|
Atasözleri
Ömer Asım Aksoy,atasözlerinin tarifini şöyle yapmıştır:
”Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural,
bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış
biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.”
Türk kimliğine ait ilk atasözü kitabı, Fatih'teki Millet
Kütüphanesi'nde bulunan “Teshil” adlı tıp kitabın sonuna eklenmiş el
yazısı ile kaydedilen bir risalede yer almaktadır.Toplam 698 adet
olup; yazılış tarihi itibariyle hicri 885,miladi 1420 yıllarına denk
düşmektedir.
Atasözlerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:
1. Halkın düşüncesini anlatır.
2. Ulusaldırlar.
3. Kişinin ruhuna hitap ederler.
4. Kesin tavırlıdırlar.
5. İnandırıcıdırlar.
6. Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden
ve bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.
7. Yalın sözlerdir,anlatımları açıktır.
8. Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.
9. Ahlak aşılarlar,ahlaklı olmayı öğretirler.
10. Bir veya iki cümleden meydana gelirler.
11. Bir çoğunda mecaz vardır.
12. Atasözlerinde söz sanatları vardır.
13. Kelimelerin yerleri değiştirilemez.Değiştirildiği zaman değişik
anlamlar ortaya çıkabilir.
14. Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul
edilir.
Aşağıdaki atasözleri alfabetik olarak sıralanmışlardır.
Aba vakti aba,yaba vakti yaba: Her şey zamanında yapılırsa kişi
kazançlı olur.
Abanın kadri yağmurda bilinir: Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir
çok şeyin,kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.
Abdal abdalın ne umduğunu,ne bulduğunu ister: Sosyal seviyesi eşit
insanlar birbirlerini çekemezler.
Acemi katır kapı önünde yük indirir: Elinden yeterince iş gelmeyen
kimseler,kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde
yapamazlar.Veya yarım bırakıp kaçarlar.
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur,kah mıhına: Söylediği sözlerle
yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur.Bunu da genellikle
bilmeyerek yapar.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp
bunlardan başarı ile çıkmış olanlar,bundan sonra karşılaşacakları
zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.
Akıl kişiye sermayedir :Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını
kullanması ile orantılıdır.
At yedi günde,it yediği günde :Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve
asil kişiler,kişiliklerini hemen ortaya koymazlar
Ayranım ekşidir diyen olmaz :Her kişi neyi ele almışsa onun iyi
olduğunu savunur.
Baba ekmeği zindan
ekmeği,koca ekmeği meydan ekmeği: Kadınlar için baba evinde
kalmak,belli bir zamana kadar normaldir.Evlendiği zaman ise kendi
kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.
Baba koruk yer,oğlunun dişi kamaşır: Aile reisi olan babanın
önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.
Babadan mal kalır,kemal kalmaz: Babası ölen kişiye maddi varlıklar
kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz
Babaya dayanma,karıya güvenme: Kişi,maddi konularda babasına değil
kendine güvenmelidir.Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu
için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılışı itibariyle iyi olan
kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.
Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler
her zaman gerçekleşmez.
Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine
yapılan iyiliğe,kötülükle karşılık verebilirler.
Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni
söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler
Büyük lokma ye büyük söz söyleme :Hayatta hiçbir zaman başkalarının
durumu küçümsenmemelidir.
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer: Bilgisiz kişiler etraflarına
faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar
beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir: Alim her şeyi bilen
kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır.Kendisi ile dost
olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada
anlaşmak mümkündür.Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla
anlaşmak güçtür,hatta mümkün değildir.
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur :Bir toplulukta çok
kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler,kendi
bildiklerini uygularlar.
Can boğazdan gelir: İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam
sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.
Can cümleden azizdir: İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman
başkalarının çıkarlarından üstün görürler.Aksi şekilde
davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman
fedakarlık yapmaktan vazgeçerler.
Can çıkmayınca huy çıkmaz: Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da
gelişir.Ama değiştirmek çok zordur.Kişi ölünceye kadar devam eder.
Canı acıyan eşek,atı geçer: Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,canı
yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.
Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır: Güzel ve varlıklı bir
yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan
varlıkları çok yakınında bulundurmalıdır.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez :Hayatında dert ve sıkıntı
çekmemiş olan kişiler,mutluluğun kıymetini anlayamazlar.
Cins kedi ölüsünü göstermez :Soylu kimseler çok zor durumda da
olsalar,durumlarını belli etmezler
Cömert ile nekesin harcı birdir :Parayı kullanma biçimi,onun
niteliğini değiştirmez.
Çabuk parlayan çabuk söner :Layık olmadıkları makamlara getirilen
kişilerin,bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.
Çağrılan yere erinme,çağrılmayan yere görünme: İnsanlar davet
edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler.Çünkü davet eden kişi
tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük
ve arsızlık olur.
Çalıda gül bitmez,cahile söz yetmez: Güzelliklerin simgesi olan
gülün çalıda yaşaması düşünülemez.Aynı şekilde,cahil kişiye de sözün
doğrusunu anlatmak mümkün değildir.Cahil olduğu için kendi
bildiklerinin dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün
değildir.
Çalışmak ibadetin yarısıdır: İbadet kişiyi kötülüklerden
sıyırır,iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi
kötü duygulardan arındırır.Bunun içindir ki çalışmak,ibadet kadar
büyük değer taşır.
Çalma elin kapısını,çalarlar kapını: Kişi hayatında bilerek ve
isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır.Böyle bir durumun
gerçekleşmesi halinde,günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması
muhtemeldir.
Çiftçiye yağmur,yolcuya kurak,cümlenin muradını verecek hak: Her kul
Tanrı'sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur.Bu
istekler birbirine zıt da olabilir.Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir
düzen ,uygun gördüğü biçimde yerine getirir.
Çirkefe taş atma,üzerine sıçrar :Çevrelerinde kötü,edepsiz tanınan
kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.
Çocuktan al haberi :Art niyet taşımayan çocuklar,başkalarının
yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.
Çürük tahta çivi tutmaz :Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline
getirmek mümkün değildir.
Dağ başından duman eksik olmaz: Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal
seviyeye sahip insanların,bu konumlarından kaynaklanan bir takım
üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu durum,zenginlik ve yüksek makam
devam ettiği sürece hiç eksilmez.
Dağ dağ üstünde olur,ev ev üstünde olmaz: En olmayacak şeyler bile
bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması
düşünülemez.
Damlaya damlaya göl olur :Küçük çabalar,büyük problemlerin çözümüne
yardımcı olabilirler. |