Neolitik Çağ (Yeni Taş/Cilalı Taş Çağı):
İnsanın yoğun
avcılık-toplayıcılıktan üretime, göçebelikten yerleşik yaşama geçtiği, MÖ
yaklaşık 10.000 yıl öncesinden başlayan ve "İlk Üretimciliğe Geçiş Evresi"
olarak da adlandırılan Neolitik Çağ'ın en önemli özelliği, besin sorunlarının
çözümüyle gerçekleştirilen büyük bir "devrim" olmasıdır. Neolitik Çağ insanı,
bazı bitkileri tarıma almış, birçok hayvanın da evcilleştirilmesini
gerçekleştirmiş; avcılığın yerine hayvancılık, toplayıcılığın yerine ise tarım
ya da rençberlik geçmiştir. İnsanoğlu ilk kez bu dönemde, doğa ile ilişkisini
kendi lehine çevirmeyi başarmıştır. Üretimle birlikte gelen yerleşik yaşam,
köylerin ve giderek kentlerin kurulmasına yol açmıştır. Arkeologlar tarafından,
ilk kez bu çağda ortaya çıkan, besinlerin depolandığı, taşındığı, pişirildiği
çanak çömlek yapımı kıstas alınarak, Çanak Çömleksiz ve Çanak Çömlekli diye iki
alt döneme ayrılan Neolitik Çağ, Anadolu ve Trakya'da, bugüne kadar bilinen, 257
yerleşme ile temsil edilmektedir. Bu yerleşmeler arasında yer alan Çayönü
(Diyarbakır), Cafer Höyük (Malatya), Aşıklı Höyük (Aksaray), Kuruçay (Burdur),
Çatalhöyük (Konya) ve Hacılar (Burdur) gibi yerleşmeler, gerek küçük
buluntuları, gerek mimari kalıntıları, gerekse o dönem insanının sanatsal,
dinsel yaratımı açısından bu çağın en ilginç yerleşmelerinden bazılarıdır.
Son buzul çağının bitişiyle iklimde meydana gelen değişim daha ılıman
ortamda yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çoğalmasına olanak vermiş,
günümüzdekine benzer doğal bir ortam oluşmuştur. Arpa, buğday gibi bitkilerle
koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların yabani ataları bu ılıman ortamın flora ve
faunasının arasına girmiştir.Bu olumlu değişimin sonucunda insanlık tarihinin
ilk büyük devrimi olarak kabul edilen NEOLİTİK DEVRİM yaşanmıştır.
Neolitik devrim insan topluluklarının binlerce yıl boyunca geçimini
sağladığı avcılık ve toplayıcılık yerine üretime başlaması yani tarım ve
hayvancılığı öğrenmesidir. Neolitik devrim elbette ki dünyanın çeşitli
bölgelerinde yaşayan değişik insan guruplarınca aynı anda yaşanabilmiş
değildir.Elde edilen arkeolojik verilere göre, bu devrim ilk kez Ortadoğu’da ve
M.Ö. 9000-7000 yılları arasında uzun bir süreç sonunda gerçekleşmişti
Bu
dönemde Anadolu’nun güney kesimlerinin uygun şartlara sahip olması ve sözü
edilen bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşama alanı olması nedeniyle Neolitik
Çağın ilk kez burada başladığı düşünülmekte ve bu düşünce de arkeolojik
verilerle sürekli olarak desteklenmektedir.
İnsan topluluklarının bu
dönemde üretime geçmesi bir dizi gelişmeyi de beraberinde getirmiştir. Artık
beslenmek için av hayvanlarının peşinde göçetmeye veya tükenen bitkilerin yerine
yenilerini aramaya gerek kalmamış, aksine ekilen tohumların yetişmesini, üreyen
hayvanların büyümesini uzun süre bir yerde bekleme gereği doğmuştur. Bunun
sonucu olarak da insanlar göçebe hayat tarzından yerleşik düzene geçmeye
başlamışlar, ilk köy toplumları da böylece yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Güneşte
kuruyan çamurun sertleşmesinin öğrenilmesiyle ilk evler, daha sonra da kilin
pişirilmesiyle çanak çömlek yapımı gelişmiştir.
Aseramik Neolitik
Dönem
Neolitik Çağın ilk evresinde insanoğlu ilk yerleşimleri kurmuş
olmasına rağmen henüz topraktan çanak çömlek yapma aşamasına gelememiştir. Bu
ihtiyacını ahşap ve taşları oyarak biçimlendirdiği kap kacaklarla
sağlamışlardır. Bu nedenle bu döneme ASERAMİK NEOLİTİK DÖNEM adı verilir.Bu
dönemin başlıca merkezleri Çayönü, Nevala Çori, Aşıklıhöyük, Caferhöyük olarak
sayılabilir.
Çayönü
M.Ö.7300-6750 yılları arasında
yerleşmeye sahne olan Çayönü özellikle mimarisiyle dikkat çeker. Aseramik
Neolitik döneme ait üç yapı katında ızgara ve hücre planlı iki değişik mimari
yapılanmaya rastlanmıştır. Erken döneme ait olan ızgara planlı yapılarda evlerin
tabanı taş ızgaralar üzerine oturtulmuş, dallarla örtülen ızgaralar daha sonra
çamur ile sıvanmıştır. Bu şekilde yaratılan hava akımı sayesinde nemden korunma
olanağı sağlanmıştır. Daha geç dönem tabakalarında rastlanan hücre planlı
yapılar ise birbirinden ayrı olarak bir meydan etrafına inşa edilmişlerdir.
İçinde dikili taşların bulunduğu böyle bir meydana ilk kez Çayönü’nde
rastlanmıştır. Meydanı çevreleyen binalardan ilk sıradakiler diğerlerinden daha
büyük ve özel olarak muhtemelen törensel amaçlarla inşa edilmiştir. Bu iki yapı
türü arasında bir de ilginç olarak bir Ata Kültünün varlığını gösteren kesik
kafataslarının bulunduğu yine dinsel amaçlı bir yapıya rastlanmıştır. Bu yapının
avlusunda bulunan sunak niteliğindeki bir taş insan ve hayvanların kurban
edildiğini düşündürmektedir.
Çayönü’nde ilk olarak buğdayın tarıma
alındığı ve köpeğin evcilleştirildiği bilinmektedir. Avcılık da üretimin yanında
önemli bir şekilde yer almıştır. Aletlerini yapmakta obsidyen ve çakmaktaşının
yanısıra kemikten de yararlanmışlardır. Ayrıca çevrelerinde buldukları bakırı da
basit yöntemlerle işleyip kullanmışlardır.
Nevala Çori
Üç
yapı katına rastlanan yerleşmede 8-10 odalı ve hücre planlı yapılara
rastlanmıştır. Üzerinde kol kabartmalarının bulunduğu 3m yüksekliğindeki
dikilitaşların ve bir insan yontusunun bulunduğu yuvarlak yapılı ve törensel
işlevi olduğu düşünülen yapı dikkat çekicidir.
Aşıklıhöyük
M.Ö 7. binin ilk yarısına ait yerleşmelerin bulunduğu höyük Aseramik
Neolitik Dönemin ilginç yerleşmelerinden biridir. Henüz üretime geçilmediği
halde yerleşik düzene planlı bir şekilde geçilmiştir. Bu durum buraya
yerleşenlerin daha önce başka bir yerleşim kurduklarını göstermektedir. Ayrıca
yapı malzemesi olarak çevrenin özgün malzemesi olan taş yerine yapay olarak elde
edilen kerpiçin kullanılması da bu düşünceyi desteklemektedir. Aşıklıhöyük’de
evler gruplar halinde tek, iki veya üç gözlü olarak inşa edilmiş olup aralarında
sokaklara rastlanmıştır. Yakınlarında bulunan Melendiz Dağı kaynaklı Çiftlik
yöresi obsidyenini işlemişler ve önemli ölçüde ticaretini yapmışlardır.
Ticaretten elde ettikleri gelir ve çevrelerinde bulunan av hayvanlarının bolluğu
nedeniyle üretimle uğraşmadıkları düşünülmektedir.
Neolitik Dönem
Akeramik Neolitik dönemden sonra insanlar yavaş yavaş kilin
özelliklerini keşfetmeye başladılar. Kilin şekillendirilip ateşte pişirilmesiyle
seramikli dönem başlamış oldu. Bu dönem seramikleri monokrom olarak yapılmıştır.
Acemice pişirme teknikleri yüzünden genellikle dışları siyah, içleri ise kırmızı
kalmaktaydı.Seramikli Neolitik Erken ve Geç Neolitik olmak üzere iki evrede
incelenmektedir.
Erken Neolitik Dönem
Bu dönem
yerleşmeleri daha çok Anadolu’nun güney yörelerinde yoğunlaşmışlardır.
Çatalhöyük binden fazla konut ve 6000’e ulaşan nüfusu ile Yakın Doğunun en büyük
Neolitik yerleşmesi olarak kabul edilmektedir. Biri doğuda diğeri batıda olmak
üzere iki höyükten oluştuğu için bu adı almıştır. Erken Neolitik tabakaları doğu
höyüktedir. M.Ö.6250-5400 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük Konya Ovasının en
verimli yerine kurulmuştur. Hasan Dağı kaynaklı zengin obsidyen yataklarına da
yakın olan Çatalhöyük bu avantajı hem obsidyen işlemede hem de obsidyen
ticaretinde iyi kullanmıştır.
Çatalhöyük evleri taş temeller üzerine
kerpiçten, tek katlş ve düz damlı olarak inşaa edilmişlerdi.Evler birbirlerine
bitişik olarak yapıldıkları için aralarında sokaklar bulunmuyordu. Fakat evler
arasında yer yer büyük avlular bulunmaktaydı. Ulaşım düz damlar üzerinden
sağlanmaktaydı. Evlerde kapı pencere gibi oluşumlar bulunmamaktadır. Evlere
giriş dam üzerindeki bir açıklıktan sağlanmakta ve bu açıklık aynı zamanda baca
görevini görmekteydi. Evlerin içlerinde ocak, fırın, küçük depolar ve oturma
yatma gibi işlevleri olan sekiler bulunmaktaydı. Ölüler bu sekilerin altına
bacaklar karına çekik (hoker) durumda ve sepetler içerisinde gömülmekteydi.
20-25 metrekare genişliğindeki dikdörtgen planlı bu evlerin yanısıra daha büyük
ve daha özel yapıldıkları farkedilen binalar bulunmaktaydı. Sayıları 63’ü bulan
bu yapıların duvarları beyaz kille sıvanmış daha sonra da av, tapınma ve daha
birçok konudaki renkli fresklerle bezenmişlerdir. Tapınak olarak nitelenen bu
yapılardan ele geçen pişmiş topraktan yapılmış kadın figürinleri bir Anatanrıça
inancının varlığına işaret etmektedir. Yine bu yapılarda Anatanrıçanın doğa
üzerindeki egemenliğini simgeleyen arslan, boğa, geyik gibi vahşi hayvan figürin
ve kabartmalarına da rastlanmıştır.
Avcılığın önemi sürmesine rağmen
tarım ve hayvancılık oldukça ilerlemiştir. Buğday, arpa, mercimek, bezelye gibi
ürünler tarıma alınmıştı. Önce büyük baş hayvanlar daha sonra da koyun ve keçi
evcilleştirilmiştir. Seramikler elde biçimlendirilip tek renkli olarak, kalın
çeperli, ağır ve basit şekillerde yapılmışlardır. Seramiklerin yanında
dokumacılık ve sepetçiliğin varlığı mezar buluntularından anlaşılmaktadır.
Bu dönemin diğer önemli merkezleri arasında Köşkhöyük(Niğde), Erbaba
(Beyşehir), Kuruçayhöyük (Burdur), Yümüktepe(Mersin), Gözlükule (Tarsus)
sayılabilir.
Geç Neolitik Dönem:
Bu dönem ekonomisinde
avcılığın yeri oldukça azalmış, bunun yerine kuru tarım yaygınlaşmıştır. Çanak
çömlek yapımı da iyice yaygınlaşmış, elde biçimlendirmenin devam etmesine rağmen
daha ince çeperli, daha iyi pişirilmiş, kahve, gri, devetüyü renklerinde
seramikler yapılmıştır. Oldukça az sayıda krem astar üzerine kımızı bezemeli
kaplara da rastlanmıştır. İlk olarak insan başı ve hayvan biçimli kaplara da bu
dönemde rastlanır. Yaşama biçiminin değişimiyle birlikte inanç sisteminde de
değişiklikler ortaya çıkmıştır. Av ile ilgili sahneler unutulmuş yerine üreme,
çoğalma kaygısı ile ilgili olarak Anatanrıça inancı yaygınlaşmıştır. Kadının
doğurganlığı ön plana çıkmış, avcılıkla birlikte doğumdaki rolü henüz bilinmeyen
erkek ikinci plana itilmiştir. Ortak kutsal alanlarda azalmış, ölüleri yerleşme
dışına gömme geleneği başlamıştır.
Çatalhöyük, Hacılar, Can Hasan,
Kuruçay, Gözlükule, Yümüktepe, Fikirtepe bu dönemin önemli yerleşmelerindendir.
Geç Neolitik dönemin sonlarında Konya Ovası ve Göller Yöresi yerleşmeleri nedeni
bilinmeyen birtakım yıkıcı felaketten olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Birçok
yerleşme yeri büyük yangınlardan sonra terk edilmiş, batıya taşınan Çatalhöyük
gibi kimileri de yer değiştirmiştir. |