Aşk Hormonu
AŞKLA ilgili bir tabu daha
yıkılıyor. Aşkın merkezi kalp değil, beyin çıktı. Dolayısıyla artık aşkın
simgesi, eros okları saplanmış kalp yerine, beyin olacak! Şaka bir yana,
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Vedat Sansoy'a
göre kalp sadece bir pompa. Aristo'dan beri bu böyle... BEYİN, sinir
sistemini, sinir sistemi de kalbi etkiliyor. Kalp atışlarında hızlanma,
beyinden gelen sinyallerle oluyor. Aşk da dahil her şey beyinde bitiyor.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Cengiz
Kuday da, bu yanılgının Aristo'dan beri var olduğunu belirterek şöyle
diyor: Beyinden bahseden şiir var mı? "AŞK üzerine yazılan şiirlerde
kalpten bahsedilir. O yüzden bütün şiirler 'kalbim kırıldı', 'kalpten
sevdim' gibi ifadeler içerir. Hiç beyinden bahsedildiğini duydunuz mu?
Bugün biliyoruz ki, hislerin kaynağı hormonlar, beynin limbik sisteminde
var oluyor. Dolayısıyla bütün hormonların, yani hislerin yerleri beyinde
belli."
Aşk gerçek bir 'illet'
Sırılsıklam âşık olanlarda
ruh halini düzenleyen 'serotonin' hormonunun miktarı birden düşüyor
Aşkın zaman zaman insanın 'aklını başından aldığı' zaten
binlerce yıldır dile getiriliyor. Ancak âşıkların 'tuhaflaştığını'
bilimsel olarak kanıtlamak İtalyan uzmanlara nasip oldu.
Pisa Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre âşıkların düşünüş
ve davranış biçimleri psikiyatride 'obsesif kompalsif bozukluk' denilen
bir tür hastalığa yakalananlarla benzerlik gösteriyor. Obsesif
kompalsif bozukluk çekenler 'gerçek bir nedene dayanmaksızın' sürekli
bir endişe duygusunun altında yaşıyor ve bu duyguları alt edebilmek için
günde 20 kez ellerini yıkamak gibi takıntılı davranışlar
sergiliyor. Buna neden olan ise obsesif kompalsiflerde ruh halini düzenleyen
'serotonin hormonu' düzeyinin düşük olması. New Scientist adlı tıp
dergisindeki araştırmaya göre serotonin düzeyi düşük olan diğer
bir grup da 'âşıklar'!
Sırılsıklam âşık 20 genç öğrenci ile 20 obsesif kompalsif hastayı
karşılaştıran uzmanlar her iki grubun serotonin düzeylerinin
birbirlerine yakın olduğunu saptamış. Uzmanlara göre âşığın başkalarını
bezdirecek kadar sevdiğinden bahsetmesinin ve takıntılı bir yoğunlukta
ısrarla onun hakkında düşünmesinin nedeni de bu. Serotonin düzeyinin
bir kaç yıl sonra normale döndüğünü belirten araştırmacılar,
bu süre içinde aşkın en büyülü günlerinin de geçmiş olduğunu söylüyor.
(BBC) Londra.