Verimlilik Nedir?
(Verimliliği Doğadan Öğrenin!)
Çağımızda açıklanması ve çözümü güç görünen pek
çok olayın kaynağında ekonomik sorunlar
yatmaktadır. Ekonomik kalkınma çabası, az gelişmiş
ülkelerde yoksulluktan kurtulma, gelişmiş
ülkelerde ise güçlerini koruyarak geleceklerini
güven altına alma yönünde büyük önem kazanmıştır.
Çağdaş dünyanın ekonomik sorunlarını çözümleyecek
anahtar kavramlarından biri "verimlilik" tir.
Gerçekten de verimlilik, günümüzde kalkınmanın,
kalkınmış ülke ya da toplum olmanın en şaşmaz
ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı
zamanda verimlilik, kalkınmanın itici gücüdür.
Ulusal ekonominin bir sektöründeki verimlilik
artışları, başka kesimleri de harekete geçirici
bir rol oynayabilmektedir. Artan verimlilik,
akılcı ve çağdaş bir yönetim altında kalkınmayı
hızlandırmakta, gittikçe daha ileri boyutlara
ulaştırmaktadır. Yüksek verimlilik, geçici
güçlüklerle sarsılmayan üretme gücü demektir.
Verimliliğin artması, insanoğluna, içinde yaşadığı
doğayı ve toplumu kontrol etme, bu kontrolü günden
güne genişletme gücü vermektedir. Gelişmiş olmak
da bundan başka nedir ki? İşte bu yüzden,
verimlilik, bugüne kadar alışılmış pek çok
göstergeden daha anlamlı bir kalkınma ölçüsüdür.
En genel anlatımıyla, üretim sürecine sokulan
çeşitli faktörlerle (girdiler) bu sürecin sonunda
elde edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi
ifade eden verimlilik, savurganlıktan uzak,
kaynakları en iyi biçimde değerlendirerek üretmek
demektir. Bundan dolayı teknik anlamda verimlilik,
"üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve
hizmet miktarının üretilmesinde kullanılan
girdiler arasındaki oran" olarak tanımlanır ve
genellikle bu ölçü, çıktı/girdi olarak formüle
edilir. Ancak, ekonominin dışındaki alanların da
giderek daha çok incelemeye tabi tutulması ve
ülkelerin gündemlerinin ön sıralarında yer alır
hale gelmesi sonucu, verimlilik tanımında da
değişiklik gözlenmeye başlanmıştır. Verimlilik
denince artık, elde edilen ürün ve hizmetin
kalitesini yükseltme, çevreyi ve doğal yapıyı
koruma, çalışanlara en iyi yaşam ve çalışma
koşullarını sağlama ve bu arada birim girdi başına
üretim miktarını artırma çabaları birlikte
düşünülmektedir. Verimlilik anlayışı, günümüzde
insanın refah ve mutluluğunu birbirine paralel
olarak geliştiren, iş ve teknolojiyi bir amaç
değil araç olarak gören mertebeye ulaşmıştır.
Toplam verimlilik anlayışı içinde ise verimliliği,
çeşitli üretim ve çevre faktörleriyle teknolojik,
ekonomik ve örgütsel yeteneklerin bir bileşimi
olarak tanımlamak mümkündür.
Verimlilik neden Herkesi ilgilendirir?
İster işçi ya da işveren olalım, ister yönetici,
isterse çiftçi, serbest meslek sahibi, öğretmen,
öğrenci ya da ev kadını, toplumdaki yerimiz ne
olursa olsun, bu ülkenin yurttaşları olarak
verimlilik sorunu ile ilgilenmemiz gerekir. Neden?
Niye bu kadar önemlidir verimlilik? Neden herkesi
ilgilendirir? İşçiler daha iyi çalışma
koşullarında, daha kısa çalışma süresinde daha çok
ücret alır.İşveren, yeni yatırım imkanları
yaratacak kaynak sağlar.Üretici, daha ucuz
maliyetle daha yüksek kazanç elde eder.Tüketici,
daha ucuz ve bol mal bulma imkanına kavuşur. Ülke,
sağlıklı bir ekonomik büyüme ile hızla kalkınır.
Ve sonunda toplum daha yüksek refah düzeyine
ulaşır. Böylece verimlilik artışları ile elde
edilen kazançtan herkes yararlanmış olur.
Verimlilik nasıl artırılabilir? Ürünlerin tasarımı
ve bileşimi her zaman aynı kalmaz, sık sık gözden
geçirilir ve birtakım değişiklikler yapılır. Eğer
bu değişiklikler imalatı kolaylaştırıcı, maliyeti
düşürücü, üretim akışını hızlandırıcı nitelikte
ise verimlilik artar. Aynı ürünü daha kısa sürede,
daha az girdi kullanarak, daha ucuz üretmeye
başlarız. Çağımız, bilimsel ve teknolojik
gelişmeler çağıdır. Bu gelişmeler, üretim
sürecinde ve üretim tekniklerinde yeniliklere yol
açmaktadır. Bunlar da verimliliği doğrudan
etkileyen faktörlerdir. Bilimsel ve teknolojik
gelişmelere ayak uydurabildiğimiz sürece,
verimlilik artışında geri kalmaktan
kurtulabiliriz. Öte yandan, üretim sürecinin
kapsamında yapılacak bazı değişikliklerle de
verimliliği artırmak mümkündür. Sözgelimi,
hammadde yerine sadece yarı-mamul alıp işleyen bir
kuruluş, çoğu kez maliyeti ve riski fazla
ünitelerini devreden çıkaracağından, verimliliğini
de artırmış olur. Verimliliği artırmanın başlıca
yollarından biri de, örgütlenme ve yönetimde
gelişmeler sağlamaktır. Amaçların ve bu amaçlara
ulaşmada kullanılacak araçların belirlenmesinde,
yerleşme planında, malzeme taşınmasında, üretim
planlamasında, aktif ve pasif varlıkların
yönetilmesinde, nihayet insan yönetiminde başarı
gösteren bir kuruluş, verimlilik düzeyini hızla
yükseltir. Üretimde kullanılan makine ve
tezgahların oluşturduğu sabit sermaye kapasitesi
ile işgücünü, kısa dönemde çok önemli düzeyde
artırıp azaltamayız. Bu yüzden bunların tam
kullanımı, verimliliği olumlu yönde etkiler.
Kapasitenin uzun süre önemli ölçüde düşük
kullanıldığı bir ortamda yüksek verimlilikten söz
edilemez. Buna bağlı olarak ithalat güçlükleri,
enerji sıkıntısı, işçi-işveren uyuşmazlıkları,
sonuçta verimlilik üzerinde olumsuz etkiler
yaratır. Verimlilik ile kalite arasında da çok
yakın bir ilişki vardır. Üretim sürecinin çeşitli
aşamalarında kullanılan girdilerin kalitesizliği,
üretimde yavaşlamalara, duraklamalara, önceden
belirlenmiş standartlardan sapmalara yol açarak
verimliliği olumsuz yönde etkiler. Kaliteli girdi,
yüksek verimlilik ve kaliteli nihai ürün için
vazgeçilmez bir önem taşır.
Aynı şekilde, üretimde kullanılan girdilerin en
önemlisi olan insan gücünün kalitesi de
verimliliği doğrudan etkileyen bir faktördür. İyi
eğitilmiş, yeterli beslenen, iş kazalarından ve
meslek hastalıklarından gereği gibi korunan,
çeşitli sorunlarını çözebilen işgücü, yüksek
verimliliğin en şaşmaz güvencesidir. Bu alanlarda
devletçe ve toplumun bütün organlarınca
yapılabilecek her türlü geliştirici düzenleme,
ülke ekonomisinin verimliliğini artıracaktır.
Verimliliği Artırmak Kimlerin Görevidir?
Verimliliğin artırılması fabrikada, büroda ve
tarlada işveren ve işçi olarak çalışan herkesin
katkısını gerektirir. Verimliliğin artırılması
için hükümet, meslek ve araştırma kuruluşları,
sendikalar ve işveren teşekkülleri arasında sıkı
bir işbirliği zorunludur. Hükümet politikaları,
verimliliği artırma amaçlarını destekleyici yönde
olmalıdır. Bunun en iyi yolu ise tam çalışmayı
sağlayacak bir ekonomik ortam yaratılmasından ve
elde edilecek yararların işveren ile işçi arasında
adil biçimde paylaştırılmasını sağlamaktan geçer.
Verimliliği artırma konusunda hükümetin bir görevi
de yeterli bir ulaştırma düzeni, sosyal hizmetler,
eğitim ve öğrenim imkanları sağlamak, araştırma ve
geliştirme birimleri kurmak, toplumun
verimliliğini artırma gereğini benimsemesine yol
açacak politikalar üretmektir. Gerek işletme
düzeyinde, gerek ulusal düzeyde iyi bir
işçi-işveren ilişkileri düzeninin sağlanmasının
önemi büyüktür. Verimliliği artırma, savurganlığı
önleme alanında hükümetin, yöneticilerin ve
sendikaların sorumlulukları birbirleri ile iç içe
girmiş durumdadır. Bu yüzden hiç biri, ötekinin
desteği olmadan ileri adımlar atamaz.
|