Edebiyat : AnaSayfa

 ÖYKÜLER

"Ben Bir Kadınım"



Cep telefonum bu gece de en yakın arkadaşım oldu yine. Kafamdan çeşitli numaralar çeviriyorum bir kez çaldırıp kapatıyorum ve aradığım numaranın beni aramasını bekliyorum. Biliyorum aptalca ama canım sıkılıyor ve de çok yalnızım belki yalnızlığımı giderecek biriyle tanışırım bakarsın. İşte telefonum çalıyor bir kaç dakika önce çağrı yaptığım numara vakit kaybetmeden telefonumun açma düğmesine basıp telefonumu kulağıma doğru yaklaştırıyorum önce onun konuşmasını ALO demesini bekliyorum.
- Alo
Gelen ses bir bayana ait. Şaşırıyorum. Kapatmak istiyorum telefonu ama kapatmıyorum. Eğlence aramıyormuydum, al sana eğlence. Ben de sese karşılık veriyorum.
Biraz heyecanlı bir halde ''Alo'' diyorum.
Karşıdaki kadın sesi hiç vakit kaybetmeden cevap veriyor bana ''Kimsiniz''
Al başına belayı. Heyecanım iyice artıyor hatta ellerim titremeye başlıyor. Ama geri dönüşü yok artık. Birşeyler söylemeliyim ben de. Tüm cesaretimi toplayarak cevap veriyorum. ''Asıl siz kimsiniz''
Telefonun diğer ucundaki ses ''Hanım efendi çağrı bıraktınız bana bir iki dakika önce. Bir yanlışlık mı oldu acaba''
Nasılda güzel bir diksiyonla konuşuyor. Kültürlü biri olduğu her halinden belli ama ben bir erkekle konuşmayı yeğlerdim telefonda. Bu kadında nereden çıktı şimdi. Aman olan oldu dürüst olmakta fayda var.
''Bakın hanımefendi. Canım çok sıkıldı bu gece. Öylesine rastgele numara çevirerek çağrı bıraktım yedi sekiz numaraya. Diğerleri aramadı ama siz aradınız. Umarım Kusuruma bakmamışınızdır. Tekrar özür dilerim. İyi geceler.''
Karşıdaki düzgün diksiyonlu bayan biraz sert ve aceleci bir ses tonuyla ''Bir saniye bir saniye kapatmayın, madem sohbet etmek istiyorsunuz benim de canım sıkılmıştı buyrun konuşalım.''
Birden şaşırdım ben telefonun diğer tarafındaki bayanın bağırıp çağırıp hatta küfür edip kapatmasını beklerken bu da ne böyle şimdi.
Karşıdaki bayan sesi konuşmasını sürdürüyordu '' Nerdensiniz siz hangi il yada hangi semt.İsminiz nedir. Benim ismim Serap. Kadıköyde oturuyorum. Yalnız yaşıyorum. Eczacıyım.''
Bu ses neden benimle bu kadar ilgiliydi ilk başta çıkaramadım.Ama ilerleyen zamanlarda bunun sebebi ortaya çıkıverecekti tabi ki. Şaşkındım sadece şaşkın...

* * *

Kapı sesi ile yatağımdan irkildiğimde hemen saate baktım.''Aman Tanrım ! saat 10:30 olmuş Serap olmalı bu''.Hemen yataktan kalktım ve kapıya doğru yöneldim.Kapıyı açtığımda Serap kızgın bir yüz ifadeseyle tam karşımda duruyordu.
'' Çok üzgünüm Serap uyuya kalmışım.Girsene içeriye ''
Serap tabi ki biraz kızgın olacak 1 saate yakın bekletmiş olmalıyım onu her sabah koşu yaptığımız parkta. Neyse Serap bana kızamaz bunu da birazdan görecektim zaten. sakin bir ses tonu ile serap
'' Tahmin ettim zaten uyuya kaldığını.Dün biraz fazla kaçırdın içkiyi neyse bir sabah kahvesi yapta affedeyim seni ''
İşte Serap böyleydi bana kızamazdı.Önce sımsıkı sarıldık birbirimize sonra bir sabah öpücüğü verdik dudaktan.

* * *
Evet yanlış duymadınız.O gece benim için çok sıradışıydı.Serapla O gece tanıştık. Biraz farklı bir tanışma olsa da o malum geceden sonra herşey çok güzeldi hayat adına ikimiz içinde. Artık bir erkeğe ihtiyaç duymuyorum.Yıllar önce olsa bir kadına aşık olacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama hayat bu sen yönlendirmiyorsun bazen. Serap'ı seviyorum o da beni bundan eminim.
Ben bir kadınım
ve bir kadınla mutluyum şimdi.


Özcan Eroğlu

Y ü z l e ş m e


Zamanın akıcı büyüsü bizi nereye götüreceğini sapıtır bazen.Öğle şehvetli bir masala dalmışsınızdır ki, bu gidişatın içinde kendinize geldiğinizde dönüp geçmişe bakmaya bir türlü cesaret edemezsiniz.Görmekten koktuğunuz şeyin orda olduğunu bilirsiniz ama tüm korkaklığınızla, kendinize olmayan güveniniz ve kırılan cesaretinizle kendinizi kandırarak kolay bir yol bulursunuz kaçmak için o geçmişte yaptığınız, şimdi tüm zihninizi allak bullak edecek görüntüden.

Bu kaçışın içinde çıkar yol ararsınız.Bulursunuzda !

ASLA GEÇMİŞİNLE YÜZLERŞME !

Nasıl bir yanlıştır bu.Geçmişinle yüzleşmeyerek o tüm hücrelerine acı salgılayacak olan duygudan kurtulamazsınız, sadece ertelersiniz.İleride bu duygu seni yine bulacaktır ve bu duygudaki acı bir kat daha acımış olarak gelecektir üzerine.

GEŞMİŞİNLE YÜZLEŞ !

Ancak o zaman hayatındaki pişmanlıklar daha aza inecektir ve belkide ileride bu canını acıtan bir duygudan öte sana hayatı ve hayatın anlamını öğreten bir unsur olarak bulunacaktır yaşamında.



Özcan Eroğlu

''SADAKATSİZ''


O an zihninde beliren milyonlarca karmaşık duygu ona o kadar yabancı geldiki birden kendisini hiçbir hissin önem taşımadığı bir boşlukta buluverdi.Baş dönmesine benzer birşey o milyonlarca duygunun önüne geçmiş bedeninin derinliklerinde kendine büyükçe bir yer açmıştı.Şakakları sızlıyordu. Ağlamak istiyordu hemde tüm benliğine yerleşmiş olan pişmanlık ve utanç duygusunu ruhundan söküp ateşlere atarcasına ağlamak istiyordu.Ama yapamıyordu.Az önce çırılçıplakken içine girmiş olan şeytan ruhunda birşeylerin yerini oynatmış, tutsak etmişti kendine onu.
Birden terlediğini farketti. Az önce işlediği günahın laneti tüm bedenine ısı salgılıyordu sanki.Bu ısı ona yoğun pişmanlık ve utanç duygusunun sınırlarından çıkartıp bedenine ve bulunduğu nemli ortama odaklaşmasını sağlamıştı.
Kırmızı, yuvarlak, ıslak halının üzerinde ne zamandır durduğunu ilk anda kestiremedi. 1-2 saniye , belki de 1-2 dakikadır oradaydı.
Çıplak ayaklarıyla lavaboya doğru ilerledi. Nefsine yenik düştükten sonra keskin bir vacdan azabının tüm yaşam hücrelerine bu denli saldıracağını bilemezdi. Beyaz florasandan çıkan ' zın ' sesi vardı sadece kırmızı duvarlı banyonun içinde.Başını kaldırdı karşısında lavabonun aynasını gördü ama aynada yüzünü göremedi...
Musluğu açtı. Musluk açılırken içini acıtan bir gıcırdama sesi yükseldi. Bu ses, beyaz florasandan gelen 'zın' sesini bile bastırmıştı. Ellerini suya doğru uzattı. Su avuçlarına yavaş yavaş dolarken musluktan gelen o gıcırtı sesi sanki bir kat daha yükselmişti. İliklerine kadar işleyen bu ses birden zihninde tiz çığlıklara dönüştü.Bu çığlıklar ona hiç yabancı değildi. Kendi çığlıklarıydı, şeytanca atılmış zevk çığlıkları.Az önce işlenmiş büyük günahtan kalan tek utanç belirtisiydi.
Avucuna doldurduğu suyu aynada görüpte irkileceğini düşündüğü ama hiç birşey göremediği, belkide görmek istemediği yüzüne çarptı.Kendine gelmek ve ruhunu sıkıştıran o karanlık pişmanlık duygusundan kurtulmak istiyordu.
Avuçlarını birkez daha musluğun altına uzattı. Musluğun gıcırtısı artık çok uzaklardan duyulan ve bedenine çok az acı veren bir çığlık gibi geliyordu. Beyaz florasanın seside kaybolmuştu kırmızı duvarlı banyoda. Tekrar suyu yüzüne çarptı.Sonra tekrar,sonra takrar... Büyük bir acıdan uyanırmışcasına hızlı kafasını kaldırdı. Karşısında lavabonun aynasını gördü.Bu sefer yüzü tam karşısındaydı.Başka bir boyuttan aniden oraya düşmüş gibiydi şaşkın yüzü.Ne kadarda yabancıydı. Masum gözükmeye çalışan şeytani bir ifadeye sahipti bu yüz.
Günah mahalinden sokağa atmıştı kendini. Eve gitmek ve bir an önce uyumak istiyordu. Şaşkındı. Bu kadar utanç ve pişmanlık duyacağını tahmin edememişti. Defalarca aldatmıştı kocasını ama hiçbirinde yaşamamıştı bu hisleri. Fısıldarmış gibi kendi kendine 'neden'dedi. 'Neden yaptım'
Cevabını bildiği halde bu soruyu herseferinde sormuştu kendine.
''Hayvansal iç güdülerini bastırmasını bilmeyen , günah işlemeye açık, hazzın gelgitlerine her an aç, içindeki her duyguyu şevke yoran ve bu şevkin sadece kirli yüzünü kullanan, zavallı, nankör bir kadınım ben'' diye düşündü.Tek ve gerçek cevabıydı bu 'neden' sorusunun.
Baş rollerini sex düşkünü yakışıklı bir erkeğin, kocasının kendisini çok sevdiğini bilen, nankör, sadakatsiz bir kadının ve aldatılan masum bir kocanın paylaştığı drama tarzı filmin sonuna yaklaşılmıştı. Oturduğu apartmanın önüne geldiğinde, az önce aldattığı kocasının arabasını gördü. Masum koca eve gelmişti. Vücudunun titrediğini farketti. Apartmanın merdivenlerinden çıkarken attığı her adım heyacanına heyecan katıyordu. Kafasında belli belirsiz flaşlar patlamaya başlamıştı.Aynı anda o kadar çok duygu saldırmıştıki üzerine bunlardan sadece pişmanlık, utanç ve vicdan azabını ayırt edebiliyordu diğerlerinden.
Nihayet oturduğu dairenin kapısının hemen önündeydi.Bir kaç saniye sonra başına çok büyük bir felaket gelecekmiş hissine kapıldı birden.Elini çantasının içine attı kapının anahtarını arıyordu ama bulamıyordu, derken eline metal bir cismin deydiğini farketti.Anahtarları tuttu ve çantasından çıkardı. O kadar heyecanlıydı ki birden gözleri karardı ve anahtarları yere düşürdü.Tam eğilip alacaktı ki, kapı açıldı...
Kocası kapının önünde dikiliyordu ve ona bakıyordu her zamanki sevecenliği ve gülümsemesiyle. Az önce aldattığı kocasının gözlerinin içine bakamıyordu, uzun bir süre bakamayacağını da biliyordu utancından ama kocasının kendi gözleri içine baktığını çok iyi biliyordu. Zavallı adam hiçbirşeyden habersiz tüm iyi niyetiyle...

- Hoş geldi hayatım.
- . . .
- Biraz yorgun gözüküyorsun, içeri gelsene.
- . . .
- Sen salona geç ben sana güzel bir kahve yapayım.
- . . .


Özcan Eroğlu

Copyright © 2008 Temha.neT