İKİNCİ BÖLÜM
KATMA DEĞER VERGİSİ TEORİSİ
2.1. Katma Değer Kavramı ve Katma Değerin
Hesaplanması
Mikroekonomik açıdan katma değer, bir işletme veya
kişinin sattığı mal veya ifa ettiği hizmetin satış
bedeli ile maliyeti arasındaki farktır.
Makroekonomik açıdan bakıldığında katma değer,
üretim faaliyetine katılan faktörlerin yarattığı
ek değer olarak tanımlanmaktadır. Satış bedeli ile
maliyet arasındaki fark olarak tanımlanan katma
değeri meydana getiren unsurlar aşağıdaki şekilde
özetlenebilir.
* Maaşlar, ücretler, maaş ve ücret niteliğindeki
ayni ödemeler
* Kiralar
* Ödenen faizler
* Vasıtalı vergiler
* Aşınma - eskime payı ( Amortismanlar )
* Dağıtılan ve dağıtılmayan karlar
* Sübvansiyonlar
Gerek birey veya firma açısından, gerekse ülke
ekonomisi açısından hesaplanabilen katma değerin
bulunması iki biçimde gerçekleştirilebilir.
Çıkarma metodu diye bilinen birinci yöntemde satış
değerinden satın alınan girdiler indirilerek katma
değere ulaşılırken, ikinci yöntem olan toplama
yönteminde yukarıda sayılan unsurlar toplanarak
katma değere ulaşılmaktadır. Ancak, sübvansiyonlar
kamu sektöründen yapılan transferler niteliğinde
olup katma değer yaratmadığından toplama negatif
(-) olarak dahil edilmektedir.
2.2 Katma Değer Vergisinin Tanımı ve Tarihçesi
Katma Değer Vergisi (KDV), üretim tüketim
zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin
satışından alınan ve vergi indirimine imkan
tanımak suretiyle değer artışını temel alan, gayri
şahsi, çok aşamalı, genel bir satış vergisidir.
KDV'nin ilk uygulamaya konuluşu 1954 yılında
Fransa'da olmuştur. Maliye tarihinin en hızlı
yayılan vergisi unvanını kazanacak biçimde süratle
yayılan KDV, 1968 yılından itibaren, başta Almanya
olmak üzere AB'ye üye diğer ülkelerde yürürlüğe
konulmuştur. KDV'nin AB'ye üye ülkelerde hızla
yayılmasının temel nedeni, Avrupa Topluluğu'nu
kuran 1957 tarihli Roma Antlaşmasının 99'uncu
maddesinin dolaylı vergilerin uyumlaştırılmasına
ilişkin hükmüdür.
KDV yalnızca AB'ye üye ülkelerde hızla yayılmamış,
AB dışındaki ülkelerde de hızlı bir yayılma
göstermiştir. 1960'ların ortasında, Finlandiya ve
Fransa dışındaki hiçbir OECD ülkesinde
uygulanmayan KDV, 1990 yılı Ocak ayı itibariyle,
Avustralya, İsviçre ve ABD hariç olmak üzere OECD
üyesi 21 ülkede ve OECD üyesi olmayan 33 ülkede
uygulanmaktadır.
2.3. Katma Değer Vergisinin Türleri
2.3.1. Gayrisafi Hasıla Tipi Katma Değer Vergisi
Bu türe göre, KDV'nin matrahı gayrisafi katma
değerdir. Bir başka deyişle, bu tip KDV'de diğer
firmalardan satın alınan sermaye mallarının
bedellerinin, bunların yıpranma payı olan
amortismanların ve yıl içerisindeki stok
artışlarının matrahtan düşülmesine izin
verilmemektedir.
Kapalı bir ekonomide gayrisafi hasıla türü KDV'nin
makro düzeyde toplam matrahı
Matrah = GSMH = Tüketim+Yatırım =
Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından KDV matrahı ise ;
Matrah = Katma Değer = ( Satışlar + Stok
Artışları) - Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Bu tür KDV uygulaması sermaye yoğun üretim
metotlarını kullanan teşebbüsleri
cezalandırmaktadır. Çünkü, sermaye malları önce
satın alındığı sonra da amortisman ayrıldığı zaman
olmak üzere iki kez vergilendirilmektedir.
2.3.2. Gelir Tipi Katma Değer Vergisi
Gayrisafi hasıla tipi KDV'de olduğu gibi, gelir
tipi KDV'de de satın alınan sermaye malları
bedelleri ve yıl içindeki stok artışları matrahtan
indirilememektedir. Ancak, gayrisafi hasıla
tipinden farklı olarak, sermaye mallarının
amortismanları vergi matrahından indirilmektedir.
Böylece, kapalı bir ekonomide gelir türü KDV'nin
toplam matrahı milli gelire eşit olmaktadır. Gelir
türü KDV'nin makro düzeydeki toplam matrahı:
Matrah = Tüketim + Yatırım - Amortisman = Ücret +
Kar + Faiz + Rant,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından matrah ise;
Matrah = Net Katma Değer = (Satışlar+Stok
Artışları) - (Alışlar+Amortismanlar),
şeklinde hesaplanmaktadır.
Böylece, gelir türü KDV'de sermaye mallarının
çifte vergilendirilmesi, amortismanlara indirim
imkanı tanınarak, önlenmiş olmaktadır.
2.3.3. Tüketim Tipi Katma Değer Vergisi
Tüketim tipi KDV'de, diğer firmalardan satın
alınan mal ve hizmet bedelleri sermaye mallarının
bedelleri de dahil olmak üzere firmanın satış
hasılatından düşülmektedir. Dolayısıyla, tüketim
tipinde amortismanların vergi matrahından
düşülmesi sözkonusu değildir. Bir başka deyişle,
tüketim türü KDV'de yüzde 100 oranında
hızlandırılmış amortisman uygulanmaktadır ki, bu
da sermaye mallarının vergiden istisnası demektir.
Kapalı bir ekonomide tüketim tipi KDV'nin matrahı:
Matrah = Tüketim = Ücret + Kar + Faiz + Rant +
Amortisman - Yatırım,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma açısından mikro düzeyde matrah ise:
Matrah = Satışlar - Alışlar,
olarak hesaplanmaktadır.
Finlandiya ve Türkiye hariç, KDV'yi uygulayan
bütün ülkeler tüketim tipi KDV'yi kullanmaktadır.
Ülkemizde uygulanan KDV türü gelir tipi KDV ile
tüketim tipi KDV'nin karışımı şeklindedir. Katma
Değer Vergisi Kanununun (KDVK) 31'inci maddesine
göre amortismana tabi iktisadi kıymetlerin katma
değer vergisi, bunların aktife girdiği ya da
kullanılmaya başlanıldığı vergilendirilme
döneminden itibaren 3 yıl içinde ve 3 eşit
miktarda indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak,
yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlarda
kullanılacak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
KDV'si, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya
başlandığı tarihten itibaren 1 yıl içinde
indirilmektedir. Dolayısıyla, Türk KDV Sisteminde
teşvik belgeli yatırımlar için tüketim tipi, diğer
yatırımlar için ise, gelir tipi KDV
benimsenmiştir.
2.3.4. Ücret Tipi Katma Değer Vergisi
Ekonomideki toplam ücretlerden oluşan Ücret Tipi
KDV'nin matrahı:.
Matrah = Milli gelir - Kar - Faiz - Rant = Ücret,
şeklinde hesaplanmaktadır.
Firma düzeyinde ise sözkonusu matrah firmanın
ücret ödemeleridir.
Bu tür bir vergi uygulamasında, sadece ücret
miktarının matrah olması nedeniyle,
müteşebbislerin tercihi sermaye yoğun teknoloji
olacak ve sermaye yoğun teknolojiye
yöneleceklerdir. Bu durum ise, ülkede istihdam
artışına engel olabilecektir.
2.4. Katma Değer Vergisini Hesaplama Yöntemleri
KDV'nin hesaplanmasında üç yöntem vardır. Bu
yöntemler:
* Toplama yöntemi
* Çıkarma yöntemi
* Vergi mahsubu yöntemi
Bunlardan ilk ikisi dolaysız, üçüncüsü ise dolaylı
hesaplama yöntemidir.
2.4.1. Toplama ve Çıkarma Yöntemleri
Gelir tipi KDV'ye uygun olan toplama metoduna
göre, KDV'nin matrahı üretim faktörlerine yapılan
ödemelerin toplamıdır. Diğer bir ifadeyle ücret,
kar, rant ve faizin toplamı KDV matrahını
oluşturmaktadır. Ancak, karın hesabında
amortismanların düşülmesi gerekmektedir. Çıkarma
metodunda, KDV matrahına ulaşmak için satışlardan
alışların ve sermaye mallarının düşülmesi
gereklidir. Ayrıca, firma içinde üretilen yatırım
malları ve stok artışları toplam yatırıma dahil
olduklarından bunların da matrahtan düşülmesi
gerekmektedir. Bu yöntem stok değerlendirmelerine
ve amortisman ayrılmasına ihtiyaç göstermemesi
nedeniyle, yönetimi kolay bir yöntem olup tüketim
tipi KDV'ye uygundur.
2.4.2. Vergi Mahsubu Yöntemi
Dolaylı hesaplama yöntemi olarak da adlandırılan
bu yöntem KDV'yi uygulayan tüm ülkelerde kabul
görmektedir. Bu yöntemde ödenecek KDV, satış
tutarları üzerinden hesaplanacak KDV'den alışlar
üzerinden ödenen KDV'nin mahsup edilmesi suretiyle
bulunur. Bu yöntemin başlıca faydası toplam vergi
yükü ve hasılatını azaltmadan, üretimin ve
dağıtımın çeşitli aşamalarına ait vergi
oranlarının farklılaştırılabilmesine imkan
tanımasıdır. Toplama ve çıkarma yöntemlerinde
mümkün olmayan bu avantajın nedeni, bu yöntemde
malın tüm değeri üzerinden hesaplanan vergi
miktarını perakende satış aşmasında uygulanan
vergi oranının belirlemesidir. Vergi mahsubu
yönteminin diğer bir faydası, gerek kendi
bünyesinde, gerekse vergi sisteminin tümünde bir
otokontrol mekanizması kurmasıdır. En basit
şekliyle ifade edilecek olursa, KDV'ye tabi
mükellef indirim yapabilmek için kendisine
teslimde bulunan veya hizmet ifa eden diğer
mükelleflerden belge talep edecek ve bu şekilde
tüm alımlar ve satışlar belgeye tabi olacaktır.
Diğer yandan, KDV vesilesiyle mükelleflerin tanzim
etmek zorunda oldukları belgeler aynı zamanda
gelir ve kurumlar vergilerinin matrahının
belirlenmesinde de kullanıldıklarından, bu
vergilerin hasılatlarının da garanti altına
alınması mümkün olabilecektir.
2.5. Katma Değer Vergisinin Diğer Satış
Vergileriyle Karşılaştırılması
KDV teorisiyle ilgili yukardaki açıklamalardan
sonra, KDV ile diğer satış vergilerinin
karşılaştırılmasında yarar görülmektedir. Ancak,
özel satış vergileri tek bir malı
vergilendirdiğinden KDV'ye bir alternatif
oluşturmamakta ve bu nedenle karşılaştırma dışı
bırakılmaktadır. KDV'nin diğer genel satış
vergilerine göre sahip olduğu avantajlar
şunlardır:
* Tarafsız bir vergi olan KDV, tüketici
tercihlerini, faktör arzını ve üretim metotlarının
seçimini etkilememektedir.
* Tasarrufları, sermaye kazançlarını ve
yatırımları vergilendirmediği için yatırımları
teşvik etmektedir.
* İhracat KDV'den muaf tutulduğu için ihracat
teşvik edilmekte ve ödemeler dengesine olumlu
etkide bulunmaktadır.
* KDV'de üretim ve dağıtım sürecinin her bir
aşaması o aşamada yaratılan katma değer üzerinden
vergilendirildiğinden, ciro tipi genel satış
vergisindeki gibi mükerrer vergileme sözkonusu
olmamaktadır. Ayrıca KDV, vergi indirimi
mekanizması aracılığıyla, ciro (şelale) tipi genel
satış vergisinin yarattığı dikey entegrasyonu
önlemekte, böylece çeşitli mallara farklı oranlar
uygulanmasını ve hizmetlerin aynı düzenleme içinde
vergilenmesini mümkün kılmaktadır.
* KDV'nin vergi mahsubu yöntemiyle birlikte
uygulanması fatura kullanımını çekici hale
getirerek vergi kaçakçılığını önlemekte ya da
azaltmaktadır. Halbuki, tek aşamada uygulanan
toplu genel satış vergilerinde, oranın yüksek
tutulması zorunluluğu vergi kaçakçılığını
özendirmektedir.
Yukarıda belirtilen avantajlarına karşılık,
KDV'nin bazı dezavantajları da bulunmaktadır.
KDV'nin en önemli dezavantajı, tıpkı ciro tipi
genel satış vergisinde olduğu gibi, mükellef
sayısını artırmasıdır. KDV'nin çok sayıda
mükellefe ve mala uygulanma zorunluluğu, tüm mal
ve hizmetler için tek oranlı bir uygulamayı
yönetim kolaylığı açısından en uygun çözüm haline
getirmektedir. Ancak, uygulamada, çeşitli
nedenlerle birden fazla oran uygulanmakta ve bazı
istisnalara yer verilmektedir. Bu ise, esasen
hayli zor olan KDV uygulamasını daha da
güçleştirmektedir.
|