|
İslam Tarihi
>>
Osmanlılar >>
Şehzadelerin
Hakimiyet Mücadelesi
SEHZADELERIN
HAKIMIYET MÜCADELESI
Ankara bozgunu,
yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen
tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna
boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden
Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu.
Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli
Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan
devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin
yikilip ortadan kalkmayisi, onun ne kadar saglam
temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu
göstermektedir. Böyle tehlikeli bir dönemde
Balkanlar'da, Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma
veya isyan etme seklinde bir hareketin
görülmemesi, Osmanlilarin, buralarda yasayan
Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne
muameleden kaynaklanmaktadir. Müslüman Türkler,
Balkanlar'daki Ortodoks halki, Katoliklerin
baskisindan kurtarmak, onlarin dinî inançlarina
kimseyi karistirmamakla din ve vicdan
hürriyetine sayginin en güzel örneklerini
vermislerdi. Gerçekten de hiç bir devletin idare
tarzi, Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi.
Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler
sonunda anlamislardi.
Öyle anlasiliyor
ki, Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme,
Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Bu da
Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. Nitekim
Mehmet Çelebi, ailesinin Bursa'daki topraklarini
istemeye kalkismis, fakat Timur'un Musa
Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti.
Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte Timur'a
esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi,
Timur'un destek ve yakinligini kazanarak, Bursa
ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa
Çelebi ile çatismaya girer. Bu mücadeleden
basarili çikan Musa Çelebi, Bursa'ya hâkim olur.
Fakat, Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra
kuvvetlenen Isa Çelebi, eski payitaht olan
Bursa'yi tekrar ele geçirir. Maglup olan Musa
Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun
yaninda kalmaya mecbur olur. Muhtemelen oradan
da Karamanoglu'nun yanina gitmisti.
Amasya'da
bulunan sehzade Mehmed, Amasya, Canik, Tokat,
Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli
beylerden Kara Devletsah Kubadoglu, Gözleroglu,
Köpekoglu, Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi
Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen
kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. Subasi Eyne
Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan
biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu
aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de
Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu
söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta
baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi, maglub
olarak önce Yalova'ya, oradan da Istanbul'a
gitti. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in,
Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine, antlasma
geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi.
Ulubat savasinda,
Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup
Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne
Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari
Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Savasi
müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi,
hükümdarligim ilân etmesine ragmen, bir ihtiyat
tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para
bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir.
"Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin
Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi
anlasilmaktadir. Mehmet Çelebi, daha sonra
Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan
babasinin cesedini getirterek camiinin yanina
gömdürmüstür.
Anadolu'daki bu
mücadeleler devam ederken, en büyük sehzade olan
Süleyman Çelebi (Emir Süleyman), Edirne'de
Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik
içindeydi. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in
yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm
sürüyordu. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da
gücünü yaymaya çalisiyordu. Emir Süleyman, bu
iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi
basardi. O, babasinin Anadolu topraklarini ele
geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak
Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna
getirmek istiyordu. Bu gayesini
gerçeklestirebilmek için Selanik, Makedonya'nin
bir bölümü, Mora, Trakya kiyilari, Marmara ve
Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari
verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî
yardim saglandi. Bizans'in daha önce Osmanlilara
ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi.
Böylece Emir Süleyman, kendi kardeslerine karsi
yardim saglamak için agir bir bedel ödemis
oluyordu. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed
Çelebi'yi gören Emir Süleyman, kuvvetli bir
ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine
gönderir. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan
Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak
olamayan Isa Çelebi, Bursa'yi atese verip
yaktiktan sonra, Kastamonu'da bulunan Isfendiyar
Bey'in yanina çekilir. Onunla ittifak halinde
bulunan Aydinoglu Cüneyd, Saruhanoglu Hizirsah
Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi
üzerine varip onunla savasmak istemisti. Fakat
bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca
Karaman iline siginmak ister. Fakat bu arzusunu
gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda
yakalanarak öldürülür. Cesedi, Bursa'da Murad
Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. Isa
Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak
halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege
beylikleri, Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini
tanimak zorunda kalirlar. Böylece Mehmed ve
Süleyman Çelebiler, devletin Anadolu ve Avrupa
bölümlerinin hükümdarlari oldular.
Bununla beraber
Emir Süleyman, devletin tamamini istiyordu. Bu
yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce
Bursa, sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Bu
kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda
kalan Mehmed Çelebi, mücadeleden vaz geçme
niyetinde degildi. Nitekim 1406 yilinda
Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile
savasmis, fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya
çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda
birakmak için çareler aramaya baslamisti.
Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in,
Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin
açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi, yeni bir
taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa
Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla
Rumeli'ne göndermeye karar verir. Bu maksatla
Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda
bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi,
Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi
Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. Onlarin
da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa
Çelebi, Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle
Eflâk'a geçer. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip
kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan
Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri
saglanmisti. Musa Çelebi, Eflâk'ta prensin kizi
ile evlendi. Böylece Türkler, Ulahlar, Sirplar
ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi
basaran Musa Çelebi, Edirne üzerine yürür.
Musa Çelebi,
Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir
Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün
timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de
kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine
Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi
olarak Edirne'de tahta geçer. Böylece Emir
Süleyman'in devleti, daha yetenekli ve enerjik
Musa Çelebi'ye kalmisti. Gerçekten, cesur, gözü
pek, faal bir kimse olan Musa Çelebi, Çelebi
Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek
hükümranligini ilân eder. Subat 1411 yilinda
gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina
para bastiran Musa Çelebi, gerçek bir hükümdar
gibi davranmaya baslar. Saray protokol ve
merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini
kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir.
Musa Çelebi,
Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan
Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden
sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. Pravati ve
köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle,
karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da
kayb ettikleri topraklan geri alir. Bu esnada
Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda
Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan
Musa Çelebi, böylece Bizans'i da cezalandirmaya
çalisiyordu. Istanbul'u karadan ve denizden
kusatma altina alan Musa Çelebi, 1411 yilinda
Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime
zorlamak istemisti. Çagdas kaynaklarin ifadesine
göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel,
Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine
sehri teslim etmeye karar verir. Ancak daha önce
Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve
bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu
Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden
Manuel, Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek
suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak
tesebbüsünde bulunur. Nitekim, Gebze kadisi
Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan
Çelebi Mehmed, önce Istanbul'a gelmis, 1412
senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda
bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa
girmistir.
Kardesler
arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf
degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir.
Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat, Aydin
ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi
faaliyetlerde bulunmustu. Fakat sonunda Çelebi
Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca
onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda
kalmistir. Bununla beraber ona güvenemeyen
Çeîebi Mehmet, onu bölgesinden alip
uzaklastirmak ihtiyacini duymustu.
Baslangiçta
gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin,
sonralari sert bir tavir takinarak gerek
beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan
bagliligini kayb etmesi, yenilmesinde büyük bir
rol oynamistir. O, Sofya'nin güneyinde bulunan
Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu
sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi
üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak
isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür.
Musa Çelebi'nin ölüm haberi, büyük bir üzüntüye
sebep olmustu. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine
sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey,
sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi.
Musa Çelebi'nin
vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi
sona ermis oluyordu. Çelebi Sultan Mehmed,
babasinin topraklarini yeniden toparlamaya
gayret ediyordu. Onbir yil süren bu karisiklik
döneminden sonra Osmanli Devleti, Güneydogu
Avrupa'daki bütün stratejik noktalari, Edirne,
Sofya ve Üsküp'ü; Dogu Balkanlar'da da eski
sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis
oldu. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da
Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda
Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti.
Kaynak: Osmanli
tarihi
|