|
Evrenin kökeni -1-2-3-4-5-6-7-8-9-10- EVRENIN
KÖKENI - 6 -
KOPERNIK
Katedral rahibi olan Kopernik, Italya’daki
üniversite ögrenimi boyunca ülkenin bilimsel
yükselisinden etkilenmis, bagimsiz düsünceli bir
karakter edinmisti. Çesitli astronom ve
matematikçilerle iliskiye geçip, ilk astronomik
gözlemlerini 24 yasinda yapmistir. Ilk bastaorta
çag dünya görüsüne karsi çikma amacinda olmayan
Kopernik, henüz 31 yasindayken çok ender
gerçeklesen gezegenlerin bir siraya dizilmesi
olayini gözlemistir. Gezegenlerin konumunun
Batlamyus modeline göre birkaç derece farkli
oldugunu bulmustur. Kendisi, MÖ 250 yili
civarlarinda yasamis Aristarcus adli bir düsünürün
evrenin merkezinde günesin olmasi gerektigini
söyledigini biliyordu. Bunun üzerine Kopernik,
Günes’i merkeze koyarak Dünya da dahil olmak üzere
diger bütün gezegenlerin Günes etrafinda dolandigi
düsünülürse eger, Günes Sistemi’nin daha
basitlestirilebilecegini ve gezegen konumlarinin
daha büyük bir dogrulukla bulunabilecegini
gösterdi.
1512 yilinda bu tezini duyurdugu kisa bir açiklama
olan Commentariolus’u yayinladi: Günes, Günes
Sistemi’nin merkezindedir, gezegenler onun
etrafinda dolanir ve yildizlar çok uzaktadir.
Kopernik’in bu açiklamasi bazi kesimlerde sok
yaratti, çünkü kutsal kitaplarda Isa’nin evrenin
merkezine geldigi yaziyordu. Merkez tanim geregi
“Etrafinda dönülendir.” Dünyanin Günes etrafinda
dönmesi su anlama gelir; “Dünya merkez degil Günes
merkezdir.” Skolastikçilerin mantigina göre de,
“Dünya evrenin merkezi degilse ve Isa evrenin
merkezine geldiyse, Isa Dünyaya gelmemistir!”
Karsilastigi tepki Kopernik’in uzun yillar
çalismalarini yayinlamayi ertelemesine neden
olmustur. Ilerleyen yillarda arkadaslarinin
cesaretlendirmesiyle Commentariolus’un kapsamini
genisleterek yayinladi ve hizla yayildi. Yasaminin
son yillarinda bütün çalismalarini “On Revolutions”
isimli eserinde topladi (1543). Bu kitapta Günes
Sistemi ile ilgili her türlü fikrini dile getirdi,
çünkü yaslanmisti ve kaybedecegi çok sey
olmadigini düsünüyordu, kitabinda geçen kendi
sözlerine bir bakalim: “Bütün yörüngeler Günes’i
merkez almislardir, bu yüzden evrenin merkezinde
Günes vardir.”, “Neden kendimizi, Dünya’nin
hareket ettigini düsünmekten alikoyuyoruz da
sinirli veya sinirsiz tüm evrenin döndügünü
düsünüyoruz?”, yine ayni eserin baska bir kisminda
“ ... Bu nedenle Dünyanin merkezi Ay’in yörünge
merkezidir. Diger gezegenler evrenin merkezi olan
Günesin etrafinda büyük daireler çizerek
dolanmaktadir. Böylece Günes’in görünür hareketi
Dünyanin dolanimi ile daha iyi açiklanabilmektedir.”
Bunlar skolastikçileri çilgina çeviren sözlerin
sadece bir kaçini olusturmaktadir. Gezegenlerle
ilgili olarak ta sunlari yazmistir: “ Venüs ve
Merkür, Günes etrafinda dolanirlar ve yörüngeleri
Günes’ten çok uzakta degildir... Bu kurama göre
Merkür’ün yörüngesi Venüs’ünkinden içeride
olmalidir. Eger bu varsayimdan yola çikarsak, ayni
merkezli disa dogru büyüyen yörüngeler üzerinde
Mars,Jüpiter ve Satürn’le karsilasiriz... onlarin
düzenli hareketlerini görmemiz olanaksizdir. Bu
durum onlarin merkezinde Günes olmasini yeter
derecede saglar.” Kopernik’e göre en dista da
yildiz küre vardi ve sabit durmaktaydi. Dünyanin
kendisinin dönmesi sonucunda da yildizlari hareket
ediyormus gibi gördügümüzü yazmistir.
Aritoteles’in ve Batlamyus’un dönen küreleri
yerine dönen bir Dünya önermesi, gerçekten de
sonuçlari açisindan büyük önem tasiyan köklü
degisimlerin öncüsü niteligindedir. Kopernik evren
modeli Merkür’le Venüs’ün Günesten neden çok fazla
uzaklasamadigini ve gezegenlerin gökyüzünde ileri
gidip sonra durup aksi yöne gitmesini açiklamakta
çok basarili olmustur; ancak modelin hala bir
kusuru vardi, o da, daha önceki modellerin
etkisinde kalip yörüngeleri kusursuz daireler
olarak kabul etmesidir. Bu sorun Tycho ve ardindan
Kepler’in çalismalariyla ortadan kaldirildi.
Kopernik’in çalismalari bir devrimin baslangiciydi
ancak iddialarini ispatlamis degildi. Bir
katedralde papaz oldugundan gözlemlere çok fazla
zaman ayiramiyordu. Bundan dolayi elinde çok fazla
gözlemsel veri yoktu, ve elindeki verileri çok
olsaydi bile, degerlendirme yapmasi için gerekli
olan matematiksel yöntem Newton döneminde
bulunmustu. Mercek Kopernik’ten yaklasik yüzyil
sonra kullanilmaya baslandigindan gözlemlerini
çiplak gözle yapmisti. Tüm bu sartlar içerisinde
Kopernik’in bir de din adami oldugu düsünülürse
çalismalariyla hem kendisiyle hem de
meslektaslariyla yüz yüze gelme pahasina Orta Çag
Avrupa’sinin uykudan kalkmasi için çanlarin
çalmaya baslamasina neden olmustur. Kopernik’in
Commentariolus’un basilmis halini gördükten birkaç
saat sonra öldügü, hatta basilmis halini hiçbir
zaman göremedigi söylenir. Ölümünden sonra, “O n
Revolutions”un matbaacisi kitabin basligini
genisleterek “On the Revolutions of Celestial Orbs”
olarak degistirince ortalik iyice alevlendi. Içine
yazdigi önsözde de Kopernik’in modelinin gezegen
hareketlerini açiklamada en iyi model oldugunu ve
fiziksel gerçeklerin yadsinamayacagini, inançlarin
gözden geçirilmesi gerektigini yazmistir. Bunun
üzerine aldigi tepkiyi tahmin etmek pek zor olmasa
gerek. Protestan kilisesinin kurucusu Martin
Luther Kopernik’in çalismalarinin sert bir dille
elestirmistir: “Bu budala, astronomi bilimini alt
üst etme sevdasindadir oysa kutsal kitap arzin
degil günesin döndügünü bize bildirmistir... Bir
yeni yetme astrologa halk kulak versin olacak is
mi?” Ancak Katolik kilisesi belki Kopernik de
Katolik bir din adami oldugundan çok sert
çikislarini Galileo’ya kadar saklamistir.
|