Alfabetik Sıralama :ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ -


Halkımız her zaman nükleer enerji denilirken radyasyonu düşünmüş ve bilinçsizliğin etkisiyle haklı olarak Akkuyu projesine karşı çıkmıştır. Gelişmiş Avrupa ülkelerinin hiçbir zaman vazgeçemediği nükleer enerji bize hala çok uzaktır. Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, ABD, bazı İskandinav ülkeleri, Bulgaristan, Rusya, Ermenistan ve daha bir çok ülkenin vazgeçilmez enerji kaynağı olan nükleer enerjinin fayda ve zararlarından bahsedelim; Nükleer enerjinin üretimiyle bilindiği gibi radyasyon açığa çıkar. Bu olay gayet doğal karşılanmalıdır. Şu konu açıkça belirtilmelidir ki; insan ömrünün her saniyesinde 15000 radyasyon parçacığı, insan vücuduna çarpar. Böylelikle insana yılda 500 milyar radyasyonik parçacık çarpar. Tüm ömür boyunca 40 trilyon partikül çarpması meydana gelir. Bir röntgen çekilmesi halinde insan vücuduna trilyonlarca partikül geçer. Ancak şu sonuç açıkça belirtilmiştir ki, 50 katrilyonda bir parçacık (1/50.000.000.000.000.000) insan hücresine zarar vermektedir. Tabi ki her radyasyon ışını bu rakamlar eşiğinde güvenlidir anlamına gelmez. Ancak biraz önceki oranlar denetiminde radyasyon şiddeti (sayısı) değil de, radyasyon cinsi önemlidir sonucuna varabiliriz. Yapılan araştırmalarda, oluşan kanserin %0,5 i, insanlara ömürleri boyunca çarpan radyasyonik parçacıklardan oluşmuştur. Şüphesiz ki radyasyon kanser riskini artırır. Ancak her insan mutlaka radyasyona maruz kalmaktadır. Eğer insan radyasyondan korunmak istiyorsa; topraktan kendini izole etmelidir çünkü toprak uranyum kaynağıdır. Beton ve tuğla evler yerine ahşap evlerde oturmalıdır çünkü beton ve tuğla uranyum ve potas barındırır. Böyle durumda insan kurşun zırhtan elbiseler giymelidir. Bunun gibi daha bir çok önlem alınmalıdır. Bu önlemler oluşan radyasyonun ancak %20 sini engeller. Ancak bunların hiç biri mümkün olmadığına göre şu kabullenmeyi tekrar hatırlayalım; sıradan bir insana çarpan 50 katrilyon radyasyon parçacığından sadece biri kansere yol açabilir. Radyasyonun en kullanışlı birimlerinden biri olan mrem 7.000.000 parçacığa verilen isimdir. Öyle ki 1 mrem radyasyon, televizyon izleyerek, fosforlu saatlerden vb. önemsiz kaynaklardan kolaylıkla alınabilir. 10.000 mrem in altındaki radyasyonlar düşük seviyeli radyasyonlardır. Şu ana kadar olan bütün reaktör kazalarının çoğunda da 10.000 mrem sınırı aşılmamıştır. ABD Bilimler Akademisi, İyonlaştırıcı Radyasyonun Biyolojik Etkileri Komitesi nin vardığı bağımsız sonuca göre ‘‘1 mrem radyasyon, kanserden ölme riskini sekiz milyonda bir (1/8.000.000) oranında artırır’’. Uluslar arası Radyolojik Korunma Kurulu (ICRP) ise bu oranı on milyonda bir (1/10.000.000) olarak açıklamıştır. Radyoaktif serpinti ekstentif bir değişimdir. Örneğin bir nükleer serpinti olduğunda o çevrede yaşayan nüfus ne kadar ise kişi başına düşen parçacık sayısı da yaklaşık olarak onun oranı kadar olur. Her parçacık insanlara çarpmak zorunda değildir. Toprağa adsorplanabilir. Bir reaktör kazasının olması günümüzde zor bir ihtimaldir. Çünkü önceki kazalar teknolojik yetersizlikten ileri gelmiştir. Günümüzde ileri teknoloji kullanılmaktadır. Fransa ve İtalya da reaktörler sebze ve meyve tarlalarıyla bitişik inşa edilmiştir. Hiçbir tehlikeli durum olmamaktadır. ABD de reaktör kazaları olmuştur. Bu kazalar da çevreye radyasyon saçılmıştır ancak bir röntgen filminde alınan radyasyon 80 kat daha fazladır yani 80 mrem dir. Japonya ya atılan atom bombası sonrasında çok yüksek seviyeli (100.000 mrem in üzerinde) radyasyon açığa çıkmıştır. Atom bombasının atılmasının ardından 80.000 kişilik bir japon grubu üzerinde yapılan testlerde; 8500 Japon toplam 100 bin ile 600 bin mrem lik radyasyona maruz kalmış ve 1974 yılına kadar aralarında beklenenden 200 kişi fazlasında kanserden ölüm vakası görülmüştür. 1935-1954 yıllarında İngiltere de ‘‘ankylosing spondylitis’’ denilen omurga hastalığı tedavisinde 300.000 mrem civarında ağır dozlarda radyasyon uygulanılırdı. 1970 e kadar, tedavi gören 14.000 hastada, beklenenden 80 kişi fazlası kansere yakalanmıştır. Önemli konulardan biri de genetik bozukluklardır. Yaygın bir nükleer sanayinin yol açacağı genetik etkiler 2,6 gün geç çocuk sahibi olmakla aynı değeri taşır. Geç yaşta annelikte, çocuğun dawn sendromu, turner sendromu vb. kromozomal düzensizliğe yakalanma şansı çok artarken; yaygın bir nükleer sanayinin bulunduğu yerlerde, normalde oluşan genetik bozuklukların üç binde biri kadar artış olmuştur. Kimyasal maddeler (kükürt di oksit in suda çözünmesiyle ortaya çıkan bi sülfatlar, nitrojen oksitlerden elde edilen nitrözamin ve nitröz asiti vb.) genetik bozukluklara yol açarlar. Ayrıca hava kirlenmesiyle kimyasal maddeler bozunurlar ve bir çok genetik bozukluklara sebebiyet verirler. Yine 28,35 g alkol, genetik etki bakımından 140 mrem lik radyasyona eşittir. Kafein de buna benzer.

‘‘Dünya televizyon kanallarından biri, bazı insanları korkutmak için çok fazla tahrip edici özelliği olan HURLER sendromuna yakalanmış iki güzel ikiz bebeği (çok cici elbiseler giydirilmiş olarak) konuk etmiştir. Tüm ayrıntılar bu hastalığın dehşet verici sonuçlarıyla ilgiliydi. 5 yaşına gelince kör ve sağır olacaklar, ve 10 yaşında ölmeden önce de kalp, karaciğer, akciğer ve böbrek rahatsızlıkları geçireceklerdi. Çok kısa bir süre için, radyasyonun söz konusu olduğu bir işte çalışmış olan babaları, seyircilere, çocuklarının genetik hastalığına kendisinin maruz kaldığı radyasyonun neden olduğunu açıkladı. Radyasyonun ne kadar korkunç bir şey olduğunu gösterebilecek daha etkili bir propaganda olabilir mi? Ancak babasının işi dolayısıyla aldığı radyasyonun sadece 1300 mrem olduğu; yani eşinin çocuklara hamile kaldığı zamana kadar aldığı doğal radyasyonun yarısından da az bir doz olduğu belirtilmedi. Bu dozda bir etkilenim sonucu çocukların genetik bozuklukla doğma olasılığı 25 binde bir dir; normal risk, kendiliğinden meydana gelen mutasyonlara bağlı olarak %3 tür. Çocukların genetik sorunlarının, babalarının işyerinde aldığı radyasyona bağlı olma olasılığı ise; binde birdir.’’

Nükleer enerji karşıtları her an yeni bahaneler üretmek isterler. Bunlardan biri de dünya ülkelerinin nükleer enerjiden vazgeçtiği söylentisidir. Dünya ülkeleri bu enerjiden vazgeçmemiştir. Sadece ekonomik durgunluk, Çernobil muhalifleri akımı, gelişmiş ülkelerin yeterince nükleer enerji santralleri olduğu için artık ihtiyaç duymaması gibi etkenler bu imajı ortaya çıkarmıştır. Bu enerjiden İsveç in vazgeçtiği söylenir. İsveç bu santrallerden vazgeçmemiştir. Halen nükleer santraller çalışmaktadır ve asla vazgeçemez. Çünkü bu santraller çevreye hiçbir zarar vermemektedir (Aksine ekonomik faydası vardır, çevreye dosttur, çünkü İsveç te diğer santral türlerinden saatte 29 kg/h lık CO2 açığa çıkarken, nükleer santrali olmayan Danimarka da bu miktar 890 kg CO2 sınırını zorlamıştır). Ancak yeni santral yapmama kararı almıştır. Çünkü siyasiler, oy kaygısı çekmektedir. Ülkenin %60 ı nükleer enerjiye hayır demiştir. Yine Kanada Nükleer santral yapmamaktadır. Çünkü çok fazla santrali vardır. Bu ülkenin artık nükleer enerji santraline ihtiyacı yoktur. Çin ve Kore 4 er tane santral inşa ediyor. Şu sıralarda inşa işlemi yavaşlatılmış durumdadır. Bunun sebebi, çevreye zarar verdiği değildir, tek sebebi ekonomik durgunluktur. Son 3 yılda 11 adet nükleer enerji santralleri inşasına başlanmıştır. 1996 yılında 4 ü Çin de olmak üzere 6 tane, 1997 yılında 1 adet G. Kore de, 1998 yılında 3 adet G. Kore de, 1999 yılında 1 adet Slovakya da başlanmış ve halen inşaları devam etmektedir. Aklımıza şöyle bir soru gelebilir, ‘’Niçin gelişmiş ülkeler de inşa işlemi yoktur’’? Tek sebebi gelişmiş ülkelerin yeni santrallere ihtiyaç duymamasıdır. Bu ülkelerin yeterince santralleri vardır, bunlardan asla vazgeçmemiştirler, ve asla da vazgeçemezler. Fransa nın, yaklaşık olarak %75 lik enerji ihtiyacı nükleer reaktörler vasıtasıyla karşılanır. Yine ABD nin %25 lik enerji ihtiyacı bu enerjiyle karşılanır. Ülkemiz; stratejik açıdan çok önemli bir mevkii dedir. Uluslar arası gücümüzün sürekliliği için nükleer enerji santralleri şarttır. En uygun bölge Akkuyu dur. Çünkü en güvenli yer orasıdır. Gerek soğutma suyuna (denize) yakınlığı ve gerekse deprem bölgesi olmayışı ile en uygun yerdir. Nükleer enerji santralleri insanoğlunun inşa ettiği en güvenli makinedir. Geçmişte olan nükleer enerji kazaları abartılmaktadır. Çünkü insanların aklına birden atom bombası gelmektedir. İyi bir nükleer enerji santrali atom bombasından bile etkilenmez. Günümüzde bir de rüzgar enerji santralleri ortaya atılmıştır. Bu yeni enerji sistemi 4,6 cent/kW e enerji üretmektedir. Bu sistem çok ucuza enerji üretmektedir. Elbette ki inşasına karşı değiliz, yapılmalıdır. Ancak şu unutulmamalıdır ki hiçbir enerji, nükleer enerjiye alternatif değildir. Nükleer enerji 2,5 cent/kW e enerji üretmektedir. Ayrıca 1000 MW lık bir adet reaktör, 1 er MW lık 8000 adet rüzgar santraline eşdeğerdir. Çünkü 1 rüzgar paneli, 1 MW tan fazla enerji üretemez. Ürettiği enerjide %20 verimlidir. 8000 MW lık inşaa edilen rüzgar santralleri ancak 1000 MW enerji üretebilir.

8 adet reaktör (1 Akkuyu Projesi) = 64000 adet rüzgar paneli

8000 adet rüzgar santrali ise 100 lerce hektar arazinin işgali demektir. Bu araziye insan girmesi de sakıncalıdır. Yine güneş enerji üretimi metodu da buna benzer. Ülkemiz rüzgar ülkesi değildir. Bazı Ege kesimleri yeterli rüzgarı görmektedir. Elbette ki rüzgar sistemleri de kurulsun. O bölgeye bağımsız enerji sağlayabilir. Ya rüzgar kesilirse?

Nükleer enerjiye hiçbir enerji alternatif değildir. Dünyada 400 ün üzerinde nükleer santral vardır. En çok da Kanada da dır. Üstelik bu santrallerin çoğu turistik yerleşim merkezlerine yakındır. Pickering Santrali bir köyün içinde ve yat marinasıyla yan yanadır. Burada 8 reaktör vardır. Çevreye hiçbir zarar vermemektedir. Bu tür Candu santrallerinde asla serpinti olmaz. Bizim yapmayı tasarladığımız sistem de Kanada teknolojisine benzer. Bu sistemde serpinti ortaya çıksa; ilk önce yakıtın kendisi, nükleer serpintiyi adsorplar. Radyasyonun buradan kurtulduğunu düşünelim. Bu defa kapalı soğutucu sistem içinde kalır. Buradan da kurtulduğunu varsayalım. Soğutucu sistemin dışında yine kapalı bir sistem olan reaktör koruma kabı vardır. Hadi buradan da kurtulduğunu düşünelim. Bu defa en dışta beton sistemi ve onun içinde 4-25 cm kalınlığında çelik sistemi bulunan, beton konteynır vardır. Zaten serpintinin bu kısma gelmesi mümkün değildir. Gelse bile asla dışarıya sızma yapmaz. Çernobil Santrali nde bu sistem yoktu. Sadece kütleyi taşıyacak çelik bir kap, ve dışta betonarme bir bina vardı. Zaten kazada vardiya değişimi sırasında reaktörün gücünün birden düşürülmesinden, yani insan hatasından meydana gelmiştir. Yeni, teknolojik santrallerde böyle hatalar olmaz. Serpinti ortaya çıksa bile yedi katmandan oluşan reaktörden, dışarıya asla sızıntı olmaz. Elbette ki her enerji üretme sistemi çevreye zararlıdır. Ancak içlerinde en çevrecisi nükleer enerji santralidir. Nükleer enerjiye karşı olan insanlarımız, eski enerji üretim metotlarımızdan memnun gözüküyorlar. Ancak nasıl bir enerji üretimi yaptığımızı bilmiyorlar. Barajlarımız dönümlerce arazimizi sular altında bırakmıştır, üstelik yetersizdir. Bu açığı kapatmak için kullandığımız termik santrallerimiz aracılığıyla, tonlarca CO2, CO, SO2, NO2, ağır metallerden Ag, Pb, Sg, U ve daha bir çok zararlı maddeleri doğaya verdiğimizden haberleri var mıdır? En büyük çevre düşmanlığı bu dur. Yine enerji açığımızı doğal gaz ile kapatmaya çalışıyoruz. Bu enerji türü, doğaya, termik santralden daha az zararlıdır. Ancak sonuçta zararlıdır, çünkü çevreye yine zararlı gazlar verilmektedir. Üstelik doğal gaz bulmamız çok ta kolay değil. Eğer komşu doğal gaz ülkeleri bu enerji kaynağı transferini keserse açıkta kalırız. Alternatif enerji diye tasarlananların hiç biri, nükleer enerjiye alternatif olamaz. Alternatif diye düşünülen, güneş ve rüzgar enerjisinden başka bir de termal enerji vardır. Yer altından gelen sıcak su çok korroziftir. Nitekim Denizli de ki su da böyledir. Ayrıca atık su ise çok zehirlidir. Bu suyun tekrar yer altına gönderilmesi gerekir. Çevreye zararlıdır. Bu enerji sistemi de, nükleer enerjiye asla alternatif olamaz. Türkiye nin en büyük barajı Atatürk Barajı dır. Bu barajın gücü 2400 MWh tir. Verimi ise %50 ile 1000 MWh tir. Akkuyu ya yapılması tasarlanan nükleer enerji santralindeki 8 adet reaktörün gücü ise 8000 MWh civarındadır. Buna göre;

8 adet Atatürk Barajı = 1 Akkuyu nükleer santrali (Enerji bakımından) olur.

Nükleer reaktör yakıtı olarak genelde U235 kullanılır. Yakıt reaktife girmeden önce doğal radyoaktiftir. 1x1 cm ebadındadır. Bir yakıt kabında 37 tane çubuk kap sistemi vardır. Her çubuk 50 adet yakıt (1x1 cm ebatlı) almaktadır. Bir yakıt kabı toplam; 37 x 50 = 1850 adet yakıt bulundurur. Bu da 1850 ton kömüre eşdeğerdir. Yine 1kg nükleer yakıt, 2 milyon litre benzine eşdeğerdir. Nükleer enerji karşıtlarının en önemli soruları, ‘’Nükleer atıklar ne yapılacaktır’’ sorusudur. Cevap olarak bir çok yöntem var. Bunlardan en önemlileri, camlaştırma ve kayalaştırma yöntemidir; Camlaştırma yöntemine göre; reaktörden çıkan atık, ilk 10 yıl reaktör kabı yanındaki havuzda bekletilir. Sonraki 20 yıl ise beton havuzda bekletilir. Atıkta U238, U237, Neptinyum, Sezyum, vb. i maddeler bulunur. Bu atıklar istenirse sonsuza dek burada bekletilir. İstenirse camlaştırılarak (küçük cam küreler halinde) etrafında çelik küre, yine etrafında fiziksel koruyucu, aşınmaya karşı etkileşimli madde, dış dolgu maddesi bulundurularak yerin 600 metre altına gömülür. 600 metre aşağıda su olduğunu düşünelim; Bu su asla yer yüzüne çıkamaz. Zaten 200 yıl sonra Atık maddenin %98 i kaybolur. Geriye %2 lik U238,, U235, Protaktinyum, Plütonyum vb. g ışınımı yapan ve doğada çok fazla bulunan maddeler kalır. Bunlar zaten doğada çok fazladır. Yer yüzüne çıksalar bile radyoaktif tesirleri doğadaki gibi doğal normlarda olur. 200 yıl boyunca cam küreciklerde hiçbir aşınma olmaz (Mezopotamya da 3000 yıl dayanan camlar su içerisinde bulunmuştur). Zaten 200 yıl sonra nükleer etki doğal hale gelir. Mutlaka çok azda olsa zehirlilik etkisi vardır, ancak Hg, Cd, As, Cd vb. gibi diğer zehirli kimyasallar la karşılaştırıldığında radyoaktivite için durum çok daha olumludur. Kaya kütlelerine dönüştürme yöntemine göre ise; atıklar kayalaştırılarak yer altına gömülmektedir. Kayaların hareketi çok iyi bilindiği için hiçbir riski yoktur. 200 yıl sonunda zaten nükleer atık doğal radyoaktiviteye dönüşür. Biz bu sorunları düşünmem0eliyiz. Bilim adamları bu sorunları çözdüler. Bizler, kömürün yanmasıyla oluşan atıkları düşünelim (Her yıl Amerika da bu kirlilikten dolayı binlerce kişi ölmektedir). Baraj suları altında telef olan hektarlarca arazimizi düşünelim. Bunlara çözümler arayalım.

Sonuç olarak ; yüksek teknolojiyle inşa edilen bir reaktör, insanlara radyoaktif etki yapmaz. Reaktörlerin atık maddeleri de toprağın altına betonlanarak, çeliklenerek veya kurşunlanarak bırakıldığı taktirde izole edilir, zamanla zararsızlaşır. Bir gram aktif maddenin reaktörde yakılmasıyla;

E = m C2

kadar enerji açığa çıkar, sayısal değer olarak bu enerji;

E = m C2 = 1 g x (30.000.000.000 cm/sn)2 = 900.000.000.000.000.000.000 (900.000 katrilyon) Erg lik enerji açığa çıkar.

Q = 900.000 katrilyon erg x 0,00000002389cal/erg=1.501.000.000.000 cal/1g kadar ısı enerjisi açığa çıkar. Bu değer ise;

P = 25.002.000 kWh/1g güce eşittir.

Bu rakamlar hiçte küçümsenecek rakamlar değildir. Nükleer enerji aleyhindeki tepkiler halkımızın bilinçsizliğinden ileri gelmektedir. Reaktörler, diğer enerji kaynaklarına oranla daha tehlikesiz, daha yararlı, daha ucuz, ve daha çevrecidir. Niçin çevreci ve ekonomik yol varken diğerlerini alternatif kabul edelim?



Konu: Nükleer Enerji ve önemi
 
Okunma Sayısı : 294
Eklenme Tarihi : 23 Ocak 2007, Salı
SONRAKI BILGI : Include Yöntemleri   
Forum Linki:
Aranan Kelime:
 

En Yeni Bilgiler


 Sıkılmaya vakit bulamayacaksınız Sıkılmaya vakit bulamayacaksınız
 Viewty`den hiçbir şey kaçmıyor Viewty`den hiçbir şey kaçmıyor
 Yoksa siz hala analog musunuz Yoksa siz hala analog musunuz
 Kemoterapiye altternatif bulundu Kemoterapiye altternatif bulundu
 İşitme ve denge organını yapan gen bulundu İşitme ve denge organını yapan gen bulundu
 Karınca ve balıklara benziyoruz Karınca ve balıklara benziyoruz
 Maymunların müthiş zekası Maymunların müthiş zekası
 3G ve Mobil Blog sınırları zorluyor 3G ve Mobil Blog sınırları zorluyor
 Gizli no nasıl engellenir Gizli no nasıl engellenir
 Ücretsiz Windows Mobile 6.0 Güncellemesi Ücretsiz Windows Mobile 6.0 Güncellemesi
 Çukurova 2078 yılında bozkır olacak Çukurova 2078 yılında bozkır olacak
 Google ve Turkcell `En Hızlı Google ve Turkcell `En Hızlı
 Midyeden yapıştırıcıya! Midyeden yapıştırıcıya!
 Neandertal adam konuşuyor muydu? Neandertal adam konuşuyor muydu?
 2007`de bilgisayarlara 1 trilyon dolar harcanacak 2007`de bilgisayarlara 1 trilyon dolar harcanacak
 Bungee jumping öldü, yaşasın uzay dalışı! Bungee jumping öldü, yaşasın uzay dalışı!
 1000 yemek pişiren robot 1000 yemek pişiren robot
 Symantec Endpoint Protection piyasada Symantec Endpoint Protection piyasada
 Nokia`dan Linux`lu cep bilgisayarı Nokia`dan Linux`lu cep bilgisayarı
 Oyun içinde anlık mesajlaşma servisi 88 ( OYUN ) Oyun içinde anlık mesajlaşma servisi 88 ( OYUN )
 Ankesörlü telefondan internete bağlanılacak Ankesörlü telefondan internete bağlanılacak
 Zararlı internet siteleri otomatik engellenecek Zararlı internet siteleri otomatik engellenecek
 3 milimetre kalınlığında TV 3 milimetre kalınlığında TV
 İnternetçilere müjde! İnternetçilere müjde!
 Microsoft`tan yeni nesil Zune Microsoft`tan yeni nesil Zune
 Kısa film yine cebe giriyor Kısa film yine cebe giriyor
 Dünyanın ilk 12.2 megapiksel Dünyanın ilk 12.2 megapiksel
 11 yeni bitki ve hayvan türü keşfedildi 11 yeni bitki ve hayvan türü keşfedildi
 Robot Asimo, artık insanları tanıtıyor! Robot Asimo, artık insanları tanıtıyor!
 İnsan beynine eşit bilgisayar İnsan beynine eşit bilgisayar
 İki tasarım devinin büyük buluşması! İki tasarım devinin büyük buluşması!
 Kahvenin yanında müzik bedava Kahvenin yanında müzik bedava
 Oyun performans ister Oyun performans ister
 Kişiye özel USB bellek Kişiye özel USB bellek
 Dünyanın en küçük HD kamerası Dünyanın en küçük HD kamerası
 Nokia`lara Check Point güvenliği Nokia`lara Check Point güvenliği
 99 dolara akıllı telefon 99 dolara akıllı telefon
 Teknoloji dünyası ikinci hayat peşinde Teknoloji dünyası ikinci hayat peşinde
 Oyun dünyası gerçeğe bir adım daha yaklaştı Oyun dünyası gerçeğe bir adım daha yaklaştı
 Çocuklara bilgisayarı yasaklamayın! Çocuklara bilgisayarı yasaklamayın!
 İnternet bağımlılığına dikkat! İnternet bağımlılığına dikkat!
 Simpsonlar online oyun dünyasında Simpsonlar online oyun dünyasında
 Crysis, Türkçe versiyonla geliyor Crysis, Türkçe versiyonla geliyor
 Yağmuru tahmin eden şemsiye Yağmuru tahmin eden şemsiye
 Robot teknolojisi gelişiyor! Robot teknolojisi gelişiyor!
 Güneşten oksijen elde ettiler! Güneşten oksijen elde ettiler!
 Türkiye`nin yeni gözlem uydusu! Türkiye`nin yeni gözlem uydusu!
 iPod aldı başını gidiyor iPod aldı başını gidiyor
 Güçlü ve ekonomik 5.1 Ses Sistemi Güçlü ve ekonomik 5.1 Ses Sistemi
 Onunla fotoğraf çok kolay! Onunla fotoğraf çok kolay!
 Hackerlar ticarete atıldı! Hackerlar ticarete atıldı!
 Sony MP3 `yumurtladı` Sony MP3 `yumurtladı`
 Nanoteknoloji ile deterjansız hijyen Nanoteknoloji ile deterjansız hijyen
 Body Shop`un kurucusu hayatını kaybetti Body Shop`un kurucusu hayatını kaybetti
 Su arıtan matara buldu Su arıtan matara buldu
 Opportunity görev başında! Opportunity görev başında!
 Türksat, Kablo İnternet hızını artırdı Türksat, Kablo İnternet hızını artırdı
 `Acemi` güneş sistemi keşfedildi! `Acemi` güneş sistemi keşfedildi!
 Cep sinyali hücreyi bölüyor! Cep sinyali hücreyi bölüyor!
 Yüksek karbondioksit sel nedeni! Yüksek karbondioksit sel nedeni!
 Siemens, yeni DECT modelini tanıttı Siemens, yeni DECT modelini tanıttı
 Yüksek kalitede video çekimi Yüksek kalitede video çekimi
 Cepte 15 gramlık kablosuz kulaklık Cepte 15 gramlık kablosuz kulaklık
 Nokia internete taşınıyor Nokia internete taşınıyor
 Bilimin çözemediği 10 olgu Bilimin çözemediği 10 olgu
 `Bu dansı bana lütfeder misiniz?` `Bu dansı bana lütfeder misiniz?`
 Asıl küresel ısınma 2009`da başlayacak Asıl küresel ısınma 2009`da başlayacak
 Zamanda yolculuk mümkün ama... Zamanda yolculuk mümkün ama...
 8 milyon yaşındaki mikropları dirilttiler 8 milyon yaşındaki mikropları dirilttiler
 sis tabakası=küresel ısınma sis tabakası=küresel ısınma
 Körlük tarihe karışabilir! Körlük tarihe karışabilir!
 Tıp dünyasında dönüm noktası Tıp dünyasında dönüm noktası
 `Akıllı tekstil`, insan sağlığını izleyecek `Akıllı tekstil`, insan sağlığını izleyecek
 Çöp atmak için uzaya çıktılar! Çöp atmak için uzaya çıktılar!
 Titan`da `denizler` bulundu! Titan`da `denizler` bulundu!
 Mars`ın uydularına seyahat! Mars`ın uydularına seyahat!
 Mars, robotları öldürüyor! Mars, robotları öldürüyor!
 Uzay Üniversitesi geliyor Uzay Üniversitesi geliyor
 `Tüm zamanların en iyi video oyunları` `Tüm zamanların en iyi video oyunları`
 Oyunseverler için platform Oyunseverler için platform
 PC üreticisi Lenovo, Formula 1 yarışlarında PC üreticisi Lenovo, Formula 1 yarışlarında
 Nintendo oyunları orta yaşa taşıdı Nintendo oyunları orta yaşa taşıdı
 Pokerde bilgisayarı kıl payı yendik! Pokerde bilgisayarı kıl payı yendik!
 Evren`in sırrı İnternet`te! Evren`in sırrı İnternet`te!
 Depremi haber veren sistem gelistirildi Depremi haber veren sistem gelistirildi
 NOROPSIKOLOJI NOROPSIKOLOJI
 YASAM YASAM
 TIP TIP
 TEKNOLOJI TEKNOLOJI
 SPOR SPOR
 PSIKOLOJI PSIKOLOJI
 MATEMATIK MATEMATIK
 PALEONTOLOJI PALEONTOLOJI
 KULUP KULUP
 KIMYA KIMYA
 KESIFLER KESIFLER
 JEOLOJI JEOLOJI
 GOKBILIM-2 GOKBILIM-2
 GOKBILIM-1 GOKBILIM-1
 GENETIK GENETIK
 GENEL GENEL
 FIZIK FIZIK
 ENERJI ENERJI
 DILBILIM DILBILIM
 DAVRANIS DAVRANIS
 CEVRE CEVRE
 BIYOLOJI BIYOLOJI
 BILGISAYAR BILGISAYAR
 ARKEOLOJI ARKEOLOJI
 ANTROPOLOJI ANTROPOLOJI
 BU GÜZEL DÜNYA`YIMIZI KİM YAKIYOR BU GÜZEL DÜNYA`YIMIZI KİM YAKIYOR
 TEKNOLOJİ SÖZLÜĞÜ TEKNOLOJİ SÖZLÜĞÜ
 Apophis Dünyamıza çarpacak mı? Apophis Dünyamıza çarpacak mı?
 Yıldız falcıları ne kadar doğru söyler? Yıldız falcıları ne kadar doğru söyler?
 BİLİM VE SİYASET BİLİM VE SİYASET
 İnsana çip taktılar İnsana çip taktılar
 MacBook Pro`lar güncellendi MacBook Pro`lar güncellendi
 Beyindeki anıların resmi çekildi Beyindeki anıların resmi çekildi
 Uzay kıyafetleri daha rahat olacak Uzay kıyafetleri daha rahat olacak
 Nükleer Santrallerin önemi yararları ve Zararları Nükleer Santrallerin önemi yararları ve Zararları
 Kozmik Işın Bombardımanı Uyarısı Kozmik Işın Bombardımanı Uyarısı
 Besinler ve Özellikleri Erik Besinler ve Özellikleri Erik
 Kağıt icat - Kağıt Parayı icat Eden Kimdi Kağıt icat - Kağıt Parayı icat Eden Kimdi
 Güneşin Sıcaklığı Kaç DERECEdir? Güneşin Sıcaklığı Kaç DERECEdir?
 icatlar (pusula Harita Gemiler Harita) icatlar (pusula Harita Gemiler Harita)
 Gökyüzü Neden Mavidir Gökyüzü Neden Mavidir
 Dünyanın En Büyük Elması Dünyanın En Büyük Elması
 Ay ikinci insan Ay ikinci insan
 Atom Atom
 Yıldızların Yaşamı Yıldızların Yaşamı
 Yıldız Kayması Yıldız Kayması
 Türkiyedeki Dağların ve Ovaların Oluşumu Türkiyedeki Dağların ve Ovaların Oluşumu
 Nükleer Enerji ve önemi Nükleer Enerji ve önemi
 pusulayı kim icat etti pusulayı kim icat etti
 Hava Basıncı Hava Basıncı
 kapadokya nasıl oluştu? kapadokya nasıl oluştu?
 

 

 

Copyright © 2008 Temha.neT