|
Leptonlar
Leptonlar (Yunanca
küçük veya hafif anlamındaki leptos
sözcüğünden geliyor) zayıf etkileşimde bulunan
parçacıklar grubudur. Tüm leptonların spini 1/2
değerine sahiptir. En hafif hadrondan daha hafif
olan elektronlar, müonlar ve nötrinolar da bu
grubun içinde yer alır. Hadronların büyüklüğü ve
belli bir yapısı olmasına rağmen leptonlar
herhangi bir yapısı olmayan (yani nokta gibi olan)
gerçek temel parçacıklar olarak görünür.
Leptonların,hadronlarla benzeşmeyen yönlerinden
birisi de bilinen lepton sayısının oldukça sınırlı
olmasıdır. Şu anda bilim adamları,sadece şu 6 tane
leptonun (herbirinin antiparçacığı da vardır)
olduğuna inanmaktadırlar: elektron, muon, tau ve
bu parçacıkların herbirine ait nötrinolar(Tauya
ait nötrino laboratuvarda henüz gözlenememiştir).
1975 yılında keşfedilen (tau) leptonu protonun
yaklaşık iki katı kütleye sahiptir.
Maddenin Son Yapıtaşları'nın yazarı ve 1999 Fizik
Nobel ödülü sahibi Gerard’t Hooft bize spin denen
şeyi daha ayrıntılı anlatıyor:
Spin
Denen Bir Şey
Kozmik Kod'un yazarı Heinz Pagels, Evreni,
içindeki sözcüklerin atom olduğu dev bir
kütüpaneye benzetir. Bu sözcükler, yani atomlar,
kuark,
lepton ve gluon denen harflerden
oluşur. Atomlar,kendi özel gramerleriyle yani
kuantum yasalarıyla molekül denen tümceleri
oluşturur. Bu yüz kadar sözcükle yaratılmış Evren
kitabının harikalığına bakın.
Bir kere, leptonlardan elektron her eve lazım: Her
atomun yapısında var ve çekirdeğin pozitif
elektrik yükünü nötürleştiriyor. Elektrondan daha
ağır olan muon ve tau; karmaşık parçacıkların
bozunma, dönüşüm veya yok edilme süreçleri
sırasında veya sonrasında ortaya çıkıyorlar.
Elektrik yükleri ve görece büyük kütleleri
sayesinde, kolayca gözlemlenebiliyor; fakat ortaya
çıktıktan sonra büyük bir hızla veya kısa bir
sürede, daha hafif leptonlara, sonuç olarak da
elektrona dönüşüyorlar. Dolayısıyla, etrafımızdaki
görünür maddenin yapısında hiç yer almıyorlar.
Nötrinolar ise; renk veya elektrik yükü
taşımadıklarından, öte yandan çok küçük kütlelere
sahip bulunduklarından; diğer parçacıklarla ve
dolayısıyla maddeyle, çok zayıf bir kütleçekimi
dışında hemen hiç etkileşime girmiyorlar. Örneğin
dünyamızın bir tarafından girip; atomlarının tek
biriyle dahi etkileşmeksizin, yani hiçbir
çarpışmaya girmeksizin, diğer tarafından çıkıp
gidebiliyorlar. Bu özellikleri nedeniyledir ki;
varlıkları doğrudan gözlenmek yerine, bozunmalar
sırasında momentumun korunması gereğini yerine
getiren bir varsayımdan hareketle keşfedilmiş.
Halbuki evrenin erken aşamalarında, çok büyük
miktarlarda üretilmiş olmaları gerekiyor. O halde;
maddeyle hemen hiç etkileşime girmedikleri için, o
zamandan beridir hala evrende dolaşıyor olmalılar
ve etrafımızda bolca varlar. Hatta, küçücük
kütlelerine rağmen çok büyük sayılarıyla; evrenin
kütlesine büyük bir katkıda bulunuyor ve
genişlemesini etkiliyor dahi olabilirler.
|