|
İslam Tarihi
>>
Selçuklular
>>
Aydınoğulları Beyliği
AYDINOGULLARI BEYLIGI
1) Aydinogullari Beyligi'nin
Kurulusu
Aydinogullari Beyligi, XIV.
yüzyilin baslarinnda Aydinoglu Mehmed Bey
tarafiindan merkezi Birgi olmak üzere Büyük
Menderes'den Tire ve Ayasuluk'a (Selçuk) kadar
uzanan bir bölgede kuruldu. Beyligin kurucusu
Mehmed Bey, Kütühya ve çevresinde hüküm süren
Germiyanogullari Beyligi ordusunda bir subasi
(kumandan) idi. Bu sirada taht ve taç
kavgalariyla zayif düsen Bizans
Imparatorlugu'nun topraklarini ele geçirmeye
çalisan Anadolu Beylerinden Karesi Bey Çanakkale
taraflarini, Saruhan Bey Alasehir'in batisindan
Izmir'e kadar olan sahayi, Mentese Bey'in damadi
Sasa Bey ise Tire ve Ayasuluga taraflarini fethe
baslamisti (1304). Bunlardan Sasa Bey, bölgedeki
fetihleri sirasinda, Germiyanogullari beyliginin
bati seferlerini yürüten Aydinoglu Mehmet
Bey'den yardim istemisti. Böylece Aydinogullari
bölgenin fethinde önemli bir rol oynamislar,
ancak çok geçmeden Sasa bey'le Aydinoglu Mehmed
Bey'in arasi açilmisti. Muhtemelen hakimiyet
davasi yüzünden iliskileri bozulan bu iki beyden
Sasa Bey bölgedeki düsman güçlerle isbirligi
yaparak Aydinoglu Mehmed Bey'e karsi çikti.
Yapilan savasta Aydinoglu Mehmed Bey, Sasa Bey
ve kuvvetlerini yenerek bütün Aydin ilini ele
geçirdi (1308). Sasa Bey'in ölümü üzerine
rakipsiz kalan Mehmed Bey, Aydinogullari
beyligini kurdu.
a- Mehmed Bey Devri
(1308-1134)
Mübarezüddin (dinin kahramani)
ve Sultanü'l-guzat (gazilerin sultani)
lakaplariyla taninan Gazi Mehmed Bey, Ulu Bey
sifatiyla Aydinogullari Beyligini idare etmeye
basladi (1308). Çok geçmeden müslüman Izmir'i
(1317) daha sonra Ayasulug, Tire, Sultanhisari
ve Bodemya'yi (Ödemis) alan Mehmed Bey 1326'da
Gavur izmir'i denilen sahil Izmir'i fethetti.
BBu tarihte Osmanlilar da Bursa'yi ele
geçirmislerdi.
Aydinoglu Gazi Mehmed Bey,
Ortaçag devletlerinin birçogu gibi idaresi
altindaki topraklari ogullari arasinda taksim
ederek bese ayirdi ve herbirine bey ünvani
verdi. Büyük oglu Hizir Bey'e Ayasulug ve
Sultanhisari'ni, Umur Bey'e Izmir'i, Ibrahim
Bahadir Bey'e Bodemya'yi, Süleyman Bey'e Tire'yi
veren Mehmed Bey, küçük oglu Isa Bey'i Birgi'de
kendi yaninda tuttu.
Aydinogullarinin Ege
sahillerine ulasmalari onlari deniz
meseleleriyle ilgilenmek mecburiyetinde birakti.
Önce Ayasulug'da bulunan tersane, Izmir'in
Cenevizlilerden alinmasindan sonra burada da bir
donanma meydana getirildi. Nitekim 1319
senesinde Sakiz üzerine yapilan baskin için
Ayasulug'da ellisekiz gemiden mütesekkil bir
donanma hazirlanmisti. Yine Umur Bey babasinin
sagliginda Izmir'de yapilan donanma ile Sakiz,
Bozcaada, Egriboz, Mora ve Rumeli sahillerine
basarili akinlar yapti. Onun 1333 yilinda
ikiyüzelli gemiden olusan donanma ile Adalar
Denizi ve Yunanistan'la yaptigi seferde bazi
adalar haraca baglanmis, pekçok yer yagma
edilmistir. Aydinoglu Mehmed Bey devrinde
yapilan son sefer yine Umur Bey tarafindan
Kuluri ve Mora adalari üzerine düzenlenmistir.
Maiyyetinde 170 gemilik bir donanmayla yola
çikan Umur Bey, Mora içlerine kadar girmis, pek
çok esir ve ganimetlerle dönmüstür. Babasinin
daveti üzerine Birgi'ye gelen Gazi Umur Bey
burada düzenlenen bir av merasimine istirak
etmis ve Aydinoglu Mehmed Bey av esnasinda suya
düserek hastalanmis, çok geçmeden ölmüstür
(734/1334). Ölümünden bir yil önce ünlü müslüman
seyyah Ibn-i Battuta'yi Bozdag'daki sayfiyesinde
kabul eden ve Birgi'deki sarayina da götüren
Aydinoglu Mehmed Bey ona büyük ilgi göstermistir.
Ibn-i Batuta, Sultanin huzurunda karsilastigi
bir hadiseyi de söyle nakleder:
"Biz Sultan ile oturur iken,
basinda taylasanli amame bulunan bir pîr gelüp
sultana selam verdi. Kadi ile fakih kiyam etti.
Pîr-i mezbûr sultanin pisgâhinda mastabaya
(seki) oturarak, huffâz altinda kaldi. Bu pir
kimdir? deyü fakihe sordum. Tebessüm ile sükut
etmesine mebni suali tarra eyledim. Cevaben: "Bu
yahudi bir tabibdir. Cümlemiz ona muhtaç
bulundugumuzdan gördügün vecihle kendisüne kiyam
etdik" deyince siddetle hism u gadaba geldim ve
yahudiye "ey mel'un ibn-i mel'un sen yahudi
oldugun halde huffaz-i Kur'an'in (Kur'an
hafizlarinin) üstünde nasil oturursun?" dedim.
Kendisini setm-i agâz ve ref-i avaz eyledim.
Sultan taaccüb ederek sözümün manasini sordu.
Fakih tercüme ettikte yahudi gazabnâk olarak
üsve-i hâl ile çikti gitti. Avdette fakih bana
"Hay Allah razi olsun ne eyü yaptin. Senden
baskasi bu suretle ona hitaba cesaret edemez ona
kendüsünü bildirdin" dedi.
XIV. asrin baslarinda Anadolu
hakkinda bilgi veren Ömer ise Mesalikü'l-ebsâr
adli eserinde "Birgi memleketinin sahibinin
Aydinoglu oldugunu, altmis sehri, üçyüzden fazla
kalesi ve daima silahli yetmis bin askeri
bulundugunu" yazmaktadir.
Zamaninda Bizanslilarla dost
ve müttefik olmaya dikkat eden Mehmed Bey
devrinde gerçeklestirilen fetihlerle
Aydinogullari Beyligi gücünü arttirdi ve
kuvvetli bir devlet halinde gelismesini
sürdürdü.
b- Umur Bey Devri (1334-1348)
Bahaeddin Gazi Umur Bey,
babasinin ölümünden sonra amcalarinin ve
kardeslerinin israri üzerine yirmibes yasinda
iken Aydinogullari Beyliginin basina geçti
(1334). Ilk is olarak Izmir'e saldiran Venedik,
Rodos ve Kibris donanmalarindan olusan bir
kuvveti geri püskürtmesi oldu. Daha sonra
Saruhan oglu Süleyman Bey'le birleserek 276 gemi
ile Yunanistan ve Mora üzerine sefer düzenleyen
Gazi Umur Bey, bu seferden pek çok esir ve
ganimetlerle Izmir'e döndü (1335). Bu sirada
Anadolu Selçuklu Devleti üzerine nüfuzu süren
Ilhanlilar'in hükümdari Ebu Said Bahadir Han'in
ölümü (1335) üzerine diger beylikler gibi
Aydinoglu Beyligi de bagimsizligina kavustu.
Umur Bey, Aydin iline yakin
olan Filadelfiya (Alasehir)'yi kusatarak teslim
olmaya mecbur etti. Bunun üzerine Bizans
Imparatoru III. Andronikas, Alasehir meselesini
halletmek ve Midilli adasini isgal eden Foça
valisi Dominique'i tedib etmek amaciyla
istanbul'dan yola çikti. Imparator seksen dört
parça donanma ile Midilli'ye asker
çikartilmasini emretti ve kendisi de Foça'yi
muhasaraya basladi (1336). Basari elde edebilmek
için Saruhan ve Aydinogullarindan yardim isteyen
Imparator Andronikos, Midilli ve Foça'yi
Cenevizlilerden aldi. Bu sefer sirasinda
Imparator Sakiz adasini Umur Bey'e verdi ve o da
Alasehir halkindan vergi almaktan vazgeçti.
Böylece gelisen Bizans ile Aydinogullari
arasindaki dostluk iliskileri devam etti.
Nitekim bir sene sonra baslayan Arnavut
isyaninin bastirilmasinda Umur Bey'in büyük
yardimi görüldü (1337). Bunun müteakip senelerde
kardesi Hizir Bey ile birlikte Adalar ve
Yunanistan üzerine seferler düzenlenmistir. Daha
sonra Karadeniz'e geçen Gazi Umur Pasa Kili ve
Eflak seferlerine katilmistir (1338-1340).
Bu sirada Bizans tahtinda
degisiklik olmus, ölen Imparator Andronikus'un
yerine geçen oglu Jean'in yasi küçük oldugundan
Umur Bey'in dostu Kontakuzenos ona vasi tayin
edilmisti. Ancak çok geçmeden rakiplerinin
muhalefetiyle karsilasan Kontakuzenos
Dimetoka'da Imparatorlugunu ilan ederek Umur
Bey'den yardim istedi. Umur Bey, 1342 yili
sonlarinda 380 gemiden olusan donanma ve
yirmidokuz bin kisilik ordusu ile Trakya
kiyilarinda Meriç Nehri agzina geldi. Ancak kis
mevsiminin gelmis olmasi sebebiyle daha fazla
ilerleyemeden Izmir'e dönmek zorunda kaldi.
Ertesi yil tekrar Rumeli sahillerine gelen Umur
Bey, Selanik ve Trakya taraflarini yagmaladi ve
kesin bir netice alamadan geri döndü
(1343-1344).
Umur Bey'in bu derece
güçlenmesi ve Ege denizinde serbest hareket
etmesi Dogu Akdeniz adalarinda bulunan latinleri
korkuttugundan Papa'yi kiskirtarak bir haçli
seferi düzenlenmesini istediler. Ayrica Bizans
Imparatoriçesi Anna da Papa'ya basvurarak Umur
Bey maglup edilecek olursa Ortodoks ve Latin
kiliselerinin birleseceklerini vadetti. Böylece
Papa donanmasiyla, Venedik, Kibris, Cenova ve
Rodos gemilerinden olusan Haçli donanmasi
Izmir'i kusattilar. Bu sirada Rumeli seferinden
dönen Umur Bey, ilk haçli kuvvetlerini yendi ise
de ikinci taarruz karsisinda geri çekilmek
zorunda kaldi. 1344'de Türk donanmasi yakildi ve
Latinler (Venedik, Rodos, Kibris) Izmir'in kiyi
sehrini ele geçirdiler. Müslüman Izmir'e
çekilmek zorunda kalan Umur Bey, Saruhan Bey'in
tavsiyesiyle Latinlerle bir mütareke yapti.
Donanmmasini kaybeden Umur
Bey, deniz faaliyetini ve dolayisiyla ticaretini
de kaybetmisti. Bu durumda hem ganimet elde
etmek, hem de dostu Kantakuzen'e yardim etmek
üzere kara yoluyla Saruhan ili topraklarindan
geçmek için Saruhan Bey'den izin aldi. Ayrica
Saruhanoglu Süleyman ve Karesioglu Süleyman
Beylerle birlikte yirmi bin kisilik kuvvetle
Çanakkale Bogazi'ndan Rumeli tarafina geçti
(1345). Burada bazi savaslar yapildi ve Istanbul
üzerine yürüdü ise de bir sonuç alinamadi.
Ayrica Saruhan oglu Süleyman Bey'in hummadan
ölmesi üzerine Umur Bey müslüman Izmir'e dönmek
mecburiyetinde kaldi.
Bu sirada Papa VI. Clement
hiristiyan hükümdarlari izmir üzerine yürümeye
tesvik ediyordu. Bunlardan Latin kuvvetlerinin
kumandani Viennois dükü Humbert Dauphin Izmir'e
bir çikarma hareketi yaptiysa da Umur Bey ve
kardeslerinin mukavemeti sayesinde netice
alamadi (1346). Humbert'in yardim kuvveti almak
için Rodos'a gitmesinden yararlanan Umur Bey'in
sahil Izmir'i tazyik etmesi ve Papa'dan beklenen
yardimin gelmemesi üzerine iki taraf arasinda
baris yapildi (1347). Daha sonra Ayasuluk'taki
Aydinoglu donanmasinin faaliyete baslamasiyla
Rodos sövalyelerinin ticareti aksadi.
Sövalyelerin uzlasmaya taraftar olmalari ve
Izmir'i verip karsiliginda bazi imtiyazlar
istemeleri hüsn-i kabul gördü ise de diger
müttefiklerin itirazlari üzerine Papa bu
antlasmayi onaylamadi. Bunun üzerine Gazi Umur
Bey bütün kuvvetleriyle Izmir üzerine saldirdi.
Ancak askerini cesaretlendirmek için ön saflarda
savasirken sehit düstü (1348). Kabri Birgi'deki
Aydinogullari türbesindedir. Onsekiz yasindan
itibaren yirmi bir sene içinde yirmi alti gazaya
istirak eden ve otuzdokuz yasinda hayata
gözlerini yuman Gazi Umur Pasa'nin bu akibeti
ordu arasinda büyük sarsintilar dogurmus, hatta
kusatma kaldirilmisti.
Umur Bey, okuyup yazan ve
bilginleri koruyan bir zat idi. Enverî onun
hakkinda sözlerini söyle bitirir:
Onsekiz yasi ata oldu süvar
Hem yirmi bir yil itdi karzar
Yedi yüz hem kirksekizdi sal
Yasi otuzdokuz itdi intikâl
Eylimisdir ol yirmi alti gaza
Rahmet anin ruh-i pâkine sezâ
Hak onun ruhunu kilsun sadmân
Ravza-i cennat içinde her
zaman
Izmir kusatmasi sirasinda Umur
Bey'in sehadeti üzerine Ayasulug emiri bulunan
büyük kardesi Hizir Bey, Aydinogullari
Beyligi'ne Ulubey, yani hükümdar oldu. Ancak
Umur Bey'in gayret ve mukavemeti bu devirde
görülmedi. Bu sebeple Hizir Bey, Latinlerle çok
agir sartlar tasiyan bir antlasma imzalamak
zorunda kaldi (18 Agustos 1348). Bu anlasmaya
göre; Aydin ili iskelelerinde alinan gümrük
vergisinin yarisi Latinlere birakiliyordu.
Aydinogullari deniz kuvvetleri silahtan tecrid
ediliyor ve gemiler karaya çekiliyordu.
Hiristiyan gemilerinin Aydin beyligi
iskelelerine serbestçe girip-çikabilmelerine
izin verildigi gibi kazaya ugrayan gemilerin
kurtarilmasini emrediyordu. Aydinogullari,
beyligi idaresinde yasayan hiristiyan ahalisine
iyi muamele edecekler, buna karsilik
hiristiyanlar da Türklere hiçbir zarar
vermeyeceklerdi.
Müttefik devletler
Aydinogullari Beyligi nezdinde kaza hakkini haiz
bir konsoloslar bulunduracaklardi. Bu
konsoloslarin görevi, müttefik hiristtiyan tab'a
ile müslümanlar arasinda çikacak anlasmazliklari
mahalli beye danisarak halledeceklerdi.
Aydinogullari, müttefiklerinin
dostuna dost, düsmanina düsman olacaklardi.
Aydin beyi Hizir bey ile
Venedik Cumhuriyeti, Kibris Kralligi ve Rodos
sövalyeleri reisi arasinda imzalanan ve Papa'nin
tasdikinden geçen bu antlasmanin asli bir giris
ve yirmi maddeden olusmaktadir.
Bu anlasma Aydinogullarinin
denizlerdeki faaliyetlerini durdurmus ve
beyligin giderek gücünü kaybetmesine sebep
olmustur. Ayrica 1351 yilinda ayni sartlari havi
bir antlasma da Cenevizliler'le imzalanmis ve bu
imtiyazlar iki rakip olan Venedikliler'le
Cenevizliler'in bölge ticaretini de ele
geçirmelerini saglamistir.
XIV. yüzyilda kapitilasyon
mahiyetini tasiyan bu antlasmalari imzalayan
Latinler, Dogu ticaretine ne derece önem
verdiklerini göstermis oluyorlardi.
Hizir Bey devrinde meydana
gelen olaylar hakkinda kesin bilgi
bulunmamaktadir.
2- Aydinogullari Beyliginin
Osmanli Idaresine Girmesi
a-Isa Bey Devri (1360-1390)
Aydinoglu Mehmed Bey'in
Bodemya (Ödemis) emiri yaptigi Ibrahim Bahadir
Bey, Umur Bey'den önce; Tire emiri
Süleymansah'da 1349'da vefat etmisti. Böylece
Mehmed Bey'in besinci ve en küçük oglu olan ve
Fahreddin lakabiyla da bilinen Isa Bey, Hizir
Bey'den sonra Aydinogullari hükümdari oldu.
Isa Bey devrindeki olaylar tam
olarak bilinmemektedir. Bunun sebebi büyük
ölçüde zikre deger önemli olaylar
olmamasindandir. 1371'de Venedik ile daha önce
imzalanan antlasma yenilendi. Bu dönemde Rumeli
ve Anadolu'da topraklarini genisleten
Osmanlilarla olan iliskilerinde dostane oldugu
anlasmaktadir. Nitekim I. Murad'in ogullarindan
Yakup ve Bayezid Çelebilerin sünnet
merasimlerine diger beyliklerin yanisira
Aydinogullari Beyliginin temsilcileri de istirak
etmistir. Yine Bayezid Çelebi'nin Bursa'da
yapilan evlenme dügününe hediye yollayan beyler
arasinda Aydin Beyi'nin de adi geçmektedir.
Ayrica Osmanli Devleti ile Aydinogullari
arasinda askeri bakimindan da yardimlasildigi
görülmektedir. Deniz hakimiyeti ellerinden çikan,
dolayisiyla gaza, cihad ve ganimet yolu kapanan
kiyi beylikleri Osmanlilar'in Rumeli fetihlerine
katildilar. Nitekim Murad Hüdavendigâr'in Kosova
muharebesine (1389) gittigi zaman Anadolu
beylerinden sagladigi yardim kuvvetleri arasinda
Isa Bey'in kuvvetleri de bulunuyordu. I.
Murad'in savas alaninda sehit olmasi üzerine
Osmanli tahtina geçen Yildirim Bayezid, kardesi
Yakup Bey'i katledince Anadolu'daki beyliklerin
muhalefetiyle karsilasti. Özellikle
Karamanogullarinin tesvikiyle gelisen düsman
grup arasinda Aydinogullari Beyligi de vardi.
Yildirim Bayezid Rumeli'de düzeni sagladiktan
sonra Bursa'ya geldi ve hazirliklarini
tamamlayarak Alasehir üzerine gitti.
Aydinogullari himayesinde bir Rum sehri olan
Alasehir 1390'da Osmanli idaresine girdi ve
bunun üzerine Aydinoglu Isa Bey bagliligini
bildirdi. Böylece Aydinoglu'na ait topraklar
Osmanlilara geçerek hutbe ve sikke Bayezid adina
kabul edildi (1390). Isa Bey Beyligi'nin
merkezini Ayasulug'tan Tire'ye tasidi. Nitekim
Yildirim Bayezid'in Venedik elçisi Franciscus
Quirino ile imzaladigi 21 Mayis 1390 tarihli
ticaret antlasmasindan Ayasulug ve Balat'in
Osmanli hakimiyetinde oldugu görülmektedir.
Yildirim Bayezid, ayrica Isa Bey'in kizi Hafsa
Hatun ile evlenerek iki taraf arasinda akrabalik
baginin kurulmasini sagladi. Aydinoglu Isa
Bey'in ne zaman öldügü kesin olarak bilinmemekle
beraber, Ankara savasindan önce öldügü
anlasilmaktadir. Kabri, Birgi'de babasinin
türbesindedir.
Aydinogullari Beyligi'nin
Yeniden Canlanmasi:
a- Timur ve Aydin Beyligi
Ankara Savasi'ni kazanarak
Anadolu'daki Osmanli hakimiyetine büyük bir
darbe indiren Timur, kendisine siginan diger
beyleri kendi topraklarinin basina gönderdiginde
Aydinogullari da eski bölgelerinde yeniden
hakimiyeti ele geçirdiler. Böylece Aydin ilinin
Yildirim Bayezid taraffindan Osmanli mülküne
katilmasindan Ankara Savasi sonrasindaki serbest
kalisina kadar (1390-1402) geçen zaman zarfi
içinde 12 sene Aydinogullari Beyligi için
saltanat fasilasi olarak kabul edilmistir.
Timur tarafindan ülkeleri
kendilerine geri verilen eski hanedanlar
arasinda Isa Bey'in oglu Musa Bey ile II. Umur
Bey de bulunuyordu. Musa Bey'in çok geçmeden
ölmesi (1403) üzerine Umur Bey beyligin
idaresini ele aldi.
b- II.Umur Bey Devri
(1403-1405)
II.Umur Bey devri,
kardesogullari arasindaki beylik mücadelesiyle
geçti. Umur Bey'in Ayasuluk'ta bulundugu
dönemde, amcasinin oglu Cüneyd Bey de Izmir
Bey'i idi. Umur Bey'den hakimiyeti almak isteyen
Cüneyd Bey Ayasuluk üzerine hareket etti. Umur
Bey'in sehri terketmesi üzerine burasi Cüneyd
Bey'in eline geçti. Ayrica Cüneyd Bey, Osmanli
Devleti'nin Fetret Devrinde Rumeli'ye hükmeden
Süleyman Çelebi'ye baglilik ve dostluk
haberlerini göndererek yardim istedi. Sülayman
Çelebi'den para yardimi gören Cüneyd Bey çok
geçmeden Ayasuluk'a sahip oldu. Bundan iki sene
sonra Umur Bey, akrabasi olan Mentese Beyi Ilyas
Bey'den yardim istedi. Ilyas Bey, bütün
kuvvetlerini toplayarak Umur Bey'le birlikte
Ayasuluk'u kusatti. Bu sirada Cüneyd Bey
Izmir'de bulunuyordu ve Ayasuluk''un idaresi de
kardesi Karasubasi Hasan'in elinde idi. Sehir
uzun süre kusatmaya dayanamadi ve Ilyas Bey'in
sehri atese vermesi üzerine teslim oldular.
Böylece Umur Bey, yeniden topraklarina sahip
oldu. Ancak çok geçmeden Cüneyd Bey Ayasuluk'u
muhasara etti. Nihayet iki taraf arasinda
anlasma saglandi ve Cüneyd Bey Umur Bey'in
kiziyla evlenerek bilfiil ülkenin idaresini ele
aldi. Bundan sonra Osmanlilarla baslatilan
dostluktan vazgeçildi. Böylece Cüneyd ve Umur
Beyler birlikte hareket ederek Salihli ve Nif
taraflarini topraklarina katti. Bu sirada Umur
Bey vefat ettii ve babsinin Birgi'deki türbesine
gömüldü (1405). Cüneyd Bey ise, bu suretle
Aydinogullari Beyliginin tek hakimi oldu.
c- Cüneyd Bey Devri
Ibrahim Bahadir Bey'in oglu
olan Cüneyd Bey Ayasuluk'a yerlestirten sonra
Yildirim Bayezid-Timur mücadelesi neticesinde
Osmanogullari arasinda basgösteren taht
kavgalari sirasinda Aydin-Ili'ndeki mevkiini
saglamlastirmak için bazi mücadelelere giristi.
Nitekim, Mehmed Çelebi ile mücadele eden Isa
Çelebi Cüneyd Bey'e sigindi. Cüneyd Bey,
Menteese ve Saruhan Beylerin de yardimini
saglayarak Isa Çelebi'yi müdafaa etmeye
çalismissa da Çelebi Mehmed'in galip gelmesi
üzerine Cüneyd Bey onun hakimiyetini tanimak
zorunda kaldi. Böylece beyliginin basinda
kalabilen Cüneyd Bey, daha sonra Süleyman Çelebi
ile çatisti. Süleyman Çelebi, Çelebi Mehmed'in
Bati Anadolu'da harekat düzenlemesi üzerine
Edirne'den Aydin-Ili taraflarina geldi. Cüneyd
Bey, Karaman ve Germiyanogullarinin destegini
alarak Süleyman Çelebi'ye sigindid ve onunla
birlikte Rumeli'ye geçti. Burada Ohri valiligine
tayin edilen Cüneyd Bey, Süleyman Çelebi'nin
Musa Çelebi tarafindan bertaraf edilmesi üzerine
tekrar Aydin bölgesine gelerek Ayasuluk'u ve
beyligini yeniden ele geçirdi. Çelebi Mehmed
Musa Çelebi'yi yenip (1413) Osmanli ülkesinde
birligi sagladiktan sonra Bergama'ya geldi ve
Cüneyd Bey üzerine yürüdü. Kiyma, Kayacik ve Nif
kalelerini alarak Izmir'i kusatti. Çelebi Mehmed
ile savasmayi göze alamayan Cüneyd Bey,
bagliligini bildirerek Izmir'i teslim etti
(1415). Buna karsilik Cüneyd Bey, Nigbolu
sancakbeyligine tayin edildii.
Bir müddet sonra Eflak'ta
ortaya çikan ve Yildirim Bayezid'in oglu
oldugunu iddia eden Düzmece Mustafa'ya katildi
ve onunla isbirligi yapti (1419).
Çelebi Mehmed, her ikisini de
takip ettiginden Selanik'e kaçtilar. Bu dönemde
Selanik Bizans'a tabi idi. Çelebi Mehmed'in
istegi üzerine Bizans Imparatoru Düzmece
Mustafa'yi Limni adasinda, Cüneyd Bey'i de
Istanbul'da bir manastira hapsetti.
II. Murad zamaninda, Bizans
Imparatoru her ikisini de serbest birakarak
Osmanli Devletine karsi çikardi. Ancak II.
Murad'in Cüneyd Bey'e Aydin-Ili'ni vadetmesiyle
mesele halledildi (1422). Böylece tekrar
ülkesine dönen Cüneyd Bey, Izmir halki
tarafindan çok iyi karsilandi. Daha sonra
Ayasuluk üzerine giderek burasini aldi. Böylece
çok geçmeden evvelce sahip oldugu topraklara
yeniden sahip oldu. Ancak burada rahat durmayan
ve etrafina müttefikler toplamaya çalisan Cüneyd
Bey'in bu hareketleri II. Murad'in sefer
düzenlemesine sebep oldu (1424). Osmanli ordusu
Cüneyd Bey'in oglu Kurt Hasan'i Akhisar'da yendi
ve Cüneyd Bey Sisam adasinin karsisindaki Ipsili
kalesine sigindi. Uzun bir kusatmadan sonra
Cüneyd Bey teslim oldu ve ailesiyle birlikte
idam edildi (1426). Böylece Aydinogullari
Beyligi son buldugu gibi, Aydin-Ili bölgesi de
Osmanli idaresine girmis oldu.
Sosyal ve Ekonomik Hayat
XIV. yüzyilin baslarinda
kurulan ve Umur Bey zamaninda gücünü arttiran
Aydinogullari Beyligi'nin tarihi gelismesinde
büyük rolü olan denizciligin ekonomik hayatin
gerçeklesmesinde de önemli rol oynadigi
görülmekttedir. Güçlü bir donanmaya sahip olan
Umur Bey, zaman zaman Ege Denizi'ndeki adalari
akinlarda bulunarak onlari kendisine bagliyordu.
Nitekim, Bozcaada, Sakiz adasi, Semadirek,
Yunanistan kiyilari ve Mora'ya düzenledigi
seferler sonucunda pek çok ganimet ve esir elde
etmisti. Böylece oldukça zengin bir duruma
geldigi anlasilan Aydinogullarinin, daha
kurucusu Mehmed Bey zamaninda sahip oldugu
varlik sayesinde Ibn-i Batuta tarafindan da
methedildi. Bu seyyah Aydinoglu Mehmed Bey'in
Bozdag'daki sayfiyesini ve Birgi'deki sarayini
gezmisti. Sarayin birçok merdivenlerden çikilan
salonunun ortasindaki havuz ve sarayin sahip
oldugu konfor hakkindaki bilgiler,
Aydinogullarinin zenginligi ve hayat
seviyelerinin yüksekligi hakkinda bir fikir
vermektedir.
Söhreti her tarafa yayilan
Gazi Umur Bey, basarili seferleri yaninda Bati
ile ticarî iliskilerini gelistirmis ve ona ait
jilyati (Gifliati) tarzindaki paralar her iki
tarafin alisverisini kolaylastirmada önemli rol
oynamistir. Umur Bey devri, deniz asiri
fetihlerle elde edilen ganimetlerin getirdigi
zenginlik yüzünden Aydinogullari Beeyligi'nin
ekonomi, askerlik, siyaset ve fikir alanlarinda
önemli gelismelerinin saglandigi Yükselme devri
olarak kabul edilir.
Umur Bey devrinde pek çok
sosyal muhtevali tesisler kuruldugu Osmanli
tahrir defterlerinden anlasilmaktadir. Umur Bey
bölge topraklarinin düzenli tahrirlerini
yaptirmis, arazi ve mülk sahiplerine beratlar
vermisti. Kendisi ise Birgi, Keles ve
Alasehir'de cami, mescid ve medrese gibi birçok
vakiflar kurmus, kizlari da cami, dârü'l-huffâz,
çesme ve su kemeri gibi hayir isleri
yaptirmislardi.
Aydinogullari, Aydin ilinin
bütün iskelelerinde ticari kontrolü ellerinde
bulunduruyorlar ve gümrük resmi aliyorlardi.
Bölgede ticari vekalet halinde bulunan Venedik
ve Ceneviz, Aydinogullari Beyligi'nin gücünü
kaybettigi Hizir Çelebi zamaninda imzaladiklari
antlasmalarla pek çok haklar elde ettiler.
Kapitilasyon mahiyetini tasiyan bu antlasmalarin
beyligin ekonomik hayatini menfi olarak
etkiledigi görüldü.
Bölgede ticaretin oldukça faal
oldugu, Menderes nehri üzerinden yapilan
nakliyeden anlasilmaktadir. Nitekim Menderes
üzerinde isleyen gemi ve sandallarla ipek,
ipekli kumaslar, zahire, susam, balmumu,
meyankökü, palamut, islenmis deri, hali gibi
maddeler dis memleketlere tasiniyordu.
Ayasuluk'ta bulunan Italya tüccarlarin
antrepolari önemli bir merkez görevi yapiyordu.
Bati Anadolu kiyilarindan adalara, Avrupa'ya ve
Misir'a ihraç edilen mallara karsilik kumas,
seker, kalay, kursun gibi maddeler ithal
ediliyordu.
Aydinogullari Latinlerle
yaptiklari ticaret münasebetiyle Jilyati (Gigliati)
sikkeleri kullandiklari gibi Islamî sikkeleri de
kullanmislardi. Bundan baska islamî geleneklere
uygun olarak I.Umur Bey'in bakir sikkesi, Isa,
Musa ve Cüneyd Beylerin gümüs sikkeleri
bulundugu görülmektedir.
5- Ordu ve Donanma
Bir kiyi beyligi olan
Aydinogullari Beyliginde kara ordusu yaninda
güçlü bir donanma bulunuyordu. Kara ordusu,
Anadolu Selçuklularindaki ve diger beyliklerdeki
teskilâta sahipti. Kumandanlarina subasi
deniliyordu. Harp silâhi olarak ok ve yay, kiliç,
kargi, balta, nacak, kalkan, çevsen, kale delmek
için makkab, kaleye tas ve gülle atmak için
mancinik ve kaleye girmek için merdiven
kullanilirdi. Aydinogullari Beyligi'nin XIV.
yüzyilin ilk yarisinda ordu mevcudu yetmis bin
civarinda idi.
Aydinogullarinin Ege
sahillerine ulasmalari onlari güçlü bir
donanmaya sahip olmaya mecbur etti. Ayasuluk ve
Izmir tersanelerinde insa edilen donanma ile
Karadeniz'e kadar çikmis ve Eflâk üzerine sefer
düzenlenmisti. Umur Bey'in 1333 yilinda
Yunanistan'a yaptigi seferde ise 300 geminin
bulunmasi denizciligin ne derece gelistigini
göstermektedir. Aydinoglu Umur Bey'in Adalar'a
Mora'ya, Rumeli'ye ve Karadeniz'e düzenledigi
deniz seferleri Bizanslilari son derece
ürkütmüstü.
Aydinogullari Beyligi
donanmasinda kadirga esas harp gemisi çesidini
teskil ediyordu. Umur Bey, Izmir'in fethinden
sonra yaptirdigi büyük bir kadirgaya "Gazi"
adini vermisti. Bu kadirgada yesil renkli bir
bayrak vardi. Donanmada savasçi olarak arab
denilen yaya sinif bulunuyordu.
Bati Anadolu'da kurulan
Beylikler arasinda denizciligini en ileri
götüren hiç süphesiz Aydinogullari Beyligi
olmustur. Aydinogullari Denizciliginin yildizi
Umur Bey'le birlikte parlamis ve yine onunla
birlikte sönmüstür.
Ilmî ve Kültürel Faaliyetler
Aydinogullari Beyleri ilim
adamlarina yüksek itibar göstermisler ve o
devirdeki fikir hareketlerinin gelismesine
yardimci olmuslardir. Aydinoglu Mehmed Bey,
bizzat kendisi ilimle mesgul olmus ve o devrin
ünlü alimi IbnGi Melek'ten ders almistir.
Yaptirdigi cami ve medresesine pek çok kitap
vakfetmistir. Ibn-i Battuta, Mehmed Bey'i
ziyaret ettiginde, sultanin ilim adamlarina
gösterdigi itibari bizzat görmüstür.
Aydinoglu Mehmed Bey adina
bazi kitaplar tercüme ve ona ithaf edilmistir.
Bunlardan Sa'lebi'nin (Ö1.427/1036) Arâisü'l-Mecâlis
adli arapça peygamberler tarihi, Kisas-i Enbiya
adiyla tercüme edilmistir. Ayni zat yine Mehmed
Bey adina farsça olan Tezkire-i Evliya'yi
tercüme etmistir. Ancak bu eserlerini kimin
tercüme ettigi tesbit edilememistir. Umur Bey
adina da bazi eserler tercüme edilmistir. Mesud
b. Ahmed'in Kelile ve Dimne, Süheyl ü Nevbahar
adli bu seerler Umur Bey'in emriyle Türkçeye
çevrildi. Yine Ibn-i Baytar'in Camiu Müfredâtü'l-edviye
ve'l-agdiye adli eseri Umur Bey'in emriyle
tercüme edildi.
Aydinoglu Isa Bey de kendi
alim oldugu gibi alimleri de himaye etmistir.
Onun adina Haci Pasa (Hizir b.Ali) adli ünlü
tabib Sifâü'l-eskâm ve Devâü'l-âlâm adiyla
Arapça bir tip kitabi telif etmis, Kadi
Beyzavi'nin Tavalî adli eserine yine serh
yazmistir.
Isa Bey adina Yusuf b.
Muhammed adli bir zat tarafindan Kesfu'l-esrâr
alâ lisani't-tuyûr ve'l-esrâr adli eser
Arapçadan farsçaya tercüme edilmistir. Yine
Yakup b. Mehmed bir Husrev ü Sirin tercümesini
Isa Bey'e ithaf etmistir. Aydinoglu Isa Bey'in
ilim ehline gösterdigi iyi muamele ve himayenin
bir baska örnegi müslüman olmadigi halde
Bizans'tan kaçarak kendisine siginan ünlü Bizans
Tarihçisi Dukas'in alim olan büyük babasina
gösterdigi lütüfkâr davranislardir.
Aydinogullari devrinde kaleme
alinan eserler konusunda tesbit edilebilenler
dahi beyligin ilim ve kültür alaninda kaydettigi
gelismeyi göstermeye yetmektedir.
7-Imar Faaliyetleri:
Aydinogullari Beyligi'nin
yerlesim merkezlerinden olan Birgi, Tire ve
Ayasuluk (Selçuk)'ta bugüne intikal eden mimari
eserler bulunmaktadir. Bunlardan Birgi'de Mehmed
Bey'in Ulu Cami medrese (712/1312) türbesi
(734/1334), Tire'de Aydinoglu Süleyman Sah
Türbesi (750/1349), Alihan Medresesi (755/1354)
Ibn-i Melek medresesi, Debbaghane Mescidi,
Aydinoglu Isa Bey Çesmesi, Ayasuluk'ta Aydinoglu
Isa Camii (776/1375) en önemlileridir. Bunlardan
baska Ayasuluk'taki Gazi Umur Bey'in kizi Azize
Hatun imareti ile Izmir'de Cüneyd Bey imareti
bulunmaktadir.
Bu eserlerden özellikle
Ayasuluk'taki Isa Bey Camii pek kiymetli mimari
eserlerden olup mermer isletmeciliginin ve agaç
oymaciliginin saheseri sayilmaktadir.
Kaynak: Osmanli tarihi
|