|
Türkiye’de depresyon ve anksiyete bozuklukları 15-55 yaş arasında en yaygın hastalıklar içinde ilk beşte yer alıyor.
28 Ağustos 2007 Salı
Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Betül Girayalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları bulunduğunu, bunların 20 milyonunun da bu sorunları nedeniyle yardım arayışında olduğunu söyledi. Depresyonun, kişisel, ailesel, toplumsal ve sosyal kayıplara yol açabildiğini belirten Girayalp, "Depresyon, maliyeti yüksek, doğru teşhis ve iyi tedavi ile tedavi başarısı yüksek bir psikiyatrik hastalıktır" dedi.
Depresyonun, kişinin kendisini suçlu, endişeli, değersiz hissetmesine neden olduğunu belirten Girayalp, "Hastalık, başkalarından uzaklaşma, uyku saatlerinin azalması veya artması, iştah kaybı, tekrarlayan ölüm düşüncesi, halsizlik, enerji veya cinsel istek kaybı, her zaman yaptığı faaliyetlere karşı ilgisiz olma, dikkat ve konsantrasyon güçlüğüyle belirginlik kazanır" diye konuştu. Girayalp, depresyon tanısı konulabilmesi için, o kişinin iki hafta veya daha uzun süre boyunca, depresyon belirtilerinden en az 5 tanesini göstermesi gerektiğini ve bu belirtilerden birinin "çökkün duygu durum veya ilgi-istek kaybı" olması gerektiğini bildirdi. "Deneyimlenen kaygı, korku, gerilim ve sıkıntı halinin, denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksatması, anksiyete bozukluklarıdır" diye konuşan Girayalp, birçok kişinin, yaşamının bazı dönemlerinde stres ve kaygıyla birlikte depresif özellikler gösterebildiğini, bu tür davranışların depresyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlattı. Girayalp, "çarpıntı, nefes alamama hissi, uyuklama ve karıncalanmalar, konversif tarzda bayılmaların" bedensel belirtiler olduğunu ifade ederek, depresyondaki kişilerde gürültüye, kalabalığa tahammülsüzlük, küçük şeylere öfkelenme, alınganlık, öfke patlamaları görülebileceğini ve alkol, sigara, kahve tüketimi ve madde kullanımının artabileceğini söyledi. Depresyonda olan kişinin genellikle dışarıdan gözlemlenebildiğine dikkati çeken Girayalp, depresyondaki kişinin konuşmaya isteksiz olduğunu, konuşulanları anlamak için çaba harcadığını, sorulara kısa cevaplar verdiğini, yavaş, duraklayarak ve aynı ses tonuyla konuştuğunu vurguladı. Girayalp, depresyondaki kişilerin, genellikle yalnız olduklarını, sorunlar karşısında çözüm yolu aramak yerine kendilerini suçladıklarını ve yaşama karşı umutsuz olduklarını söyledi. "İntihar girişimi oranı yüzde 15" Depresyonda, yaşam boyu intihar girişimi oranının yüzde 15 olduğunu belirten Girayalp, kadınlarda intihar girişiminin, erkeklerde ise ölümle sonuçlanan intihar girişimlerinin daha fazla olduğunu bildirdi. Girayalp, depresyonda en korkulan komplikasyonun "intihar" olduğunu ifade ederek, "Yoğun ruhsal sıkıntı içinde olan hastalar hayatı yaşamaya değer bulmayabilir, intiharı tek kurtuluş yolu olarak görebilirler" diye konuştu. İntihar düşüncesi olan hastaların, genellikle kullandıkları ilaçları yüksek dozda alarak intihar girişiminde bulunduklarını belirten Girayalp, intihar riski olan, geçmişinde yüksek dozda ilaç alarak intihar girişimi öyküsü olanlarda, yüksek dozda alındığında öldürücü olabilecek antidepresan ilaçların kullanılmaması gerektiğini kaydetti. "Kadınlarda, erkeklere göre daha yaygın`` Girayalp, Türkiye’de yapılan psikiyatri çalışmalarına göre, tüm ruhsal bozuklukların, genellikle kadınlarda erkeklere göre daha yaygın olduğunu, yaşla birlikte ruhsal sorun ve bozuklukların yaygınlığının arttığını ve evli kadınlarda evli erkeklere göre daha yaygın görüldüğünü söyledi. Genel olarak ruhsal bozukluk yaygınlığının kırsal kesimden kente doğru artış gösterdiğini belirten Girayalp, "Düşük sosyoekonomik kesimlerde ve öğrenim görmemiş kişilerde daha sık olduğu tespit edilmiştir" dedi. Girayalp, ruhsal hastalıkların önemli kısmının tedavi edilebildiğinin altını çizerek, hastaların toplum tarafından dışlanmalarının ve damgalanmalarının, ruh sağlığı sorunu olanların tedavi başvurusundan kaçınmasına yol açtığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) araştırmasına göre, 2020’de, gelişmekte olan toplumlarda ve özellikle kadınlarda depresyonun sık karşılaşılan bir ruh hastalığı olacağını ifade eden Girayalp, "Aynı araştırmaya göre, birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yaklaşık her dört kişiden birinin başvuru nedeni ruhsal sorunlardır" diye konuştu. "20 milyon insan yardım arayışında" Girayalp, insanların yüzde 25’inin yaşamlarının bir döneminde ruhsal hastalıklardan etkilendiğini belirterek, 75 yaşına gelmiş kişilerin yarıdan fazlasının, hayatının bir döneminde herhangi bir ruh hastalığı yaşadıklarını bildirdi. Bugün dünyada yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları olduğunu kaydeden Girayalp, bunların 20 milyonunun da bu sorunları nedeniyle yardım arayışı içerisinde olduğunu söyledi.
|
 |