|
Evrenin kökeni -1-2-3-4-5-6-7-8-9-10- EVRENIN
KÖKENI - 3 -
ARISTOTELES EVREN MODELI
M.Ö. 4. yy.’da Platon’un iki küreli evren modeli
geçerli olan modeldi. Bu modele göre evren iki
küreden ibaretti. Birinci küre, merkezde bulunan
Dünyamiz, digeri ise yildizlarin olusturdugu dis
küredir ve bir günde bir tam tur dönmekteydi.
Gezegenlerde bu iki küre arasinda hareket
ediyordu. Peki, “Gezegenlerin tek düze ve ard arda
hareketinin nedeni nedir?” Soruya ilk cevap yine
Platon’un ögrencilerinden Eudoxus’dan gelmistir.
Euodxus’a göre evren ortak bir merkez üzerinde iç
içe geçmis farkli egimlerde dönme eksenleri olan
kürelerden olusuyordu. En içte hareketsiz duran
küre Dünyamiz. Içten disa dogru Ay, Merkür, Venüs,
Günes, Mars, Jüpiter, Satürn’e ait küreler
dizilmektedir. En dista bir tam turunu bir günde
tamamlayan yildizlari içeren küre vardi. Ancak bu
kürelerin sayisi, 56’ya kadar çikmaliydi ki
gezegenlerin hareketine uygun bir model olsun,
böylece bunu fark eden Aristoteles ile birlikte 56
küreden olusmus bir evren modeli elde edilmis
oldu.
Aristoteles siniflandirmalar yaparken fizik ve
metafizik konular diye ayrim yapmistir. Fizik
konular somut nesnel olanin konusu, metafizik ise
“fizik ötesi” konular anlamina gelmektedir. Evren
ile ilgili modeli de metafizik konularla ilgili
kitabinda yer almaktadir. Bu kitapta, Aristoteles
Eudoxus’un fikrini degerlendirmeye alip kendisine
göre uyarlamalar yapmistir. Aristoteles’e göre her
bir kürenin hareketi bir distaki küre tarafindan
yönetilmektedir. En distaki küre, yani yildizlari
içeren küre ise kusursuz hareket ettirici idi ve
ilk hareket ettirici tanri tarafindan harekete
geçirilmisti. Çünkü O’na göre her hareket eden
seyin bir hareket ettiricisi olmaliydi.
Aristoteles evreni ikiye bölmüstü; Ay’in üzerinde
bulundugu, Dünyadan sonraki ilk küreye kadar ki
yerler su, hava, atesi içeren fiziksel dünya,
ondan sonrasi ise ruhsal alemlerdi. Aristoteles’in
evreni sinirli bir evrendi, çünkü en distaki sabit
yildizlar küresi sinirsiz büyüklükte olsaydi eger
sinirli sürede sinirsiz yol kat etmek zorunda
kalacaklardi, ayrica sinirsiz büyüklükte bir küre
olsaydi yildizlar gökte bir dogru boyunca hareket
ediyormus gibi görünmeliydi; oysa Aristoteles’e
göre yildizlar dogudan batiya dogru çember
çiziyordu. Bundan dolayi da dogrusal olan her
hareketin bir sonu olacagini, ama çembersel
hareketin bir sonu olmasinin sart olmadigini, bu
yüzden dairesel hareketin kusursuz hareket
oldugunu düsünmüstür. Skolastik dönemde
kiliselerden asiri bir destek gören Aristoteles
ile Hiristiyan kiliselerinin zamanimiz
tapinmalarinda hala kullanilan “ruhsal alemlerdeki
babamiz, ruhsal alemler” sözleri ve Aristoteles’in
-ayin çakili oldugu kürenin disindaki ruhsal
alemleri- arasindaki söylem benzerlikler dikkat
çekici ölçüdedir.
|