Böbrek yetmezliği; böbreğin görevlerini yapamaması
ve fonksiyonlarını yitirmesi demektir. Böbrek fonksiyonlarını
yitirince artık maddeler ve fazla su vücutta kalır. Bunlar toksik
tesir gösterir (HABERAL, 1997).
Normal bir insanda her iki böbrekten toplam olarak
ortalama 1 dakikada 120 ml kan süzülür.glomerülden süzülen bu
süzüntüye ultrafiltrat denir. Bu ultrafiltratın büyük bir kısmı
böbrek tubuluslarından geri emilir. Ultrafiltrat içinde
eletrolitler, metabolik artıklar bulunur. Diğer bir deyişle
ultrafiltrat glomeruldaki filtrasyon mebranını geçen (kapiller
çeper-bazal membran ve bowman kapsülü) kan demektir. GFR (Glomeruler
filtrasyon hızı) 1 dakikada 50 ml olursa böbrek hastalığı olduğu
halde, böbrek yetmezliği olmaz. Kanda üre yükselmez. 1 dakikada
GFR(Glomeruler filtrasyon hızı) 20-30 ml'nin altına düşerse böbrek
yetmezliği tablosu görülür. GFR(Glomeruler fiiltrasyon hızı) 1
dakikada 10 ml'nin altında ise son dönem böbrek hastalığından söz
edilir.
Böbrek yetmezliği ikiye ayrılır.
-
Akut böbrek yetmezliği
-
Kronik böbrek yetmezliği
Akut Böbrek Yetmezliği
Böbrek fonksiyonlarının ani kaybıdır.
Erişkin bir insanda günlük idrar miktarının aniden 400 ml'nin altına
düşmesi ve kan üre düzeyinin devamlı olarak yükselmesidir.
Metabolitlerin vücuttan atılabilmesi için günlük idrar miktarının en
az 400 ml olması gerekir.
Akut Böbrek Yetmezliğinin Etyolojisi
1. Prenenal Nedenler:
Böbreğin kanlanması engellenmiştir. Böbreklere
yeterince kan gelmeyince GFR(Glomeruler filtrasyon hızı) düşer.
GFR(Glomeruler filtrasyon hızı)'nı düşüren nedenler arasında;
- Hipovolemiye neden olan kusma
- Kanama
- Fazla diüretik kullanımı
- Geniş yanıklar
- Tuz kaybına neden olan renal boşluklar
- Gukozüri
- Vazodilatasyona neden olan ilaçlar
- Peritonit, akut pankreatit
- Kardiovasküler yetersizlik (ağır kalp
yetmezliğini takip eden)
- Hipotansiyon, Gram (-) sepsisler
(Doğumlar, düşükler)
- Kanın pompalama gücünün yetersiz
olması nedeniyle volüm artışı
- Ciddi nefrotik sendrom gibi durumlar
sıvının yer değiştirmesine neden olur ve GFR(Glomeruler filtrasyon
hızı) azalır.
2. Renal nedenler: Nefrotoksik
maddeler (cıva, aresenik, kurşun) böbrek hastalıkları nedeniyle
böbrek dokusunun harabiyetidir. Sorun; akut tübüler nekroz ya da
aşağı nefron nekrozudur.
- Glomerulonefrit
- Travma
- Arteroskleroz
- Küçük ve büyük damarların
iltihaplanması
- Skleroderma
- Tümör ve böbrek damarlarının uzun
süren spazmı
- Nefrotoksinler, ağır metaller (cıva,
kadmiyum), CCl4, etilen glikol, propilenglikol,
antibiyotikler, anestezikler, radyografiye bağlı (anjiyografi, I-V
ürografi)
- Pigmentler obstruksiyonu sonucu;
hemoliz, ağır travmalar, crush sendromu, rabdomyolizis
- Cerrahi girişimler ve jinekolojik
obstetrik hastalıklarla ilgili olarak: Büyük ameliyatlardan
özellikle yaşlılarda büyük karın ameliyatlarından sonra klinik
olarak şok görülmese de aort cerrahisi, kalp kapak ameliyatları,
plecenta previa ve septik abortustan sonra
- Ağır ve geri dönmeyen prenenal
faktörlerden herhangi birinin renal parankimal bozukluğun
gelişmesine neden olması
- İnterstiyal nefritler; ilaçlar,
infeksiyon, hiperkalsemi, myelom
- Renal vasküler hastalıklar: Malıgn
hiperetansiyon, renal arter trombozu ve emboli, renal ven trombozu
3. Post renal nedenler:
- Üretral
obstrüksiyon. Prostat hipertrofisi,, üretra ağzını tıkayan mesane
tümörü, mesane boynu darlığı
- Üretral obstrüksiyon: Bilateral
böbrek ve üreter taşları, ameliyat sırasında üreterlerin kesilme
yada bağlanması retroperitoneal fibrozis
- Tubuluslardan meatusa kadar olan
sistemin herhangi bir yerinin tıkanması: Tümörün yayılması, pıhtı,
taş, üreterlerin yanlışlıkla bağlanması
Akut böbrek yetmezliğinin belirti ve
bulguları
ABY (Akut
Böbrek Yetmezliği) seyrinde iki evre görülür:
1. Oligüri evresi: Çeşitli nedenlerle
nefronlar harap olduğundan idrar miktarı 400 ml'den az olup bu
miktar 100 ml'ye kadar azalabildiği gibi bazen hiç idrar
yapamayabilir (Anüri). Bu evrede idrar miktarının birden azalmasına
bağlı olarak üreyle beraber pek çok madde kandan süzülemedikleri
için birikirler. Kanda Potasyum, sülfat, kreatin, fosfor,NPN (non
protenize azot, BUN) artar. Klor, kalsiyum, karbondioksit azalır.
Hastalarda proteinüri, hematüri, halsizlik, bulantı, kusma,
hipertansiyon oluşur. Bu evre 1-2 günden birkaç haftaya kadar
sürebilir.
2. Diürez evresi: Bu evrede
nefronlardaki bozukluklar düzelmiş ve hasta bol miktarda idrar
çıkarmaya başlamıştır. Hasta günde 1-2 litre bazen 3-4 litre idrar
çıkarır. İdrar miktarı arttıkça kanda biriken potasyum, fosfor,
kreatinin, sülfat, NPN (Non proteinize azot , BUN ) gibi maddeler
dışarı atılır ve kan biyokimyası normale döner.
Tedavi:
Tedavide amaç; ABY'ne neden olan faktörü
ortadan kaldırmaktır. Sıvı elektrolit kaybı süratle düzeltilmelidir.
Diürezle birlikte ağırlık takibi yapılmalıdır. ABY olan bir hasta
günde 0,2-0,3 kg kaybedebilir. Bundan fazlası volüm eksikliği ya da
hiperkatabolizma göstergesidir. Daha az kilo kaybı ise su ve tuz
fazlalığın belirtmesidir. Hastada extrarenal kayıplar (kusma,
fistül, dıare) yoksa 24 saatte toplam günlük diürezden 400 ml fazla
sıvı verebilir. Potasyum fazlalığı 6 mEq/lt'nin altındaysa hasta K+'lu
yiyeceklerden sakınarak yakın takibe alınır. 6,5 mEq / lt'den
fazlaysa iyon değiştirici reçineler önerilir. Kayaxalate 20-50 gr
yada sorbital 100 ml sıvı ile ağız yolu ile verilebilir. Amaç
konstipasyondan korunmaktır. %10'luk Ca glukonat veya % 20 glukoz
kristalize 20-30 ünite insülin ile birlikte verilerek K+
hücre içine sokulabilir.
Oligüri evresinde idrar akışı olmadığı
için çıkardığı sıvıdan fazlası verilmemelidir. Aksi takdirde volum
fazlalığı ile birlikte akciğer ödemi gelişir. Hastaya verilecek sıvı
miktarının hesaplanması 1 gün önce çıkardığı idrar miktarı +
fizyolojik kayıp şeklinde hesaplanarak verilecek sıvı miktarı
(zorunlu 400-500 ml) bulunur.
ABY'li hastaya K+, tuz, Na+,
kısıtlı diyet uygulanır. Protein; NPN (Non proteinize azot , BUN )
miktarını artırarak üremiye neden olur. Na+; suyu tutarak
ödem ve kalp yetmezliği neden olur. K+'yı artıran muz,
portakal, patatesten kaçınılır. K+ artışı ventrikuler
fibrasyon oluşturur.
Diurez evresinde hasat bol idrar
çıkardığından sıvı kısıtlanmaz, aksine bol sıvı verilir.
Biyolojik değeri fazla olan et, süt gibi besinlerden 25-30 hatta 60
gr verilir.
ABY'de diyaliz endikasyonu; aşırı sıvı yüklenen ve akciğer ödemi
gelişen hastalarda, serum K+'u normale indirilemiyor ve
üre, kreatinin, nefrotoksik maddelerin uzaklaştırılması gerektiğinde
uygulanır.
Kronik Böbrek
Yetmezliği
Kronik böbrek yetmezliği; uzun süren, ilerleyici, böbrek
fonksiyonlarının irreversible olarak bozulmasıyla üremi
tablosunun ortaya çıktığı böbrek hastalığıdır.
Üremi: Kanda ürenin normal değerinin üzerinde olması nedeniyle
ortaya çıkan semptomlar grubudur. Sinsi başlar ve yıllarca
sürerek nefron harabiyetine neden olur.
Kronik böbrek yetmezliği nedenleri:
1.
Primer glorumeruler hastalıklar: Çeşitli
glomerulonefritler (primer)
2.
Kronik interstisyel nefrit (pyeloretrit, idiyopatik
interstisyel nefrit)
3.
Renal vasküler hastalıklar: Doğumsal yada edinsel
bilateral iskemik böbrek hastalığı, hipertansiyona bağlı
arterioler skleroz, malign hipertansiyon ile ilgili malign
nefroskleroz, fabry hastalığı, sicklecell hastalığı
4.
Böbreği ilgilendiren sistemik hastalıklar: SLE, PAN,
skleroderma
5.
Böbreği ilgilendiren metabolik hastalıklar:DM,
amiloidoz, hiperkalsemi (hiperparatroidi, sarkoidoz, D
vitaminozu, süt-alkali sendromu) hiperoksalüri.
6.
Her iki böbreğin doğumsal anomalileri: Polikistik
böbrek, hipoplastik böbrek, böbreklerin multipl kistik
hastalığı
7.
Nefrotoksinler: Fenasetin, aspirinin aşırı kronik
kullanımı, altın, kurşun, kadmiyum gibi ağır
metaller
8.
Tubular hastalıklar: Aminoasidüri, renal tubuler
asidoz, kronik K+ eksikliği, myelom ve
hiperglobulinemi yaparak tubulusları tıkayan
hastalıklar
9.
Kronik obstruktif üropati: Renal pelvis ve üreterlerin
tümör, striktür ile tıkanması veya retroperitoneal fibroz,
pelviüreter veya üreterovezikal obstruksiyon, prostat
hipertrofisi, mesane boynu veya üretra darlığı
Kronik böbrek yetmezliği belirti ve
bulguları:
1.
Oluşan asidoz nedeniyle kusmual solunum
vardır.
2.
Metabolik asidozun MSS'ne etkisi nedeniyle
irritabilite, kompulsiyon, konvülsiyon psişik değişiklikler
görülür.
3.
Yüksek tansiyon
4.
Anemi nedeniyle halsizlik
5.
Kansızlık (üre kemik iliğini baskıladığı için kanın
şekilli elemanları bozuktur yada yetersizdir). Böbrek
prankiminde eritropoetin salımı azalır.
6.
Ciltte üre kristalleri birikmesi nedeniyle
kaşıntı vardır. Yüksek ürenin nervus frenicusu uyarması
nedeniyle sık sık inatçı öksürük, hıçkırık nöbetleri
oluşur.
7.
Baş ağrısı, kiloda artış, ağızda kötü koku, sinirlilik,
soluk renk, ödem, kemik ağrıları ve kramplar
8.
İdrar olmaması yada çok az olması
9.
Baş dönmesi, göz kararması
Tedavi:
Böbrek yetmezliğinde özellikle erken dönemde,
hipertansiyon ve ödemle birlikte tuz retansiyonu belirtileri
gösteren hastalarda tuz kısıtlanır. Çok miktarda suyun aniden
verilmesi geçici volum artışı ile Na ekskresyonu artışına
neden olur. Orta derecede renal yetersizliği olan
hastalar günde 1 litre civarında sıvıyı iyi tolere ederler. Bu
miktarla başlayarak yakın takip ile günde 500 ml
arttırılarak, günde 2-3 litreye veya hastanın kilo alımı
veya serum sodyum konsantrasyonu 130 mEq/lt'nin altına
ininceye kadar devam edilir.
KBY'de asla diyet dışı K+ tuzları
verilmemelidir. Hiperkalemide 2-3 ampul
Ca++glukonate IV yolla yada % 10 Dextroz içinde
litreye 50-100 ünite kristalize insulin eklenerek perfüze
edilir (EREK, 1995).
KBY'de hiperparatrodizmden korunmak
için P retansiyonundan kaçınmak ve Ca++-P
dengesini sağlayabilmek için P içeren gıdalar minimalize
edilir. Süt ve sütlü gıdalar kısıtlanır. Bağırsakta ki PO'ın bağlanması için AlOH
kullanılır. Serum PO düzeyi %4-5 mg
arasında tutulmaya çalışılır. Yetersiz kaldığı
durumlarda D vitamini
1,25-(OH)2-cholecalciferol analoglarının
uygulanması gerekir. D vitamini gastroentestinal
Ca++ absorbsiyonunu artırdığı gibi osteodistrofiden
de korur. Özellikle böbrek yetmezliği olan çocukların
büyümesinde yardımcı olur (EREK, 1995). Hıçkırıktan yakınan
hastaya kısa süreli göz küresine basınç uygulanarak ve
CO2 solunumu yaptırarak yardımcı olunur. Kanama
eğilimi olan hastaya K vitamini enfeksiyonları
konvülsiyonlar için Ca++ ve largactil
enjeksiyonları yapılabilir. Aile diyet ve ilaçlar hakkında
bilinçlendirilir. Etkin tedavi diyalizdir. (EREK,
1995)
Kronik Böbrek Yetmezliğinin Tedavi
Yöntemleri
Böbreklerin işlev yapamadığı durumlarda kanda eksik kalan
maddelerin yol açtığı belirtileri önlemek için, yerine koyma
tedavisi uygulanır (HABERAL, 1997).
1. Amphojel Tablet (0,8 gr'lık 20 tb)
Kanda PO birikimi
ve Ca+2 azlığı KBY'de sık görülür. Amphojel
bağırsaktan P emilimini engeller. Kanda PO düşer,
idrardaki miktarı azalır. Böbrekte PO taşı
oluşumu engellenir.
Yan etkileri:
Kabızlık
Doz ve uygulama:
Yemek aralarında su ile dil üzerinde eritilerek
alınır.
2. Kalsiyum Karbonat Toz (CaCO3)
KBY'de Ca++ azlığında
kemikten Ca++ çekilir ve bu durum kemik erimeleri
ve ağrıya yol açar. Ayrıca Ca++, sinir-kas
iletiminde de görev alır. Eksikliğinde kasılma, kramp
oluşur.
Doz ve uygulama:
CaCO3 toz şeklindedir.
Suda eritilir. 1 kaşık = 1 gr'dır.
3. D Vitamini (Renk = Kırmızı): (Rocaltrol, Alfa
D3)
Rocaltrol kapsül 0,25 mg
Rocaltrol kapsül 0,5 mg
Alfa D3 0,25 mg
One Alpha ve Calcijex
IV verilen calcitriol (calcijex, one alpha) için
doz 1 mg haftada 3 gün verilir.
Diğer vitaminler (Benexol, Becozym C, Polivit) günde 1 kez
alınır.
4. Demir Preparatları
Diyaliz tedavisinde demir kaybı olur, böbrek yetmezliğinde
eritropoetin üretilememesi anemiye neden olur.
Ferrum Forte
Ferrosonal Duodenale
Venofer (IV)
Eritropoetin preparatları
Eprex ampul 2000-4000 ü
Recormon ampul 2000-5000 ü
Haftada 200-4000 ünite uygulanır.
5. Antihipertansifler
Diüretiklerle kontrol edilemeyen küçük tansiyon
basıncının kontrolü için kullanılır. Halsizlik, baş dönmesi
durumlarında yeniden doz ayarlanır.
Yan etkileri:
Hydralazine: Nabız sayısını artırır.
Nabız 120'nin üzerindeyse ilaç alınmaz.
Atenolol (propranolal), Dideral, Visken vs. nabzı azaltır.
Nabız 60'ın altındaysa ilaç alınmaz.
Prazosin (minipres 1 mg-3 mg) ilk doz düşük tansiyona
neden olabilir. Bu nedenle ilk doz gece alınır. Günlük 1 mg
ile 30 mg arasında değişir.
Metildopa (Alfamet): Günde 3-4 kez 750-3000 mg alınır. 6 aydan
fazla kullanımı KC hasarı yapabilir. Ağız kuruluğu
oluşturur.
6. ACE İnhibitörleri (Enapril, Renitec)
Kalsiyum Kanal
blokerleri (Kardilat, Nidilat, Norvasc) böbrek yetmezliği olan
hastada ödem yapabilir.
Diyaliz
A. Hemodiyaliz
Diyaliz; Hastanın genel durumunu düzeltmek, su, elektrolit
dengesini ve vücutta biriken toksinlerin atımını sağlamak,
hastanın yaşama devam etmesini ve transplantasyona
hazırlanmasını sağlamak için gereklidir.
Diyaliz yarı geçirgen bir zar aracılığı ile kanda yüksek
yoğunlukta bulunan bazı zararlı maddelerin yayılma yoluyla
diyaliz sıvısına geçmesi prensibine dayanır. Vücuttaki
fazla sıvıyı çekmek içinde, zarın su tarafına bir emme
basıncı uygulanır (HABERAL, 1997).
B. Bikarbonat ve Bikart Diyalizi
Bikarbonat ve bikart diyaliz
yöntemlerinden özellikle aşağıda belirtilen hasta grupları
yararlanmaktadır.
-
Yaşlı hastalar
-
Acil durumdaki diyaliz hastaları
-
Akciğer hastalığı olanlar
-
Kalp damarlarında sertleşme olan hastalar
-
Tansiyonu düşük olan hastalar
-
KC fonksiyonu bozuk olan hastalar (HABERAL,
1997).
C. Hemofiltrasyon
Hemodiyaliz tedavisinin bir başka
şeklidir. Böbrekteki süzmeyi (ultrafiltrasyonu) andıran bir
sistemdir.
Özellikle aşağıda belirtilen hasta gruplarına
uygulanmaktadır.
-
Tansiyonu düşük olan hastalar
-
Vücudun aşırı su bulunan ve hemodiyaliz tedavisinin
ağır geldiği hastalar
-
Yoğun bakımdaki hastalar
-
Ağır kalp yetmezliği olan hastalar (HABERAL,
1997).
-
D. Periton
Diyaliz
Karın boşluğunu saran zar (periton) suni böbrek
vazifesini görür. Karın duvarına takılan küçük bir tüp
vasıtasıyla karın boşluğuna 1-2 litre diyaliz sıvısı
aktarılır. Kan içindeki atık maddeler karın zarı
vasıtasıyla diyaliz sıvısına geçer. Belli bir
zaman geçtikten sonra bu sıvı dışarı çekilerek yerine
temiz sıvı verilir. Periton diyalizinin bir şekli olan devamlı
ayakta periton diyalizi devamlı bir tedavi yöntemidir. Buna
göre karın boşluğu haftanın her günü ve en az günde dört defa
değiştirilmek üzere diyaliz sıvısı ile doldurulur. Sıvı
değişimi evde veya işyerinde yapabilir. Bu diyaliz
yönteminden özellikle aşağıda belirtilen hasta grupları
yararlanmaktadır. Periton diyalizi ile hemodiyaliz birbirine
destek veren tedavi yöntemleridir (HABERAL, 1997).
-
Çocuklar (0-16 yaş arası)
-
Şeker hastaları
-
Yaşlı hastalar
-
Damar problemi olanlar
-
Sosyal etkinliklerini kısıtlamak
istemeyenler
-
Rezerve
böbreği olan hastalar
Böbrek
Transplantasyonu
Kronik böbrek yetmezliğinin ideal tedavisi bugün için
böbrek transplantasyonudur. Böbrek transplantasyonu,
hasta kimseye canlı veya ölü birinin sağlıklı böbreğin
cerrahi müdahale ile nakledilmesi demektir. Böbrek
transplantasyonu ile ilgili kriter sürekli değişmektedir.
Geçmişte transplantasyon yapılamayacağı kabul edilen bir çok
hastalıkta bugün rahatlıkla transplantasyon yapılabilmektedir.
Bugün, organ transplantasyonlarında temel amaç; organa
ihtiyacı olan herkese transplantasyon yapmak için,
bütün imkanları kullanarak ve mümkün olduğu kadar daha fazla
hastaya daha sağlıklı yaşam sağlamaktır (HABERAL,
1997).
1. 2. 2. 2. Kronik Böbrek
Yetmezliğinde Demir Eksikliği ve Tedavisi
KBY'de önemi en önde gelen problemdir. KBY'de serum hemoglobin
değeri 6-8 gr civarındadır. Bu değer bir çok hastanın
aktivitesini kısıtlar. Yaşlı hatalarda kalp sorunlarını
belirginleştirir. Aneminin esas nedeni eritrpoetin yapımındaki
azalmadır. Eritropoetin böbreğin tübül hücrelerinden salınan
bir hormon olup kemik iliğinden eritrosit yapımını arttırır
normal kişide anemi geliştiğinde eritropoetin yapımı artar
ve kemik iliğinde eritrosit sentezi artar. Anürik
hastada şayet böbrek duruyorsa bir miktar eritropoetin
yapılır. Ancak bilateral nefrektomi yapılan hastada plazma
eritropoetini çok düşüktür. KC ve tükürük bezleri eritropoetin
sentezlerinde yetersizdir. Bu nedenle çok gerekmedikçe
nefrektomi yapılmaz. Diyalizde anemide amaç eksik
eritropoetini yerine koymaktır. Bu da 50-150 kg dozunda
subcutan veya IV uygulanır. Haftada 2-3 kez verilir ve 1-1,5
ay içinde hemoglobin miktarı normale dönmeye başlar. Normal
şartlarda hemoglobin 10 gr olacak şekilde tedavi
ayarlanmalıdır. Bazı durumlarda epileptik ataklar demir
tedavisi sırasında gelişebilir. Bu durumda epdantoin ile
birlikte tedaviye devam edilir. IV tedavi ile uzun süreli
yüksek değerler elde edilebilir.
KBY'de aneminin diğer bir nedeni plazmadaki üremik
toksinlerdir. Bu toksinler dolaşımdaki eritrositlerin yaşam
süresini kısıtladıkları gibi sentezi de baskılarlar. Normal
kişide 115 gün olan eritrosit ömrü KBY'de 73 gündür.
KBY'de sekonder hiperparatroidizm ile kemik iliğinde
fibrozis artar. Bu fibrozis eritropoezi inhibe eder.
Paratroidektomiyi takiben bazı hastalarda anemi bir miktar
düzelmiştir.
KBY'de GİS'den demir emilimi azalmıştır. Bu
hastaların diyetlerinde yeterince demir olmadığından ve
PO bağlayan
anti asitlerin Fe emilimine engel olmasından dolayı anemi
görülebilmektedir. Fe içeren ilaçlar yemekten 1-2 saat
sonra verilmelidir. Diyaliz hastalarında oral Fe++
alımı takriben GİS emilimi yeterli olmadığı için alerjik
reaksiyonlara neden olsa da takiple beraber IV Fe++
preparatları verilmelidir. 1 ampul 500 ml Dextrozla beraber 4
saatlik infüzyonla yavaş yavaş verilir. KBY'si olan hastanın
Fe++ durumunu takip etmek için en iyi metod plazma
ferritin değerini ölçmektir. Normal kişilerde ferritin
değeri 30-300 microgram/dl olmalıdır. KBY'de serum ferritini
100 mcg'ın altında ise IV yada oral Fe tedavisi mutlaka
yapılmalıdır. Folik asit suda erir ve diyaliz hastalarında
kaybedildiğinden günde 1 mg oral olarak alınmalıdır. aksi
takdirde makrositik anemi gelişir. Vitamin B 12 ise suda
eriyen bir vitamin olduğu için hastalara belli aralıklarla IV
olarak verilir (BESERAL 1989).
Ciddi anemi durumlarında hipersplenizm düşünülür.
Büyük dalak zedelenmiş eritrositleri yakalayarak aneminin
derecesini artırır. Böyle bir durumda spelektomi
düşünülebilir. Bazı diyaliz hastalarında pentoz fosfat
şantında kazanılmış bir anormallik gelişir. Bu nedenle bazı
ilaçlara karşı gelişen hassasiyet hemolize ve anemiye neden
olur. primaquin, sulfanomidler, quinidine kullanımında
dikkatli olunmalıdır.
KBY'de
diyalizatta bulunan bazı oksidan ajanların mevcudiyetidir.
Klor bir çok ülkede sudaki bakterileri öldürmek için
kullanılan bir madde olup su yumuşatıcıları ve reversosmos
sistemi ile tam arındırılmaz. Ancak C'lu filtreler ve
deiyonazisyon sistemi mevcutsa diyalizattan
arındırılabilir.
Anemide Tedavi ve Demir Yüklenilmesi
1. Androjenler
Böbrekte eritropoetin yapımını artırırlar. Kronik
diyaliz hastasına androjen verilmesi eritrosit kitlesinde bir
artma yapar. Bu durum hemoglobinde 1 gr civarında artış yapar.
Androjenin etkisi ilaç başladıktan 1-2 ay sonra başlar. Esas
etki 6 ay civarında görülür.
Kadınlarda kıllanma, akne, ses kalınlaşması yapar.
Erkeklerde prostat sorunlarında artma görülür. KC hasarına ve
KC fonksiyon testlerinin bozulmasına neden olabilir. erkek
için impotans sorunlarına yardımcı olabilir.
decadurabulin androjen analoğu olup KC bozukluğuna neden
olmaz.
Demir Yüklenmesi
Demir eksikliği KBY'de anemi etyolojisinde önemli bir
etken olmakla birlikte anemi tedavisinde kullanılan rekombinat
human eritropoetine (r- HUEPO) direnç gelişmesi önemli bir
engeldir. Fonksiyonel Fe++ eksikliğinde
depolarda yeterli Fe++ vardır. Ancak eritroid
prekürsör hücreler Fe++ etkin olarak kullanamaz.
Mevcut Fe++ fizyolojik eritropoez hızında
dolaşıma geçemez. Retikuloendoteliyal blokaj vücut
Fe++ desteğine sınırlama getirir. Kronik
hastalıklarda sitokinin üretiminin artması ile RES'teki
makrofajların vücut Fe++ içerdiğini tüketmeleri
sınırlayıcı bir mekanizmadır.
Hemodiyaliz hastalarında PO bağlayıcıları
ve gastrik PH'ı artıran H2 reseptör
blokerlerini sıklıkla kullanmaları Fe++
emilimini azaltır.
Diyaliz
hastalarında anemi tedavisi ile kan transfüzyonu yapılması
Fe++ yüklenmesi oluşturur. 1 ünite kan yada
eritrosit süspansiyonu yaklaşık olarak 200 mgr Fe++
içerir. bu Fe++ KC, pankreasta, kalpte birikerek
kalp yetmezliğine, DM'na, KC fonksiyon bozukluğuna neden olur.
normal bir kişide demir deposu 4 gr civarındadır. Toksik
belirtiler Fe++ depoları 15-20 mgr civarında iken
görülür. Renal fonksiyonları normal bir kişide
Desferoxamine Fe++i geri dönüşümsüz olarak
bağlayarak idrara atılımını sağlar. Desferoxamine diyaliz
hastalarında hem alüminyum ve Fe++ yüklenmesinde 2
gr olarak kullanılır ve atılımı diyalizle sağlanır. diyaliz
esnasında serum alüminyum seviyesi 2 kez tayin edilmelidir. Bu
seviye 60 mikrogram/lt üzerinde ise serum ferritin seviyesi
ölçülmesi, şayet ferritin 100 mg/ml'nin üstünde ise DFO
(Desferoxamine) 5 mg/kg IV olarak 60 dk içinde verilmelidir.
Şayet alüminyum seviyesi (50 mcgr/lt üstünde ise en az 3 ay
süre ile haftada 1 defa 5 mg/kg DFO verilmelidir. Serum
alüminyum seviyesi 60 mcgr/lt altında tutulmalıdır. Aksi halde
alüminyum retansiyonu ve diyaliz demantia
oluşur.
Intravenöz Demir Tedavisi
Demirin direkt dolaşıma verilebilmesi için
Fe++ tuzları hücresel toksisite
oluşturmamalıdır. Parenteral Fe++
preparatları arasında en yaygın kullanılanı demir
dextrandır. Dokularında birikmeyen demir dextran IV
enjeksiyonu takiben plazmadan makrofajlar tarafından RES'e
taşınır. Antijenik uyarım yapması ve molekül ağırlığının fazla
olması alerjik reaksiyonlara yol açabilir.
Demir glukanat molekül ağırlığı en düşük ve RES dışı
organlarında birikme eğilimi fazla olan IV formdur.
Demir sakkarat 30.000-100.000 daltonluk ağırlığıyla
stabildir ve organlarda birikmez. Ayrıca biyolojik polimerler
içermesi nedeniyle alerjik reaksiyon
göstermez.
IV Fe++ uygulamasında birkaç dakika sonra
kaşıntı, solunum güçlüğü, kardiovasküler kollaps görülmesi
alerjik reaksiyon olduğunu gösterir. Bunların yanında baş
ağrısı, göğüs ağrısı, artroloji, myalji, ateş, bulantı, kusma,
hipotansiyon görülebilir. Fe++ glukonat kullanımı
sırasında sırt ağrısı, epigastrik ağrı tedaviyi yarıda
bıraktıracak şiddette olabilir (EREK, 1995).
Kronik Böbrek Yetmezliğinde Fe++ Tayininde
Kullanılan Yöntemler
1. RES'teki Fe++ Depolarının
Tayini:
- Serum ferritini
- Kemik iliğinde Fe++ boyanması
2. Dolaşımdaki Fe++ Miktarı
- Serum demiri
- Total Fe++ bağlama kapasitesi
(TDBK)
- Trasferirin saturasyonu (TS)
3. Vücut Fe++ Düzeyinin Eritrosit Üzerine
Etkisi
- Ortalama eritrosit volumu (MCV)
- Ortalama eritrosit hemoglobin içeriği
(MCHC)
- Hipokromik eritrosit yüzdesi
- Çinko protoporfirin konsantrasyonu
Pratik
olarak en çok başvurulan yöntemler serum ferritini ve
transferin saturasyonudur.