|
GİRİŞ
Vergiler, klasik fonksiyonlarının yanında
iktisadi, mali ve sosyal görevler üstlenmiş olan
devletlerin tarih boyunca en önemli ve sağlam
gelir kaynakları olmuştur. Yaptırım gücüne
dayanarak, devletin karşılıksız olarak topladığı
vergiler gelir, harcama ve servet üzerinden
alınmaktadır. Vergi ödeme gücünün bir göstergesi
olan harcamalar, kamu hizmetlerinin
gerçekleştirilmesi için gerekli finansmanı
sağlayabilmek, tasarrufları ve sermaye birikimini
artırmak amacıyla vergilendirilmektedir.
Üretim-tüketim zincirinin her aşamasında, malların
ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi
indirimine imkan tanıyarak değer artışını temel
alan, nesnel, çok aşamalı ve genel bir satış
vergisi olan Katma Değer Vergisi (KDV), ilk kez
1954 yılında Fransa'da uygulamaya konulmuştur.
Diğer harcama vergilerine göre önemli bazı
üstünlüklere sahip olan KDV, maliye tarihinin en
hızlı yayılan vergisi olmuş ve 1968 yılından
itibaren, başta Almanya olmak üzere, Avrupa
Birliği'ne (AB) üye tüm ülkelerde uygulamaya
konulmuştur. AB dışındaki ülkelerde de hızla
yayılma eğilimi gösteren KDV, 1990 yılı
itibariyle, 21 OECD üyesi ve 33 OECD üyesi olmayan
ülkede olmak üzere toplam 54 ülkede
uygulanmaktadır. Türkiye'de, günümüzün en modern
harcama vergisi olarak kabul edilen KDV
uygulamasına geçilmesine ilişkin tedbir ve
politikalara ilk kez İkinci Beş Yıllık Kalkınma
Planı'nda yer verilmiştir. Üçüncü Beş Yıllık
Kalkınma Planı'nda uygulamaya geçilmesi, Dördüncü
Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda geçiş için gider
vergilerinin tabanının genişletilmesi öngörülmekle
beraber, uygulamaya ancak Beşinci Beş Yıllık
Kalkınma Planı döneminde geçilebilmiştir. 1 Ocak
1985 tarihinde uygulamaya giren KDV, gelir
vergisinden sonra, sağladığı gelir açısından, Türk
Vergi Sisteminin ikinci büyük vergisi olmuştur.
Yürürlüğe girdiği tarihte tek orana sahip olan KDV
sisteminde, 1986 Temmuz ayından itibaren çok
oranlı uygulamaya geçilmiştir. KDV'nin başarılı
bir şekilde uygulanmasında önemli bir yeri olan
düzenli belge ve kayıt sisteminin
yerleştirilebilmesi için başta vergi iadesi olmak
üzere çeşitli tedbirler alınmıştır.
BİRİNCİ BÖLÜM
VERGİNİN TANIMI VE VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI
1.1. Verginin Tanımı
Vergiler; devletin veya devletten vergilendirme
yetkisini almış diğer kamu tüzel kişilerinin fert
ve kurumlardan, hukuki cebir altında, kanunda
belirtilen kurallara göre ve karşılıksız olarak
aldıkları ekonomik değerlerdir. Başka bir ifadeyle
vergi, kamu faaliyetlerinin maliyetini karşılamak
üzere, ekonomik birimlerden hukuki ve siyasi cebir
altında ve karşılıksız olarak devlete fon
aktarılmasıdır.
1.2. Vergilerin Sınıflandırılması
Vergileri çok çeşitli şekillerde sınıflandırmak
mümkün olmakla birlikte, uygulamada en çok görülen
sınıflandırmalar vasıtalı-vasıtasız, spesifik-advalorem,
kişisel-nesnel, gelir-servet-harcamalar üzerinden
alınan vergiler şeklinde yapılmaktadır.
1.2.1. Vasıtalı - Vasıtasız Vergiler
Vergilerin vasıtalı ve vasıtasız vergiler olarak
ikiye ayrılması hususunda ileri sürülen kıstaslar
kısaca şöyle özetlenebilir.
* Genel fiyat seviyesini etkileyen vergiler
vasıtalı, genel fiyat düzeyini etkilemeyen
vergiler ise vasıtasız vergilerdir.
* Nispi fiyatları değiştirmeyen vergiler
vasıtasız, değiştiren vergiler vasıtalıdır.
* Yansıma ölçütüne göre, yansıtılamayan ve bu
nedenle konulduğu kişi ya da kurumlar üzerinde
kalan vergiler vasıtasız, yansıtılarak yükü
başkalarına aktarılan vergiler ise vasıtalıdır.
* Gelirin elde edilmesine ilişkin işlemleri
vergilendiren vergiler vasıtasız, bu gelirlerin
harcanması işlemlerini vergilendiren vergiler ise
vasıtalı vergilerdir.
Türk Vergi Sistemi içerisinde yer alan vasıtasız
vergiler şunlardır:
* Gelir Vergisi
* Kurumlar Vergisi
* Emlak Vergisi
* Veraset ve İntikal Vergisi
* Motorlu Taşıtlar Vergisi
Buna karşılık, vasıtalı vergiler kategorisini şu
vergiler oluşturmaktadır;
* Mal ve Hizmetlerden Alınan Vergiler
* Dahilde Alınan Katma Değer Vergisi
* Ek Vergi
* Taşıt Alım Vergisi
* Akaryakıt Tüketim Vergisi
* Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)
* Damga Vergisi
* Harçlar
* Dış Ticaretten Alınan Vergiler
* Gümrük Vergisi
* Akaryakıt Gümrük Vergisi
* Tek ve Maktu Vergi
* İthalden Alınan KDV
1.2.2. Spesifik - Ad valorem Vergiler
Bu ayrım vergi borcunun hesaplanma biçimine
dayanmakta, ağırlık, hacim, uzunluk vs. gibi
ölçüler üzerinden hesaplanan vergiler spesifik,
matrah değeri üzerinden hesaplanan vergiler ise ad
valorem vergiler olmaktadır. Maktu resim ve
harçlar spesifik vergilere, gelir, kurumlar ve KDV
ad valorem vergilere örnek olarak verilebilir.
Günümüzde, spesifik tarifelerin uygulandığı
vergilerin sayısı aşağıdaki nedenlerden dolayı
azalmıştır:
* Spesifik tarifelerin gelir, kurumlar ve KDV gibi
belli vergi türlerine uygulanma imkanının
olmaması.
* Spesifik vergilerin fiyat hareketlerini izlemede
çok yetersiz kalması.
* Fiyat değişmelerinde, konulan verginin nisbi
ağırlığının hiç arzu edilmeden değişmesi.
1.2.3. Kişisel-Nesnel Vergiler
Mükellefin kişisel durumunu, diğer bir ifadeyle,
kişinin evli ya da bekar oluşunu, çocuklarının
bulunup bulunmamasını, sakatlık halini vb.
durumları dikkate alan vergiler kişisel, bunu
dikkate almayan vergiler ise nesnel vergilerdir.
Gelir ve veraset vergileri kişisel vergilere, mal
ve hizmetlerden alınan vergiler ise nesnel
vergilere örnek olarak verilebilir.
1.2.4. Gelir -Servet -Harcamalar Üzerinden
Alınan Vergiler
Günümüzde, en çok kullanılan ayırımlardan birisi
de vergi matrahının niteliğine göre yapılan
ayırımdır. Bu ayırıma göre, verginin matrahını
gelirin oluşturması gelir üzerinden alınan
vergiler, verginin matrahını servetin oluşturması
servet üzerinden alınan vergiler ve verginin
matrahını harcamaların oluşturması ise harcamalar
üzerinden alınan vergiler grubunu oluşturmaktadır.
Gelir üzerinden alınan vergilere gelir ve kurumlar
vergisi, servet üzerinden alınan vergilere emlak,
motorlu taşıtlar, veraset ve intikal vergisi,
harcamalar üzerinden alınan vergilere de mal ve
hizmetler üzerinden alınan vergiler örnek olarak
sayılabilir. Bu çalışmanın konusunu oluşturan,
vasıtalı, ad valorem, nesnel ve harcamalar
üzerinden alınan bir vergi olan KDV'nin diğer
harcama vergileri içerisindeki yerini belirtmekte
yarar görülmektedir.
Vergi ödeme gücünün bir göstergesi olması yanında,
kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli
finansmanı sağlayabilmek bakımından günümüzde
harcamaların da vergilendirilmesi yoluna
gidilmektedir. Harcamaları kısarak tasarrufları,
dolayısıyla sermaye birikimini teşvik edici bir
yapıya sahip olan harcamalar üzerinden alınan
vergileri, genel harcama vergisi ve satış
vergileri olmak üzere iki grup altında incelemek
mümkündür.
1.2.4.1. Genel Harcama Vergisi
Genel harcama vergisi, matrahı tüketim olan
kişisel ve vasıtasız bir vergidir. Tüketim
üzerinden alınan vergiler vasıtalı ve nesnel
olmalarına rağmen, vasıtasız bir vergi olan genel
harcama vergisi kişisel nitelikte olup gelir
vergisinin bir alternatifidir. Vergi kişilerin
tıpkı gelir vergisinde olduğu gibi verecekleri
yıllık beyannamelere göre kendilerince ya da vergi
idarelerince hesaplanmaktadır. Beyannamelerde
kişinin harcamalarını bulmak için, bir yıl içinde
elde edilen gelire sahip olunan sermaye mallarının
satışından elde edilen meblağlar, banka
hesaplarındaki azalmalar vs. gibi ilaveler
yapılarak bulunan, değerden sermaye malları için
yapılan harcamalar ile devletin uygun göreceği
bazı harcamalar ve yıl içindeki tasarruflar
düşülmektedir.
1.2.4.2. Satış Vergileri
Genel harcama vergisinden farklı olarak,
harcamaların fiilen yapılması sırasında alınan
satış vergileri nesnel ve vasıtalı vergilerdir.
Satış vergileri sınırlı mal üzerine konulan özel
satış vergileri, veya ilke olarak, tüm malların
üzerine konulan genel satış vergileri olarak
sınıflandırılmaktadır.
1.2.4.2.1. Özel Satış Vergileri
Üretimden veya üretimin belli bir aşamasından
genel olarak alınmayıp, tek tek bazı ürün ve
hizmetler üzerinden, genellikle de tüketim
aşamasında alınan vergiler özel satış vergileri
olarak adlandırılmaktadır. Finansman temin etmek
amacı dışında, talebi kontrol edilmek istenen
mallara da uygulanan özel satış vergileri,
uygulama kolaylığı nedeniyle, geleneksel
toplumlarda tercih edilen bir vergi olmuştur.
Gümrük vergileri ile alışkanlık yapan maddeler
üzerinden alınan vergiler özel satış vergilerine
örnek olarak verilebilir.
1.2.4.2.2. Genel Satış Vergileri
İlke olarak, alışveriş konusu tüm malları kapsayan
genel satış vergileri toplu satış vergileri ( tek
aşamalı) ve yaygın satış vergileri (çok aşamalı)
olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1.2.4.2.2.1. Toplu Satış Vergileri
Toplu satış vergileri bir malın üretim (imalat),
toptan satış veya perakende satış aşamalarından
yalnız birisini kavramaktadır. Buna göre de,
sırasıyla imalat satış vergisi, toptan satış
vergisi ve perakende satış vergisi adını
almaktadır.
1.2.4.2.2.2. Yaygın Satış Vergileri
Üretimlerinden tüketicinin eline geçinceye kadar,
malları ve hizmetleri her aşamada vergilendiren
yaygın satış vergileri, ciro ve katma değer
vergisi olmak üzere iki ana biçimde
uygulanmaktadır. Ciro Vergisi; bu vergide belli
bir aşamadan diğerine geçen mallar satış değerleri
üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Çok yaygın
bir alanda uygulandığı ve her satışta
tekrarlandığı için yayılı muamele vergileri düşük
vergi oranları ile fazla vergi toplamak gücü
taşımaktadır. Ciro vergisinin önemli özelliği
satış değerini vergilerken eskiden ödenmiş
verginin de yeniden vergisini almak suretiyle
"verginin piramitleşmesine" neden olmasıdır. Katma
Değer Vergisi; Üretim - tüketim zincirinin bütün
aşamalarında uygulanan fakat, matrahının her bir
aşamada yaratılan katma değer olması nedeniyle,
ciro vergisinin aksine vergi piramitleşmesine
neden olmayan bir vergidir. Bu vergi ile ilgili
açıklamaya ikinci bölümde ayrıntılı olarak yer
verilecektir.
|