|
Asri Saadet >>Hz. Ömer'in
Müslüman Oluşu
Kureys Müsrikleri Habes ülkesine hicret eden
müslümanlari, kendilerine teslim etmemesi
üzerine iskencelerini artirmaya basladilar.Kureys
Müsriklerinin azillilarindan Ebu Cehil,
kureyslilere teklif götürerek Peygamberi
öldürülmesini teklif etti,ve bunu yapabilen her
kim olursa büyük ödülün verilecegini ilan etti.Hz.Ömer
''ben buna talibim'' dedi.Ona'' Ey Ömer!Sen,buna
elverislisin!''dediler.Hz.Ömer,vereceginiz
mallar hakkinda Saglam Kefalet var mi? Diye
sordu.Ebu Cehil ''Evet var! Dedi.Hz.Ömer bu
hususta onlarla bir anlasma yapti. Hazret-i
Ömer'in kiz kardesi Fatima bint-i Hattab, Said
b. Zeyd, b, Amr,b. Nufeyl ile evli olup Fatima
hatun da, Said b. Zeyd de, Müslüman olmuslardi.Fakat,
Müslümanliklarini, Hz. Ömer'den, gizli
tutuyorlardi.Yine, Hz. Ömer'in mensup bulundu§u
Adiy b. Ka'b ogullarindan Nuaym b. Abdullah
Nahham da, Müslüman olmustu.Kavmindan korktugu
için, o da, Müslümanligini, gizli tutuyordu.Habbab,
b. Erett, Fatima hatuna gelip gidip Kur'an, okur
ve okuturdu, Bir gün, Hz, Ömer;
Peygamberimizle Eshabindan bir cemaata saldirmak
üzre, kilicini, kusanmis olarak, evinden
çikmisti ki Peygamberimiz ve Eshabinin, Safa
tepeciginin yanindaki bir evde toplandiklari ve
kadinli,erkekli kirk
kisiye yakin olduklari, kendisine haber
verilmisti. Dar-i Erkam'da; Peygamberimiz
Aleyhisselam ile Amucasi Hz. Hamza,Eshab-i
Kiramdan Hz. Ebu Bekr, Hz. Ali ve Habes ülkesine
hicret etmeyip Peygamberimizle birlikte Mekke'de
oturan Müslümanlardan bazilari da, bulunuyordu.Nuaym
b. Abdullah, Hz, Ömer'e rast geldi. Ona "Ey
Ömer! Nereye gitmek istiyorsun?" diye sordu.Hz,
Ömer: "Kureysilerin islerini, darmadagan eden,Akillarini,
akilsizlik sayan, Dinlerini, ayiplayan,
Ilahlarina, dil uzatan , Su Ata dinini, birakip
yeni din tutan Muhammed'e gitmek istiyorum!
Öldürecegim onu!" dedi.Nuaym b. Abdullah
"Vallahi, ey Ömer! Seni, nefsin aldatmistir
nefsin! Sen, Muhammed'i, Öldürünce, Abd. Menaf
ogullarinin, seni, yeryüzün gezer birakacagini
mi saniyorsun.Sen, kendi ev halkina, dönsen de,
onlarin isi üzerinde dursan olmaz mi dedi.Hz.
Ömer ", Sen, benim Ev halkimdan, hangisini
kasdediyorsun?" diye
sordu, Nuaym b. Abdullah "Enisten ve
Amucanin oglu olan Said b, Zeyd, b,Amr'i ve kiz
kardesin Fatima bint-i Hattab'i, kasd ediyorum!
Vallahi, ikisi de, Müslüman oldular, Muhammed'e,
uydular ve Onun,dinine girdiler!
Sana, önce, onlarla ilgilenmek düser!"
dedi. Hz. Ömer, hemen, geri dönüp kiz kardesi
ile Enistesinin evine kadar gitti.O sirada,
onlarin yaninda Habbab b. Erett ve onun yaninda
da, içinde Taha suresi yazili bir Sahife,
bulunuyor, onu, onlara okuyordu: Hz. Ömer'in
tikirtisini, isittikleri zaman, Habbab, evin bir
kösesinde gizlendi.Fatima, hatun Sahife'yi alip
uylugunun altina sakladi. Hz. Ömer, evin yanina
geldigi zaman, Habbab'in, Fatima hatunla Said
b.Zeyd'e, Kur'an okudugunu, isitmisti.Eve,
girince "Isitmis oldugum o sey, ne idi?" diye
sordu.Kiz kardesi ile Esnistesi ` `Sen, bir sey
isitmedin ! ' ' dediler.Hz. Ömer "Evet! Vallahi,
ikinizin de, Muhammed'e uydugunuzu ve Onun
dinine girdiginizi, haber aldim!?" dedi ve hemen
Enistesi Said b. Zeyd'in üzerine çullandi.Fatima
hatun kalkip onu, kocasinin üzerinden ayirmak,
uzaklastirmak isteyince, Hz. Ömer, vurup Fatima
hatunun basini yardi!
Hz. Ömer, bunu, yapinca, kiz kardesi de,
Enistesi de "Evet! Biz, Müslüman olduk, Allah'a
ve Resulüne iman ettik!
Sen, istedigini yap!" dediler. Hz. Ömer,
kiz kardesinin basini, yarip kanattigini,
görünce, yaptigina pisman oldu. Yapmak istedigi
seylerden vaz geçti. Kiz kardesine "Demin
okudugunuzu sizden dinledigim seylerin yazili
bu-
lundugu su Sahife'yi, bana, ver de,
Muhammed'in getirdigi seyin ne olduguna bir
bakayim?" dedi.Kiz kardesi "Biz, senin
Sahife'ye, bir sey yapmandan,korkariz!" dedi.Hz.Ömer
"Korkma!" dedi ve onu, okuduktan sonra, geri
verecegine, ilahlari üzerine yemin etti.Bunun
üzerine, Fatima hatun, Onun Müslüman olacagini
umarak "Ey
Kardesim! Sen, puta taptigin müddetce,
pissin (temiz degilsin!) Halbuki, Ona (Kur'an-i
Kerim, yazili Sahife'ye) pak olandan baskasi,
dokunamaz! " dedi.Hz. Ömer, kalkip yikaninca
Fatima Hatun, ona, Sahife'yi, verdi.Sahife'de,
Taha suresi yazili idi.Hz. Ömer, sureyi bas
tarafindan okumaga basladi.Hz. Ömer: "Bu sözler,
ne kadar güzel, ne kadar degerli!" demekten,
kendini, alamadi. Habbab, bunu, isitince,
saklandigi yerden çikip Hz. Ömer'in yanina
geldi.
"Ey Ömer! Vallahi, Allah'in, Peygamberinin
duasini, sana nasib edecegini, umuyorum:Ben,
dün, Peygamber Aleyhisselam'dan isittim ki: O;
(E y Allahim! Islam'i,Ebulhakem b.Hi sam veya
Ömer b. Hattab ile güçlendir!) diyerek dua
etmisti. Ey Ömer! Artik, Allah'dan, kork!
Allah'dan!" dedi.Hz.Ömer, Habbab'a "Ey Habbab!
Sen, bana, Muhammed'in bulundugu yeri, göster
de, yanina varip Müslüman olayim?" dedi.Habbab:
"O, Safa tepesinin yanindaki bir Ev'in
içindedir.Yaninda da, Eshabindan bazilari,
bulunuyordur." dedi.Hz. Ömer, hemen kalkip
kilicini, kusandi. Sonra, Peygamberimiz
Aleyhisselam ile Eshabinin bulundugu yere kadar
varip kapilarin, çaldi.Hz. Ömer'in sesini,
isitince, Peygamberimizin Eshabindan bir Zat
kalkip kapinin gediginden disari bakti.Hazret-i
Ömer'i, kilicini, kusanmis olarak, görünce,
korktu. Peygamberimizin yanina döndü "Ya
Resulallah! Bu, Ömer b. Hattab'dir. Kilicini
kusanmis bir haldedir!" dedi.Hz.Hamza "Ona, izin
ver! Eger, o, iyilik için geldi ise, kendisine
bol bol iyilik ederiz.
Eger, kötülük için geldi ise, onu, kendi
kiliciyla öldürürüz!" dedi.Peygamberimiz "Ona,
izin veriniz!" buyurdu.
Kapidaki zat, ona, izin
verdi.Peygamberimiz, kalkip ona, dogru vardi ve
kendisi ile avluda karsilasti.Kusagindan veya
ridasinin toplandigi yerden tutup kendine dogru
hizlica çekti. ve ' Ey Ibn. Hattab Ne getirdin
Vallahi, Allahin, sana, bir musibet indirmesine
kadar duracagini, sanmiyorum!" buyurdu. Hazret-i
Ömer "Ey Allah 'in Resulu! Ben, Allah'a,
Allah'in Resulüne ve Ona, Allah'dan gelen
seylere iman edeyim diye Senin yanina geldim!"
dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimiz "Allahu Ekber!"
diyerek Tekbir getirdi.Peygamberimizin
Eshabindan olan ve evde bulunan halk, hz.
Ömer'in Müslüman oldugunu, anladilar.Onlar da,
Tekbir getirdiler.Tekbir sesleri, Mekke
yollarinda duyuldu.Hz. Ömer, der ki: "Müslüman
olup ta, dövülmeyen, dövmeyen bir kimse
görmedim.Ancak, bundan, benim payima, hiç bir
seyin düsmedigini gördüm.Kendi kendime
(Müslümanlar, musibetlere ugrarlarken, ben,
musibete
ugramamak istemem !) dedim. Müslüman
oldugum gece, kendi kendime düsündüm. (Mekke
halkindan,Resulullah Aleyhisselam'a, düsmanlikta
en azilisi kim ise, gidip Müslüman oldugumu,
ona, haber vereyim! Tamam! Ebu Cehl'e, haber
vereyim. dedim.Sabaha çiktigim zaman, Ebu
Cehl'in kapisini, çaldim. Ebu Cehl, yanima çikip
(Hos geldin kiz kardesimin oglu! Ne haber
getirdin?) dedi.(Allah'a ve O'nun Resulü olan
Muhammed'e iman ve Kendisinin getirip
bildirdigi seyleri tasdik ettigimi, sana,
haber vereyim diye geldim!? deyince, kapiyi,
yüzüme çarparcasina kapayip (Allah, Seni de,
Senin getirdigin haberi de, çirkin ve iyilikten
uzak etsin!) (Allah, senin de, belani versin,
senin getirdigin haberin de,belasini versin!)
dedi." Ve Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra
Müslümanlar açiktan ,Kabede ,toplu, cemeat
halinde namaz kilmaya basladilar.Ve Hz.Ömer
Müslümanligi seçtikten sonra , islamiyete meyili
olan bir cok Kureysli islamiyeti seçmeye
basladilar.
AKABE BEY'ATLARI
Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'den gelip
ilk müslüman olanlarla 621-622 yillarinda
Mekke'nin Akabe adi verilen mevkîinde yaptigi
iki anlasma ve ahidlesme.
Mekke'ye üç km. kadar uzaklikta bulunan
Mina ile Mekke arasindaki bir mevkiye verilen
Akabe adina bölgenin baska yerlerinde de
rastlanmaktadir. Ayni adi tasiyan birçok yer
bulunmasina ragmen Akabe denince ilk defa bu
meshur ahidlesme ve anlasmalarin yapildigi mevkî
hatira gelmektedir.
Islâm'i çesitli kabile ve gruplara
anlatmaga çalisan Resulullah (s.a.s.) özellikle
Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen kabileler
arasinda dolasiyor ve onlara bu yeni mesaji
iletmeye ugrasiyordu. Bu hac mevsimlerinin
birinde Yesrib (Medine)'den gelen ve bu sehirde
yasayan iki Arap kabilesinden biri olan Hazrec
kabîlesine mensup bazi kimselerle karsilasan Hz.
Peygamber, onlari Islâm'a davet etti.
Peygamberliginin onbirinci yilinda onun bu
çagrisina adi geçen kabileden alti ki si icabet
edip, büyük bir samimiyetle bu yeni dine
sarildilar. Zira yillardir Yesrib'teki diger
Arap kabilesiyle aralarinda sürüp gitmekte olan
Buas savaslarindan bezmis olduklarindan bu yeni
dinin aralarinda bir baris ortami olusturacagini
ümit ediyorlardi. Yesrib'e geri döndüklerinde bu
olaydan ve yeni dinlerinden kardes kabîle Evs'e
bahsedip onlari da Islâm'a davet edeceklerine ve
gelecek yil yine Hacc mevsiminde ayni yerde
Resulullah'la bulusacaklarina dair söz verip
ayrildilar
Medine'de yasayan bu iki kabîlenin disinda
ayrica üç Yahûdi kabîlesi daha bulunuyordu.
Bunlar müsrik Araplari dinlerinden ve
putperestlik anlayislarindan dolayi hep hor
görüyorlardi. Yahûdiler ellerindeki Tevrat'a,
ayrica âlimlerinden ve atalarindan isitip
durduklarina göre yakinda bu bölgede zuhur
edecek bir peygambere iman edeceklerini ve bu
peygamberin destegiyle putperestlige son vererek
Araplari ortadan kaldiracaklarini söyleyip
duruyorlardi. Yahûdilerin bu sözleri Yesrib'li
Evs ve Hazrec kabilelerinin zihninde yer etmisti.
Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Akabe'de görüsünce,
yahûdilerden önce davranip bu peygamberin
yaninda yer almakta hiç tereddüt etmediler. Bu
ilk müslüman Yesribliler Resulullah'a iman
ederek söyle dediler: "Kavmimiz çok zor günler
yasiyor, hiç iyi bir durumda degiliz. Yillardir
süren çatismalar aramizda sonu gelmez bir
anlasmazliga sebep oldu. Bu yeni dinin bizleri
biraraya getirecegine ve bizleri baristirip
kaynastiracagina inaniyoruz." Gerçekten
Yesribliler Buas savaslarinin artik son
bulmasini istiyorlardi. Hz. Peygambere iman eden
Hazrecliler su kisilerden ibaretti: Es'ad b.
Zurâre, Avf b. Hâris, Râfi' b. Mâlik, Ukbe b.
Âmir, Kutba b. Âmir ve Câbir b. Abdullah b. Riab.
Bunlardan ilk ikisi Neccarogullarina mensup idi.
(Ibn His âm, Sîre, II, 7I vd.; Ibn Sa'd, Tabakât,
I, 217 vd.). Islâm'a gönül veren bu ilk Medineli
müslümanlar memleketlerine geri dönerek bütün
güçleriyle bu yeni dini tanitmaya ve
akrabalarinin da iman etmelerini temine
çalistilar. Bu küçük grubun Yesribliler üzerinde
büyük etkileri oldu. Evs ve Hazrec'ten bir çok
kimse bunlarin araciligiyla Islâm'a girdi.
Özellikle Resulullah'in dayilarindan olan
Neccarogullarina mensup Es'ad b. Zurâre ile Avf
b. Hâris müslümanliklarini asla gizlemeksizin
büyük bir gayretle insanlari Islâm'a davet
ettiler. Gerçekten Islâm akîdesi Yesrib de
yillardir süren savaslarin sona ermesinde büyük
bir etken oldu. Düsmanliklar sona erdi ve
insanlar Allah'in rahmeti sâyesinde kisa zamanda
kardesler oluverdiler. Ertesi yil yani
peygamberligin onikinci yilinda yine Hacc
mevsiminde Mekke'ye gelen Yesrib'li oniki kisi
Akabe mevkiinde Resulullah (s.a.s.) ile
geceleyin gizlice bulustular. Bunlardan altisi
bir önceki yil müslüman olan kisilerdi. Birinci
Akabe Bey'ati adi verilen bu bey'atta bulunan
sahâbelerden Ubâde b. es-Sâmit, hadiseyi söyle
anlatir:
"Refahta oldugu kadar sikintida, sevinçte
oldugu kadar üzüntüde de onu destekleyecek ve
her konuda emirlerine itaat edecegimize,
Resulullah'i kendi nefislerimizden aziz tutup,
durum ne olursa olsun ona muhalefet
etmeyecegimize, Allah yolunda hiç bir
kinayicinin kinamasindan korkmayacagimiza,
Allah'a asla sirk kosmayacagimiza, hirsizlik ve
zina yapmayacagimiza, çocuklarimizi
öldürmeyecegimize, kendiligimizden uyduracagimiz
yalan ve dolanlarla hiç kimseye iftirada
bulunmayacagimiza, hiç bir hayirli iste
Resulullah'a muhalefet etmeyecegimize dair
bey'at ettik. Ayrica bizden birinin verdigi
sözünde durmasina karsilik onun ecir ve
mükâfâtinin Allah'a ait olduguna ve ona Cennet
nimetinin verilecegine; kim insanlik haliyle
bunlardan birini isler de ondan dolayi dünyada
cezaya çarptirilirsa bunun ona keffâret
olacagina; kim de yine bunlardan birini isler de
isledigi o suçu Allah açiga vurmazsa onun isinin
Allah'a kalacagina; Allah'in dilerse onu
bagislayip dilerse azaba ugratacagina dair
Resulullah'in bize bildirdigi hususlara sadik
kalacagimiza da söz verdik."
Bu birinci Akabe Bey'atina katilan oniki
kisiden altisi bir önceki yil iman eden
kimselerdi. Diger altisi ise Muaz b. Hâris,
Zekvân b. Kays, Ubâde b. es-Sâmit, Yezid b.
Sa'lebe, Abbâs b. Ubâde ve Ebu'l-Heysem Mâlik b.
Teyyihan idiler. Bazi kaynaklarda bir önceki yil
Resulullah ile tanisan alti kisiden biri olan
Câbir b. Abdullah yerine Uveym b. Saide'nin
birinci Akabe Bey'atinda bulundugu ifade edilir.
Medineliler, hacdan geri dönerlerken,
yanlarinda, Islâm'i ögretmek üzere Resulullah
tarafindan tayin edilen Mus'ab b. Umeyr'i
götürdüler. Kisa surede Medine-i Münevvere'de
Islâmiyet hizla yayildi. Mus'ab b. Umeyr,
Rasûlullah'i Medine'deki her hareketten haberdar
ediyordu. Kisa zamanda Evs ve Hazrec kabilesinin
bütün evleri Islâm'in nuruyla aydinlanmaya
basladi. Artik Medine, bir Islâm devletinin
dogusuna hazir hâle gelmisti. Mus'ab b. Umeyr'in
gayret ve etkisiyle Yesrib'in ileri
gelenlerinden Sa'd b. Muaz ve Useyd b. Hudayr
müslüman oldular. Bu iki büyük reisin Islâm'a
girmesiyle Islâm, Medine'de bir hayli kabul
gördü. Bunun üzerine Medineliler Hz. Peygamberi
sehirlerine dâvet etmeye karar verdiler.
Birinci Akabe Bey'atindan bir yil sonra
Medineliler yeniden hac için Mekke'ye geldiler.
Içlerinde ikisi kadin yetmi s bes müslüman vardi.
Allah Resûlünün bu defa onlarla ilgi kurmasi
Islâm'in tebliginden ibaret degildi. Çok önemli
kararlar arifesindeydiler. Bulusma yeri yine
Akabe mevkii oldu. Bulusma gizli yapilacak ve
hiç kimseye haber sizdirilmayacakti. Gece
yarisina dogru, Medineliler, gayet tedbirli
hareket ederek kararlastirilan yerde toplandilar.
Rasûl-i Ekrem Akabe'ye bu defa amcasi
Abbâs ile birlikte geldi. Abbâs henüz ya
müslüman olmamis, yahut müslümanligini gizliyor,
ancak yegenini himaye ediyordu. Böylesi bir
toplantida bulunmayi bir aile borcu kabul
etmisti. Toplantida ilk sözü Hz. Abbâs aldi:
- Ey Hazrecliler, Muhammed (s.a.s.)'in
aramizdaki mevkii bildiginiz gibidir. Biz, onu
düsmanlarindan koruduk ve koruyacagiz. Kendisi
burada, ailesinin yaninda, nezdimizde izzet ve
ikrâm içindedir. Fakat sizinle bir andlasma
yapmak ve size katilmak istiyor. Ona verdiginiz
sözü tutmak, kendisine muhalefet edenlere karsi
gelmek hususunda azminiz kuvvetli ve saglam ise
buna bir diyecek yoktur. Fakat onu ele verecek,
yaniniza geldikten sonra yalniz basina
birakacaksaniz, bunu simdiden söyleyiniz ve onu
kendi haline birakiniz.
Medineli Müslümanlarin cevabi söyle oldu:
-Dediklerinizi dinledik. Ey Allah'in
resulü, siz söyleyin! Kendiniz adina, Allah
adina istediginiz andi bizden aliniz. Biz
haziriz.
Resulullah Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur'an-i
Kerim'den bazi ayetler okuduktan sonra söyle
buyurdular:
"Kadinlarinizi ve çocuklarinizi nasil
koruyorsaniz, beni de öylece korumak üzere size
elimi veriyorum"
Elini ilk uzatan, Berâ b. Ma'rur oldu. O,
söyle dedi:
-Bey'at ettik ya Resulullah, seni Hak
dinle gönderen Allah'a yemin ederiz ki
kendimizi, çocuk ve hanimlarimizi korudugumuz
gibi seni de koruyacak ve savunacagiz. Biz,
zaten harp içinde yogrulmus kimseleriz. Zirha
aliskiniz. Bu, bize atalar mirasidir.
Bera'dan sonra söz alan Ebu'l Heysem de:
- Ya Resulallah, dedi. Bizim yahudilerle
bir takim baglantilarimiz vardir. Bu
baglantilari kesecegiz. Biz bunu yaptiktan sonra
siz de Allah'in inâyetiyle muvaffak olunca bizi
birakip kendi kavminizin yanina döner misiniz?
Resulullah (s.a.s.) gülümsediler ve
dediler ki:
"Kanim sizin kaninizdir. Siz bendensiniz,
ben de sizdenim. Kiminle dövüsürseniz" ben sizin
yaninizdayim. Kiminle baris yaparsaniz, ben de
onunla baris yaparim. "
Resulullah (s.a.s.)'in bu sözlerini duyan
herkes, bey'at etmek üzere elini uzatiyordu. Bu
sirada Abbâs b. Ubâde ortaya atilarak sunu
söyledi:
-Hazrecliler! Bu zata niçin bey'at
ettiginizi biliyor musunuz? Ona bey'atla
insanlarin kirmizisina ve siyahina, yani Arap ve
Arap olmayana karsi savasa hazir olmayi kabul
etmis oluyorsunuz. Bir felâkete ugradiginiz ve
ulularinizin maktul düstügünü gördügünüz zaman
onu yalniz basina birakacaksaniz simdiden
birakiniz. Bu, daha dogru olur. Yoksa dünyada ve
ahirette rüsvay olursunuz. Fakat ona verdiginiz
sözü tutacak, malca felâkete ugramayi,
büyüklerinizin ölümüyle karsilasmayi göze
alacaksaniz, bunu yapiniz. Çünkü dünya ve ahiret
hayri bundadir.
Hepsi kabul ettiler ve sordular:
- Ey Allah'in Resulü, buna karsilik bize
ne va'd ediyorsunuz?
Resulullah:
"Cennet" dedi.
Bey'at kisa zamanda tamamlandi. Hepsi de
darlikta ve genislikte her halükarda itaate,
sözün ancak dogrusunu söylemeye ve Allah yolunda
hiç bir kinayicinin kinamasindan korkmamaya söz
verdiler.
Bey'attan sonra Resulullah (s.a.s.),
Hazrec'den dokuz, Evs'den üç kisi olmak üzere on
iki nakip seçtiler. Es'ad b. Zurâre de hepsinin
basi ve emîri s eçildi. Bunlardan her biri bir
kabîlenin reisi idiler. Bunun anlami, oniki
kabilenin Islâmiyeti kabul etmesiydi.
Bey'at gece karanliginda tenhada ve
gizlilik içinde yapilmisti. Fakat bey'atin
bitiminde bir çiglik karanligin perdesini yirtti:
- Ey Kureys, Muhammed ile atalarinin
dininden çikanlar, sizinle dögüsmek için
andlasma yaptilar!..
Fakat müslümanlarin artik kimseden
çekindikleri yoktu. Bu sesi duyar duymaz Abbas
b. Ubâde söyle dedi:
- Ya Resulallah, seni hak ile gönderen
Allah'a yemin ederim ki istersen sabah olur
olmaz kiliçlarimizi kinindan siyirir üzerlerine
saldiririz. Resulullah (s.a.s.) ise söyle
buyurdular:
"Hayir... Bize savas izni daha verilmis
degildir. Simdilik hepiniz yerlerinize dönünüz."
Islâm'a teslim olup Resulullah'a tam
anlamiyla bey 'at eden bu ilk müslüman kitle
için emre itaat mutlak idi. Akabe'deki bu
toplanti dagildi ve herkes yerine döndü. Sabah
olunca Kureysli müsrikler bu bey'attan haberdar
olmuslardi. Müsrikler bu anlasmanin mahiyetini
arastirmaga basladilar. Fakat henüz müslüman
olmamis olan Yesribliler'in Hz. Peygamber ile
anlasmalarina bir türlü anlam veremiyorlardi.
Mekkeli müsrikler bu gizli anlasma hakkinda bir
bilgi alamadan Yesrib'li müslümanlar sehri terk
etmislerdi .
Islâm Devleti'nin kurulmasinda önemli bir
dönüm noktasi olan ikinci Akabe bey'atina,
Resulullah'in savas ve barista korunacagina dair
prensiplerin tesbit edildigi ve kararlarin
alindigi bir bey'at olmasindan dolayi, "Bey'atü'l-Harb"
adi verilir. Ikinci Akabe bey'at'inin gerçekles
mesiyle Islâm tarihinde yen i bir dönem basliyor
ve o gün Islâm Devleti'nin temeli atilmis
oluyordu.
|