|
Biyoloji, dünyamızla ilgili temel doğal bilimlerden biridir. İncelediği
konular arasında; canlıların özellikleri, hareketliliği, meydana gelmesi
ve gelişmesi ile canlılardaki gelişmenin kontrol altına alınması, canlı
türlerinin ıslahı ve insanlığın mutluluğunu sağlayacak yönde gelişip,
kullanılması sayılabilir. Günümüzde Biyoloji ile insan yaşamı, sağlığı,
ekonomik ve sosyal gelişimi arasında çok yoğun ilişkiler mevcuttur. Fakat
bir ders olarak biyoloji öğrencilere neler verebiliyor? Yani biyoloji
eğitiminde gerçekten etkili bir eğitim sağlanabiliyor mu? Bu soruya en
güzel cevabı yapılan çalışmalarla verebiliriz. 2002 den başlayarak 2006 yı
da kapsayan yıllarda yurt dışında biyoloji eğitimi ile ilgili yapılan
araştırmalar incelenmiş ve bunlardan dikkat çekici olanlar seçilerek, bu
sitede yer verilmiştir. Çeşitli yabancı dergilerden yararlanılarak
yaklaşık olarak 500 makale değerlendirilmiş , öğrencilerin ve
öğretmenlerin gözüyle, çeşitli biyoloji konularının nasıl anlaşıldığından,
kullanılan kaynakların yeterliliğinden, biyoloji eğitiminde karşılaşılan
öğrenme güçlüklerinden, yeni yöntemlerin verimliliğinden ve
kullanılışlığından, evrim konusunun öğretilmesinden, görsel öğrenmenin
öneminden, genetik, bitkilerde taşıma sistemi, difüzyon-osmoz, laktik asit
fermantasyonu gibi konuların kavranmasının kolaylaştırılmasından,
öğrencilerin canlılık üzerine, ekoloji ve hayvanların sınıflandırılması
üzerine görüşlerinden bahseden araştırmalar incelenmiş, aralarından
seçilen üç araştırmaya değinilmiş, çalışmaların içeriklerine ve
sonuçlarına yer verilmiştir.
Moleküler biyoloji ve
genetik TÜBİTAK'ın geliştirme önceliği olan alanlar listesinde ikinci
sırada yer alıyor. Moleküler biyoloji ve genetik ayrıca son 10 yıldır
ÖSS'de derece yapan öğrenciler arasında en fazla tercih edilen bölüm
olarak göze çarpıyor. Uzmanlara göre Türkiye 2010 yılına kadar bu alanda
20 bin araştırmacı istihdam etmeli. Bu büyük açık, mezunların istihdamı
açısından gelecek vaat ediyor çünkü moleküler biyoloji ve genetik
mezunlarının yüzde 55'i akademik kariyer yaparak araştırmacı olmayı tercih
ediyor. Öte yandan mezunlar Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve ABD dışında
Uzakdoğu ülkelerinde de çalışma imkanlarına sahip.
Moleküler biyoloji ve genetik alanının Türkiye gündeminde yer alması çok
eskilere dayanmıyor. Oysa ABD, AB, Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi
Uzakdoğu ülkelerinde yıllar önce bu bölümün geleceğin mesleği olacağı
anlaşılmıştı.
Ülkemizdeki mevcut
moleküler biyolog sayısının birkaç yüzü geçmediği hatırlanırsa, bu
alandaki ihtiyacın boyutları daha kolay anlaşılabilir. Bölüm mezunlarının,
uygun master veya doktora eğitimlerini aldıktan sonra araştırmacı ve
akademisyen olarak istihdam edilme şansları yüksek. Diğer yandan,
ülkemizde bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak, moleküler
biyolog ihtiyacının zamanla daha da artması kaçınılmaz görünüyor. |