Din, inanç olgusuna dayanır. Dini inanç, insanın
kendi üzerinde kutsal varlığa inanması ile
başlar ve ona ram olmada karar kılar. Böylece
din, kul ile Tanrı arasında gerçekleşen
iletişimin kulun hayatındaki yansıması
olmaktadır.Din Nedir?
Sözcük anlamını aşarak bir kurum olarak dini
tanımlamakta birtakım güçlükler vardır. İlim
adamlarının dinin temel özelliği olarak kabul
ettikleri unsurlara göre din tanımları da
farklılık göstermektedir. Bergson'a göre din,
zekanın dağınıklığı ve çaresizliği karşısında
doğanın koruyucu tepkisi ve daha da ileride
hayatın bütününe bağlanma, hayat hamlesinin en
derinidir. Edward Sapir'e göre din, günlük
yaşantının anlaşılmaz ve tehlikeli ortamı içinde
gönül huzuruna iç huzuruna götürecek bir yolun
bulunmasıdır ve çok karmaşık bir yapıya
sahiptir, doğa ve toplumla ilgili olguları
açıklamada insanlara yardımcı olur. Psikologlara
göre din bir üst benlik olayıdır. Bireyi
topluluğa bağlayan kişisel yapısının projeksiyon
aracılığıyla belirlediği ikincil kurumlardır.
Sosyologlar ise dini toplumla açıklarlar.
Sosyoloji dine kutsalın toplum hayatındaki
deneyimi olarak bakar. Parsons'a göre ise din,
kainatta insanın yeri, insanın diğerleriyle
ilişkisi, çevresi ve diğer insanlarla ilişkilere
bağlı olarak arzu edilir olan ve olmayan şeyler
hakkında geliştirilen ve gerçekleştirilen bir
anlayıştır. Tasavvuf ve din psikologlarına göre
din, insan-ı kamil insan olmaya sevkeden bir
disiplindir. Tüm bu tanımlamaların ortak
noktaları birleştirildiğinde, din insanlara bir
hayat tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü
içinde toplayan kurum, bir değer biçme ve yaşama
tarzı; yaratıcıya isteyerek bağlanma, birtakım
şeyleri duyma, onlara inanma ve onlara uygun
iradi faaliyette bulunma olgusu; üstün varlıkla
ona inanan insan arasındaki ilişkiden doğan
deneyimin inanan kişinin hayatındaki etkileri
olarak tanımlanabilir.
Genel olarak din, doğaüstü bir nitelik taşır,
mukaddestir, değişmezdir ve gönülden bağlanmayı
gerektirir.
Toplumsal Kurum Olarak Dinin İşlevleri
Dinin başlıca işlevi, üstün varlık konusunda
insanın bulunduğu yeri tanımlamaktır. Bundan
birtakım zihniyet, tutum ve davranış şekilleri
ortaya çıkar. Böylece bir din, ona inanan kişi
ve inananlar için bir hayat düzeni olur.
İkinci olarak, dini kurumlar ahlaki değerler
ve prensipler için temel oluştururlar ve bu
sayede toplumsal politik ve sosyal politiğin
teşvikini veya frenlenmesi görevini yerine
getirirler. Dini törenler ve kurallar aracıyla
bir değerler sistemi, grup birliği ve
dayanışması oluşur. Bu dini merasim ve kurallar
aracıyla , insan, gerilimler ve tehlikelerden
arındırılır.
Dinin üçüncü işlevi de, dini kurumların etki
alanı bakımından da boş zaman, seyahat ve
dinlenme fonksiyonuna da sahiptirler. Doğum
günleri, anma törenleri, mistik ve tasavvufi
toplantılar, dini ve mukaddes yerlerin ziyaret
edilmesi, dini pazar ve panayırlar bir taraftan
dini diğer taraftan dinin etkisindeki sosyal
faaliyetlerdir.
|