliginin basina getirildi. Ancak bu sefer
Osmanlilar onun beyligini kabul etmediler ve
karsisina Alaüddevle Bozkurt Bey'i çikardilar.
Bir miktar Osmanli kuvvetiyle kardesi Sah
Budak'in üzerine yürüyen Alaüddevle Bozkurt Bey,
maiyetindeki Türkmen beylerinin ihaneti
dolayisiyla maglûp olarak geri çekildi. Bu
maglubiyetten sonra Alaüddevle Bozkurt Bey'in
yaninda bulunan Osmanli kuvvetleri Kozan'a
sigindilar. Sehrin Memlûk valisi, onlari
öldürerek kesik baslarini Kayitbay'a gönderdi.
Memlûk Sultani bu kesik baslar ile Kahire Cirit
meydaninda top oynatti. Insanlik disi bu hareket
Fatih Sultan MehmedÔin çok kizmasina sebep oldu.
Alaüddevle Bozkurt Bey'i kuvvetli bir ordu ile
Dulkadir ülkesine gönderdi. O da Sah Budak Bey'i
yenilgiye ugratarak tahti ele geçirdi (1480).
Sahbudak tekrar Misir'a iltica etti.
11- Alaüddevle Bozkurt
(1480-1515)
Osmanli padisahi Fatih Sultan
Mehmed'in destegi ile Dulkadirli beyliginin
basina geçen Alaüddevle Bozkurt Bey, Fatih'in
kisa bir süre sonra ölümüyle Memlûklular
karsisinda yalniz kaldi. Ancak O, ustaca bir
manevra yaparak Sultan Kayitbay'a, kardesi Sah
Budak'tan daha iyi itaat edecegini bildirdi.
Bunun üzerine Kayitbay, Sah Budak'i Sam kalesine
hapsettirdi. Böylece Memlûklular'la anlasan
Alâüddevle Bozkurt Bey Osmanlilar'la da iyi
geçinmeye dikkat ederek kizi Ayse Hatun'u
Osmanli sehzâdesi II. Bayezid'e vererek
akrabalik kurdu.
Alâüddevle Bozkurt Bey 1483
Temmuz'unda Memlûklular'in elinde bulunan
Malatya'yi kusatti. Onun bu hareketi üzerine
Sultan Kayitbay Suriye valilerine sefere
çikmalarini emretti. Memlûklular'la Dulkadir
kuvvetlerinin Elbistan'da yaptiklari savasi
Alâüddevle Bozkurt Bey kazandi (Subat 1484).
Sultan Kayitbay, bu sefer Misir ordusunu
seferber etti. Alaüddevle Bozkurt Bey,
tehlikenin büyüklügü karsisinda Sultan
Bayezid'den yardim taleb etti. O da Yakup Pasa
emrinde bir kuvvet gönderdi. 23 Eylül 1484
tarihinde Elbistan ovasinda yapilan kanli savas,
Dulkadirli-Osmanli birliklerinin zaferi ile
neticelendi.
XVI. yüzyil baslarinda
Dulkadirli Beyligi'nin karsisina yeni bir düsman
daha çikti. Bu sirada Safevî Devleti hükümdari
olan Sah Ismail, Alaüddevle'nin kizi Benlü
Hatun'u istedi. Bozkurt Bey bu istegi reddedince
Safevî Devleti ile arasi açildi. Ayrica
Akkoyunlular'in zaafindan faydalanarak
Diyarbekir'i ele geçiren Dulkadirlilar'a kizmis
olan Sah Ismail bu bölge üzerine hareket etti
(1508). Osmanli topraklarindan geçerek
Elbistan'a kadar gelen Sah Ismail'e karsi
ülkesini koruyamiyacagini anlayan Alaüddevle
Bozkurt Bey, sarp Turna daglarina kaçarak
Memlûklular ile Osmanlilar'dan yardim istedi.
Memlûklular bu yardim istegini cevapsiz birakti.
Osmanlilar'in gönderdigi yardim ise kisin
bastirmasi üzerine gerçeklesemedi. Sah Ismail
Dulkadir-ili'ni yakip yikarak ülkeyi harabeye
çevirdi. Harput kalesini ve Diyarbekir'i
zapteden Sah Ismail ülkesine döndü
Osmanlilar'in destegi ile
Dulkadirli Beyligi'nin basina geçmis olan
Alaüddevle Bozkurt Bey, Osmanli kuvvetlerinin
Memlûklu emiri Atabeg Özbek karsisinda sürekli
yenilmesi üzerine Memlûklulara yaklasarak
Osmanlilara karsi cephe aldi. Yavuz Sultan Selim
Iran seferine giderken Alaüddevle'nin Sah
Ismail'e karsi düsmanligi sebebiyle harbe
istirakini istemis ise de, Alaüddevle bunu kabul
etmedigi gibi, kendisine bagli bazi asiret
kuvvetleri Osmanlilar'in zahire yollarini vurdu.
Bu sebeple Yavuz Sultan Selim, Sehsuvar Beyin
oglu olup, babasinin ölümünden sonra
Osmanlilar'a iltica eden ve Çaldiran savasinda
büyük hizmeti görülen Ali Bey'i Kayseri ve Bozok
sancaklarinin idaresi vazifesiyle Dulkadir
sinirlarina tayin etti.
Yavuz Sultan Selim, veziriazam
Sinan Pasa'yi kirkbin kisilik bir kuvvetle
Dulkadir ülkesinin zabti için gönderdi (1515).
Sehsuvar-oglu Ali Bey de bu kuvvetlere öncülük
yapmak üzere orduya katildi. Osmanli ordusuna
karsi çikan Alaüddevle Bozkurt Bey, bozguna
ugrayinca Elbistan'in güneyindeki Turna dagina
çekildi. Sinan Pasa onu takip ederek bir kez
daha bozguna ugratti. Alaüddevle Bozkurt Bey
burada ogullari ve akrabalari ile birlikte
öldürüldü. Bu olaydan sonra Dulkadir Beyligi
arazisi tamamen ele geçirilerek Osmanlilar'in
yüksek hakimiyetinde olmak üzere Sehsuvar-oglu
Ali bey'e verildi.
12- Ali (1515-1522)
Yukarida belirtildigi gibi
Osmanli ordusunun yardimiyla Alaüddevle Bozkurt
Bey üzerine yürüyen Ali Bey, onun savas
meydaninda öldürülmesinden sonra Yavuz Sultan
Selim tarafindan Dulkadir Beyligi'nin basina
getirildi. Ali Bey'in hakimiyetini tanimayan
Sahruh Bey'in ogullari ona karsi isyan ettilerse
de basarili olamadilar.
Osmanli padisahi tarafindan
himaye edilen Ali Bey, her firsatta Osmanli
Devleti'ne olan sadakatini ispata çalisti. O,
Yavuz Sultan Selim'in Misir seferine katildi ve
gösterdigi üstün gayretler üzerine padisah
tarafindan taltif edildi. Ali Bey, Kanuni Sultan
Süleyman zamaninda da Canberdi Gazali isyaninin
bastirilmasinda ve Haleb'in kusatilmasinda
önemli rol oynadi. Ancak bu olaydan sonra,
gösterdigi basarilardan da gururlanarak
Osmanlilarin emirlerine uymamaya basladi. Bunun
yaninda Ali Bey'in basarili hareketleri Osmanli
veziri Ferhad Pasa'nin kiskançligina sebep oldu.
Bu sebeple Ferhad Pasa, Ali Bey'i Iran seferine
katilmak üzere ordugâhina davet etti ve onun
karargâha gelmesini müteakip ogullari ile
beraber katlettirdi(1522).
Ali Bey'in öldürülmesinden
sonra Dulkadir ülkesi Maras merkez olmak üzere
bir eyalet, Bozok ülkesi de müstakil bir sancak
haline getirilerek Osmanli topraklarina katildi.
IMAR FAALIYETLERI
Maras, Elbistan ve Kayseri
gibi Anadolu'nun önemli yerlesim merkezlerinde
iki yüzyil kadar hüküm sürmüs olan
Dulkadirogullari zamanindan gönümüze pek çok
mimarî eser kalmistir. Bunlarin en önemlileri
cami, mescid, medrese, türbe, köprü, zaviye ve
kale gibi yapilardir. Dulkadirogullari'nin
yaptirmis oldugu bu dinî ve sosyal müesseseler
Anadolu Selçuklu eserlerinin bir devami
niteligindedir.
Dulkadir beyleri arasinda en
çok imar faaliyetlerinde bulunan bey Alaüddevle
Bozkurt Bey'dir. 1480-1515 yillari arasinda
hüküm sürmüs olan Bozkurt Bey'in yaptirmis
oldugu en önemli eser Elbistan'da bulunan
Alaüddevle Bey Camii (Cami-i atik)'dir.
Vakfiyesinden 1501 yilinda yaptirilmis oldugu
anlasilmaktadir. Alaüddevle Bozkurt Bey bundan
baska Elbistan'in Ceyhan mahallesinde bulunan
Ümmet Baba Camii (1500), Antep'te Alaüddevle Bey
Camii, Haruniye'de Haruniye Camii, Kirsehir'de
birkaç cami, Maras'ta Ulu Cami ve Bagdadiye
Medresesi, Pazarören'de Zamanti Kalesi Medresesi
gibi eserler yaptirmistir. Adiyaman Ulu
Camii'nin de Alâüddevle Bozkurt Bey zamaninda
yapildigi anlasilmaktadir.
Maras'ta bulunan Ulu Camii,
Pinarbasi Hazran köyünde mescid, Zamanti kalesi
yanindaki mescid ve zaviye gibi mimari eserler
ise Dulkadirli beyi Süleyman Bey (1442-1454)
tarafindan yaptirilmistir.
Bunlardan baska
Dulkadirogullari'ndan Nasireddin Mehmed Bey'e
ait Kayseri'de Hatuniye Medresesi, Sehsuvar-oglu
Ali Bey'in Haci Bektas nahiyesinde Balim Sultan
türbesi ve kümbedi, Sahruh'un Kayseri-Sivas yolu
üzerindeki köprüsü bilinen eserlerdendir.
Dulkadirogullari kurulus
döneminde Memlûklular'a, daha sonra da Osmanli
Devleti'ne tâbi olduklarindan para
bastirmamislardir. Sadece Sehsuvar Bey
istiklâlini ilân ettigi devirde Melikü'l-Muzaffer
ünvanini almis ve adina para kestirmistir. Bunun
disinda Dulkadir ülkesinde önceleri Memlûklu,
sonralari da Osmanli parasi kullanilmistir.
Kaynak: Osmanli tarihi
|