LYDİA UYGARLIĞI (M.Ö. 700-300)
Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük
Menderes yörelerinde oturan bu halkın nereden geldiği kesin olarak
belirlenememiştir. Antik dönem yazarları onların güneydeki Karyalılar ile
kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa
karakterli bir dilleri olan Lydialıların Batı Anadolu’da M.Ö. 2. binyılın ikinci
yarısından itibaren varoldukları kabul edilmektedir. En ileri dönemlerindeki
kralları aşağıda verilmektedir :
Gyges M.Ö. 680-652
Ardys M.Ö.
652-625
Sadyattes M.Ö. 625-610
Alyattes M.Ö. 610-575
Kroisos M.Ö. 575-546
Lydia’nın parlamasının nedeni bölgede
bulunan altın madenleriydi. Bu madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes’te
işletilmeye başlaması Lydia’lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lydia’nın
Anadolu’daki uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler
basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine çevirmişlerdir.
Lydia tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan Kimmerlerin
saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine göçebe bir topluluk
olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca Medler ve Perslerle de çeşitli kez
savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs 585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında
güneş tutulması meydana gelmiş ve savaş böylece sona ermiştir. Lydia devletine
son veren Pers kralı Kyros olmuştur.
Lydia soyluları ölülerini,
Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı. Bu tümülüsler Sardes’in kuzeyinde
Marmara Gölü kıyısında yer alırlar. Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m.
yüksekliğindeki tümülüs Anadolu’daki en yüksek yığma mezar örneğidir.
Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de
izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır. Demir Çağında incelenmesi
gerekenler arasında Karia ve Lykia uygarlıklarını sayabiliriz. Hint-Avrupa
ailesinden olan dilleri Hitit öncesi ögeler taşımaktadır. Karialıların daha
önceleri Batı Anadolu’da yerleşmiş oldukları bilinen Leleglerden, Lykia’lıların
ise Luvilerden geldikleri sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri
arasında kayalara oyulmuş anıtlar yer almaktadır
Lydia devletinin M.Ö.
546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi kıyılarına kadar tüm Anadolu’yu
ellerine geçirdiler. Pers egemenliği M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden
sonra yerli kültür gelişiminin yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun
sonucunda ortaya çıkan bir kültür almaya başladı.
LİDYA TARİHİ
Kökenleri konusunda kesin birşey söylenilemeyen Lidyalılar’ın
oturdukları yerlere MÖ 2. Bin yıldan önce geldikleri bilim adamlarının ortak
görüşüdür. Dilleri nedeniyle Hint-Avrupa kökenli oldukları düşünülmektedir.
Sonraları Lidce konuşan bu halk kütlesinin MÖ 2000 ya da daha erken bir tarihte
Hititler’den ayrıldığı sanılır. Buna karşılık Lidya’da hiç olmazsa Kalkolitik
çağdan başlayarak yerli bir halk kitlesinin oturduğu kesindir. Lidyalı’lar yerli
halkla kaynaşmış gibidir. Herodotos’tan öğreniyoruz ki “Yunanlıların Lydia diye
bildikleri ülkede eskiden ,Maionlar adında, Lidlerden farklı, ama onlara tümüyle
yabancı olmayan başka bir halk yaşardı. Lidler, Maionları yenip topraklarını
alınca onlar da ya denizi geçip batıya kaçtılar ya da kalıp yenenlere boyun
eğdiler”.
MÖ 7.yy’ın ilk yarısı içinde birdenbire parlayan Lidya
krallığı, Önasya dünyasının en ilginç kültürlerinden biridir. Bu krallık ne tam
anlamıyla doğulu, ne de tam anlamıyla batılı devletlere benzer; her iki bloğun
siyasal ve kültürel etkilerinden oluşmuş yeni bir Anadolu Krallığıdır.
Kaynaklara göre Lidya’da üç ayrı sülale hüküm sürmüştür: Atyadlar,
Heraklidler(Tylonidler) ve Mermnadlar.
Herodotos’a göre Atyadlar
sülalesi Atys’in oğlu Lydos ile başlar fakat Lydos’tan sonra kralların sıraları
ve hatta adları bile kesin değildir. Bu da 2.bin yılın ikinci yarısı içinde
yaşanmış olması gereken Atyad sülalesi krallarının gerçekte var olmadığı, tüm
eski çağ toplumlarındaki gibi, Lidyalılar’ın çok eski bir geçmişe sahip olma
istedikleri sonucunda ortaya çıktığı fikrinin oluşmasına neden olmuştur. Ama bu
hanedana ait bir kral adı ‘Meles’ Hitit kayıtlarında geçmektedir.
Sardes’te yapılan kazılar Son Tunç Çağı’nda (MÖ 1400-1200)
Lidyalılar’ın, Yunanistan’dan gelip Batı Anadolu’ya yerleşen Mikenlerle ticaret
yaptıklarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Hitit arşivlerine göre Hitit İmparatoru
Tudhaliya IV (MÖ 1250-1220) “Assuwa Konfederasyonu” adıyla birleşerek kendine
karşı gelen bir takım devletlere sefer yapmış, bu ülkeleri yıkıma uğratmıştır.
Nitekim arkeolojik kazılar 2.bin yılın sonlarında bir düşman güç tarafından
yakılıp yıkıldığını göstermiştir.
Atyadlar’ı izleyen Heraklidler
sülalesi Lidya’da 505 yıl egemen olmuştur. Başlangıcı MÖ 1192 yıllarına uzanır.
Bu tarih yeni Hint-Avrupa kabilelerinin Boğazlar yoluyla Anadolu’ya göç
ettikleri ve Büyük Hitit İmpartorluğu’nun ortadan kalktığı yıllardır. Bu
sülaleye Grekler’ce tanrı Herakles’le ilişkiye getirelerek “Heraklidler”,
Lidyalılarca kahramanları Tylos ya da Tylon’un adından “Tylonidler” adı
verilmiştir. Tylon’un Batı Anadolu’ya yeni gelen Hint-Avrupa’lı Thraklar’ın bir
boyunca getirilmiş olması olasıdır. Heraklidlerin daha önce bahsettiğimiz
Maionlar’a eşitliği ve Demir Çağı’nın başlarında Sardes’e “Hyde”, ülkeye de
“Maionia” adını verdikleri öne sürülmüştür. Çünkü son Heraklid kralı
Kandavles’in adının Maionca olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca MÖ 1000 yıllarında
Maionia denilen Lidya’ da çanak-çömlekçilikte yeni bir boyalı geometrik biçim
meydana gelmiştir ve bu Demir Çağ Lidyasında yüksek bir kültür ve artistik
faaliyet olduğunun kanıtıdır.
Daha sonra Mermnadlar denen hanedanın ilk
kralı Gyges’in MÖ 685 yılında Lidya tahtına çıkışıyla ilgili oldukça heyecanlı
asıl öykü başlar. Karısının güzelliğine hayranlığını kanıtlama derdindeki
Kandavles’in kuşkulu dostu Gyges’e yatmaya hazırlanan karısını gizlice
seyrettirmesi ve çok kızan Kraliçe’nin kocasını öldürsün diye Gyges’ı gizliden
gizliye zorlamasıyla Gyges Kandavles’i öldürür ve kraliçeyle evlenerek tahta
geçer. Böylece 141 yıl sürecek olan Mermnad egemenliği başlar. Lidyalılar eski
Önasya’ da birinci derecede önem kazandılar ve özgün eserler yarattılar. (MÖ
587-546) sırayla Gyges, Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos Lidya devletini
yönettiler. Bu dönemde Lidya’nın zenginleşmesi ve güçlenmesi de altın madeninin
bulunması, işlenmesi ve ticaretin yapılması çok önemli bir faktördür. Bu
saydığımız kralların ilk adımda, güç politikasının silahı olarak ekonomik
kaynakları kullandıkları sanılır. Ilk sikkelerin ortaya çıkışının asker
ücretlerinin ödenmesiyyle ilgili olduğu bile düşünebilir.
Gyges tarihe
geçince Yunan kentlerine karşı askeri girişimlerde bulundu ve kuzeyden gelen
Kimmer tehlikesiyle uğraştı. Ve onları yenilgiye uğrattı. Fakat ikinci Kimmer
saldırısına dayanamayacak Sardes’in yııkımıyla sonuçlanan savaşta öldü. Bu
dönemde Yunanistan’la ticaret ilişkileri çok gelişmiştir.
Gyges’ten
sonra gelen krallar döneminde de Kimmer akınları devam etti. Fakat bunlara karşı
Lidya devleti çok iyi direndi ve bu da ekonomisinin ne denli güçlü olduğunu
gösterir. Yine Gyges’ten sonra gelen krallar Yunan kent devletlerine saldırılar
düzenlediler. Alyattes Lidya tarihinin en büyük kişisi ve Mermnad hanedanının en
etkin kralıdır. Batı And kıyılarını ele geçirdi ve Batı And’ın kuzey kuzey
kısmını elinde bulunduran Kimmerleri Kızılırmak’ın ötesine sürdü ve bu sayede
LidyaKrallığı’nın gücü yeni boyutlara ulaştı.Kuzeyli barbarlardan zara görüp
zayıflayan Phrygia Lidya’ya bağlandı.Bu dönemin önemli olaylarından biri de
nedeni pek bilinmeyen Lidya-Med savaşıdır. Sonuçta Kızılırmak her iki devlet
arasına sınır kabul edildi. Alyattes Lidyalılar’la Grekler arasındaki ilişkilere
çok değer verdi; Miletos’ta iki tapınak inşa ettirdi; Delphi’deki kehanet
merkezine armağanlar yolladı; Korint tiranı Periandros ile dostluk ilişkileri
kurdu. Bu kraldan itibaren Grek etkisi açık bir şekilde görülmeye başlar,
Hellenleşme bunu izleyen döemlerde büyük bir hıız gösterir.
MÖ 560
yılında oğlu Kroisos başa geçti ve babasından devraldığı güçlü ve zengin devlet
sayesinde ününü tüm eski çağ dünyasına duyurdu. İçerdeki taht kavgasını sona
erdirdikten sonra Ephesos’ a yöneldi ve tüm Grek kentlerine egemen oldu. Ephesos
‘taki Artemis tapınağını tekrardan inşa ettirdi. Kroisos döneminde Lİdya devleti
zenginliğinin ve kültürel gelişiminin doruğuna ulaştı. Dillere destan zenginliği
kaynağını bağlı bölgelerden alınan haraçlar, ticari gelirler ve ülkenin doğal
zenginliklerinden alıyordu.
MÖ 6.yy’ın ortalarında beliren Pers
tehlikesini gören ve önlemler alan Kroisos Sardes yakınlarına gelen Pers
ordusuyla karşılaştı ve yenildi. Sonuçta İranlılar tüm Anadolu’ya hakim oldular
ve Lidya devleti tarih sahnesinden silindi. |