|
Evrenin kökeni -1-2-3-4-5-6-7-8-9-10- EVRENIN
KÖKENI - 8 -
Johannes Kepler (1571-1630)
Maceraci ve sarhos bir babayla akil dengesi bozuk
bir annenin çocugu ne olur demeyin bir, Kepler
olabilir. Dört yasinda geçirdigi çok agir bir
çiçek hastaligi görmesini kötülestirmis ve
ellerinde sakatliga neden olmustur. Sorunlu bir
ailede, zor bir büyüme dönemi geçirmesine ragmen
okulda basarili bir ögrenci idi, ve belki de
sorunlarla dolu bir hayat onu asiri hayalci bir
kisilik kazanmasina neden olmustu. Ilk basta Graz
Üniversitesinde astronomi profesörü daha sonra da
kraliyet matematikçisi oldu. Daha sonra dinsel
çekisme Protestan’larin aleyhine sonuçlaninca
Graz’i terk etmek zorunda kaldi ve Prag’a yerlesti.
Aslinda bu Kepler’in adina kötü olmamistir. Çünkü
Tycho, Kepler’in issiz kaldigini ögrenince yanina
iyi bir asistan buldugunu düsünerek, Kepler’i
yanina çagirmisti. O günlerde astronomlarin ek
kazanç kapisi olan astrologlugu her ne kadar
küçümsese de, soylularin yildiz fallarina bakarak
geçimini sagliyordu. Bu günde çok sey degismis
degil, hala bilim insani yetistirme amacinda olan
Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde yildiz
falina inanan ögrenciler var, bazilari inanmasa da
geçim derdinden dolayi bu tür islerle ugrasmak
zorunda kalmaktadirlar. Gerçekte Kepler’de yildiz
fallarina inanmiyor degildi. Ilk önceleri
gökyüzünde müziksel bir uyum olmasi gerektigi ve
bunun yaraticinin kafasinda tasarladigi sey oldugu,
hatta bunu geometrik olarak ispatlayabilecegi gibi
mistik bir duyguya kapilmisti. Bu mistik uyum
arayisi, O’nu gezegenler arasinda bir iliski
olmasi gerektigi, birbirlerinin hareketlerinde
birlik ve uyum olmasi gerektigi fikrine götürmüstü.
Tycho’nun yanina yerlestikten sonra bir de yasinin
ilerlemesiyle beraber bu tür mistik duygulardan
azda olsa uzaklasmaya, olgusal verilere daha bagli
olmaya basladi. Tycho’nun yanindaki görevi,
gezegen yörüngelerini belirlemekti. Yörüngesini
incelemeye basladigi ilk gezegen Mars’ti.
Aristoteles’ten kalma kusursuz hareket olan
çembersel hareket fikrini, kendi mistik
beklentileriyle birlestirince yörüngelerin
çembersel olmasi gerektigini düsünüyordu. Ancak
Mars’in yörüngesini tüm israrli çalismalarina
ragmen bir türlü çembersel bir yörüngeye
oturtamiyordu. Çembersel yörüngeyi modeline
inaniyordu, O’na göre evren siyah kozmik bir
duvarla çevriliydi. Bu da geceleri gök yüzünün
neden apaydinlik olmadiginin nedeniydi. Yaratilisa
inaniyordu ve 25 yasinda yazdigi “Mysterium
Cosmographicum” (Evrenin Gizleri) isimli kitabinda
yaratilis aninin MÖ 27 Nisan 3877’de Pazar günü
sabah saat on bir olarak verir. Bir çok Protestan
kilisesinin Pazar ayinlerine sabah saat on bir de
baslamasiyla bir ilgisi olup olmadigi incelemeye
deger bir konudur. Hayatinin son yillarina dogru
Avusturya’da Protestanlara karsi dis bilemelerin
dozu iyice artmisti. Baski ve yildirmalara
dayanamayan Kepler arka arkaya iki sehre daha göç
etti, zaten çok saglam olmayan vücudu zor sartlara
ve baskilara daha çok dayanamayip 1630 yilinda pes
etti. Astronominin en temel üç yasasi Keplerin var
olduguna inandigi gizemli ahengi hayati boyunca
arama çabalarinin yan ürünüdür de diyebiliriz.
Inanci pesinden kosarken çok önemli temeller
atmistir Kepler, günümüz popüler bilim
adamlarindan Stephen Hawking’te benzer bir yolda
mi diye sormak istiyorum kendi kendime. Geçmise
yolculuktan, bunun mümkün olabilecegi ortamlardan
söz ediyor kendisi. Acaba bunun temelinde yatan,
bilimsel olgular mi yoksa, saglam bir bedene sahip
oldugu eski yillara dönebilme duygusunu bastirma
çabasi mi? Hepimizin bildigi gibi ALS hastaligina
yakalandigindan dolayi tekerlekli sandalyeye bagli,
felçli ve konusamiyor. Deneyi köken almis bilimsel
metotla ilgisi olmayan bir yöntemle, salt
matematiksel denklemleri kullanarak elde edilen
seyleri dogada aramak ne kadar dogru? Bu bana,
Keplerin inancindan dolayi Mars’in eliptik
yörüngesini epey uzun bir süre kabul edememesini
çagristiriyor. Ancak Kepler sansliydi çünkü elinde
yadsinamaz gerçek veriler vardi, inancini
yenmesini sagladi. Peki S. Hawking’in geçmise
yolculuk inancini yenmesi için elimizde ne var?
Bilim var olan seyi inceler, olup olmadigini
bilmedigimiz bir seyin üzerine bilim kurulmaz. Her
neyse, biraz güncele degindikten sonra sunu
ekleyelim. Keplerin üç yasasi Newton dikkate
alincaya dek adeta kitaplarinda gömülü kaldi.
Ancak çalismalari öldükten çok sonra olsa da,
kendisine “Astronominin Prensi” unvanini
kazanmasini saglamistir. Bu arada bilimsel
çalismalardan ayri düsünülemeyecek olan felsefi
cephede neler oluyordu? Yepyeni bilimsel
buluslarin gerek duydugu, daha serbest
gelisebilecegi düsünce sistemleri de kendilerini
göstermeye ve bu günkü kadar hizli olmasa da hizla
yayilmaya baslamisti.
|