Cinsel
ilişki sırasında bazı hastalık etkenlerinin eşlerden
birinden diğerine geçmesi mümkündür. Bunlar arasında belsoğukluğu,
frengi, genital herpes (cinsel uçuk), klamidya, AIDS ve bazı
hepatit (bulaşıcı sarılık) türleri gibi hastalıklar yer
almaktadır. Her hastalıkta tedavi yöntemleri farklı olmakla
beraber, korunmada ortak yol cinsel eş seçiminde titiz olmak
ve cinsel birleşme sırasında
kondom
(prezervatif = kaput) kullanmak önemlidir.
Başlıca
hastalıklar;
-
Belsoğukluğu
-
Klamidya
-
Frengi
-
Cinsel Uçuk
-
Cinsel Siğiller
-
Hepatit
-
Aids
BEL SOĞUKLUĞU
İdrar
yolundan koyu, cerahatli bir akıntının gelmesi, idrar
yaparken yanma ve sık idrara çıkma gibi şikayetlerle kendini
gösteren belsoğukluğu erkeklerde, ilişkiden 2-14 gün kadar
sonra kendini göstermeye başlar. Önce idrar yolunda sızlama
ardından ağrılı idrar yapma gibi şikayetler ortaya çıkar.
İlk olarak süt kıvamında olan akıntı giderek koyu cerahat
görüntüsü alır.
Kadınlarda
belirtilerin ortaya çıkması 1-3 hafta kadar zaman alabilir.
İdrar şikayetleri olabileceği gibi vajinal akıntı ile de
kendini gösterebilir.
Anal (makat
yoluyla) ilişki ile bulaşması halinde anüs bölgesinde ve dışkılama
sırasında rahatsızlık hissi duyulur.
Oral (ağız
yoluyla) seks de bulaşma yolu olabilir. Böyle hallerde boğazda
ve bademciklerde kızarma, iltihaplanma, yutkunurken ağrı gibi
şikayetler görülebilir.
Mikrobun göze
bulaşması halinde cerahatli konjonktivit (göz zarı iltihabı)
görülebilir.
Neisseria
gonorrhea adı verilen bir bakteri ile bulaşan belsoğukluğunun
tedavisinde antibiyotikler kullanılır. Hastanın ve hastalığın
durumuna uygun olarak doktorun belirleyeceği antibiyotikleri
yine doktorun belirleyeceği doz ve sürede kullanarak hastalıktan
kurtulmak mümkün olabilmektedir. Tedavi geciktirildiği
taktirde prostat ve eklemler gibi diğer organlarda kronik
iltihaplar yaratabileceği için tedaviye mümkün olduğunca
erken başlamak yararlıdır.
Sayfa Başı
KLAMİDYA
Klamidya
bakterisi gerek kadında ve gerekse erkekte ürogenital sistem
(idrar yolu ve üreme sistemi) iltihabına neden olabilir.
Vajinal ya da anal ilişki ile bulaşabilir. Belirtiler belsoğukluğundakilere
benzemekle birlikte daha hafiftir.
Mikroplu
salgı bulaşmış ellerin gözlere sürülmesiyle hastalık gözlere
de bulaşabilir. Hastalık mikrobu taşıyan annelerin vajinal
salgılarının doğum sırasında bebeklerin gözlerine bulaşması,
körlüğe kadar götürebilen ciddi iltihaplanmalara yol açar.
Özellikle sosyo-ekonomik gelişmesini tamamlamamış ülkelerde
en önemli körlük nedeni klamidya enfeksiyonlarıdır.
Hastalığın
teşhisi için kadınlarda idrar yolu ya da vajinal akıntının
tahlili erkeklerde ise idrar yolu akıntılarının ya da
meninin tahlili gerekir.
Tedavi
antibiyotiklerle yapılır, doktorların belirleyeceği cins ve
dozdaki antibiyotiği eşlerin birlikte kullanmaları
gerekmektedir.
Sayfa Başı
FRENGİ
Treponema Treponema
pallidum adı adı verilen bir cins bakterinin neden olduğu bir
hastalıktır. Bir zamanlar çok yaygın olan ve çok sayıda
sakatlığa yol açan bir hastalıkken tüm dünyada sistemli
olarak uygulanan tedavilerle sayısı önemli ölçüde azaltılmışken,
son yıllarda yeniden artma eğilimine girmiştir. Hastalığın
mikrobu ciltteki ya da mukozadaki (iç zarlar) çatlak ve sıyrıklardan
vücuda girer. Ayrıca mikroplu kanın nakledilmesiyle ve hasta
anneden gebelik sırasında bebeğe de bulaşabilir. Hastalık
mikrobu alındıktan 10 ila 40 gün içinde, mikrobun giriş
yerinde ağrısız yaralar görülür. Bu yarayla bağlantılı
lenf düğümlerinde de büyüme görülür.
Bu yara bir
süre sonra kendiliğinden kaybolur. Bu süre içinde hastalık
ilerlemektedir. İlk belirtilerin görüldüğü birinci
devrenin kaybolmasından 1 hafta ile 6 aylık bir zaman sonra, vücutta
kırmızı lekeler halinde döküntü belirir. Bazen ağızda,
boğazda, genital bölgede veya anüste yara belirir. Bu safhada
grip veya benzeri hastalıklarda da görüldüğü gibi baş, vücut
ağrısı ve kırgınlık belirtileri görülür. İkinci devre
denilen bu dönem, hastalığın en bulaşıcı olduğu dönemdir.
Gerek kan ve gerekse deri ve içzarlardaki yaralar çok miktarda
mikrop taşırlar.
Birinci ve
ikinci devrede hastalığın teşhisi kan tahlili yoluyla yapılabilir.
Ayrıca yaralardaki sızıntının incelenmesiyle de hastalık
etkeni olan mikrobu görmek mümkündür. Bu devrelerde hastalık
öncelikle penisilin olmak üzere antibiyotiklerle tedavi
edilir.
Tedavi
edilmediği taktirde hastalık gizli bir döneme girer, ancak
ilerlemesini de sürdürür. Bu gizli dönemde de bulaştırıcılık
devam eder.
Uzunca bir
süre sonra hastalık üçüncü devre ile ortaya çıkar. Bu dönemde
enfeksiyon bütün vücudu sarmıştır. Aralarında kemiklerin,
kalbin ve beynin de yer aldığı bütün organlar hastalıktan
zarar görür. Hastalık kalıcı sakatlıklar bırakabildiği
gibi tedavi edilmezse öldürücü de olabilmektedir.
SayfaBaşı
CİNSEL
UÇUK
Cinsel uçuk
ya da genital herpes adıyla adlandırılan bu hastalık herpes
simplex virüsüne bağlı olarak gelişir. Mikrobun giriş
yerinde önceleri kaşıntı, sonra yanma hissi, sonra ağrı ve
ardından bu bölgede su toplamaları tarzında yaralar görülür.
Daha sonra bu kısımlarda ülser görünümünde yaralar yer alır.
Ülser oluştuktan sonra bu yaralar kabuk bağlar ve 3-4 gün
sonra iyileşmeye başlar.
Bu sırada
yaranın çıktığı yerle bağlantılı olan lenf düğümünde
ağrılı büyüme görülür. Özellikle yara alanının geniş
olduğu durumlarda grip gibi belirtiler görülebilir.
Hastalık vücut
direncinin düştüğü anlarda ataklar yapar. Ataklar sırasında
asiklovir içeren ilaçların kullanılması hastalığın iyileşmesini
hızlandırır.
SayfaBaşı
CİNSEL
SİĞİLLER
Vücudun diğer
kısımlarında oluşan siğillere benzeyen bu siğiller cinsel
organların çeşitli kısımlarında yer alır. Papilloma virüs
adı verilen bir virüs nedeniyle ve cinsel ilişkiyle bulaşır.
Tehlikeli olmamakla birlikte rahim ağzında oluştuğunda,
kanser oluşumunu riskini arttırıcı etki gösterebilir.
Tedavisi
bulunduğu yere göre farklılıklar gösterir. Bazen üzerine
ilaç sürülmesi, bazen dokuların dondurulması bazen de lazer
yardımıyla hasta dokuların çıkarılması şeklinde
tedaviler uygulanmaktadır.
SayfaBaşı
HEPATİT
Bulaşıcı
sarılık ya da infeksiyöz hepatit olarak da bilinen bu hastalıkta,
hastalık etken olan virüs vücuda girdikten bir süre sonra
karaciğerde iltihaplanmaya yol açar. Bu sırada yorgunluk,
halsizlik, iştahsızlık, baş ve yaygın vücut ağrısı,
bulantı, kusma gibi şikayetler görülür. Hastalık belirli
bir aşamaya geldiğinde karaciğerin safra işleme yeteneği
bozulduğu için, safra vücutta birikerek ciltte ve göz aklarında
sararma görülebilir.
Hastalık
bazen farkına varılamayacak kadar hafif belirtilerle
seyredebilirken bazen ölüme neden olabilecek kadar tehlikeli
boyuta ulaşabilir. Hastalık belirtilerinin kaybolması karaciğerin
iyileştiği anlamına gelmez. Bu iyileşme süreci birkaç ay
olabileceği gibi hastalığın hiç iyileşmeyip kronik bir hal
alması hali de görülebilir. Kronik hepatitler ise siroza ya
da karaciğer kanserine varan tablolara dönüşebilir.
İnfeksiyöz
hepatitler, hastalığa yol açan virüsün cinsine bağlı
olarak farklı türlerde kendini gösterebilir. Bu türler A, B,
C, D, E gibi harflerle ayrılırlar.
Hepatitin sık
görülen tiplerinden A, daha çok sindirim kanalından,
mikroplu yiyecek ve içeceklerle bulaşırken, B ve C tipleri
kan ve vücut salgıları yoluyla bulaşır. Bu nedenle B ve C
tipi hepatitler cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer
almaktadır.
SayfaBaşı
AIDS
Edinilmiş
bağışıklık eksikliği sendromu kelimelerinin İngilizce karşılıklarının
ilk harflerinden oluşturulmuş bir isimdir. HIV olarak adlandırılan
virüslerle oluşan bir hastalık tablosudur. Virüsler insanda
bağışıklığı sağlayan T hücrelerinin içine girerek
onların ölümüne neden olur. Bağışıklık azaldığı için
de fırsatçı başka infeksiyonların oluşması engellenemez.
Bu
nedenlerle hastalarda yorgunluk, lenf düğümlerinde şişlik ,
uzun süren ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, deride leke şeklinde
döküntüler, nefes darlığı, sürekli ishal, ağızda mantar
hastalığı ve sıklıkla ortaya çıkan zatürre gibi fırsatçı
infeksiyonlar gibi değişik belirtiler görülür.
Hastalık
etkeni virüsler kan ve meni ve vajina salgısı gibi vücut sıvılarında
bulunur. Kan veya kandan üretilmiş ürünlerin nakli ile bulaşabildiği
gibi, virüs taşıyan salgıların deri ve iç zarlardaki çatlak
sıyrık gibi kısımlara temasıyla bulaşabilir.
Hastalık
etkeni virüs vücut dışında uzun süre yaşayamadığı için
günlük yaşam içinde hastalık bulaşma riski bulunmamaktadır
Hastalığın
tedavisinde sürekli olarak yeni ilaçlar geliştirilmekle
birlikte beraber henüz kesin tedavi bulunamamıştır. Hastalıktan
korunmada etkili aşı geliştirilme yolunda sürekli adımlar
atılmakta ve sonuçlanma aşamasına gelinmektedir.
SayfaBaşı